Yargıtay6. Ceza DairesiCeza Hukuku
Yargıtay 6. Ceza Dairesi E.2012/16153 K.2012/20809
Özet: Uyuşmazlık, bir kişinin yakınının evinde altın bulmak amacıyla silah dayayarak yağma ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından dolayı mahkumiyet kararının temyiz edilmesiyle ilgilidir; mahkeme, 5237 sayılı TCY’nın ilgili maddelerini uygulayarak hükümlüye 10 yıl hapis cezası biçmiştir. Mahkemenin sonucu, önceki 13‑4 yıllık ağır hapis cezasını iptal edip yerine 10 yıl hapis cezası koymaktır.
MAHKEMESİ: Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Yağma
HÜKÜM: Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1-) Hükümlünün hakkındaki davanın ayrılmasına karar verilen sanık ... ... ile birlikte sanık ... ...'nin kardeşi olan yakınan ...'ın evine gittikleri, yakınanın el ve ayaklarını bağladıkları, altınların yerini sordukları, yakınanın altınların olmadığını söylemesi üzerine sanık ... ...'nin yakınanın başına silah dayayarak altınların yerini tekrar sorduğu, yakınanın yine altınların yerini söylememesi üzerine evi aradığı, altınları bulduğu ve hükümlü ile birlikte evden ayrıldıkları biçiminde gelişen olayda; Eskişehir Ağır Ceza Mahkemesinin 05.04.1995 gün ve 1995/44 esas, 1995/64 sayılı kararıyla 765 sayılı TCY’nın 497/1, 522, 59. maddeleri gereğince 13 yıl 4 ay ağır hapis cezasıyla hükümlendirildiği, hükmün temyiz edilmeksizin kesinleştiği, 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCY’nın uyarlanması istendiğinde, Mahkemece duruşma açılarak yapılan inceleme sonunda 149/1-a, c, d, 62/1, 53. maddeleri uyarınca 10 yıl hapis cezasıyla cezalandırılmalarına karar verildiğinin anlaşılması karşısında;
5252 sayılı Yasanın 9/3. maddesi uyarınca sanık yararına olan hükmün, önceki ve sonraki kanunların bütün hükümlerinin olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle bulunacağı gözetilerek;
Oluş ve dosya kapsamına göre, somut olayda; hükümlünün eyleminin 765 sayılı TCK.nın 499. maddesi kapsamında olup, 5237 sayılı TCY.nın 148 ve 149. maddelerinde tanımlanan yağma suçu ile 765 sayılı TCY.nın 499. maddesinde yer alan suçun öğelerinin farklı olduğu, yukarıda anlatılan eylemin 5237 sayılı TCY.nın 149/1-a-c-d maddesine uyan yağma suçunun yanı sıra aynı Yasanın 109/2, 109/3-a-b maddelerine uyan kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu da oluşturduğu gözetilerek; hükümlünün eylemine uyan 765 sayılı TCY’nın 499/1, 522, 59/2. maddeleriyle; 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCY’nın 149/1a-c-d, 62; 109/2-3a-b, 62. maddelerinin ayrı ayrı ve bir bütün olarak olaya uygulanarak, verilmesi gereken cezalar ayrı ayrı tespit edilip, hükümlü yararına olan yasanın yeniden belirlenmesi zorunluluğu;
2-) Yasa koyucu, suç işlememiş olmasına karşın hakkında çeşitli nedenlerle ceza soruşturması yapılan ve bu süreçte kendisini yeterince savunamayacağı varsayılan bazı kişilerin yargılanmalarının adil yapılabilmesinin sağlanması ve bu durumda olan kişilerin ceza almamalarındaki toplumsal yararı gözeterek, istemleri olmasa dahi zorunlu olarak müdafii atanmasını düzenlemiştir. Bu duruma 5271 sayılı Yasanın 74/2 ve 150. maddeleri örnek olarak gösterilebilir.
5320 sayılı Yasanın 13/1. maddesinde, Ceza Muhakemeleri Kanunu gereğince soruşturma ve kovuşturma makamlarının istemi üzerine baro tarafından görevlendirilen müdafi ve vekile ücret ödeneceği, bu ücretin yargılama giderlerinden sayılacağı, 5271 sayılı CMK.nın 324. maddesinde yargılama giderlerinin neleri kapsayacağı ve aynı Yasanın 325. maddesinde de, bütün yargılama giderlerinin cezaya ya da güvenlik tedbirine mahkum edilen sanığa yükleneceğinin düzenlenmiş olmasına karşın, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6/3-c maddesinde, her sanığın kendini savunmaktan başka, kendisinin seçeceği ya da mali olanaklardan yoksun bulunuyor ve adaletin selameti gerektiriyorsa, mahkemece görevlendirilecek bir avukatın para ödemeksizin yardımından yararlanma hakkına da sahip olduğu belirtilmiş ve TC. Anayasası'nın 90. maddesinin son fıkrasında usulüne uygun olarak yürürlüğe konulmuş uluslararası sözleşmelerin yasa gücünde olduğu, anayasaya aykırılıklarının ileri sürülemeyeceği ve temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası sözleşmelerle yasaların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda uluslararası sözleşme hükümlerinin esas alınacağı belirtilmiştir. Anılan maddeye göre, hakim uyuşmazlıklarda, temel hak ve özgürlükleri düzenleyen ulusal yasalarla, uluslararası sözleşmelerin çelişmesi durumunda şüphesiz ki uluslararası sözleşme hükümlerine göre hareket etme durumundadır.
Bu açıklamalar ışığında;
Mahkemece 5271 sayılı Yasa’nın 150/3. maddesi uyarınca, hükümlünün savunmasını yapmak üzere zorunlu savunmanın görevlendirilmesi nedeniyle, savunmana ödenen avukatlık ücretinin, dosyadaki bilgilerden mali geliri bulunmadığı anlaşılan hükümlüye, yargılama gideri olarak yükletilmesine karar verilmesi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6/3-c maddesindeki düzenlemeye açıkça aykırı olduğundan,
Bozmayı gerektirmiş, hükümlü ... savunmanının temyiz itirazı bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, infaz aşamasında hükümlü lehine uygulamaların kazanılmış hak oluşturmayacağının gözetilmesine, 12/11/2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
SUÇ : Yağma
HÜKÜM: Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1-) Hükümlünün hakkındaki davanın ayrılmasına karar verilen sanık ... ... ile birlikte sanık ... ...'nin kardeşi olan yakınan ...'ın evine gittikleri, yakınanın el ve ayaklarını bağladıkları, altınların yerini sordukları, yakınanın altınların olmadığını söylemesi üzerine sanık ... ...'nin yakınanın başına silah dayayarak altınların yerini tekrar sorduğu, yakınanın yine altınların yerini söylememesi üzerine evi aradığı, altınları bulduğu ve hükümlü ile birlikte evden ayrıldıkları biçiminde gelişen olayda; Eskişehir Ağır Ceza Mahkemesinin 05.04.1995 gün ve 1995/44 esas, 1995/64 sayılı kararıyla 765 sayılı TCY’nın 497/1, 522, 59. maddeleri gereğince 13 yıl 4 ay ağır hapis cezasıyla hükümlendirildiği, hükmün temyiz edilmeksizin kesinleştiği, 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCY’nın uyarlanması istendiğinde, Mahkemece duruşma açılarak yapılan inceleme sonunda 149/1-a, c, d, 62/1, 53. maddeleri uyarınca 10 yıl hapis cezasıyla cezalandırılmalarına karar verildiğinin anlaşılması karşısında;
5252 sayılı Yasanın 9/3. maddesi uyarınca sanık yararına olan hükmün, önceki ve sonraki kanunların bütün hükümlerinin olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle bulunacağı gözetilerek;
Oluş ve dosya kapsamına göre, somut olayda; hükümlünün eyleminin 765 sayılı TCK.nın 499. maddesi kapsamında olup, 5237 sayılı TCY.nın 148 ve 149. maddelerinde tanımlanan yağma suçu ile 765 sayılı TCY.nın 499. maddesinde yer alan suçun öğelerinin farklı olduğu, yukarıda anlatılan eylemin 5237 sayılı TCY.nın 149/1-a-c-d maddesine uyan yağma suçunun yanı sıra aynı Yasanın 109/2, 109/3-a-b maddelerine uyan kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu da oluşturduğu gözetilerek; hükümlünün eylemine uyan 765 sayılı TCY’nın 499/1, 522, 59/2. maddeleriyle; 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCY’nın 149/1a-c-d, 62; 109/2-3a-b, 62. maddelerinin ayrı ayrı ve bir bütün olarak olaya uygulanarak, verilmesi gereken cezalar ayrı ayrı tespit edilip, hükümlü yararına olan yasanın yeniden belirlenmesi zorunluluğu;
2-) Yasa koyucu, suç işlememiş olmasına karşın hakkında çeşitli nedenlerle ceza soruşturması yapılan ve bu süreçte kendisini yeterince savunamayacağı varsayılan bazı kişilerin yargılanmalarının adil yapılabilmesinin sağlanması ve bu durumda olan kişilerin ceza almamalarındaki toplumsal yararı gözeterek, istemleri olmasa dahi zorunlu olarak müdafii atanmasını düzenlemiştir. Bu duruma 5271 sayılı Yasanın 74/2 ve 150. maddeleri örnek olarak gösterilebilir.
5320 sayılı Yasanın 13/1. maddesinde, Ceza Muhakemeleri Kanunu gereğince soruşturma ve kovuşturma makamlarının istemi üzerine baro tarafından görevlendirilen müdafi ve vekile ücret ödeneceği, bu ücretin yargılama giderlerinden sayılacağı, 5271 sayılı CMK.nın 324. maddesinde yargılama giderlerinin neleri kapsayacağı ve aynı Yasanın 325. maddesinde de, bütün yargılama giderlerinin cezaya ya da güvenlik tedbirine mahkum edilen sanığa yükleneceğinin düzenlenmiş olmasına karşın, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6/3-c maddesinde, her sanığın kendini savunmaktan başka, kendisinin seçeceği ya da mali olanaklardan yoksun bulunuyor ve adaletin selameti gerektiriyorsa, mahkemece görevlendirilecek bir avukatın para ödemeksizin yardımından yararlanma hakkına da sahip olduğu belirtilmiş ve TC. Anayasası'nın 90. maddesinin son fıkrasında usulüne uygun olarak yürürlüğe konulmuş uluslararası sözleşmelerin yasa gücünde olduğu, anayasaya aykırılıklarının ileri sürülemeyeceği ve temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası sözleşmelerle yasaların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda uluslararası sözleşme hükümlerinin esas alınacağı belirtilmiştir. Anılan maddeye göre, hakim uyuşmazlıklarda, temel hak ve özgürlükleri düzenleyen ulusal yasalarla, uluslararası sözleşmelerin çelişmesi durumunda şüphesiz ki uluslararası sözleşme hükümlerine göre hareket etme durumundadır.
Bu açıklamalar ışığında;
Mahkemece 5271 sayılı Yasa’nın 150/3. maddesi uyarınca, hükümlünün savunmasını yapmak üzere zorunlu savunmanın görevlendirilmesi nedeniyle, savunmana ödenen avukatlık ücretinin, dosyadaki bilgilerden mali geliri bulunmadığı anlaşılan hükümlüye, yargılama gideri olarak yükletilmesine karar verilmesi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6/3-c maddesindeki düzenlemeye açıkça aykırı olduğundan,
Bozmayı gerektirmiş, hükümlü ... savunmanının temyiz itirazı bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, infaz aşamasında hükümlü lehine uygulamaların kazanılmış hak oluşturmayacağının gözetilmesine, 12/11/2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.