Yargıtay 7. Ceza Dairesi Ceza Hukuku
Yargıtay 7. Ceza Dairesi E.2007/18385 K.2011/3995
Özet: Uyuşmazlık, sanığın kenevir ekmek suçundan 2313 sayılı Uyuşturucu Maddelerin Murakabesi Hakkında Kanun kapsamında 1 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve ilgili haklardan yoksunluğuna ilişkin kanun yararına bozmaya yönelik başvurudur. Mahkeme, Yargıtay’ın kararını bozma talebini reddederek, sanığın hapis cezasının infaz süresinin tamamlanana kadar sürmesi gerektiğine hükmetmiştir.
İzinsiz kenevir ekmek suçundan sanık ...'nun 2313 sayılı Uyuşturucu Maddelerin Murakabesi Hakkında Kanun'un 23/son maddesi uyarınca 1 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 53. maddesinde belirtilen hakları kullanmaktan yoksunluğunun, kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından koşullu salıverilmesine kadar, diğer haklar yönünden ise hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar sürmesine ilişkin, Bayındır Asliye Ceza Mahkemesinin 30/03/2007 tarihli ve 2007/20-122 sayılı kararı aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığından verilen 05.10.2007 gün ve 50442 sayılı kanun yararına bozma istemini içeren dava dosyası Cumhuriyet Başsavcılığının 08.11.2007 gün ve KYB.2007/219780 sayılı ihbarnamesi ile daireye verilmekle okundu.
Mezkür ihbarnamede;
Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 08/03/2006 tarihli ve 2006/1479 sayılı ilamında da belirtildiği üzere, sanığın üzerine atılı suçun niteliğine, iddianamede olayın anlatılış biçimine göre, eylemin 2313 sayılı Uyuşturucu Maddelerin Murakabesi Hakkında Kanun'un 23/son maddesi kapsamında kaldığı ve maddede öngörülen cezanın üst sınırının 5237 sayılı Kanun'un 49/1. maddesi uyarınca 20 yıl ve Ağır Ceza Mahkemesinin görevine giren suçlardan bulunduğu cihetle, görevsizlik kararı verilmesi gerektiği gözetilmeksizin, davaya devam edilmek suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulmasında, isabet görülmemiş ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozmaya atfen ihbar olunmuş bulunmakla Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
Yargıtay C.G.K.nın 07.11.2006 gün ve 2006/6-213 Esas, 2006/229 karar sayılı kararında belirtildiği üzere Anayasanın 40/2, 5271 sayılı CMK.nın 34/2, 231/2 ve 232/6. maddeleri uyarınca karar ve hükümlerde başvurulabilecek yasa yolu, süresi, mercii ve başvuru şekli tereddüde yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesi gerekir.
Kanun yararına bozmaya konu kararda temyiz mercii olan Yargıtay belirtilmediği ve temyiz merciinin açıkça gösterildiği meşruhatlı davetiye de gönderilmediğinden kararın kesinleşmediği anlaşıldığından Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin REDDİNE, 11.04.2011 günü oyçokluğuyla karar verildi.
(Muhalif)
KARŞI OY
Tefhim usulüne uygun olup esastan yapılan inceleme sonucu suç tarihi itibariyle ve 5560 Sayılı yasa ile değişik 5232 sayılı yasanın 6/2-b maddesine göre Ağır Ceza Mahkemesi görevli olduğundan yazılı emir talebinin kabulü yerine yazılı şekilde verilen red kararına katılmıyorum.
Mezkür ihbarnamede;
Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 08/03/2006 tarihli ve 2006/1479 sayılı ilamında da belirtildiği üzere, sanığın üzerine atılı suçun niteliğine, iddianamede olayın anlatılış biçimine göre, eylemin 2313 sayılı Uyuşturucu Maddelerin Murakabesi Hakkında Kanun'un 23/son maddesi kapsamında kaldığı ve maddede öngörülen cezanın üst sınırının 5237 sayılı Kanun'un 49/1. maddesi uyarınca 20 yıl ve Ağır Ceza Mahkemesinin görevine giren suçlardan bulunduğu cihetle, görevsizlik kararı verilmesi gerektiği gözetilmeksizin, davaya devam edilmek suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulmasında, isabet görülmemiş ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozmaya atfen ihbar olunmuş bulunmakla Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
Yargıtay C.G.K.nın 07.11.2006 gün ve 2006/6-213 Esas, 2006/229 karar sayılı kararında belirtildiği üzere Anayasanın 40/2, 5271 sayılı CMK.nın 34/2, 231/2 ve 232/6. maddeleri uyarınca karar ve hükümlerde başvurulabilecek yasa yolu, süresi, mercii ve başvuru şekli tereddüde yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesi gerekir.
Kanun yararına bozmaya konu kararda temyiz mercii olan Yargıtay belirtilmediği ve temyiz merciinin açıkça gösterildiği meşruhatlı davetiye de gönderilmediğinden kararın kesinleşmediği anlaşıldığından Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin REDDİNE, 11.04.2011 günü oyçokluğuyla karar verildi.
(Muhalif)
KARŞI OY
Tefhim usulüne uygun olup esastan yapılan inceleme sonucu suç tarihi itibariyle ve 5560 Sayılı yasa ile değişik 5232 sayılı yasanın 6/2-b maddesine göre Ağır Ceza Mahkemesi görevli olduğundan yazılı emir talebinin kabulü yerine yazılı şekilde verilen red kararına katılmıyorum.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.