Yargıtay6. Ceza DairesiCeza Hukuku
Yargıtay 6. Ceza Dairesi E.2012/5830 K.2012/21168
Hırsızlık suçundan sanık ...'ın, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 491/ilk, 62, 523 ve 81/2-3. maddeleri gereğince 13 ay 11 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına dair KIRKAĞAÇ Sulh Ceza Mahkemesinin 27/05/2004 tarihli ve 2004/54 esas, 2004/133 sayılı kararının infazı sırasında, 01/06/2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun lehe hükümlerinin uygulanması talebi üzerine, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, sanığın 5237 sayılı Kanun'un 141/1, 35/2 ve 168. maddeleri uyarınca 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin aynı Mahkemenin 13/06/2005 tarihli ve 2004/54 esas, 2004/133 sayılı kararına karşı Adalet Bakanlığının 18/01/2012 gün ve 2011/638/3074 sayılı Kanun Yararına Bozma istemine dayalı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 06/02/2012 gün ve KYB/2012/28767 sayılı ihbar yazısı ile infaz dosyası 22/02/2012 tarihinde Dairemize gönderilmekle incelendi:
Anılan Yazıda;
(5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 7/2. madde ile 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 9/3. maddesindeki "Lehe olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir." seklindeki düzenleme ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 27/12/2005 tarihli ve 2005/3-162-173 sayılı kararına nazaran, lehe yasanın saptanıp uygulanması, herhangi bir inceleme ve araştırma yapılmasını, kanıt toplanmasını, takdir hakkının kullanılmasını gerektiriyorsa yada cezanın kişiselleştirilmesine ilişkin bir hükmün uygulanması olanağı sonraki yasa ile doğmuşsa, hükümde değişiklik yargılamasının duruşmalı yapılmasının zorunlu olduğu gözetilmeden, evrak üzerinde ek karar verilmesinde isabet görülmemiş olduğundan bahisle 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması) Dairemizden istenilmiş ise de;
TÜ R K M İ L L E T İ A D I N A
Kırkağaç Sulh Ceza Mahkemesinin 27.5.2004 gün ve 2004/54-133 ve 13/06/2005 tarih ve 2004/54-133 sayılı karaları ile ilgili olarak, incelenen dosya içeriğine göre;
Sanığın yokluğunda verilen 27.5.2004 gün ve 2004/54-133 sayılı kararda yasa yolu başvuru süresi, mercii, yöntemi ve şekli ile sürenin ne zaman başlayacağının bildirilmediğinin anlaşılması karşısında, Ceza Genel Kurulunun 23.12.2008 gün ve 2008/6-258-240 sayılı kararı uyarınca anılan kararın kesinleşmediği, kanun yararına bozmanın hakim ve mahkemelerce gerekli işlemler veya yargılama yapılarak verilen ve yasa yoluna başvurulmaksızın kesinleşen karar ve hükümlere karşı istenilebileceği, yukarıdaki açıklamalar ışığında hükmün henüz kesinleşmediğinin anlaşılması karşısında;
1-) Kırkağaç Sulh Ceza Mahkemesinin 27.5.2004 gün ve 2004/54-133 sayılı kararı kesinleşmediğinden kanun yararına bozma isteminin bu aşamada REDDİNE,
2-) Kırkağaç Sulh Ceza Mahkemesinin 27.5.2004 gün ve 2004/54-133 sayılı kararının yasa yollarına başvuru süresini, merciini, yöntemi ve şeklini gösterir biçimde açıklamalı olarak sanık ...’a tebliğ edilip, buna ilişkin belge ile sunarsa temyiz dilekçesi de eklendikten ve esas hakkında görüş içeren tebliğname düzenlendikten sonra incelenmek üzere Dairemize gönderilmesinin sağlanması için dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına İADESİNE, 21/11/2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Anılan Yazıda;
(5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 7/2. madde ile 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 9/3. maddesindeki "Lehe olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir." seklindeki düzenleme ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 27/12/2005 tarihli ve 2005/3-162-173 sayılı kararına nazaran, lehe yasanın saptanıp uygulanması, herhangi bir inceleme ve araştırma yapılmasını, kanıt toplanmasını, takdir hakkının kullanılmasını gerektiriyorsa yada cezanın kişiselleştirilmesine ilişkin bir hükmün uygulanması olanağı sonraki yasa ile doğmuşsa, hükümde değişiklik yargılamasının duruşmalı yapılmasının zorunlu olduğu gözetilmeden, evrak üzerinde ek karar verilmesinde isabet görülmemiş olduğundan bahisle 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması) Dairemizden istenilmiş ise de;
TÜ R K M İ L L E T İ A D I N A
Kırkağaç Sulh Ceza Mahkemesinin 27.5.2004 gün ve 2004/54-133 ve 13/06/2005 tarih ve 2004/54-133 sayılı karaları ile ilgili olarak, incelenen dosya içeriğine göre;
Sanığın yokluğunda verilen 27.5.2004 gün ve 2004/54-133 sayılı kararda yasa yolu başvuru süresi, mercii, yöntemi ve şekli ile sürenin ne zaman başlayacağının bildirilmediğinin anlaşılması karşısında, Ceza Genel Kurulunun 23.12.2008 gün ve 2008/6-258-240 sayılı kararı uyarınca anılan kararın kesinleşmediği, kanun yararına bozmanın hakim ve mahkemelerce gerekli işlemler veya yargılama yapılarak verilen ve yasa yoluna başvurulmaksızın kesinleşen karar ve hükümlere karşı istenilebileceği, yukarıdaki açıklamalar ışığında hükmün henüz kesinleşmediğinin anlaşılması karşısında;
1-) Kırkağaç Sulh Ceza Mahkemesinin 27.5.2004 gün ve 2004/54-133 sayılı kararı kesinleşmediğinden kanun yararına bozma isteminin bu aşamada REDDİNE,
2-) Kırkağaç Sulh Ceza Mahkemesinin 27.5.2004 gün ve 2004/54-133 sayılı kararının yasa yollarına başvuru süresini, merciini, yöntemi ve şeklini gösterir biçimde açıklamalı olarak sanık ...’a tebliğ edilip, buna ilişkin belge ile sunarsa temyiz dilekçesi de eklendikten ve esas hakkında görüş içeren tebliğname düzenlendikten sonra incelenmek üzere Dairemize gönderilmesinin sağlanması için dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına İADESİNE, 21/11/2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.