Yargıtay7. Ceza DairesiCeza Hukuku
Yargıtay 7. Ceza Dairesi E.2007/17246 K.2011/2291
4915 sayılı Kara Avcılığı Kanunu'na aykırılık suçundan sanıklar ..., ... ve ...'in, anılan Kanun'un 24/1.maddesi uyarınca ayrı ayrı 233,00 Yeni Türk lirası idari para cezası ile cezalandırılmalarına dair,... Valiliği İl Çevre ve Orman Müdürlüğünün 03.11.2006-414 ve 2006/18, 03.11.2006-415 ve 2006/19, 03.11.2006-416 ve 2006/23 sayılı kararlarında vaki itirazın reddine ilişkin,... Sulh Ceza Mahkemesinin 17.01.2007 tarihli ve 2006/627 müteferrik sayılı kararına vaki itirazın keza reddine dair,... Ağır Ceza Mahkemesinin 15.02.2007 tarihli ve 2007/42 değişik iş sayılı kararı aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığından verilen 07.11.2007 gün ve 56395 sayılı kanun yararına bozma istemini içeren dava dosyası Cumhuriyet Başsavcılığının 05.12.2007 gün ve KYB. 2007-250918 sayılı ihbarnamesi ile daireye verilmekle okundu.
Mezkür ihbarnamede;
5326 sayılı Kanun'un 5560 sayılı Kanun'la değişik 3.maddesinde; "İdari yaptırım kararlarına karşı kanun yoluna ilişkin hükümleri, diğer kanunlarda aksine hüküm bulunmaması hâlinde uygulanır." hükmü ile 4915 sayılı Kara Avcılığı Kanunu'nun 30/2.maddesinin ikinci cümlesinde "Bu cezalara karşı, tebellüğ tarihinden itibaren yedi gün içinde, idare mahkemesine itiraz edilebilir. İtiraz idarece verilen cezanın yerine getirilmesini durdurmaz. Bu konuda idare Mahkemelerince verilen kararlar kesindir." hükmün yer aldığı, dosya kapamına göre, sanıklar ..., ... ve ... 4915 sayılı Kanun'a aykırılık suçundan verilen idari para cezalarına karşı yapılan itiraz hakkında kararın verilme tarihi itibarıyla itirazı inceleme görevinin idare mahkemesine ait olduğu, bu nedenle... Sulh Ceza Mahkemesince görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, itirazın reddine karar verilmiş olması dikkate alınmak suretiyle, itirazın bu yönden kabulü gerekirken yazılı şekilde reddine karar verilmiş olmasında isabet görülmemiş ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozmaya atfen ihbar olunmuş bulunmakla Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
Yüksek Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 19.10.2010 gün ve 2010/7-167 Esas, 2010/195 karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere ve Dairemizin CGK kararı doğrultusunda değişen görüşü ile 5271 sayılı CMK.nun 309.maddesinde, hakim veya mahkeme tarafından verilen ve temyiz veya istinaf incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümlerin yasa yararına bozma konusu yapılabileceği belirtilmiş olduğundan,
Anılan hüküm uyarınca bu olağanüstü yasa yoluna başvurulabilmesi için;
1-Karar veya hükmün hakim veya mahkemece verilmiş olması,
2-Bu hüküm veya kararın istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşmesi koşullarının bir arada bulunması yeterlidir.
Bu itibarla idari yaptırım kararına karşı Sulh Ceza Mahkemesine başvurulup, bu mahkemece verilen karara karşı mahkeme tarafından idari yaptırım kararının verilmesi halinde, mahkemece verilen karar ile itiraz üzerine Ağır Ceza Mahkemesince verilen karara karşı, idari yaptırım kararının Cumhuriyet Başsavcılığınca verilmesi halinde bu karara yönelik itiraz üzerine Ağır Ceza Mahkemesi Başkanınca verilen karara karşı, yasa yararına bozma olağanüstü yasa yoluna başvurulabilecektir.
İnceleme konusu somut olayda, idari yaptırım kararı İl çevre ve Orman Müdürlüğü tarafından verilmiş olup buna karşı Sulh Ceza Mahkemesine itiraz edilmiş, Sulh Ceza Mahkemesince verilen karara karşı yapılan itiraz da Ağır Ceza Mahkemesince incelenerek hükme bağlanmıştır. Kabahatler yasası karşısında verilen bu karardaki hukuka aykırılıkları gidermenin tek yolu, yasa yararına bozma olağanüstü yasa yoludur.
Bu itibarla yasa yararına bozmaya konu hususun incelenerek istem konusunda bir karar verilmesi gerektiği, üye ...'ın karşı oyu ile kabul edilerek yapılan incelemede;
5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 29.maddesinde; mahkemenin verdiği son karara karşı kararın tebliğinden itibaren 7 gün içinde Ağır Ceza Mahkemesine itiraz edilebileceği belirtilmiş olup;... Sulh Ceza Mahkemesinin 17.01.2007 gün ve 2006/627 Müt. Sayılı kararının kabahatliler vekiline 05.02.2007 tarihinde usulüne uygun olarak tebliğ edildiği ancak 7 günlük yasal süresinden sonra 13.02.2007 tarihinde... Ağır Ceza Mahkemesine itirazda bulunulduğu, anılan mahkemece süresinden sonra olduğundan bahisle itirazın reddine karar verildiği, kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla, yerinde görülmeyen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın kanun yararına bozma isteminin bu nedenle REDDİNE, 09.03.2011 günü oybirliğiyle karar verildi.
(Muhalif)
KARŞI OY
Yüksek Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 23.03.2010 gün ve 2010/33 E. - 2010/58 K. sayılı kararında da belirtildiği üzere, 5252 sayılı yasanın 12.maddesi ile 01.06.2005 tarihinde, 765 sayılı TCK.nun bütün ek ve değişiklikleri ile birlikte yürürlükten kalkması, 5237 sayılı TCY ile birlikte 5326 sayılı Kabahatler Yasasının yürürlüğe girmesi nedeniyle, suç ve yaptırım sistemimiz önemli ölçülerde değişikliklere uğramış, 5237 sayılı TCY'da 765 sayılı TCY'daki cürüm ve kabahat ayrımına son verilerek bir kısım kabahatler anılan yasada suç olarak tanımlanmış, bir kısım kabahatler ise ceza yasası kapsamından çıkarılarak 5326 sayılı Kabahatler Yasası kapsamında idari yaptırımı gerektiren haksızlıklar olarak ayrıca düzenlenmiş, böylece 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu ve 5326 sayılı Kabahatler Kanunu hükümlerine göre suçlar ile kabahatler hakkında, farklı düzenlemeler yapılmış olup, belirtilen bu düzenlemeler ile suçlar ve kabahatler yönüyle, her biri için, kendine özgü ayrı bir yargılama ve yasa yolu getirilmiştir.
5271 sayılı CMK.nın 309.maddesinde düzenlenen kanun yararına bozma yasa yolu suçlar için öngörüldüğünden, anılan yasanın 267-271.maddeleri kapsamındaki kararlara karşı başvurulabilen yasa yolu olduğu açıktır.
5326 sayılı Kabahatler yasasında, anılan yasa uyarınca verilen kararlara karşı başvurulabilecek yasa yolları düzenlenmiş olup, kanun koyucu kabahatlerle ilgili genel hükümleri düzenlerken ihtiyaç duyduğu konularda başta 5271 sayılı CMK ve 5237 sayılı TCK olmak üzere başka yasalara atıfta bulunan düzenlemelere de yer verildiği halde, 5271 sayılı yasanın 309.maddesinde düzenlenen ve istisnai kanun yolu olan, kanun yararına bozma yoluna kabahatler içinde gidilebileceğine dair atıf yapan düzenlemeye Kabahatler Yasasında yer vermemiştir.
Dairemizce de, önceleri benimsenen, Yüksek Yargıtay Ceza Genel Kurulunun kararı ve yukarıda belirtilen nedenler uyarınca Kabahatler Kanunu kapsamında verilen kararlara karşı kanun yararına bozma yoluna gidilemeyeceğini düşündüğümden, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının bu nedenle yerinde görmediğim kanun yararına bozma isteminin REDDİNE, karar verilmesi gerektiği kanısı ile sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.
Mezkür ihbarnamede;
5326 sayılı Kanun'un 5560 sayılı Kanun'la değişik 3.maddesinde; "İdari yaptırım kararlarına karşı kanun yoluna ilişkin hükümleri, diğer kanunlarda aksine hüküm bulunmaması hâlinde uygulanır." hükmü ile 4915 sayılı Kara Avcılığı Kanunu'nun 30/2.maddesinin ikinci cümlesinde "Bu cezalara karşı, tebellüğ tarihinden itibaren yedi gün içinde, idare mahkemesine itiraz edilebilir. İtiraz idarece verilen cezanın yerine getirilmesini durdurmaz. Bu konuda idare Mahkemelerince verilen kararlar kesindir." hükmün yer aldığı, dosya kapamına göre, sanıklar ..., ... ve ... 4915 sayılı Kanun'a aykırılık suçundan verilen idari para cezalarına karşı yapılan itiraz hakkında kararın verilme tarihi itibarıyla itirazı inceleme görevinin idare mahkemesine ait olduğu, bu nedenle... Sulh Ceza Mahkemesince görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, itirazın reddine karar verilmiş olması dikkate alınmak suretiyle, itirazın bu yönden kabulü gerekirken yazılı şekilde reddine karar verilmiş olmasında isabet görülmemiş ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozmaya atfen ihbar olunmuş bulunmakla Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
Yüksek Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 19.10.2010 gün ve 2010/7-167 Esas, 2010/195 karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere ve Dairemizin CGK kararı doğrultusunda değişen görüşü ile 5271 sayılı CMK.nun 309.maddesinde, hakim veya mahkeme tarafından verilen ve temyiz veya istinaf incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümlerin yasa yararına bozma konusu yapılabileceği belirtilmiş olduğundan,
Anılan hüküm uyarınca bu olağanüstü yasa yoluna başvurulabilmesi için;
1-Karar veya hükmün hakim veya mahkemece verilmiş olması,
2-Bu hüküm veya kararın istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşmesi koşullarının bir arada bulunması yeterlidir.
Bu itibarla idari yaptırım kararına karşı Sulh Ceza Mahkemesine başvurulup, bu mahkemece verilen karara karşı mahkeme tarafından idari yaptırım kararının verilmesi halinde, mahkemece verilen karar ile itiraz üzerine Ağır Ceza Mahkemesince verilen karara karşı, idari yaptırım kararının Cumhuriyet Başsavcılığınca verilmesi halinde bu karara yönelik itiraz üzerine Ağır Ceza Mahkemesi Başkanınca verilen karara karşı, yasa yararına bozma olağanüstü yasa yoluna başvurulabilecektir.
İnceleme konusu somut olayda, idari yaptırım kararı İl çevre ve Orman Müdürlüğü tarafından verilmiş olup buna karşı Sulh Ceza Mahkemesine itiraz edilmiş, Sulh Ceza Mahkemesince verilen karara karşı yapılan itiraz da Ağır Ceza Mahkemesince incelenerek hükme bağlanmıştır. Kabahatler yasası karşısında verilen bu karardaki hukuka aykırılıkları gidermenin tek yolu, yasa yararına bozma olağanüstü yasa yoludur.
Bu itibarla yasa yararına bozmaya konu hususun incelenerek istem konusunda bir karar verilmesi gerektiği, üye ...'ın karşı oyu ile kabul edilerek yapılan incelemede;
5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 29.maddesinde; mahkemenin verdiği son karara karşı kararın tebliğinden itibaren 7 gün içinde Ağır Ceza Mahkemesine itiraz edilebileceği belirtilmiş olup;... Sulh Ceza Mahkemesinin 17.01.2007 gün ve 2006/627 Müt. Sayılı kararının kabahatliler vekiline 05.02.2007 tarihinde usulüne uygun olarak tebliğ edildiği ancak 7 günlük yasal süresinden sonra 13.02.2007 tarihinde... Ağır Ceza Mahkemesine itirazda bulunulduğu, anılan mahkemece süresinden sonra olduğundan bahisle itirazın reddine karar verildiği, kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla, yerinde görülmeyen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın kanun yararına bozma isteminin bu nedenle REDDİNE, 09.03.2011 günü oybirliğiyle karar verildi.
(Muhalif)
KARŞI OY
Yüksek Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 23.03.2010 gün ve 2010/33 E. - 2010/58 K. sayılı kararında da belirtildiği üzere, 5252 sayılı yasanın 12.maddesi ile 01.06.2005 tarihinde, 765 sayılı TCK.nun bütün ek ve değişiklikleri ile birlikte yürürlükten kalkması, 5237 sayılı TCY ile birlikte 5326 sayılı Kabahatler Yasasının yürürlüğe girmesi nedeniyle, suç ve yaptırım sistemimiz önemli ölçülerde değişikliklere uğramış, 5237 sayılı TCY'da 765 sayılı TCY'daki cürüm ve kabahat ayrımına son verilerek bir kısım kabahatler anılan yasada suç olarak tanımlanmış, bir kısım kabahatler ise ceza yasası kapsamından çıkarılarak 5326 sayılı Kabahatler Yasası kapsamında idari yaptırımı gerektiren haksızlıklar olarak ayrıca düzenlenmiş, böylece 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu ve 5326 sayılı Kabahatler Kanunu hükümlerine göre suçlar ile kabahatler hakkında, farklı düzenlemeler yapılmış olup, belirtilen bu düzenlemeler ile suçlar ve kabahatler yönüyle, her biri için, kendine özgü ayrı bir yargılama ve yasa yolu getirilmiştir.
5271 sayılı CMK.nın 309.maddesinde düzenlenen kanun yararına bozma yasa yolu suçlar için öngörüldüğünden, anılan yasanın 267-271.maddeleri kapsamındaki kararlara karşı başvurulabilen yasa yolu olduğu açıktır.
5326 sayılı Kabahatler yasasında, anılan yasa uyarınca verilen kararlara karşı başvurulabilecek yasa yolları düzenlenmiş olup, kanun koyucu kabahatlerle ilgili genel hükümleri düzenlerken ihtiyaç duyduğu konularda başta 5271 sayılı CMK ve 5237 sayılı TCK olmak üzere başka yasalara atıfta bulunan düzenlemelere de yer verildiği halde, 5271 sayılı yasanın 309.maddesinde düzenlenen ve istisnai kanun yolu olan, kanun yararına bozma yoluna kabahatler içinde gidilebileceğine dair atıf yapan düzenlemeye Kabahatler Yasasında yer vermemiştir.
Dairemizce de, önceleri benimsenen, Yüksek Yargıtay Ceza Genel Kurulunun kararı ve yukarıda belirtilen nedenler uyarınca Kabahatler Kanunu kapsamında verilen kararlara karşı kanun yararına bozma yoluna gidilemeyeceğini düşündüğümden, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının bu nedenle yerinde görmediğim kanun yararına bozma isteminin REDDİNE, karar verilmesi gerektiği kanısı ile sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.