Yargıtay7. Ceza DairesiCeza Hukuku
Yargıtay 7. Ceza Dairesi E.2010/5376 K.2012/49
Yoklama kaçağı suçundan şüpheli ... hakkında yapılan soruşturma evresi sonucunda Maçka Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 11.12.2009 tarihli ve 2009/291 soruşturma, 2009/233 Esas, 2009/97 sayılı iddianamenin 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 170.maddesine uygun bulunmadığından bahisle aynı Kanunun 174. maddesi gereğince iadesine dair Maçka Sulh Ceza Mahkemesinin 25.12.2009 tarihli ve 2009/97 sayılı kararına yönelik itirazın reddine ilişkin Maçka Asliye Ceza Mahkemesinin 08.01.2010 tarihli ve 2010/2 değişik iş sayılı kararı aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığından verilen 08.04.2010 gün ve 21846 sayılı kanun yararına bozma istemini içeren dava dosyası Cumhuriyet Başsavcılığının 19.04.2010 gün ve KYB. 2010-90409 sayılı ihbarnamesi ile daireye verilmekle okundu.
Mezkür ihbarnamede;
Dosya kapsamına göre, Maçka Sulh Ceza Mahkemesince, şüphelinin suçu işlediğine dair yeterli şüphe oluşturacak bir delilin bulunmaması iddianamenin iadesi sebebi olarak gösterilmiş ise de, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 170/3. maddesinde iddianamede nelerin gösterileceği, aynı Kanunun 174/1. maddesinde ise iddianamenin hangi hallerde iadesine karar verileceğinin belirtildiği, 5271 sayılı Kanunun 170/2. maddesinde yer alan "Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet Savcısı, bir iddianame düzenler." hükmü uyarınca Cumhuriyet Savcısının dava açmasının zorunlu olduğu ve bu durumda mahkemece, iddianamede gösterilen olaylarla ilgili olarak ibraz edilen deliller ve yargılama sırasında ibraz edilebilecek diğer deliller birlikte değerlendirilerek yargılama sonucuna göre bir karar verileceği gözetilmeden, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiş ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozmaya atfen ihbar olunmuş bulunmakla Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
5837 sayılı Yasanın 15.maddesiyle 1111 sayılı Yasaya eklenen geçici madde 42 hükmü karşısında itiraz merciinin kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan, yerinde görülmeyen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin REDDİNE, 16.01.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Mezkür ihbarnamede;
Dosya kapsamına göre, Maçka Sulh Ceza Mahkemesince, şüphelinin suçu işlediğine dair yeterli şüphe oluşturacak bir delilin bulunmaması iddianamenin iadesi sebebi olarak gösterilmiş ise de, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 170/3. maddesinde iddianamede nelerin gösterileceği, aynı Kanunun 174/1. maddesinde ise iddianamenin hangi hallerde iadesine karar verileceğinin belirtildiği, 5271 sayılı Kanunun 170/2. maddesinde yer alan "Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet Savcısı, bir iddianame düzenler." hükmü uyarınca Cumhuriyet Savcısının dava açmasının zorunlu olduğu ve bu durumda mahkemece, iddianamede gösterilen olaylarla ilgili olarak ibraz edilen deliller ve yargılama sırasında ibraz edilebilecek diğer deliller birlikte değerlendirilerek yargılama sonucuna göre bir karar verileceği gözetilmeden, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiş ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozmaya atfen ihbar olunmuş bulunmakla Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
5837 sayılı Yasanın 15.maddesiyle 1111 sayılı Yasaya eklenen geçici madde 42 hükmü karşısında itiraz merciinin kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan, yerinde görülmeyen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin REDDİNE, 16.01.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.