Yargıtay6. Ceza DairesiCeza Hukuku
Yargıtay 6. Ceza Dairesi E.2012/8548 K.2012/13338
Özet: Uyuşmazlık konusu, sanıkların yağma ve özgürlüğü kısıtlama suçlarından dolayı verilen mahkumiyet kararının temyiz edilmesiyle ilgilidir; Mahkeme, delillerin yeterli olduğunu ve usul‑kanunlara uygunluğunu kabul ederek temyiz itirazlarını reddederek mahkumiyet kararı üzerinde değişiklik yapmamıştır.
MAHKEMESİ: Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Yağma, Özgürlüğü kısıtlama
HÜKÜM: Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hüküm sanıklar savunmanları tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmekle; tayin edilen günde sanıklar ..., ... ve sanıklar savunmanı duruşma gününde usulen haberdar edildikleri halde duruşmaya gelmedikleri ve bir mazeret de bildirmedikleri anlaşılmakla adı geçen sanıklar yönünden duruşmasız olarak yapılan inceleme sonunda; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü: başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Gerekçeli karar başlığında, sanık ...’nın nüfusa kayıtlı olduğu il, ilçe ve mahallenin yazılmamasının, yerinde düzeltilmesi mümkün görülmüştür .
1-Sanıklar ... ve ... hakkında katılan ...’e yönelik özgürlüğü kısıtlama eylemleri nedeniyle kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde:
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, kararın dayandığı gerekçeye ve Hakimler kurulunun takdirine göre, sanıklar müdafiilerinin temyiz itirazları yerinde görülmemiş olduğundan reddiyle, usul ve kanuna uygun bulunan hükmün isteme aykırı olarak ONANMASINA,
2-Sanıklar hakkında yağma suçundan kurulan hükme ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince:
Soruşturmanın sonuçlarını içeren tutanaklar, belgeler ve sanık ... yönünden duruşmalı inceleme sırasında ileri sürülen savunma doğrultusunda yapılan incelemede;
Dosya içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulunun takdirine göre; suçun sanıklar tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir
Ancak;
Soruşturma evresinde toplanan deliller suç işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa Cumhuriyet Savcısı iddianame düzenler, İddianamenin kabulünden sonra eylemi takdir ve değerlendirme yetkisi mahkemenindir. CMK.nun 225. maddesinin 1. ve 2. fıkralarında açıklandığı üzere hüküm ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve fail hakkında verilir. Mahkeme fiilin nitelendirmesinde iddia ve savunma ile bağlı değildir.
İddianamede şüpheliye yüklenen suç hakkında suç teşkil eden fiil zamanı ve işlendiği yer konusunda açıklama gerektiği gibi olay öyküsünün isnat edilen fiilin hangi fiil olduğunun açıkça Anlaşıldığı ve aynı failin diğer fiillerinden ayırt edilebilir nitelikte belirtilmesi gerekir. Yani Savcının iradesine göre mahkemenin hangi vakalar konusunda karar vermesi gerektiği belirsiz kalmamalıdır. Eksik ve yetersizlik varsa bu durum yargılamada giderilmelidir.
Ceza yargılamasının amacı maddi gerçeği ortaya çıkarılmalıdır. Uyuşmazlığı çözecek olan mahkemeye ışık tutmak üzere hükmün nasıl olması gerekeceği hakkında tarafların görüşlerini bildirme olanağı sağlanmalıdır. Deliller yeterince araştırılmamış veya soruşturma eksik ise bu hususlar giderilmelidir. Soruşturma evresinde toplanmamış delilleri mahkemenin toplaması gerekir. Hakim her türlü delili kullanarak ispata oluşmasını sanık lehine ve aleyhine delilleri araştırıp değerlendirerek tam bir inanışla özgürce değerlendirerek kuşkudan arınmış bir sonuca ulaşması gerekir. Kuşkular yenilmelidir. Yani hükümde varsayıma dayalı kuşkulu kalan hususlar olmamalıdır. Maddi gerçeğin olayın bir bütünü veya parçasını temsil eden kanıtlardan ortaya çıkarılması gerektiği ve bunun bir takım varsayımlara dayanılarak karar verilmesinin ceza muhakemesinin amacına kesinlikle aykırıdır. Kuşku ve çelişki yenilmeden karar verilemez. Karar tarafları tatmin etmeli ve hiçbir kuşkuya yer vermemelidir. Eylem veya eylemlerin bir suç olup olmadığı belirlenmesi için eylemin önce işlenip işlenmediğinin sorunu çözülerek başlanır. Bu da kanıtların yorumu ile cevaplanacaktır. Hakim hangi kanıtı nasıl yorumladığını, yorum ile nasıl bir kanıta ulaştığını kararının gerekçesinde göstermek zorundadır. Gerekçedeki mantıksal kronolojik dizinin, iddia, savunma, kanıtlar, kanıtların yorumu ... kabul edilen eylem, eylem ve/veya eylemlerin ihlal ettiği norm, normun yorumu ve en nihayet ulaşılan sonuç olan hüküm şeklinde olmalıdır. Mevcut hukuki normlarının ışığında somut veya olaylar ile ilgili 27.01.2011 tarihli düzenlenip, mahkemece kabul edilen iddianame ile açılan kamu davasında;
Sanıklara yüklenen suçlar hakkında suç teşkil eden fiillerin tarih ve zamanı (06.09.2010 saat 20.50 ile 15.09.2010 saat 21.15) tarih ve saatler olarak gösterilip, olayın öykü kısmında, yakınan ...’e yönelik eylem; şüphelilerin yeni bir kast altında yakınan ...’ın eniştesi ... bir olaydan dolayı sorumlu tutup anılan zararın yakınan ...’dan söz ve mesajlar yoluyla tehdit edip, işyerine gelinerek baskı kurulup, yakınan ...’ın olayı Emniyet Müdürlüğüne bildirmesi üzerine buluşma mıntıkasına gelerek sanık ... ve ...’ın seri numarası alınmış 3000 TL para ile yakalandıkları savunmaları alınan şüphelilerin Cumhuriyet Savcısının talimatı ile salıverildiği; şüphelilerin ... vasıtasıyla tehditlerini sürdürüp, sanık ...’nın otoparkta yakınan otosuna binip, yardım ihtiyacından bahsedip, bıçak gösterip mesajlarla 1 milyar para istediği şeklinde isnat edilen fiiller açıklanıp aynı faillerin diğer fiillerinden ayırt edilebilir niteliğinin ve uygulanacak normlar tam belirtilmemiş ise de, bu hususlar yargılama aşamasında giderilebilir nitelikte kabul edilmiştir.
Ancak;
Yakınan ...’ın 15.09.2010 günü emniyet güçlerine müracaat ile Antalya Cumhuriyet Savcılığında şikayet dilekçesi de olduğunu şüpheliler ..., ... ve ...’ın kendisinden zorla menfaat temin etmek istediklerini bildirmesi üzerine seri numarayı alınmış 3000 TL paranın şüphelilere teslimi için yakınanın izlemeye alındığı, anılan paranın şüpheli ...’a teslim edildiği anda paralar ile şüpheliler ... ve yanında bulunan ...’ın yakalandığı mevcut tutanaklar içerisinden anlaşıldığı, yakınan ... 15.09.2010 günlü poliste alınan ifadesinde;
..., ... ve ... ile ...’ın hastaneye gelip çalınan mallarına karşılığı olarak önce 6000 TL. istediklerini bilahare gerçek zarar 10.000 TL. ama 5.000 TL. vermesi gerektiğini söylemeleri üzerine pazartesi görüşelim dediğini, şahısların her gün burada dolaşır seni rezil ederiz dediklerini, ... mesaj atıp, ...’nın arayıp zaman kaybettirdiğini ameliyathanedeki sen olabilirsin diye tehdit ettiğini bir sabah otoparkta birinin kendisini çağırdığını ama tanıdığın biri olmadığını, şüphelilerin kendisinden tehditle 10 bin- 15 bin TL almak istediklerini ifade edip,
15.12.2010 günlü Cumhuriyet Başsavcılığına Avukatı huzurunda alınan ifadesinde; 2 hafta
önce ıssız olan hastane oto parkında akşam saatlerinde aracına binmek üzere iken sanık ...’in gelip “zor durumda olduğunu belirtip yardım talep etmesi” üstü başı perişan olunca acıyıp 100 TL para verdiğini hatta acıdığından bunu veriyorum bir daha buralarda dolaşma diye uyardığını, sanığın da teşekkür ederek ayrıldığını ancak bir ara sağ kolunun ceketinin altında bir cisim gördüğüne ne olduğunu anlamadığını kesici bir alete benzettiğini, yere düşünce onun ne olduğu sorunca kendimi korumak için taşıyor diye yanıt verdiğini biraz tedirgin olduğunu korkutmak için yapmış olabileceğini, ama parayı acıdığı için verdiğini bundan sonra aramaların sürdürdüğünü ameliyathane
önüne dahi geldiğini, ölsem de 1000 TL alacağını yatır bir daha görüşmeyelim diye telefonuna mesajlar attığını belirtip,
05.01.2011 günlü poliste Avukatı huzurunda alınan beyanın ise; 15.09.2010 günü olay ile ilgili şikayette bulunduğunu, şüpheliler hakkında polisce evrakı hazırladı. Cumhuriyet Savcılığına sevk ettiğini bu şikayetinden sonra 2010 yılı Aralık ayı içinde ...’nın kendini telefon ile arayıp mesaj atarak taciz etmeye başladığını ...’ın çalınan malları için 10.000 TL istemeye başladığını olayın adliyeye intikal ettiğinden onunla muhatap olmadığını 2010 yılı Aralık ayının başı saat 18.30 da işten çıkıp hastane otoparkında otosuna bindiği sırada nerden geldiğini görmediği ... araç arka koltuğuna oturup, “beni tanıdın mı dedikten sonra cezaevinden yeni çıktım 3 aydan bu yana bu parayı almayı hayal ediyorum. Şuanda yanlızız kendisini öldürse dahi bu parayı ondan alacağını, mağdura akıl verenlerinde şu anda burada olmadığını söyleyip” kesici bir aleti yere kasten düşürür, yakınanın bunun ne olduğunu sorduğunda ise “kendisini korumak için taşıdığı” şeklinde cevap verdiğini tedirgin olup 1000 TL vereceğini bir daha rahatsız etmemesini
söyleyip parayı verdiğini ancak şahsın hareketlerine devam ettiğini ifade etmiştir.
26.05.2011 günlü mahkemece alınan beyanında ise eniştesi ...’nin bir olayından kendisini sorumlu tutan sanıklar ..., ... ve ...’ın kendinden 15 bin TL bir para istemeye başladıklarını ...’in arayıp paranın bir kısmını almaya geldim demesi üzerine 1000 TL çekip adı geçene verdiği daha sonra sanık ...’ın arayıp neden ödeme yapmıyorsun şu anda ameliyatta sen olabilirsin dikkat et demesi üzerine Cumhuriyet Savcılığına olayı bildirip 3000 TL paranın polisçe tespitinin yapılmasını sağladıktan sonra parayı teslim etmek için sanık ...’ın iş yerine gittiğini, anılan parayı ...’a teslim ettiğini sanık ...’ında orada olduğunu, polislerin gelip adı geçen sanıkları yakaladığını bu olaydan 3 ay kadar sonra akşamüzeri saat 18.30’da ıssız olan hastane otoparkında aracına binerken sanık ...’in gelip “borcunu öde, paranı öde, şimdiye kadar Isparta da hapiste idim dediğini elinde bir şey olup sanığın kendisinden güçlü olması ve yardım isteyeceğini kimse de olmadığından bankamatikten 1000 TL alıp verdiğini 3 gün sonra
yine para isteğini 8000 TL daha temin edip verdiği 1 hafta sonra mesaj çekip 1000 TL daha
isteğini ama vermediğini açıklayan şeklindeki anlatımı dikkate alındığında,
Öncelikle yakınanın aşamalarda değişerek gelişen beyanları arasındaki açık aykırılıklar giderilip, 15.09.2010 öncesi ve 15.09.2010’dan 3 ay sonrası gelişen olaylar zincirinde her bir sanığın ve suç teşkil eden eylemleri duraksamaya yer bırakmayacak şekilde saptanıp, sonucuna göre her bir sanık tarafından işlenen ve suç teşkil eden eylemlerin belli bir kronolojik sıra içinde belirlenip karar yerinde denetime olarak verecek şekilde açıklanıp sonucuna göre sanıkların eylemlerinin hukuki vasfının tayini gerektiği dikkate alınmadan yazılı şekilde sanıklar hakkında mahkumiyet karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar ... ve ... savunmanlarının temyiz dilekçelerinde, sanık ... savunmanının ise temyiz dilekçesinde ve duruşmada ileri sürdükleri tüm itiraz ve savunmaları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, sanık ... yönünden re’sen de incelenen hükmün istem gibi BOZULMASINA, ilişkin oybirliğiyle alınan karar 04.07.2012 tarihinde Yargıtay Cumhuriyet Savcısı ... ’ın katıldığı oturumda, sanık ... savunmanının yokluğunda açıkça ve yöntemince okunup anlatıldı.
SUÇLAR : Yağma, Özgürlüğü kısıtlama
HÜKÜM: Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hüküm sanıklar savunmanları tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmekle; tayin edilen günde sanıklar ..., ... ve sanıklar savunmanı duruşma gününde usulen haberdar edildikleri halde duruşmaya gelmedikleri ve bir mazeret de bildirmedikleri anlaşılmakla adı geçen sanıklar yönünden duruşmasız olarak yapılan inceleme sonunda; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü: başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Gerekçeli karar başlığında, sanık ...’nın nüfusa kayıtlı olduğu il, ilçe ve mahallenin yazılmamasının, yerinde düzeltilmesi mümkün görülmüştür .
1-Sanıklar ... ve ... hakkında katılan ...’e yönelik özgürlüğü kısıtlama eylemleri nedeniyle kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde:
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, kararın dayandığı gerekçeye ve Hakimler kurulunun takdirine göre, sanıklar müdafiilerinin temyiz itirazları yerinde görülmemiş olduğundan reddiyle, usul ve kanuna uygun bulunan hükmün isteme aykırı olarak ONANMASINA,
2-Sanıklar hakkında yağma suçundan kurulan hükme ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince:
Soruşturmanın sonuçlarını içeren tutanaklar, belgeler ve sanık ... yönünden duruşmalı inceleme sırasında ileri sürülen savunma doğrultusunda yapılan incelemede;
Dosya içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulunun takdirine göre; suçun sanıklar tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir
Ancak;
Soruşturma evresinde toplanan deliller suç işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa Cumhuriyet Savcısı iddianame düzenler, İddianamenin kabulünden sonra eylemi takdir ve değerlendirme yetkisi mahkemenindir. CMK.nun 225. maddesinin 1. ve 2. fıkralarında açıklandığı üzere hüküm ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve fail hakkında verilir. Mahkeme fiilin nitelendirmesinde iddia ve savunma ile bağlı değildir.
İddianamede şüpheliye yüklenen suç hakkında suç teşkil eden fiil zamanı ve işlendiği yer konusunda açıklama gerektiği gibi olay öyküsünün isnat edilen fiilin hangi fiil olduğunun açıkça Anlaşıldığı ve aynı failin diğer fiillerinden ayırt edilebilir nitelikte belirtilmesi gerekir. Yani Savcının iradesine göre mahkemenin hangi vakalar konusunda karar vermesi gerektiği belirsiz kalmamalıdır. Eksik ve yetersizlik varsa bu durum yargılamada giderilmelidir.
Ceza yargılamasının amacı maddi gerçeği ortaya çıkarılmalıdır. Uyuşmazlığı çözecek olan mahkemeye ışık tutmak üzere hükmün nasıl olması gerekeceği hakkında tarafların görüşlerini bildirme olanağı sağlanmalıdır. Deliller yeterince araştırılmamış veya soruşturma eksik ise bu hususlar giderilmelidir. Soruşturma evresinde toplanmamış delilleri mahkemenin toplaması gerekir. Hakim her türlü delili kullanarak ispata oluşmasını sanık lehine ve aleyhine delilleri araştırıp değerlendirerek tam bir inanışla özgürce değerlendirerek kuşkudan arınmış bir sonuca ulaşması gerekir. Kuşkular yenilmelidir. Yani hükümde varsayıma dayalı kuşkulu kalan hususlar olmamalıdır. Maddi gerçeğin olayın bir bütünü veya parçasını temsil eden kanıtlardan ortaya çıkarılması gerektiği ve bunun bir takım varsayımlara dayanılarak karar verilmesinin ceza muhakemesinin amacına kesinlikle aykırıdır. Kuşku ve çelişki yenilmeden karar verilemez. Karar tarafları tatmin etmeli ve hiçbir kuşkuya yer vermemelidir. Eylem veya eylemlerin bir suç olup olmadığı belirlenmesi için eylemin önce işlenip işlenmediğinin sorunu çözülerek başlanır. Bu da kanıtların yorumu ile cevaplanacaktır. Hakim hangi kanıtı nasıl yorumladığını, yorum ile nasıl bir kanıta ulaştığını kararının gerekçesinde göstermek zorundadır. Gerekçedeki mantıksal kronolojik dizinin, iddia, savunma, kanıtlar, kanıtların yorumu ... kabul edilen eylem, eylem ve/veya eylemlerin ihlal ettiği norm, normun yorumu ve en nihayet ulaşılan sonuç olan hüküm şeklinde olmalıdır. Mevcut hukuki normlarının ışığında somut veya olaylar ile ilgili 27.01.2011 tarihli düzenlenip, mahkemece kabul edilen iddianame ile açılan kamu davasında;
Sanıklara yüklenen suçlar hakkında suç teşkil eden fiillerin tarih ve zamanı (06.09.2010 saat 20.50 ile 15.09.2010 saat 21.15) tarih ve saatler olarak gösterilip, olayın öykü kısmında, yakınan ...’e yönelik eylem; şüphelilerin yeni bir kast altında yakınan ...’ın eniştesi ... bir olaydan dolayı sorumlu tutup anılan zararın yakınan ...’dan söz ve mesajlar yoluyla tehdit edip, işyerine gelinerek baskı kurulup, yakınan ...’ın olayı Emniyet Müdürlüğüne bildirmesi üzerine buluşma mıntıkasına gelerek sanık ... ve ...’ın seri numarası alınmış 3000 TL para ile yakalandıkları savunmaları alınan şüphelilerin Cumhuriyet Savcısının talimatı ile salıverildiği; şüphelilerin ... vasıtasıyla tehditlerini sürdürüp, sanık ...’nın otoparkta yakınan otosuna binip, yardım ihtiyacından bahsedip, bıçak gösterip mesajlarla 1 milyar para istediği şeklinde isnat edilen fiiller açıklanıp aynı faillerin diğer fiillerinden ayırt edilebilir niteliğinin ve uygulanacak normlar tam belirtilmemiş ise de, bu hususlar yargılama aşamasında giderilebilir nitelikte kabul edilmiştir.
Ancak;
Yakınan ...’ın 15.09.2010 günü emniyet güçlerine müracaat ile Antalya Cumhuriyet Savcılığında şikayet dilekçesi de olduğunu şüpheliler ..., ... ve ...’ın kendisinden zorla menfaat temin etmek istediklerini bildirmesi üzerine seri numarayı alınmış 3000 TL paranın şüphelilere teslimi için yakınanın izlemeye alındığı, anılan paranın şüpheli ...’a teslim edildiği anda paralar ile şüpheliler ... ve yanında bulunan ...’ın yakalandığı mevcut tutanaklar içerisinden anlaşıldığı, yakınan ... 15.09.2010 günlü poliste alınan ifadesinde;
..., ... ve ... ile ...’ın hastaneye gelip çalınan mallarına karşılığı olarak önce 6000 TL. istediklerini bilahare gerçek zarar 10.000 TL. ama 5.000 TL. vermesi gerektiğini söylemeleri üzerine pazartesi görüşelim dediğini, şahısların her gün burada dolaşır seni rezil ederiz dediklerini, ... mesaj atıp, ...’nın arayıp zaman kaybettirdiğini ameliyathanedeki sen olabilirsin diye tehdit ettiğini bir sabah otoparkta birinin kendisini çağırdığını ama tanıdığın biri olmadığını, şüphelilerin kendisinden tehditle 10 bin- 15 bin TL almak istediklerini ifade edip,
15.12.2010 günlü Cumhuriyet Başsavcılığına Avukatı huzurunda alınan ifadesinde; 2 hafta
önce ıssız olan hastane oto parkında akşam saatlerinde aracına binmek üzere iken sanık ...’in gelip “zor durumda olduğunu belirtip yardım talep etmesi” üstü başı perişan olunca acıyıp 100 TL para verdiğini hatta acıdığından bunu veriyorum bir daha buralarda dolaşma diye uyardığını, sanığın da teşekkür ederek ayrıldığını ancak bir ara sağ kolunun ceketinin altında bir cisim gördüğüne ne olduğunu anlamadığını kesici bir alete benzettiğini, yere düşünce onun ne olduğu sorunca kendimi korumak için taşıyor diye yanıt verdiğini biraz tedirgin olduğunu korkutmak için yapmış olabileceğini, ama parayı acıdığı için verdiğini bundan sonra aramaların sürdürdüğünü ameliyathane
önüne dahi geldiğini, ölsem de 1000 TL alacağını yatır bir daha görüşmeyelim diye telefonuna mesajlar attığını belirtip,
05.01.2011 günlü poliste Avukatı huzurunda alınan beyanın ise; 15.09.2010 günü olay ile ilgili şikayette bulunduğunu, şüpheliler hakkında polisce evrakı hazırladı. Cumhuriyet Savcılığına sevk ettiğini bu şikayetinden sonra 2010 yılı Aralık ayı içinde ...’nın kendini telefon ile arayıp mesaj atarak taciz etmeye başladığını ...’ın çalınan malları için 10.000 TL istemeye başladığını olayın adliyeye intikal ettiğinden onunla muhatap olmadığını 2010 yılı Aralık ayının başı saat 18.30 da işten çıkıp hastane otoparkında otosuna bindiği sırada nerden geldiğini görmediği ... araç arka koltuğuna oturup, “beni tanıdın mı dedikten sonra cezaevinden yeni çıktım 3 aydan bu yana bu parayı almayı hayal ediyorum. Şuanda yanlızız kendisini öldürse dahi bu parayı ondan alacağını, mağdura akıl verenlerinde şu anda burada olmadığını söyleyip” kesici bir aleti yere kasten düşürür, yakınanın bunun ne olduğunu sorduğunda ise “kendisini korumak için taşıdığı” şeklinde cevap verdiğini tedirgin olup 1000 TL vereceğini bir daha rahatsız etmemesini
söyleyip parayı verdiğini ancak şahsın hareketlerine devam ettiğini ifade etmiştir.
26.05.2011 günlü mahkemece alınan beyanında ise eniştesi ...’nin bir olayından kendisini sorumlu tutan sanıklar ..., ... ve ...’ın kendinden 15 bin TL bir para istemeye başladıklarını ...’in arayıp paranın bir kısmını almaya geldim demesi üzerine 1000 TL çekip adı geçene verdiği daha sonra sanık ...’ın arayıp neden ödeme yapmıyorsun şu anda ameliyatta sen olabilirsin dikkat et demesi üzerine Cumhuriyet Savcılığına olayı bildirip 3000 TL paranın polisçe tespitinin yapılmasını sağladıktan sonra parayı teslim etmek için sanık ...’ın iş yerine gittiğini, anılan parayı ...’a teslim ettiğini sanık ...’ında orada olduğunu, polislerin gelip adı geçen sanıkları yakaladığını bu olaydan 3 ay kadar sonra akşamüzeri saat 18.30’da ıssız olan hastane otoparkında aracına binerken sanık ...’in gelip “borcunu öde, paranı öde, şimdiye kadar Isparta da hapiste idim dediğini elinde bir şey olup sanığın kendisinden güçlü olması ve yardım isteyeceğini kimse de olmadığından bankamatikten 1000 TL alıp verdiğini 3 gün sonra
yine para isteğini 8000 TL daha temin edip verdiği 1 hafta sonra mesaj çekip 1000 TL daha
isteğini ama vermediğini açıklayan şeklindeki anlatımı dikkate alındığında,
Öncelikle yakınanın aşamalarda değişerek gelişen beyanları arasındaki açık aykırılıklar giderilip, 15.09.2010 öncesi ve 15.09.2010’dan 3 ay sonrası gelişen olaylar zincirinde her bir sanığın ve suç teşkil eden eylemleri duraksamaya yer bırakmayacak şekilde saptanıp, sonucuna göre her bir sanık tarafından işlenen ve suç teşkil eden eylemlerin belli bir kronolojik sıra içinde belirlenip karar yerinde denetime olarak verecek şekilde açıklanıp sonucuna göre sanıkların eylemlerinin hukuki vasfının tayini gerektiği dikkate alınmadan yazılı şekilde sanıklar hakkında mahkumiyet karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar ... ve ... savunmanlarının temyiz dilekçelerinde, sanık ... savunmanının ise temyiz dilekçesinde ve duruşmada ileri sürdükleri tüm itiraz ve savunmaları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, sanık ... yönünden re’sen de incelenen hükmün istem gibi BOZULMASINA, ilişkin oybirliğiyle alınan karar 04.07.2012 tarihinde Yargıtay Cumhuriyet Savcısı ... ’ın katıldığı oturumda, sanık ... savunmanının yokluğunda açıkça ve yöntemince okunup anlatıldı.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.