Yargıtay7. Ceza DairesiCeza Hukuku
Yargıtay 7. Ceza Dairesi E.2007/10237 K.2010/6033
**MAHKEMESİ:**Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : 4389 Sayılı Kanuna Muhalefet
**HÜKÜM:** Hükümlülüğüne
Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
Hükmolunan cezanın miktarına göre sanık müdafiinin duruşmalı inceleme isteminin reddine karar verilerek yapılan incelemede;
1-Sanığın, grup nakli ile gelen paraları teslim alarak vezneye bıraktıktan sonra ihtiyaç gidermek için gittiği, banka içinde bulunan bu yere zimmete konu parayı birlikte götürmüşse, tuvaletin banka dışına para çıkartmaya veya dışarı atmaya, ayrıca dışarıdan bunu almaya imkan veren bir kapı, pencere veya geçidin bulunup bulunmadığının yerinde yapılacak keşifle saptanmasından sonra ve soruşturma raporunun sonuç bölümünde kasa noksanlığının failinin adli mercilerce yapılacak işlemden sonra belli olacağı belirtildiği ve bu nedenle sanığın bankadaki görevine son verilmediği de dikkate alınarak hukuki durumunun değerlendirilmesi gerekirken, eksik soruşturma sonucu yazılı şekilde karar verilmesi,
2-29.01.2990 gün ve 20417 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 3771 sayılı yasanın 3.maddesiyle yeniden düzenlenen 11/b maddesinde; KİT personelinin, teşebbüslein ve bağlı ortaklıkların paralarına karşı işledikleri suçlardan dolayı memur sayılarak haklarında 765 sayılı TCK.nun 2 nci kitap üçüncü ve altıncı bablarındaki hükümlerin uygulanacağı kurala bağlanmış ve buna bağlı olarak Ziraat Bankası personelinin banka parasını mal edinmesinin diğer koşulların oluşması halinde zimmet suçunu oluşturacağı gözetilerek, 4389 sayılı Bankalar Yasanının 22/11.maddesi yollamasıyla anılan banka personelinin zimmet suçlarında daha ağır hükümler taşıyan 765 sayılı TCKnun 202.maddesinin uygulanması gerekeceği kabul edilmiş ise de, 25.11.2000 tarihinde yürürlüğe giren 4603 sayılı Kanunun 1.maddesinin 5.bendinde belirtilen 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin bankalar hakkında uygulanmayacağına dair hüküm uyarınca TCK.nun uygulanması açısından memur sayılma olanağı bulunmayan Ziraat Bankası personellerinin Türk Ceza Kanununda yazılı zimmet suçunu işleyemeyeceği, Dairemizce de benimsenen Yargıtay Yüksek Ceza Genel Kurulunun 08.02.2005 gün ve 5-146-7 sayılı kararında da belirtildiği üzere sanığın fiilinin suç tarihinde yürürlükte bulunan 4389 sayılı Bankalar Kanunu kapsamında bulunduğu gözetilerek ve hükümden önce yürürlüğe giren 5411 sayılı Bankacılık Kanunu hükümlerinin karşılaştırmalı uygulamasının yapılarak lehe olan yasa uygulanmak suretiyle karar verilmesi gerekirken, uygulama yeri bulunmayan TCK.nun zimmet hükümleri uygulanarak yazılı şekilde hüküm kurulması,
Yasaya aykırı, sanık müdafiileri ve katılan vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdüğü temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı yasanın 8/1.maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK.nın 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 13.04.2010 günü bir numaralı bozma nedeni yönünden oyçokluğuyla iki numaralı bozma maddesi yönünden ise oybirliğiyle karar verildi.
KARŞI OY
Yapılan soruşturma yargılama ve toplanan kanıtlar hükme varmaya yeterli bulunduğundan davanın esası hakkında karar verilmesi yerine eksik soruşturma nedeniyle bozmaya ilişkin (1) numaralı bozma nedenine katılmıyorum.
SUÇ : 4389 Sayılı Kanuna Muhalefet
**HÜKÜM:** Hükümlülüğüne
Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
Hükmolunan cezanın miktarına göre sanık müdafiinin duruşmalı inceleme isteminin reddine karar verilerek yapılan incelemede;
1-Sanığın, grup nakli ile gelen paraları teslim alarak vezneye bıraktıktan sonra ihtiyaç gidermek için gittiği, banka içinde bulunan bu yere zimmete konu parayı birlikte götürmüşse, tuvaletin banka dışına para çıkartmaya veya dışarı atmaya, ayrıca dışarıdan bunu almaya imkan veren bir kapı, pencere veya geçidin bulunup bulunmadığının yerinde yapılacak keşifle saptanmasından sonra ve soruşturma raporunun sonuç bölümünde kasa noksanlığının failinin adli mercilerce yapılacak işlemden sonra belli olacağı belirtildiği ve bu nedenle sanığın bankadaki görevine son verilmediği de dikkate alınarak hukuki durumunun değerlendirilmesi gerekirken, eksik soruşturma sonucu yazılı şekilde karar verilmesi,
2-29.01.2990 gün ve 20417 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 3771 sayılı yasanın 3.maddesiyle yeniden düzenlenen 11/b maddesinde; KİT personelinin, teşebbüslein ve bağlı ortaklıkların paralarına karşı işledikleri suçlardan dolayı memur sayılarak haklarında 765 sayılı TCK.nun 2 nci kitap üçüncü ve altıncı bablarındaki hükümlerin uygulanacağı kurala bağlanmış ve buna bağlı olarak Ziraat Bankası personelinin banka parasını mal edinmesinin diğer koşulların oluşması halinde zimmet suçunu oluşturacağı gözetilerek, 4389 sayılı Bankalar Yasanının 22/11.maddesi yollamasıyla anılan banka personelinin zimmet suçlarında daha ağır hükümler taşıyan 765 sayılı TCKnun 202.maddesinin uygulanması gerekeceği kabul edilmiş ise de, 25.11.2000 tarihinde yürürlüğe giren 4603 sayılı Kanunun 1.maddesinin 5.bendinde belirtilen 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin bankalar hakkında uygulanmayacağına dair hüküm uyarınca TCK.nun uygulanması açısından memur sayılma olanağı bulunmayan Ziraat Bankası personellerinin Türk Ceza Kanununda yazılı zimmet suçunu işleyemeyeceği, Dairemizce de benimsenen Yargıtay Yüksek Ceza Genel Kurulunun 08.02.2005 gün ve 5-146-7 sayılı kararında da belirtildiği üzere sanığın fiilinin suç tarihinde yürürlükte bulunan 4389 sayılı Bankalar Kanunu kapsamında bulunduğu gözetilerek ve hükümden önce yürürlüğe giren 5411 sayılı Bankacılık Kanunu hükümlerinin karşılaştırmalı uygulamasının yapılarak lehe olan yasa uygulanmak suretiyle karar verilmesi gerekirken, uygulama yeri bulunmayan TCK.nun zimmet hükümleri uygulanarak yazılı şekilde hüküm kurulması,
Yasaya aykırı, sanık müdafiileri ve katılan vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdüğü temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı yasanın 8/1.maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK.nın 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 13.04.2010 günü bir numaralı bozma nedeni yönünden oyçokluğuyla iki numaralı bozma maddesi yönünden ise oybirliğiyle karar verildi.
KARŞI OY
Yapılan soruşturma yargılama ve toplanan kanıtlar hükme varmaya yeterli bulunduğundan davanın esası hakkında karar verilmesi yerine eksik soruşturma nedeniyle bozmaya ilişkin (1) numaralı bozma nedenine katılmıyorum.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.