Yargıtay 7. Ceza Dairesi Ceza Hukuku
Yargıtay 7. Ceza Dairesi E.2008/13235 K.2011/17016
Özet: Uyuşmazlık, 4733 sayılı Kanun’un 8/2. maddesinin Anayasa Mahkemesi kararıyla iptal edilmesi ve bu nedenle sanığın anılan kanuna aykırı davranmak suçundan cezalandırılması konusundaki yargıtay kararının geçerliliğiyle ilgilidir. Mahkeme, 21.09.2006 tarihli Küçükçekmece 2. Sulh Ceza Mahkemesi kararının kesinleşmediğini belirterek kanun yararına bozma talebini reddetti ve kararı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiy etti.
4733 sayılı Tütün, Tütün Mamulleri, Tuz ve Alkol İşletmeleri Genel Müdürlüğünün Yeniden Yapılandırılması İle Tütün ve Tütün Mamullerinin Üretimine, İç ve Dış Alım ve Satımına, 4046 sayılı Kanun ve 233 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'a aykırı davranmak suçundan sanık ...'ın anılan Kanun'un 8/2. maddesi uyarınca 450 Yeni Türk Lirası adli para cezası ile cezalandırılmalarına dair, KÜÇÜKÇEKMECE 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 21.09.2006 tarihli ve 2004/394 esas, 2006/465 sayılı kararı aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığından verilen 16.06.2008 gün ve 34208 sayılı kanun yararına bozma istemini içeren dava dosyası Cumhuriyet Başsavcılığının 03.07.2008 gün ve KYB. 2008-135661 sayılı ihbarnamesi ile daireye verilmekle okundu.
Mezkür ihbarnamede;
Dosya kapsamına göre, 4733 sayılı Kanun'un 8/2. maddesinin Anayasa Mahkemesinin 19.01.2006 tarihli ve 2005/99 esas ve 2006/8 sayılı kararı ile iptal edildiği, kararın verilmiş olduğu tarihte tatbik edilen aynı Kanun'un 8/2. maddesinin yürürlükte olmadığı, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/2-a maddesi gereğince "yüklenen fiilin kanunda suç olarak tanımlanmamış olması" sebebiyle beraat kararı verilmesi gerekirken yazılı ceza tayininde isabet görülmemiş ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozmaya atfen ihbar olunmuş bulunmakla Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
Yargıtay C.G.K.nun 07.11.2006 tarih ve 2006/6-213 E. - 2006/229 K. sayılı kararında belirtildiği üzere, Anayasa'nın 40/2, 5271 sayılı CMK.nun 34/2, 231/2, 232/6. maddeleri uyarınca karar ve hükümlerde başvurulabilecek yasa yolu, süresi, mercii ve şekillerinin tereddüde yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesi gerekir.
Kanun yararına bozma istemine dayanan Yargıtay Cumuhriyet Başsavcılığı'nın ihbar yazısı ve incelenen dosya içeriğine göre; sanığın mahkumiyetine ilişkin olup yokluğunda verilen 21.09.2006 tarihli kararda; "Bir hafta içerisinde mahkememize verilecek bir dilekçe ile veya tutanak tutulmak koşuluyla zabıt katibine beyanda bulunmak koşuluyla temyiz edilebileceğine dair..." denerek, temyiz süresinin "tebliğden itibaren başlayacağının" ve temyiz inceleme merciinin "Yargıtay" olduğunun belirtilmemesi suretiyle, sözü edilen mevzuat hükümleri ve 5320 sayılı Yasa'nın 8/1. maddesi uyarınca yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK.nun 310. maddesi uyarınca başvurulabilecek yasa yolu, süresi, mercii ve şekillerinin tereddüde yer vermeyecek şekilde ve tam olarak gösterilmediği, buna göre anılan hükmün kesinleşmediği ve yasa gereği de kesin olmadığı, kanun yararına bozmanın hakim ve mahkemelerce gerekli işlemler veya yargılama yapılarak verilen ve Yargıtay'dan geçmeksizin kesinleşen karar ve hükümlere karşı istenebileceği gözetilerek yapılan incelemede;
Küçükçekmece 2. Sulh Ceza Mahkemesi'nin 21.09.2006 tarih ve 2004/394 Esas, 2006/465 Karar sayılı kararı kesinleşmediğinden kanun yararına bozma isteminin bu aşamada REDDİNE,
Sözü edilen karara karşı başvurulabilecek yasa yolu, süresi, mercii ve şekillerini gösteren yeni bir bildirimin yöntemine uygun açaklamalı tebilgatla sanığa tebliğ edilerek, temyiz edildiği takdirde temyiz dilekçesi de eklenmek ve esas hakkında görüş içeren tebliğname düzenlenmek suretiyle iade edilmesi için dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na TEVDİİNE, 10.10.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Mezkür ihbarnamede;
Dosya kapsamına göre, 4733 sayılı Kanun'un 8/2. maddesinin Anayasa Mahkemesinin 19.01.2006 tarihli ve 2005/99 esas ve 2006/8 sayılı kararı ile iptal edildiği, kararın verilmiş olduğu tarihte tatbik edilen aynı Kanun'un 8/2. maddesinin yürürlükte olmadığı, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/2-a maddesi gereğince "yüklenen fiilin kanunda suç olarak tanımlanmamış olması" sebebiyle beraat kararı verilmesi gerekirken yazılı ceza tayininde isabet görülmemiş ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozmaya atfen ihbar olunmuş bulunmakla Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
Yargıtay C.G.K.nun 07.11.2006 tarih ve 2006/6-213 E. - 2006/229 K. sayılı kararında belirtildiği üzere, Anayasa'nın 40/2, 5271 sayılı CMK.nun 34/2, 231/2, 232/6. maddeleri uyarınca karar ve hükümlerde başvurulabilecek yasa yolu, süresi, mercii ve şekillerinin tereddüde yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesi gerekir.
Kanun yararına bozma istemine dayanan Yargıtay Cumuhriyet Başsavcılığı'nın ihbar yazısı ve incelenen dosya içeriğine göre; sanığın mahkumiyetine ilişkin olup yokluğunda verilen 21.09.2006 tarihli kararda; "Bir hafta içerisinde mahkememize verilecek bir dilekçe ile veya tutanak tutulmak koşuluyla zabıt katibine beyanda bulunmak koşuluyla temyiz edilebileceğine dair..." denerek, temyiz süresinin "tebliğden itibaren başlayacağının" ve temyiz inceleme merciinin "Yargıtay" olduğunun belirtilmemesi suretiyle, sözü edilen mevzuat hükümleri ve 5320 sayılı Yasa'nın 8/1. maddesi uyarınca yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK.nun 310. maddesi uyarınca başvurulabilecek yasa yolu, süresi, mercii ve şekillerinin tereddüde yer vermeyecek şekilde ve tam olarak gösterilmediği, buna göre anılan hükmün kesinleşmediği ve yasa gereği de kesin olmadığı, kanun yararına bozmanın hakim ve mahkemelerce gerekli işlemler veya yargılama yapılarak verilen ve Yargıtay'dan geçmeksizin kesinleşen karar ve hükümlere karşı istenebileceği gözetilerek yapılan incelemede;
Küçükçekmece 2. Sulh Ceza Mahkemesi'nin 21.09.2006 tarih ve 2004/394 Esas, 2006/465 Karar sayılı kararı kesinleşmediğinden kanun yararına bozma isteminin bu aşamada REDDİNE,
Sözü edilen karara karşı başvurulabilecek yasa yolu, süresi, mercii ve şekillerini gösteren yeni bir bildirimin yöntemine uygun açaklamalı tebilgatla sanığa tebliğ edilerek, temyiz edildiği takdirde temyiz dilekçesi de eklenmek ve esas hakkında görüş içeren tebliğname düzenlenmek suretiyle iade edilmesi için dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na TEVDİİNE, 10.10.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.