Yargıtay7. Ceza DairesiCeza Hukuku
Yargıtay 7. Ceza Dairesi E.2008/1981 K.2011/16385
5682 sayılı Pasaport Kanunu'na aykırı davranmak suçundan sanık ... ....'un, anılan Kanun'un 34/1. maddesi gereğince 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 58/6-7.maddesi uyarınca sanık hakkında mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına dair, Doğubayazıt Sulh Ceza Mahkemesinin 26/04/2006 tarihli ve 2005/501 esas, 2006/176 sayılı kararı aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığından verilen 09.01.2008 gün ve 1288 sayılı kanun yararına bozma istemini içeren dava dosyası Cumhuriyet Başsavcılığının 04.02.2008 gün ve KYB.2008/014269 sayılı ihbarnamesi ile daireye verilmekle okundu.
Mezkür ihbarnamede;
Mahkemesince, sanığın pasaportu olduğu kabul edilerek, sınırdan ülke sınırları içerisine giriş yaparken pasaportunu mühürletmediği gerekçesiyle cezalandırılmasına karar verilmiş ise de, 5682 sayılı Kanun'un 34/1.maddesindeki "Türkiye Cumhuriyeti sınırlarından her nasılsa pasaportsuz olarak girebilmiş olan vatandaşlar ve yabancılar 250 Liradan 1250 Liraya kadar ağır para veya 1 aydan 6 aya kadar hapis cezasıyla veya her ikisiyle cezalandırılır." şeklindeki düzenleme karşısında, sanığın geçerli bir pasaportu bulunduğu dikkate alınmaksızın yazılı şekilde karar verilmesinde,
5237 sayılı Kanun'un 58/2. maddesindeki "b) Beş yıl veya daha az süreli hapis ya da adli para cezasına mahkumiyet halinde, bu cezanın infaz edildiği tarihten itibaren üç yıl geçtikten sonra işlenen suçlar dolayısıyla uygulanmaz." şeklindeki düzenleme karşısında, tekerrüre esas alınan Diyarbakır 3.Asliye Ceza Mahkemesinin 27/06/2000 tarihli kararının 16/03/2001 tarihinde, İstanbul 1 Nolu Devlet Güvenlik Mahkemesinin 04/03/1997 tarihli kararının ise 17/01/2001 tarihinde infaz edilmiş olmasına nazaran, 5237 sayılı Kanun'da öngörülen 3 yıllık sürenin geçmiş olduğu cihetle, tekerrür hükümlerinin uygulanamayacağı dikkate alınmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmemiş ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309.maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozmaya atfen ihbar olunmuş bulunmakla Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
Yargıtay C.G.K.nın 07.11.2006 gün ve 2006/6-213 Esas, 2006/229 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere, Anayasa'nın 40/2, 5271 sayılı CMK.nın 34/2, 231/2 ve 232/6.maddeleri uyarınca karar ve hükümlerde, başvurulabilecek yasa yolu, süresi, mercii ve başvuru şeklinin tereddüde yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesi gerekir. Kanun yararına bozmaya konu kararda anılan hususların belirtilmediği bu suretle hükmün kesinleşmediği anlaşıldığından Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin REDDİNE, 26.09.2011 günü oybirliğiyle karar verildi.
Mezkür ihbarnamede;
Mahkemesince, sanığın pasaportu olduğu kabul edilerek, sınırdan ülke sınırları içerisine giriş yaparken pasaportunu mühürletmediği gerekçesiyle cezalandırılmasına karar verilmiş ise de, 5682 sayılı Kanun'un 34/1.maddesindeki "Türkiye Cumhuriyeti sınırlarından her nasılsa pasaportsuz olarak girebilmiş olan vatandaşlar ve yabancılar 250 Liradan 1250 Liraya kadar ağır para veya 1 aydan 6 aya kadar hapis cezasıyla veya her ikisiyle cezalandırılır." şeklindeki düzenleme karşısında, sanığın geçerli bir pasaportu bulunduğu dikkate alınmaksızın yazılı şekilde karar verilmesinde,
5237 sayılı Kanun'un 58/2. maddesindeki "b) Beş yıl veya daha az süreli hapis ya da adli para cezasına mahkumiyet halinde, bu cezanın infaz edildiği tarihten itibaren üç yıl geçtikten sonra işlenen suçlar dolayısıyla uygulanmaz." şeklindeki düzenleme karşısında, tekerrüre esas alınan Diyarbakır 3.Asliye Ceza Mahkemesinin 27/06/2000 tarihli kararının 16/03/2001 tarihinde, İstanbul 1 Nolu Devlet Güvenlik Mahkemesinin 04/03/1997 tarihli kararının ise 17/01/2001 tarihinde infaz edilmiş olmasına nazaran, 5237 sayılı Kanun'da öngörülen 3 yıllık sürenin geçmiş olduğu cihetle, tekerrür hükümlerinin uygulanamayacağı dikkate alınmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmemiş ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309.maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozmaya atfen ihbar olunmuş bulunmakla Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
Yargıtay C.G.K.nın 07.11.2006 gün ve 2006/6-213 Esas, 2006/229 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere, Anayasa'nın 40/2, 5271 sayılı CMK.nın 34/2, 231/2 ve 232/6.maddeleri uyarınca karar ve hükümlerde, başvurulabilecek yasa yolu, süresi, mercii ve başvuru şeklinin tereddüde yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesi gerekir. Kanun yararına bozmaya konu kararda anılan hususların belirtilmediği bu suretle hükmün kesinleşmediği anlaşıldığından Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin REDDİNE, 26.09.2011 günü oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.