Yargıtay7. Ceza DairesiCeza Hukuku · ön sınıflandırma
Yargıtay 7. Ceza Dairesi E.2010/9787 K.2011/787
Özet: (1) Uyuşmazlık, 19.09.2006’da geçici ithalat ve dahilde işleme rejimi kapsamındaki eşyayı gümrüksüz olarak serbest dolaşıma sokan kabahatli …’in, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından verilen 274.150,83 TL idari para cezasına itirazı ve bu kararın çeşitli mahkemelerde (Bakırköy 4. Sulh Ceza Mahkemesi, Bakırköy 10. Ağır Ceza Mahkemesi) reddiyle ilgili yasa yararına bozma talebidir; (2) Yüksek Adalet Bakanlığı tarafından yapılan inceleme sonucunda, 17.01.2011’de oybirliğiyle karar verildiği üzere Bakırköy 10. Ağır Ceza Mahkemesinin 31.03.2009 tarihli ve 2009/595 değişik iş sayılı kararı CM
Geçici ithalat ve dahilde işleme rejimi kapsamındaki eşyayı gümrüksüz olarak serbest dolaşıma sokmak eyleminden dolayı kabahatli ... hakkında, anılan Kanunun 3/9, 4/2. maddeleri uyarınca 274.150,83 yeni Türk lirası idari para cezası uygulanmasına dair Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının 30.06.2008 tarihli ve 2008/1677 kabahat sayılı idari yaptırım kararına vaki itirazın reddine ilişkin Bakırköy 4. Sulh Ceza Mahkemesinin 22.01.2009 tarihli ve 2008/149-149 değişik iş sayılı kararına itirazın reddine dair BAKIRKÖY 10. Ağır Ceza Mahkemesinin 31.03.2009 tarihli ve 2009/595 değişik iş sayılı kararı aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığından verilen 27.06.2010 gün ve 42586 sayılı kanun yararına bozma istemini içeren dava dosyası Cumhuriyet Başsavcılığının 22.07.2010 gün ve KYB. 2010-169931 sayılı ihbarnamesi ile daireye verilmekle okundu.
Mezkür ihbarnamede;
Dosya kapsamına göre, eylem tarihinin 19.09.2006 tarihi olduğu, kabahatli ...'in 17.08.2007 tarihli olağan genel kurul kararı ile ... Tekstil Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi yönetim kurulu üyeliğine seçildiği gözetilerek itirazın kabulü yerine yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiş ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozmaya atfen ihbar olunmuş bulunmakla Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
Yüksek Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 19.10.2010 gün ve 2010/7-167 Esas, 2010/195 karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere ve Dairemizin CGK kararı doğrultusunda değişen görüşü ile 5271 sayılı CMK.nun 309. maddesinde, hakim veya mahkeme tarafından verilen ve temyiz veya istinaf incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümlerin yasa yararına bozma konusu yapılabileceği belirtilmiş olduğundan,
Anılan hüküm uyarınca bu olağanüstü yasa yoluna başvurulabilmesi için,
1-Karar veya hükmün hakim veya mahkemece verilmiş olması,
2-Bu hüküm veya kararın istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşmesi koşullarının bir arada bulunması yeterlidir.
Bu itibarla idari yaptırım kararına karşı Sulh Ceza Mahkemesine başvurulup, bu mahkemece verilen karara karşı mahkeme tarafından idari yaptırım kararının verilmesi halinde, mahkemece verilen karar ile itiraz üzerine Ağır Ceza mahkemesince verilen karara karşı, idari yaptırım kararının Cumhuriyet Başsavcılığınca verilmesi halinde bu karara yönelik itiraz üzerine Ağır Ceza Mahkemesi Başkanınca verilen karara karşı, yasa yararına bozma olağanüstü yasa yoluna başvurulabilecektir.
İnceleme konusu somut olayda, idari para cezası Cumhuriyet Başsavcılığınca verilmiş ve buna karşı Sulh Ceza Mahkemesine itiraz edilmiş, Sulh Ceza Mahkemesince verilen karara karşı yapılan itiraz da Ağır Ceza Mahkemesince incelenerek karara bağlanmıştır. Kabahatler yasası karşısında verilen bu karardaki hukuka aykırılıkları gidermenin tek yolu, yasa yararına bozma olağanüstü yasa yoludur.
Bu itibarla yasa yararına konu hususun incelenerek istem konusunda bir karar verilmesi gerektiği, üye ...'ın karşı oyu ile kabul edilerek yapılan incelemede;
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının yazılı emre dayanan ihbarname münderecatı yerinde görüldüğünden, Bakırköy 10. Ağır Ceza Mahkemesinin 31.03.2009 günlü ve 2009/595 Değişik iş sayılı kararının CMK.nın 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde mahkemesince düşünülmesine, 17.01.2011 günü oybirliğiyle karar verildi.
Muhalif
KARŞI OY
Yüksek Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 23.03.2010 gün ve 2010/33 E.-2010/58 K. sayılı kararında da belirtildiği üzere, 5252 sayılı yasanın 12. maddesi ile 01.06.2005 tarihinde, 765 sayılı TCK.nun bütün ek ve değişiklikleri ile birlikte yürürlükten kalkması, 5237 sayılı TCY ile birlikte 5326 sayılı Kabahatler Yasasının yürürlüğe girmesi nedeniyle, suç ve yaptırım sistemimiz önemli ölçülerde değişikliklere uğramış, 5237 sayılı TCY.da 765 sayılı TCY.daki cürüm ve kabahat ayrımına son verilerek bir kısım kabahatler anılan yasada suç olarak tanımlanmış, bir kısım kabahatler ise ceza yasası kapsamından çıkarılarak 5326 sayılı Kabahatler Yasası kapsamında idari yaptırımı gerektiren haksızlıklar olarak ayrıca düzenlenmiş, böylece 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu ve 5326 sayılı Kabahatler Kanunu hükümlerine göre suçlar ile kabahatler hakkında, farklı düzenlemeler yapılmış olup, belirtilen bu düzenlemeler ile suçlar ve kabahatler yönüyle, her biri için, kendine özgü ayrı bir yargılama ve yasa yolu getirilmiştir.
5271 sayılı CMK.nın 309. maddesinde düzenlenen kanun yararına bozma yasa yolu suçlar için öngörüldüğünden, anılan yasanın 267-271. maddeleri kapsamındaki kararlara karşı başvurulabilen yasa yolu olduğu açıktır.
5326 Sayılı Kabahatler yasasında, anılan yasa uyarınca verilen kararlara karşı başvurulabilecek yasa yolları düzenlenmiş olup, kanun koyucu kabahatlerle ilgili genel hükümleri düzenlerken ihtiyaç duyduğu konularda başta 5271 sayılı CMK ve 5237 sayılı TCK olmak üzere başka yasalara atıfta bulunan düzenlemelere de yer verdiği halde, 5271 sayılı yasanın 309. maddesinde düzenlenen ve istisnai kanun yolu olan, kanun yararına bozma yoluna kabahatler içinde gidilebileceğine dair atıf yapan düzenlemeye Kabahatler Yasasında yer vermemiştir.
Dairemizce de, önceleri benimsenen, Yüksek Yargıtay Ceza Genel Kurulunun kararı ve yukarıda belirtilen nedenler uyarınca Kabahatler Kanunu kapsamında verilen kararlara karşı kanun yararına bozma yoluna gidilemeyeceğini düşündüğümden, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının bu nedenle yerinde görmediğim kanun yararına bozma isteminin REDDİNE karar verilmesi gerektiği kanısı ile sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.
Mezkür ihbarnamede;
Dosya kapsamına göre, eylem tarihinin 19.09.2006 tarihi olduğu, kabahatli ...'in 17.08.2007 tarihli olağan genel kurul kararı ile ... Tekstil Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi yönetim kurulu üyeliğine seçildiği gözetilerek itirazın kabulü yerine yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiş ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozmaya atfen ihbar olunmuş bulunmakla Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
Yüksek Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 19.10.2010 gün ve 2010/7-167 Esas, 2010/195 karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere ve Dairemizin CGK kararı doğrultusunda değişen görüşü ile 5271 sayılı CMK.nun 309. maddesinde, hakim veya mahkeme tarafından verilen ve temyiz veya istinaf incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümlerin yasa yararına bozma konusu yapılabileceği belirtilmiş olduğundan,
Anılan hüküm uyarınca bu olağanüstü yasa yoluna başvurulabilmesi için,
1-Karar veya hükmün hakim veya mahkemece verilmiş olması,
2-Bu hüküm veya kararın istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşmesi koşullarının bir arada bulunması yeterlidir.
Bu itibarla idari yaptırım kararına karşı Sulh Ceza Mahkemesine başvurulup, bu mahkemece verilen karara karşı mahkeme tarafından idari yaptırım kararının verilmesi halinde, mahkemece verilen karar ile itiraz üzerine Ağır Ceza mahkemesince verilen karara karşı, idari yaptırım kararının Cumhuriyet Başsavcılığınca verilmesi halinde bu karara yönelik itiraz üzerine Ağır Ceza Mahkemesi Başkanınca verilen karara karşı, yasa yararına bozma olağanüstü yasa yoluna başvurulabilecektir.
İnceleme konusu somut olayda, idari para cezası Cumhuriyet Başsavcılığınca verilmiş ve buna karşı Sulh Ceza Mahkemesine itiraz edilmiş, Sulh Ceza Mahkemesince verilen karara karşı yapılan itiraz da Ağır Ceza Mahkemesince incelenerek karara bağlanmıştır. Kabahatler yasası karşısında verilen bu karardaki hukuka aykırılıkları gidermenin tek yolu, yasa yararına bozma olağanüstü yasa yoludur.
Bu itibarla yasa yararına konu hususun incelenerek istem konusunda bir karar verilmesi gerektiği, üye ...'ın karşı oyu ile kabul edilerek yapılan incelemede;
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının yazılı emre dayanan ihbarname münderecatı yerinde görüldüğünden, Bakırköy 10. Ağır Ceza Mahkemesinin 31.03.2009 günlü ve 2009/595 Değişik iş sayılı kararının CMK.nın 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde mahkemesince düşünülmesine, 17.01.2011 günü oybirliğiyle karar verildi.
Muhalif
KARŞI OY
Yüksek Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 23.03.2010 gün ve 2010/33 E.-2010/58 K. sayılı kararında da belirtildiği üzere, 5252 sayılı yasanın 12. maddesi ile 01.06.2005 tarihinde, 765 sayılı TCK.nun bütün ek ve değişiklikleri ile birlikte yürürlükten kalkması, 5237 sayılı TCY ile birlikte 5326 sayılı Kabahatler Yasasının yürürlüğe girmesi nedeniyle, suç ve yaptırım sistemimiz önemli ölçülerde değişikliklere uğramış, 5237 sayılı TCY.da 765 sayılı TCY.daki cürüm ve kabahat ayrımına son verilerek bir kısım kabahatler anılan yasada suç olarak tanımlanmış, bir kısım kabahatler ise ceza yasası kapsamından çıkarılarak 5326 sayılı Kabahatler Yasası kapsamında idari yaptırımı gerektiren haksızlıklar olarak ayrıca düzenlenmiş, böylece 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu ve 5326 sayılı Kabahatler Kanunu hükümlerine göre suçlar ile kabahatler hakkında, farklı düzenlemeler yapılmış olup, belirtilen bu düzenlemeler ile suçlar ve kabahatler yönüyle, her biri için, kendine özgü ayrı bir yargılama ve yasa yolu getirilmiştir.
5271 sayılı CMK.nın 309. maddesinde düzenlenen kanun yararına bozma yasa yolu suçlar için öngörüldüğünden, anılan yasanın 267-271. maddeleri kapsamındaki kararlara karşı başvurulabilen yasa yolu olduğu açıktır.
5326 Sayılı Kabahatler yasasında, anılan yasa uyarınca verilen kararlara karşı başvurulabilecek yasa yolları düzenlenmiş olup, kanun koyucu kabahatlerle ilgili genel hükümleri düzenlerken ihtiyaç duyduğu konularda başta 5271 sayılı CMK ve 5237 sayılı TCK olmak üzere başka yasalara atıfta bulunan düzenlemelere de yer verdiği halde, 5271 sayılı yasanın 309. maddesinde düzenlenen ve istisnai kanun yolu olan, kanun yararına bozma yoluna kabahatler içinde gidilebileceğine dair atıf yapan düzenlemeye Kabahatler Yasasında yer vermemiştir.
Dairemizce de, önceleri benimsenen, Yüksek Yargıtay Ceza Genel Kurulunun kararı ve yukarıda belirtilen nedenler uyarınca Kabahatler Kanunu kapsamında verilen kararlara karşı kanun yararına bozma yoluna gidilemeyeceğini düşündüğümden, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının bu nedenle yerinde görmediğim kanun yararına bozma isteminin REDDİNE karar verilmesi gerektiği kanısı ile sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.