Yargıtay 7. Ceza Dairesi Ceza Hukuku
Yargıtay 7. Ceza Dairesi E.2010/8624 K.2012/712
Özet: Uyuşmazlık konusu, 4926 sayılı Kaçakçılık Kanunu’nun lehe düzenlemeleri nedeniyle 1992‑2000 tarihleri arasında işlenen toplu kaçakçılık suçunun dava zamanaşımı süresinin dolması ve bu nedenle kamu davasının ortadan kaldırılması talebidir. Mahkeme, kanun yararına bozulma talebini reddederek, dava zamanaşımının gerçekleştiğini kabul etmiş ve sanığın mahkumiyet kararını onaylamıştır.
Toplu kaçakçılık suçundan sanık ...'ın 1918 sayılı Kaçakçılığın Men ve Takibine Dair Kanun'un 27/2-3, 33/son, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 59. maddeleri uyarınca 7 yıl 9 ay 10 gün ağır hapis ve 10.701.856.666 Türk lirası ağır para cezası ile cezalandırılmasına dair Sivas 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 31/01/2000 tarihli ve 1999/71 esas, 2000/4 sayılı kararının, Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 15/11/2000 tarihli ve 2000/8687/15386 sayılı ilamı ile düzeltilerek onanmak suretiyle kesinleşmesinden sonra 19/07/2003 tarih ve 25173 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 4926 sayılı Kaçakçılık Kanunu'nun lehe hükümler getirdiğinden bahisle vuku bulan talep üzerine, yeniden yapılan yargılama sonucunda sanığın eyleminin 4926 sayılı Kanun'un 3/a-4. maddesi delaletiyle 4/a-2. bendinin 2 ve 3. fıkraları ile 5/son maddeleri kapsamında bulunduğu ve anılan suçun dava zamanaşımı süresinin gerçekleştiği gerekçesiyle, açılan kamu davasının 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 102/4, 104/2. maddeleri uyarınca ortadan kaldırılmasına, gümrük idaresince satılarak tasfiye edilen dava konusu bir kısım eşyanın satış bedelinin ve satılmayan kaçak eşyaların hak sahiplerine iadesine dair aynı Mahkemenin 30/12/2003 tarihli ve 2003/312-262 sayılı kararı aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığından verilen 12.06.2010 gün ve 38290 sayılı kanun yararına bozma istemini içeren dava dosyası Cumhuriyet Başsavcılığının 29.06.2010 gün ve KYB. 2010-153249sayılı ihbarnamesi ile daireye verilmekle okundu.
Mezkür ihbarnamede;
Dosya kapsamına göre, sanığın mahkumiyetine ilişkin Sivas 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 31/01/2000 tarihli ve 1999/71 esas, 2000/4 sayılı kararının 15/11/2000 tarihinde kesinleşmesi karşısında, kesinleşmiş hükümlerle ilgili dava zamanaşımından söz edilemeyeceği, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 402. maddesi gereğince infaz yönünden hüküm mahkemesince bir karar verilebileceği gözetilmeden, sonradan yürürlüğe giren 4926 sayılı Kanun'un, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 2/2. maddesi kapsamında lehe düzenleme getirdiğinden bahisle kamu davasının dava zamanaşımı sebebiyle ortadan kaldırılmasında,
Benzer bir olay sebebiyle verilen Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 19/11/2008 tarihli ve 2005/1853 esas, 2008/20299 sayılı ilamında da belirtildiği üzere, kesinleşmiş mahkeme kararı ile mülkiyeti hazineye geçen suç eşyasının ve satış bedellerinin iadesine karar verilemeyeceği gibi, kaçakçılık suçundan açılan kamu davasının dava zamanaşımı sebebiyle ortadan kaldırılması halinde, suça konu zapt altına alınan satılmayan kaçak eşyalar ile satışı yapılanların bedellerinin 4926 sayılı Kanun'un 31/son maddesi uyarınca müsaderesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden sahibine iadesine karar verilmesinde isabet görülmemiş ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozmaya atfen ihbar olunmuş bulunmakla Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
19.07.2003 gün ve 25173 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren ve 1918 sayılı Kaçakçılığın Men ve Takibine Dair Kanunu yürürlükten kaldıran 4926 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanununun getirdiği lehe düzenlemeler karşısında sanıkların suçunun sübutu halinde eylemlerinin yalnızca ağır para cezasını gerektireceği nazara alınıp, suç tarihi olan 15.04.1992 günü ile ilk mahkumiyet kararının kesinleştiği 15.11.2000 tarihleri arasında
765 sayılı TCK.nın 102/4 ve 104/2. maddelerinde öngörülen zamanaşımı süresi tahakkuk Etmiş olup, bu durum karşısında, Sivas 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 30.12.2003 gün ve 2003/312-262 sayılı kararı yerinde görüldüğünden,
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma talebine dayanan ihbarname münderecatı bu nedenle yerinde görülmediğinden REDDİNE, 17.01.2012 günü oybirliğiyle karar verildi.
Mezkür ihbarnamede;
Dosya kapsamına göre, sanığın mahkumiyetine ilişkin Sivas 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 31/01/2000 tarihli ve 1999/71 esas, 2000/4 sayılı kararının 15/11/2000 tarihinde kesinleşmesi karşısında, kesinleşmiş hükümlerle ilgili dava zamanaşımından söz edilemeyeceği, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 402. maddesi gereğince infaz yönünden hüküm mahkemesince bir karar verilebileceği gözetilmeden, sonradan yürürlüğe giren 4926 sayılı Kanun'un, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 2/2. maddesi kapsamında lehe düzenleme getirdiğinden bahisle kamu davasının dava zamanaşımı sebebiyle ortadan kaldırılmasında,
Benzer bir olay sebebiyle verilen Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 19/11/2008 tarihli ve 2005/1853 esas, 2008/20299 sayılı ilamında da belirtildiği üzere, kesinleşmiş mahkeme kararı ile mülkiyeti hazineye geçen suç eşyasının ve satış bedellerinin iadesine karar verilemeyeceği gibi, kaçakçılık suçundan açılan kamu davasının dava zamanaşımı sebebiyle ortadan kaldırılması halinde, suça konu zapt altına alınan satılmayan kaçak eşyalar ile satışı yapılanların bedellerinin 4926 sayılı Kanun'un 31/son maddesi uyarınca müsaderesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden sahibine iadesine karar verilmesinde isabet görülmemiş ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozmaya atfen ihbar olunmuş bulunmakla Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
19.07.2003 gün ve 25173 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren ve 1918 sayılı Kaçakçılığın Men ve Takibine Dair Kanunu yürürlükten kaldıran 4926 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanununun getirdiği lehe düzenlemeler karşısında sanıkların suçunun sübutu halinde eylemlerinin yalnızca ağır para cezasını gerektireceği nazara alınıp, suç tarihi olan 15.04.1992 günü ile ilk mahkumiyet kararının kesinleştiği 15.11.2000 tarihleri arasında
765 sayılı TCK.nın 102/4 ve 104/2. maddelerinde öngörülen zamanaşımı süresi tahakkuk Etmiş olup, bu durum karşısında, Sivas 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 30.12.2003 gün ve 2003/312-262 sayılı kararı yerinde görüldüğünden,
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma talebine dayanan ihbarname münderecatı bu nedenle yerinde görülmediğinden REDDİNE, 17.01.2012 günü oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.