Yargıtay7. Ceza DairesiCeza Hukuku
Yargıtay 7. Ceza Dairesi E.2008/13237 K.2011/17722
4922 sayılı Denizde Can ve Mal Koruma Hakkında Kanun'a aykırılık suçundan sanıklar ... ve ...'ın anılan Kanun'un 20/B-son, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 62, 50.ve 52.maddeleri uyarınca ayrı ayrı 1.500,00 ve 375,00 Yeni Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmalarına dair, Sinop Sulh Ceza Mahkemesinin 28.11.2007 tarihli ve 2007/250-305 sayılı kararının kesinleşmesini müteakiben 08.02.2008 tarihinde Resmi Gazete de yayımlanarak yürürlüğe giren 5728 sayılı Kanun'un 120.maddesi ile değişik 4922 sayılı Kanun'un 20.maddesi uyarınca adli para cezasının idari para cezasına dönüştürülmesi sebebiyle 4922 sayılı Kanun'un 20/A-son maddesi uyarınca sanıkların ayrı ayrı 1.875,00 ve 1.500,00 Yeni Türk lirası idari para cezası ile cezalandırılmalarına ilişkin, aynı Mahkemenin 12.03.2008 tarihli ve 2007/250-305 sayılı ek kararı aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığından verilen 16.06.2008 gün ve 34241 sayılı kanun yararına bozma istemini içeren dava dosyası Cumhuriyet Başsavcılığının 03.07.2008 gün ve KYB. 2008-135669 sayılı ihbarnamesi ile daireye verilmekle okundu.
Mezkür ihbarnamede;
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 7/2.maddesi uyarınca lehe yasanın yürürlüğe girmesi halinde önceki ve sonraki yasalar bir bütün olarak uygulanıp ortaya çıkan sonuç karşılaştırılarak en lehe olan yasal düzenlemenin tespiti gerektiği, karma uygulama yapılamayacağı, bu nedenle somut olayda bu karşılaştırma yapıldığında 5728 sayılı Yasa ile değişik 4922 sayılı Yasanın 20.maddesi gereğince infaz şekli ve sonuçları itibari ile miktar olarak fazla olsa dahi lehe olan 5.000,00 Yeni Türk Lira idari para cezasına hükmedilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde 1.875,00 ve 1.500,00 Yeni Türk Lirası idari para cezasına karar verilmesinde isabet görülmemiş ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozmaya atfen ihbar olunmuş bulunmakla Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
Yargıtay C.G.K.nın 27.02.2007 tarih ve 2007/16.HD-25, 2007/49 sayılı ve 12.04.2011 tarih ve 21/47 sayılı kararlarında da belirtildiği üzere mahkeme tarafından doğrudan verilen idari yaptırım kararlarına karşı itiraz kanun yolu açık olduğu halde, kanun yararına bozmaya konu edilen Sinop Sulh Ceza Mahkemesinin 12.03.2008 gün 2007/250 Esas ve 2007/305 Ek Karar sayılı kararı ile hükmedilen idari para cezasının kesin olarak verilmesi nedeniyle sanıkların yasa yolunda yanıltıldığı anlaşılmakla;
Anayasanın 40/2, 5271 Sayılı CMK'nun 34/2,231/2 ve 232/6.maddeleri uyarınca karar ve hükümlerde, başvurulabilecek yasa yolu, süresi, mercii ve başvuru şeklinin tereddüde yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesinin gerekmesi karşısında, kanun yararına bozmaya konu kararda anılan hususların belirtilmediği gibi yasa yolu, süresi, mercii ve başvuru şeklinin açıkça gösterildiği meşruhatlı davetiye de gönderilmediği ve bu nedenle kararın kesinleşmediği anlaşıldığından Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın kanun yararına bozma isteminin REDDİNE, 24.10.2011 günü oybirliğiyle karar verildi.
Mezkür ihbarnamede;
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 7/2.maddesi uyarınca lehe yasanın yürürlüğe girmesi halinde önceki ve sonraki yasalar bir bütün olarak uygulanıp ortaya çıkan sonuç karşılaştırılarak en lehe olan yasal düzenlemenin tespiti gerektiği, karma uygulama yapılamayacağı, bu nedenle somut olayda bu karşılaştırma yapıldığında 5728 sayılı Yasa ile değişik 4922 sayılı Yasanın 20.maddesi gereğince infaz şekli ve sonuçları itibari ile miktar olarak fazla olsa dahi lehe olan 5.000,00 Yeni Türk Lira idari para cezasına hükmedilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde 1.875,00 ve 1.500,00 Yeni Türk Lirası idari para cezasına karar verilmesinde isabet görülmemiş ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozmaya atfen ihbar olunmuş bulunmakla Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
Yargıtay C.G.K.nın 27.02.2007 tarih ve 2007/16.HD-25, 2007/49 sayılı ve 12.04.2011 tarih ve 21/47 sayılı kararlarında da belirtildiği üzere mahkeme tarafından doğrudan verilen idari yaptırım kararlarına karşı itiraz kanun yolu açık olduğu halde, kanun yararına bozmaya konu edilen Sinop Sulh Ceza Mahkemesinin 12.03.2008 gün 2007/250 Esas ve 2007/305 Ek Karar sayılı kararı ile hükmedilen idari para cezasının kesin olarak verilmesi nedeniyle sanıkların yasa yolunda yanıltıldığı anlaşılmakla;
Anayasanın 40/2, 5271 Sayılı CMK'nun 34/2,231/2 ve 232/6.maddeleri uyarınca karar ve hükümlerde, başvurulabilecek yasa yolu, süresi, mercii ve başvuru şeklinin tereddüde yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesinin gerekmesi karşısında, kanun yararına bozmaya konu kararda anılan hususların belirtilmediği gibi yasa yolu, süresi, mercii ve başvuru şeklinin açıkça gösterildiği meşruhatlı davetiye de gönderilmediği ve bu nedenle kararın kesinleşmediği anlaşıldığından Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın kanun yararına bozma isteminin REDDİNE, 24.10.2011 günü oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.