Yargıtay7. Ceza DairesiCeza Hukuku
Yargıtay 7. Ceza Dairesi E.2011/3465 K.2012/972
Yoklama kaçağı kalmak suçundan sanık ...'un 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu'nun 63/1-A (3 aydan sonra gelenler),5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 62/1, 50/1-a, 52/2.maddeleri gereğince 2.000 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına dair Pütürge Sulh Ceza Mahkemesinin 21/07/2010 tarihli ve 2010/136/109 sayılı kararı aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığından verilen 14.01.2011 gün ve 3710 sayılı kanun yararına bozma istemini içeren dava dosyası Cumhuriyet Başsavcılığının 25.02.2011 gün ve KYB. 2011/43303 sayılı ihbarnamesi ile daireye verilmekle okundu.
Mezkür ihbarnamede;
Dosya kapsamına göre, 1632 sayılı Kanun'un 63/1-A maddesinde yer alan "Kabul edilecek bir özrü olmadan barışta bakayalarla yoklama kaçağı veya saklılardan yaşıtlarının veya birlikte işleme bağlı arkadaşlarının ilk kafilesi yollanmış bulunanlar ve ihtiyat erattan çağrılıp da özürsüz yaşıtlarının yollanmalarından başlayarak yedi gün içinde gelenler bir aya kadar, yakalananlar üç aya kadar, yedi günden sonra üç ay içinde gelenler üç aydan bir yıla kadar, yakalananlar dört aydan bir buçuk yıla kadar, üç aydan sonra gelenler dört aydan iki yıla kadar hapis, üç aydan sonra yakalananlar altı aydan üç yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılırlar" hükmü nazara alındığında, sanığın yaşıtlarının ilk kafilesinin sevk tarihi olan 22/02/2010 ile son yoklamasını yaptırdığı 23/03/2010 tarihleri arasında yoklama kaçağı kaldığı ve anılan maddeki "yedi günden sonra üç ay içinde gelenler" cümlesi uyarınca cezalandırılması gerektiği gözetilmeden sanığın eyleminin "üç aydan sonra gelenler" cümlesine uyduğunun kabulü ile yazılı şekilde fazla ceza tayininde isabet görülmemiş ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozmaya atfen ihbar olunmuş bulunmakla Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 25/05/2010 tarih ve 201/7-44 Esas 2010/124 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere sanığın üzerine atılı yoklama kaçağı suçunun oluşabilmesi için sanığın son yoklamasını kendi şubesinin emsallerini sevk etmesi gereken son tarihe kadar yaptırmamış olmasının gerektiği, ... Askerlik Şubesi'nin 29/04/2010 tarihli yazı uyarınca sanığın bağlı bulunduğu ... Askerlik Şubesi'nun 2010 yılı Ağustos celbinde asker sevk etmekte olduğu, sanığın şubesinin genel sevk tarihinden önce 23/03/2010 tarihinde askerlik şubesine müracaat ederek son yoklamasını yaptırdığı anlaşıldığından bu hususta kanun yararına bozma yoluna gidilip gidilmeyeceğinin takdiri yönünden dosyanın Adalet Bakanlığına sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 01.02.2012 günü oybirliğiyle karar verildi.
Mezkür ihbarnamede;
Dosya kapsamına göre, 1632 sayılı Kanun'un 63/1-A maddesinde yer alan "Kabul edilecek bir özrü olmadan barışta bakayalarla yoklama kaçağı veya saklılardan yaşıtlarının veya birlikte işleme bağlı arkadaşlarının ilk kafilesi yollanmış bulunanlar ve ihtiyat erattan çağrılıp da özürsüz yaşıtlarının yollanmalarından başlayarak yedi gün içinde gelenler bir aya kadar, yakalananlar üç aya kadar, yedi günden sonra üç ay içinde gelenler üç aydan bir yıla kadar, yakalananlar dört aydan bir buçuk yıla kadar, üç aydan sonra gelenler dört aydan iki yıla kadar hapis, üç aydan sonra yakalananlar altı aydan üç yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılırlar" hükmü nazara alındığında, sanığın yaşıtlarının ilk kafilesinin sevk tarihi olan 22/02/2010 ile son yoklamasını yaptırdığı 23/03/2010 tarihleri arasında yoklama kaçağı kaldığı ve anılan maddeki "yedi günden sonra üç ay içinde gelenler" cümlesi uyarınca cezalandırılması gerektiği gözetilmeden sanığın eyleminin "üç aydan sonra gelenler" cümlesine uyduğunun kabulü ile yazılı şekilde fazla ceza tayininde isabet görülmemiş ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozmaya atfen ihbar olunmuş bulunmakla Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 25/05/2010 tarih ve 201/7-44 Esas 2010/124 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere sanığın üzerine atılı yoklama kaçağı suçunun oluşabilmesi için sanığın son yoklamasını kendi şubesinin emsallerini sevk etmesi gereken son tarihe kadar yaptırmamış olmasının gerektiği, ... Askerlik Şubesi'nin 29/04/2010 tarihli yazı uyarınca sanığın bağlı bulunduğu ... Askerlik Şubesi'nun 2010 yılı Ağustos celbinde asker sevk etmekte olduğu, sanığın şubesinin genel sevk tarihinden önce 23/03/2010 tarihinde askerlik şubesine müracaat ederek son yoklamasını yaptırdığı anlaşıldığından bu hususta kanun yararına bozma yoluna gidilip gidilmeyeceğinin takdiri yönünden dosyanın Adalet Bakanlığına sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 01.02.2012 günü oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.