Yargıtay 7. Ceza Dairesi Ceza Hukuku
Yargıtay 7. Ceza Dairesi E.2008/11719 K.2012/5958
Özet: Uyuşmazlık, sanığın 4389 sayılı kanuna muhalefet suçundan dolayı mahkeme tarafından verilen hüküm ve bu kararın temyiz edilmesiyle ilgilidir; Mahkeme, sanığın hükümlülüğüne ve kamu hizmetlerinden yasaklanmasına karar vererek, yerel mahkemenin kararını iptal edip 12.03.2012 tarihinde oy çokluğuyla kararı bozmuştur.
MAHKEMESİ: Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ: 4389 sayılı kanuna muhalefet
HÜKÜM: Sanığın hükümlülüğüne, kamu hizmetlerinden yasaklanmasına
Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
I-Müşteki banka vekilinin temyizi yönünden yapılan inceleme de;
22.03.2002 tarihli hakim havaleli dilekçesi ile müşteki bankanın şikayetinden vazgeçtiği ve 08.12.20006 tarihinde müşteki bankanın davadan haberdar edildiği ve 25.10.2007 tarihli karar duruşmasına vekilinin katıldığı halde davaya müdahil olmadığının anlaşılması karşısında;
Davadan haberdar olduğu halde sanık ... yönünden usule uygun dilekçe vererek müdahil sıfatı almamış olduğundan müşteki banka vekilinin sanığa yönelik temyiz inceleme isteğinin CMUK.nun 317. maddesi uyarınca istem gibi REDDİNE,
II-Mahkemenin görevsiz olduğuna ilişkin üye ...'ın karşı oyuyla sanık müdafiinin temyizine yönelik yapılan inceleme de;
Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de;
1-Sanığın mudilerin hesaplarından adlarına düzenlenen tediye fişlerinden mudiler adına imzalar atmak suretiyle para çektiği, imzaları taklit edilen banka müşterilerinin hesap kartonlarındaki imzaları ile sanık tarafından düzenlenen sahte tediye fişlerindeki imzalar karşılaştırılarak iğfal kabiliyetinin olup olmadığı hususunda bilirkişi ya da bilirkişilere incelemesi yaptırıldıktan sonra sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik inceleme ile hüküm tesisi,
2-Sanığın ... haricindeki tüm mudilerin zararını karşıladığı ve bu nedenle 22.03.2002 tarihli hakim havaleli dilekçe ile müşteki bankanın şikayetinden vazgeçtiği anlaşıldığı cihetle, sanığın ...'un zararını karşılayıp karşılamadığı sorularak sanık hakkında 5411 sayılı yasanın 160/4-5 maddesinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılmasız bırakılması,
Yasaya aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı yasanın 8/1. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK.nun 321. maddesi uyarınca, suç vasfının değişmesi halinde, sanığın kazanılmış hakkı saklı kalmak kaydıyla BOZULMASINA, 12.03.2012 günü oyçokluğuyla karar verildi.
(Muhalif)
KARŞI OY
İddianame 18.02.2002 ve ek iddianame 18.04.2003 tarihlerinde düzenlenmiş olup, bu tarihte yürürlükte olan mevzuata göre İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi görevli ise de 26.12.2003'te yürürlüğe giren 5020 sayılı yasanın 26/1 fıkrası 2. bendine göre görevli mahkeme bankanın bulunduğu ilin adıyla anılan (1) numaralı ağır ceza mahkemesi görevli hale gelmiş, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun 29.12.2003 gün ve 610 sayılı kararı ile de İstanbul dışındaki banka suçlarına 2 nolu ağır ceza mahkemelerinin görevli olduğuna karar verilmiştir. Dolayısıyla bu tarihten sonra İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi görevsizlik kararı vererek dosyayı suçun işlendiği yerin bağlı olduğu Muğla Ağır Ceza Mahkemesine göndermesi gerekirdi. 01.11.2005 günlü 5411 sayılı yasanın yürürlüğe girmesinden sonra verilen 08.12.2005 gün ve 861 sayılı kararda HSYK'nın 610 ve 15.01.2004 gün ve 2 sayılı kararları ile 4389 sayılı yasa yürürlükte iken belirlenen mahkemelerin 5411 sayılı Bankacılık Kanununun geçici 1. maddesi gereğince bu kanundan doğan davalara bakmaya devam eder hükmü var ise de önceki mahkemenin yukarıda bahsedilen 610 ve 2 sayılı kararlara uygun mahkemeler olması gerekir. Önceki kararlarda mahkemelerin davaya devam edecekleri hükmü olmadığı da gözetilerek İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi görevli değildir. Dolayısıyla görevsizlik kararı verilerek dosya suç yerinin bağlı olduğu il olan Muğla Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmelidir.
SUÇ: 4389 sayılı kanuna muhalefet
HÜKÜM: Sanığın hükümlülüğüne, kamu hizmetlerinden yasaklanmasına
Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
I-Müşteki banka vekilinin temyizi yönünden yapılan inceleme de;
22.03.2002 tarihli hakim havaleli dilekçesi ile müşteki bankanın şikayetinden vazgeçtiği ve 08.12.20006 tarihinde müşteki bankanın davadan haberdar edildiği ve 25.10.2007 tarihli karar duruşmasına vekilinin katıldığı halde davaya müdahil olmadığının anlaşılması karşısında;
Davadan haberdar olduğu halde sanık ... yönünden usule uygun dilekçe vererek müdahil sıfatı almamış olduğundan müşteki banka vekilinin sanığa yönelik temyiz inceleme isteğinin CMUK.nun 317. maddesi uyarınca istem gibi REDDİNE,
II-Mahkemenin görevsiz olduğuna ilişkin üye ...'ın karşı oyuyla sanık müdafiinin temyizine yönelik yapılan inceleme de;
Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de;
1-Sanığın mudilerin hesaplarından adlarına düzenlenen tediye fişlerinden mudiler adına imzalar atmak suretiyle para çektiği, imzaları taklit edilen banka müşterilerinin hesap kartonlarındaki imzaları ile sanık tarafından düzenlenen sahte tediye fişlerindeki imzalar karşılaştırılarak iğfal kabiliyetinin olup olmadığı hususunda bilirkişi ya da bilirkişilere incelemesi yaptırıldıktan sonra sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik inceleme ile hüküm tesisi,
2-Sanığın ... haricindeki tüm mudilerin zararını karşıladığı ve bu nedenle 22.03.2002 tarihli hakim havaleli dilekçe ile müşteki bankanın şikayetinden vazgeçtiği anlaşıldığı cihetle, sanığın ...'un zararını karşılayıp karşılamadığı sorularak sanık hakkında 5411 sayılı yasanın 160/4-5 maddesinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılmasız bırakılması,
Yasaya aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı yasanın 8/1. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK.nun 321. maddesi uyarınca, suç vasfının değişmesi halinde, sanığın kazanılmış hakkı saklı kalmak kaydıyla BOZULMASINA, 12.03.2012 günü oyçokluğuyla karar verildi.
(Muhalif)
KARŞI OY
İddianame 18.02.2002 ve ek iddianame 18.04.2003 tarihlerinde düzenlenmiş olup, bu tarihte yürürlükte olan mevzuata göre İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi görevli ise de 26.12.2003'te yürürlüğe giren 5020 sayılı yasanın 26/1 fıkrası 2. bendine göre görevli mahkeme bankanın bulunduğu ilin adıyla anılan (1) numaralı ağır ceza mahkemesi görevli hale gelmiş, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun 29.12.2003 gün ve 610 sayılı kararı ile de İstanbul dışındaki banka suçlarına 2 nolu ağır ceza mahkemelerinin görevli olduğuna karar verilmiştir. Dolayısıyla bu tarihten sonra İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi görevsizlik kararı vererek dosyayı suçun işlendiği yerin bağlı olduğu Muğla Ağır Ceza Mahkemesine göndermesi gerekirdi. 01.11.2005 günlü 5411 sayılı yasanın yürürlüğe girmesinden sonra verilen 08.12.2005 gün ve 861 sayılı kararda HSYK'nın 610 ve 15.01.2004 gün ve 2 sayılı kararları ile 4389 sayılı yasa yürürlükte iken belirlenen mahkemelerin 5411 sayılı Bankacılık Kanununun geçici 1. maddesi gereğince bu kanundan doğan davalara bakmaya devam eder hükmü var ise de önceki mahkemenin yukarıda bahsedilen 610 ve 2 sayılı kararlara uygun mahkemeler olması gerekir. Önceki kararlarda mahkemelerin davaya devam edecekleri hükmü olmadığı da gözetilerek İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi görevli değildir. Dolayısıyla görevsizlik kararı verilerek dosya suç yerinin bağlı olduğu il olan Muğla Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmelidir.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.