Yargıtay7. Ceza DairesiCeza Hukuku
Yargıtay 7. Ceza Dairesi E.2008/8707 K.2011/16697
Özet: Uyuşmazlık, Sanlıurfa 1. Sulh Ceza Mahkemesi’nin 08/06/2007 tarihli kararıyla ilgili olarak, sanığın hapis cezasının ertelenmesi ve hak yoksunluklarının uygulanması konusundaki kanun yararına bozma talebine dayanıyor; mahkeme, kararın kesinleşmediğini belirterek Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın kanun yararına bozma istemini reddetti. Sonuç olarak, sanığın hapis cezası ve hak yoksunlukları devam etti, karara karşı başvurulabilecek yasa yolu yeni bir tebligatla düzenlenerek dosya Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na iade edildi.
Bakaya kalmak suçundan sanık ...'nun, 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu'nun 63/1-a (7 gün içinde kendiliğinden gelenler), 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 62. maddeleri gereğince 25 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5237 sayılı Kanun'un 51/1. maddesi uyarınca cezasının ertelenmesine, sanığın anılan Kanun'un 53/1. maddesinde sayılan hakları ceza müddeti boyunca kullanmaktan yoksun bırakılmasına dair, Sanlıurfa 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 08/06/2007 tarihli ve 2006/609 esas, 2007/419 sayılı kararı aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığından verilen 31.03.2008 gün ve 18496 sayılı kanun yararına bozma istemini içeren dava dosyası Cumhuriyet Başsavcılığının 06.05.2006 gün ve KYB. 2008/082297 sayılı ihbarnamesi ile daireye verilmekle okundu.
Mezkür ihbarnamede;
Dosya kapsamına göre, 1632 sayılı Kanun'un 31/03/2005 tarihli ve 5329 sayılı Kanun'la eklenen Ek 8. maddesinde "26/09/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun genel hükümleri bu Kanun'da yer verilen suçlar hakkında da uygulanır. Ancak bu Kanun'un fer'i askeri cezalara ve cezaların ertelenmesine ilişkin hükümleri ile zamanaşımına ilişkin 49. maddesinin (A) bendi hükümleri saklıdır" hükmünün yer aldığı ve aynı Kanun'un 47/1. maddesinde, anılan Kanun'un 63/1. maddesinde yazılı suçtan dolayı verilen cezaların tecil edilemeyeceğinin öngörüldüğü gözetilmeden sanık hakkında verilen cezanın 647 sayılı Kanun'un 6. maddesi gereğince ertelenmesine karar verilmesinde,
5237 sayılı Kanun'un 53/4. maddesine aykırı olacak şekilde kısa süreli hapis cezası ertelenmiş olan sanık hakkında aynı Kanun'un 53/1. maddesinde belirtilen hak yoksunluklarına hükmedilmesinde isabet görülmemiş ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozmaya atfen ihbar olunmuş bulunmakla Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
Yargıtay C.G.K.'nun 07.11.2006 tarih ve 2006/6-213 E. - 2006/229 K. sayılı kararında belirtildiği üzere, Anayasa'nın 40/2, 5271 sayılı CMK'nun 34/2, 231/2, 232/6. maddeleri uyarınca karar ve hükümlerde başvurulabilecek yasa yolu, süresi, mercii ve şekillerinin tereddüde yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesi gerekir.
Kanun yararına bozma istemine dayanan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ihbar yazısı ve incelenen dosya içeriğine göre; sanığın mahkumiyetine ilişkin olup yokluğunda verilen 08.06.2007 tarihli kısa kararda, " sanığın yokluğunda tebliğden itibaren işleyecek olağanüstü yasa yolları açık olmak üzere istinaf yolu açık ... "; gerekçeli kararda ise, " ... sanığın yokluğunda tebliğden itibaren işleyecek 7 günlük istinaf süresi içerisinde .... istinaf yolu açık olmak üzere .... " denmek suretiyle, sözü edilen mevzuat hükümleri ve 5320 sayılı Yasa'nın 8/1. maddesi uyarınca yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK'nun 310. maddesi uyarınca başvurulabilecek yasa yolu, süresi, mercii ve şekillerinin tereddüde yer vermeyecek şekilde ve tam olarak gösterilmediği, buna göre anılan hükmün kesinleşmediği ve yasa gereği de kesin olmadığı, kanun yararına bozmanın hakim ve mahkemelerce gerekli işlemler veya yargılama yapılarak verilen ve Yargıtay'dan geçmeksizin kesinleşen karar ve hükümlere karşı istenebileceği gözetilerek yapılan incelemede;
Şanlıurfa 1.Sulh Ceza Mahkemesi'nin 08.06.2007 tarih ve 2006/609 Esas, 2007/419 Karar sayılı kararı kesinleşmediğinden kanun yararına bozma isteminin bu aşamada REDDİNE,
Sözü edilen karara karşı başvurulabilecek yasa yolu, süresi, mercii ve şekillerini gösteren yeni bir bildirimin yöntemine uygun açıklamalı tebligatla sanığa tebliğ edilerek, temyiz edildiği takdirde temyiz dilekçesi de eklenmek ve esas hakkında görüş içeren tebliğname düzenlenmek suretiyle iade edilmesi için dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının TEVDİİNE, 03.10.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Mezkür ihbarnamede;
Dosya kapsamına göre, 1632 sayılı Kanun'un 31/03/2005 tarihli ve 5329 sayılı Kanun'la eklenen Ek 8. maddesinde "26/09/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun genel hükümleri bu Kanun'da yer verilen suçlar hakkında da uygulanır. Ancak bu Kanun'un fer'i askeri cezalara ve cezaların ertelenmesine ilişkin hükümleri ile zamanaşımına ilişkin 49. maddesinin (A) bendi hükümleri saklıdır" hükmünün yer aldığı ve aynı Kanun'un 47/1. maddesinde, anılan Kanun'un 63/1. maddesinde yazılı suçtan dolayı verilen cezaların tecil edilemeyeceğinin öngörüldüğü gözetilmeden sanık hakkında verilen cezanın 647 sayılı Kanun'un 6. maddesi gereğince ertelenmesine karar verilmesinde,
5237 sayılı Kanun'un 53/4. maddesine aykırı olacak şekilde kısa süreli hapis cezası ertelenmiş olan sanık hakkında aynı Kanun'un 53/1. maddesinde belirtilen hak yoksunluklarına hükmedilmesinde isabet görülmemiş ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozmaya atfen ihbar olunmuş bulunmakla Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
Yargıtay C.G.K.'nun 07.11.2006 tarih ve 2006/6-213 E. - 2006/229 K. sayılı kararında belirtildiği üzere, Anayasa'nın 40/2, 5271 sayılı CMK'nun 34/2, 231/2, 232/6. maddeleri uyarınca karar ve hükümlerde başvurulabilecek yasa yolu, süresi, mercii ve şekillerinin tereddüde yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesi gerekir.
Kanun yararına bozma istemine dayanan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ihbar yazısı ve incelenen dosya içeriğine göre; sanığın mahkumiyetine ilişkin olup yokluğunda verilen 08.06.2007 tarihli kısa kararda, " sanığın yokluğunda tebliğden itibaren işleyecek olağanüstü yasa yolları açık olmak üzere istinaf yolu açık ... "; gerekçeli kararda ise, " ... sanığın yokluğunda tebliğden itibaren işleyecek 7 günlük istinaf süresi içerisinde .... istinaf yolu açık olmak üzere .... " denmek suretiyle, sözü edilen mevzuat hükümleri ve 5320 sayılı Yasa'nın 8/1. maddesi uyarınca yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK'nun 310. maddesi uyarınca başvurulabilecek yasa yolu, süresi, mercii ve şekillerinin tereddüde yer vermeyecek şekilde ve tam olarak gösterilmediği, buna göre anılan hükmün kesinleşmediği ve yasa gereği de kesin olmadığı, kanun yararına bozmanın hakim ve mahkemelerce gerekli işlemler veya yargılama yapılarak verilen ve Yargıtay'dan geçmeksizin kesinleşen karar ve hükümlere karşı istenebileceği gözetilerek yapılan incelemede;
Şanlıurfa 1.Sulh Ceza Mahkemesi'nin 08.06.2007 tarih ve 2006/609 Esas, 2007/419 Karar sayılı kararı kesinleşmediğinden kanun yararına bozma isteminin bu aşamada REDDİNE,
Sözü edilen karara karşı başvurulabilecek yasa yolu, süresi, mercii ve şekillerini gösteren yeni bir bildirimin yöntemine uygun açıklamalı tebligatla sanığa tebliğ edilerek, temyiz edildiği takdirde temyiz dilekçesi de eklenmek ve esas hakkında görüş içeren tebliğname düzenlenmek suretiyle iade edilmesi için dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının TEVDİİNE, 03.10.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.