Yargıtay 7. Ceza Dairesi Ceza Hukuku Fikri Mülkiyet Hukuku
Yargıtay 7. Ceza Dairesi E.2011/1046 K.2011/26698
Özet: Uyuşmazlık, 554 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (KHK) kapsamında tasarım tesciliyle ilgili bir ihlal iddiası üzerine açılan suç davasıdır; mahkeme, KHK’nın yürürlükten kaldırıldığını ve eylemin haksız rekabet suçu oluşturmadığını belirleyerek dava konusu eşyanın iadesine karar vermiştir. Mahkemenin sonucu: el konulan eşyaların iadesi ve 554 sayılı KHK’ya ilişkin suçun olmadığına hükmedilmiştir.
MAHKEMESİ: İstanbul 3. Fikrî ve Sınaî Haklar Ceza Mahkemesi
SUÇ: 554 sayılı KHK’ya muhalefet
HÜKÜM: Düşme ve iadeye
Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
Türk Patent Enstitüsü 08.09.2008 tarihli cevabi yazısında; ... adına yapılan tasarım tescil başvurusunun 01.05.2008 tarihinde 145 sayılı Endüstriyel Tasarımlar Bülteninde yayınlandığı belirtilmiştir. 554 sayılı KHK'nın 48/2. maddesi "Tasarım başvurusu bu Kanun Hükmünde Kararnamenin 34 üncü maddesine göre yayınlandığı takdirde, başvuru sahibi, tasarıma vaki tecavüzlerden dolayı hukuk ve ceza davası açmaya yetkilidir" dikkate alındığında suç tarihi olan 12.05.2008 tarihi itibariyle müşteki ...'ın şikayet ve açılan davaya katılma hakkının bulunduğu kabul edilerek dosyanın esas yönünden incelenmesinde,
Sanık hakkında 554 sayılı KHK.nın 48/A-c maddesi uyarınca cezalandırılması için kamu davası açılmıştır. Bu maddenin atıf yaptığı 48'inci madde de ise kararname hükmüyle suç tanımları düzenlenmiştir. 5252 sayılı yasanın geçici 1 inci maddesinde "Diğer kanunların, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun Birinci Kitabında yer alan düzenlemelere aykırı hükümleri, ilgili kanunlarda gerekli değişiklikler yapılıncaya ve en geç 31 Aralık 2008 tarihine kadar uygulanır.", 5237 sayılı TCK'nın 01.01.2009 tarihinde yürürlüğe giren 5/1 inci maddesinde "Bu kanunun genel hükümleri, özel ceza kanunları ve ceza içeren kanunlardaki suçlar hakkında da uygulanır" ve aynı kanunun genel hükümleri arasında bulunan 2 inci maddesinin birinci fıkrasında ise "Kanunun açıkça suç saymadığı bir fiil için kimseye ceza verilemez ve güvenlik tedbiri uygulanmaz ..." hükümleri yer almaktadır.
Olayımızda sanığa atılı eylem, ceza içeren özel bir hukuk düzenlemesi olup 5 inci maddede sözü edilen özel ceza kanunları yada ceza içeren kanunlar kapsamında bulunmaktadır. O halde atılı eylem, TCK'nun 2 inci maddesi hükmü kapsamında değerlendirilmelidir. Bu duruma göre, KHK hükmüyle getirilen bu düzenleme TCK'nın 2 inci maddesinde öngörülen kanunilik ilkesine uygun bulunmamaktadır. Nitekim Anayasa Mahkemesi 05.02.2009 gün ve 2005/57 E, 2009/19 K sayılı iptal kararı gerekçesinde Kanunsuz suç ve ceza konulamayacağını, Kanun Hükmünde Kararname hükmüyle suç ve ceza getirilemeyeceğini açıkça vurgulamıştır. Bu durum karşısında, 5252 sayılı kanunun geçici birinci maddesi ile TCK'nun 2 inci maddesi ve 01.01.2009 tarihinde yürürlüğe giren 5 inci maddesi birlikte değerlendirildiğinde; 554 sayılı KHK'nun suç tanımlayan hükümlerinin tümüyle zımni olarak ilga edildiğinin (örtülü olarak yürürlükten kaldırıldığının) kabulü gerekmektedir. Bu hukuki değerlendirmeye göre atılı eylem 554 sayılı KHK hükümleri kapsamında suç oluşturmayacaktır.
Öte yandan 554 sayılı KHK'ya göre suç oluşturmayan eylemin Türk Ticaret Kanununda düzenlenen haksız rekabet suçunu oluşturup oluşturmayacağı hususunun da bu noktada ayrıca değerlendirilmesi gerekmektedir. 4128 sayılı yasayla 554 sayılı KHK'ye eklenen ceza hükmünün yürürlüğe girmesiyle birlikte bu hükümler daha önceden yürürlükte bulunan ve aynı hukuki değeri koruyan diğer kanunlardaki ceza hükümlerini zımni olarak yürürlükten kaldırmış olduğundan bu nedenle 554 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameyle koruma altına alınan endüstriyel tasarımlar yönüyle sanığa atılı eylem haksız rekabet suçunu da oluşturmamaktadır.
El konulan dava konusu eşyanın müsaderesi yada iadesi konusunun değerlendirilmesine gelince: Yukarıda açıklandığı şekilde atılı eylem 01.01.2009 tarihinden itibaren suç olmaktan, aynı tarih itibariyle bu tür eylemler nedeniyle el konulan eşyalar da suç konusu eşya olmaktan çıkmıştır. İnceleme tarihi itibariyle söz konusu eşyaların bulundurulmasını bizatihi suç sayan herhangi bir yasa hükmü de bulunmamaktadır. Bu nedenle dava konusu eşyanın da iadesine karar verilmesi gerekmektedir.
Açıklanan bu gerekçelerle, müşteki vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden düşme hükmünün BOZULMASINA, 5237 sayılı TCK'nun 7/1. maddesi ve 5320 sayılı yasanın 8 nci maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK'nun 322 nci maddesi uyarınca suç oluşturmayan atılı fiilden sanıkların BERAATİNE, el konulan dava konusu eşyanın İADESİNE, 20.12.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.
SUÇ: 554 sayılı KHK’ya muhalefet
HÜKÜM: Düşme ve iadeye
Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
Türk Patent Enstitüsü 08.09.2008 tarihli cevabi yazısında; ... adına yapılan tasarım tescil başvurusunun 01.05.2008 tarihinde 145 sayılı Endüstriyel Tasarımlar Bülteninde yayınlandığı belirtilmiştir. 554 sayılı KHK'nın 48/2. maddesi "Tasarım başvurusu bu Kanun Hükmünde Kararnamenin 34 üncü maddesine göre yayınlandığı takdirde, başvuru sahibi, tasarıma vaki tecavüzlerden dolayı hukuk ve ceza davası açmaya yetkilidir" dikkate alındığında suç tarihi olan 12.05.2008 tarihi itibariyle müşteki ...'ın şikayet ve açılan davaya katılma hakkının bulunduğu kabul edilerek dosyanın esas yönünden incelenmesinde,
Sanık hakkında 554 sayılı KHK.nın 48/A-c maddesi uyarınca cezalandırılması için kamu davası açılmıştır. Bu maddenin atıf yaptığı 48'inci madde de ise kararname hükmüyle suç tanımları düzenlenmiştir. 5252 sayılı yasanın geçici 1 inci maddesinde "Diğer kanunların, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun Birinci Kitabında yer alan düzenlemelere aykırı hükümleri, ilgili kanunlarda gerekli değişiklikler yapılıncaya ve en geç 31 Aralık 2008 tarihine kadar uygulanır.", 5237 sayılı TCK'nın 01.01.2009 tarihinde yürürlüğe giren 5/1 inci maddesinde "Bu kanunun genel hükümleri, özel ceza kanunları ve ceza içeren kanunlardaki suçlar hakkında da uygulanır" ve aynı kanunun genel hükümleri arasında bulunan 2 inci maddesinin birinci fıkrasında ise "Kanunun açıkça suç saymadığı bir fiil için kimseye ceza verilemez ve güvenlik tedbiri uygulanmaz ..." hükümleri yer almaktadır.
Olayımızda sanığa atılı eylem, ceza içeren özel bir hukuk düzenlemesi olup 5 inci maddede sözü edilen özel ceza kanunları yada ceza içeren kanunlar kapsamında bulunmaktadır. O halde atılı eylem, TCK'nun 2 inci maddesi hükmü kapsamında değerlendirilmelidir. Bu duruma göre, KHK hükmüyle getirilen bu düzenleme TCK'nın 2 inci maddesinde öngörülen kanunilik ilkesine uygun bulunmamaktadır. Nitekim Anayasa Mahkemesi 05.02.2009 gün ve 2005/57 E, 2009/19 K sayılı iptal kararı gerekçesinde Kanunsuz suç ve ceza konulamayacağını, Kanun Hükmünde Kararname hükmüyle suç ve ceza getirilemeyeceğini açıkça vurgulamıştır. Bu durum karşısında, 5252 sayılı kanunun geçici birinci maddesi ile TCK'nun 2 inci maddesi ve 01.01.2009 tarihinde yürürlüğe giren 5 inci maddesi birlikte değerlendirildiğinde; 554 sayılı KHK'nun suç tanımlayan hükümlerinin tümüyle zımni olarak ilga edildiğinin (örtülü olarak yürürlükten kaldırıldığının) kabulü gerekmektedir. Bu hukuki değerlendirmeye göre atılı eylem 554 sayılı KHK hükümleri kapsamında suç oluşturmayacaktır.
Öte yandan 554 sayılı KHK'ya göre suç oluşturmayan eylemin Türk Ticaret Kanununda düzenlenen haksız rekabet suçunu oluşturup oluşturmayacağı hususunun da bu noktada ayrıca değerlendirilmesi gerekmektedir. 4128 sayılı yasayla 554 sayılı KHK'ye eklenen ceza hükmünün yürürlüğe girmesiyle birlikte bu hükümler daha önceden yürürlükte bulunan ve aynı hukuki değeri koruyan diğer kanunlardaki ceza hükümlerini zımni olarak yürürlükten kaldırmış olduğundan bu nedenle 554 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameyle koruma altına alınan endüstriyel tasarımlar yönüyle sanığa atılı eylem haksız rekabet suçunu da oluşturmamaktadır.
El konulan dava konusu eşyanın müsaderesi yada iadesi konusunun değerlendirilmesine gelince: Yukarıda açıklandığı şekilde atılı eylem 01.01.2009 tarihinden itibaren suç olmaktan, aynı tarih itibariyle bu tür eylemler nedeniyle el konulan eşyalar da suç konusu eşya olmaktan çıkmıştır. İnceleme tarihi itibariyle söz konusu eşyaların bulundurulmasını bizatihi suç sayan herhangi bir yasa hükmü de bulunmamaktadır. Bu nedenle dava konusu eşyanın da iadesine karar verilmesi gerekmektedir.
Açıklanan bu gerekçelerle, müşteki vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden düşme hükmünün BOZULMASINA, 5237 sayılı TCK'nun 7/1. maddesi ve 5320 sayılı yasanın 8 nci maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK'nun 322 nci maddesi uyarınca suç oluşturmayan atılı fiilden sanıkların BERAATİNE, el konulan dava konusu eşyanın İADESİNE, 20.12.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.