Yargıtay6. Ceza DairesiCeza Hukuku
Yargıtay 6. Ceza Dairesi E.2011/9896 K.2012/24737
Özet: (1) Uyuşmazlık, sanıkların hırsızlık suçundan mahkum edildiği kararın temyiz edilmesiyle ilgiliydi. (2) Mahkeme, sanıkların avukatları aracılığıyla yapılan tebligatın geçerli olduğunu ve temyiz süresinin başlandığını kabul ederek, mahkumiyet kararı kesinleşmiş olarak infaza verildiğini belirledi.
MAHKEMESİ: Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ: Hırsızlık
HÜKÜM: Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 18.09.2007 - 07.04.2011 tarihli tebliğnameleri ile Dairemize gönderilerek başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
I- Sanık ... hakkında kurulan hükmün temyiz incelemesinde:
14.06.2006 günlü duruşmaya tutuklu olarak getirilen sanıklar; ..., ..., ... ve ...'ün, dosyada mevcut İzmir 24. Noterliğince tanzim edilmiş 08.06.2006 tarihli vekaletname ile müdafiiliğini üstlenen Av. ... huzurunda sorgularının yapıldığı, 07.02.2007 günlü karar duruşmasında ise sanık ... ve diğer sanıkların müdafiileri olan Av. ...'ın yokluğunda hükmün açıklandığı, yapılan tefhim sırasında sanıklardan ...'ün aniden rahatsızlanıp yere düşmesi nedeniyle adı geçen sanığın diğer sanıklar ve hemşireler ile birlikte personel tabipliğine gönderildiği, bu nedenle de tefhimle infaza esas kararın sanıkların yokluğunda okunduğunun tutanağa bağlandığı, yoklukta verilen kararın ise; Tebligat Kanununun 11. maddesine uygun olarak sanıklar müdafii Av. ...'a usulüne uygun tebliğ edildiği, yapılan bu tebliğe rağmen yasal süre içerisinde ise kararın temyiz edilmeyerek sanıklar ... ve ... açısından kesinleşerek infaza verildiği, sanık tarafından Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğüne hitaben yazılan 14.04.2009 tarihli dilekçe doğrultusunda, verilen kararda kanun yolu, mercii, süresi, başvuru şeklinini tereddüte yol açmayacak şekilde gösterilememesi gerekçesiyle sanığa bu hususlarıda ihtiva edecek şekilde kararın tebliğ edilmesi bildirilerek Bakanlıkça kanun yararına bozma yoluna gidilmediği anlaşılmış ve sanık tarafınfan verilen 14.04.2009 tarihli dilekçe temyiz dilekçesi olarak kabul edilip gönderilmiş isede,
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 01.02.2011 gün 244-14 sayılı, 27.11.2011 gün 2011/264-299 sayılı ve Dairemizce de benimsenen devamı kararları dikkate alındığında; sanığın haberdar olduğu vekaletnameli avukatının ve sanıkların gıyabında verilen kararın, vekille takip edilen işlerde tebligatın vekile yapılmasının kural olduğu, bu doğrultuda avukat ... kararın 05.02.2007 tarihinde tebliğinin sağlandığı, anılan kararın temyizi açısından yasa, yol ve yönteminin kararda açıkça belirtilmese bile avukat tarafından bilinmesi gereken bir hal olduğu ve temyiz süresinin başlangıcının avukata 05.03.2007 tarihinde yapılan tebliğ tarihi olduğu, bundan sonraki tebligatların ve buna dayanak işlemlerin temyiz süresinin başlangıç tarihini değiştirmeyeceği nazara alındığında sanık ...'ın vaki temyiz itirazlarının 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollaması ile 1412 sayılı CMUK'nın 317. maddesi gereğince, isteme aykırı olarak REDDİNE,
II-) Sanık ... hakkında kurulan hükmün temyiz incelemesine gelince;
Yakınanın aşamalardaki beyanında özetle; olay tarihinde yakınanın eşi ile birlikte gece saat 22,00 sıralarında evlerine döndükleri sırada babası ... adına kayıtlı bulunan ... plakalı 1997 model ... marka aracının içinde 4 kişi olduğu halde karşıdan geldiğini gördüğü, şoför mahallinde aracı kullananın sanık ... olduğunu yanında sanık ...'ün oturduğunu, arka koltuktaki iki kişiyi göremediğini belirtiği, yanından geçip gittiklerini, 155' i arayarak ihbarda bulunduğunu, 4 gün sonra polis karakolundan çağırdıklarını, aracı kendisine ön tarafı hasarlı olarak teslim ettiklerini belirtiği;
Sanık ...'ün aşamalardaki beyanlarında ise özetle; İzmir ili ... ilçesinde işletmekte olduğu kafeteryasını gece saat 23.00 sıralarında kapatacağı sırada diğer sanıklar ..., ... ve ...'ın yanına geldiklerini, kafeteryayı birlikte kapattıklarını, sanık ...'ın kullandığı beyaz renkli ... marka araca bindiklerini, Karabağlar tarafına gelirken peşlerine polisin takıldığını, polisi görünce diğer sanıkların aracı hızla çalıştırarak kaçmaya başladıklarını ve ...'de aracı park edip kaçtıklarını, kendisinin araçta kaldığını, kaçmadığını beyan ettiği;
Bila tarihli kolluk dosya arasında mevcut tutanağa göre ise özetle; “...10 F 0679 plaka sayılı aracın takibi sonrasında araçtan 4 şahsın kaçmaya başladığı, kovalamaca sonrasında ...'ün yakalandığının...” belirtildiği;
Diğer sanıklar ..., ... ve ...'ın aşamalardaki beyanlarında ise; sanık ... haricinde birlikte piknik yapmak amacıyla buluştuklarını, piknik alanına alkol almaya gittiklerini, burada dava konusu aracı çalışır vaziyette ve üzerinde anahtarla gördüklerini, araca binip gezmek üzere yola çıktıklarını, oradan ...'ün çalıştırdığı kafeye gittiklerini, ...'ün kafeyi kapatarak kendileri ile geldiğini, yolda dolaşırken polislerin peşlerine takıldığını bunun üzerine ... ilçesi mezarlık bölgesinde arabayı terk edip kaçtıklarını açıklamaları karşısında;
Sanığın savunmasının aksine her türlü kuşkudan uzak yeterli ve kesin bir delilin olup olmadığının tespiti bakımından;
Sanığın savunması duraksamaya yer bırakmayacak şekilde resen araştırılıp, yakınan Ulaş Varol'dan da olay günü araç içinde arkada oturan iki kişiden birinin sanık ... olup olmadığı duruksamaya yer vermeyecek şekilde saptanıp gerekli teşhisinin yaptırılması sağlanıp, gerektiğinde yukarıda anılan kolluk tutanağında imzası bulunan görevlilerin de antlı beyanları da alındıktan sonra, sonucuna göre delillerin bir bütün halinde takdiri gerektiği gözetilmeden eksik inceleme ile yetinilip yerinde ve yeterli olmayan gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
2-Uygulamaya göre de;
Sanığın, TCK’nın 53. maddesinin 2. fıkrası uyarınca hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar aynı maddenin 1. fıkrasında öngörülen hakları kullanmaktan yoksun kılınmasına, aynı maddenin 3. fıkrası uyarınca da kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından, söz konusu yasaklamanın koşullu salıverilen sanık hakkında uygulanmamasına, karar verilmesi gerekirken, yazılı biçimde uygulama yapılması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ... savunmanının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 25.12.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
SUÇ: Hırsızlık
HÜKÜM: Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 18.09.2007 - 07.04.2011 tarihli tebliğnameleri ile Dairemize gönderilerek başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
I- Sanık ... hakkında kurulan hükmün temyiz incelemesinde:
14.06.2006 günlü duruşmaya tutuklu olarak getirilen sanıklar; ..., ..., ... ve ...'ün, dosyada mevcut İzmir 24. Noterliğince tanzim edilmiş 08.06.2006 tarihli vekaletname ile müdafiiliğini üstlenen Av. ... huzurunda sorgularının yapıldığı, 07.02.2007 günlü karar duruşmasında ise sanık ... ve diğer sanıkların müdafiileri olan Av. ...'ın yokluğunda hükmün açıklandığı, yapılan tefhim sırasında sanıklardan ...'ün aniden rahatsızlanıp yere düşmesi nedeniyle adı geçen sanığın diğer sanıklar ve hemşireler ile birlikte personel tabipliğine gönderildiği, bu nedenle de tefhimle infaza esas kararın sanıkların yokluğunda okunduğunun tutanağa bağlandığı, yoklukta verilen kararın ise; Tebligat Kanununun 11. maddesine uygun olarak sanıklar müdafii Av. ...'a usulüne uygun tebliğ edildiği, yapılan bu tebliğe rağmen yasal süre içerisinde ise kararın temyiz edilmeyerek sanıklar ... ve ... açısından kesinleşerek infaza verildiği, sanık tarafından Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğüne hitaben yazılan 14.04.2009 tarihli dilekçe doğrultusunda, verilen kararda kanun yolu, mercii, süresi, başvuru şeklinini tereddüte yol açmayacak şekilde gösterilememesi gerekçesiyle sanığa bu hususlarıda ihtiva edecek şekilde kararın tebliğ edilmesi bildirilerek Bakanlıkça kanun yararına bozma yoluna gidilmediği anlaşılmış ve sanık tarafınfan verilen 14.04.2009 tarihli dilekçe temyiz dilekçesi olarak kabul edilip gönderilmiş isede,
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 01.02.2011 gün 244-14 sayılı, 27.11.2011 gün 2011/264-299 sayılı ve Dairemizce de benimsenen devamı kararları dikkate alındığında; sanığın haberdar olduğu vekaletnameli avukatının ve sanıkların gıyabında verilen kararın, vekille takip edilen işlerde tebligatın vekile yapılmasının kural olduğu, bu doğrultuda avukat ... kararın 05.02.2007 tarihinde tebliğinin sağlandığı, anılan kararın temyizi açısından yasa, yol ve yönteminin kararda açıkça belirtilmese bile avukat tarafından bilinmesi gereken bir hal olduğu ve temyiz süresinin başlangıcının avukata 05.03.2007 tarihinde yapılan tebliğ tarihi olduğu, bundan sonraki tebligatların ve buna dayanak işlemlerin temyiz süresinin başlangıç tarihini değiştirmeyeceği nazara alındığında sanık ...'ın vaki temyiz itirazlarının 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollaması ile 1412 sayılı CMUK'nın 317. maddesi gereğince, isteme aykırı olarak REDDİNE,
II-) Sanık ... hakkında kurulan hükmün temyiz incelemesine gelince;
Yakınanın aşamalardaki beyanında özetle; olay tarihinde yakınanın eşi ile birlikte gece saat 22,00 sıralarında evlerine döndükleri sırada babası ... adına kayıtlı bulunan ... plakalı 1997 model ... marka aracının içinde 4 kişi olduğu halde karşıdan geldiğini gördüğü, şoför mahallinde aracı kullananın sanık ... olduğunu yanında sanık ...'ün oturduğunu, arka koltuktaki iki kişiyi göremediğini belirtiği, yanından geçip gittiklerini, 155' i arayarak ihbarda bulunduğunu, 4 gün sonra polis karakolundan çağırdıklarını, aracı kendisine ön tarafı hasarlı olarak teslim ettiklerini belirtiği;
Sanık ...'ün aşamalardaki beyanlarında ise özetle; İzmir ili ... ilçesinde işletmekte olduğu kafeteryasını gece saat 23.00 sıralarında kapatacağı sırada diğer sanıklar ..., ... ve ...'ın yanına geldiklerini, kafeteryayı birlikte kapattıklarını, sanık ...'ın kullandığı beyaz renkli ... marka araca bindiklerini, Karabağlar tarafına gelirken peşlerine polisin takıldığını, polisi görünce diğer sanıkların aracı hızla çalıştırarak kaçmaya başladıklarını ve ...'de aracı park edip kaçtıklarını, kendisinin araçta kaldığını, kaçmadığını beyan ettiği;
Bila tarihli kolluk dosya arasında mevcut tutanağa göre ise özetle; “...10 F 0679 plaka sayılı aracın takibi sonrasında araçtan 4 şahsın kaçmaya başladığı, kovalamaca sonrasında ...'ün yakalandığının...” belirtildiği;
Diğer sanıklar ..., ... ve ...'ın aşamalardaki beyanlarında ise; sanık ... haricinde birlikte piknik yapmak amacıyla buluştuklarını, piknik alanına alkol almaya gittiklerini, burada dava konusu aracı çalışır vaziyette ve üzerinde anahtarla gördüklerini, araca binip gezmek üzere yola çıktıklarını, oradan ...'ün çalıştırdığı kafeye gittiklerini, ...'ün kafeyi kapatarak kendileri ile geldiğini, yolda dolaşırken polislerin peşlerine takıldığını bunun üzerine ... ilçesi mezarlık bölgesinde arabayı terk edip kaçtıklarını açıklamaları karşısında;
Sanığın savunmasının aksine her türlü kuşkudan uzak yeterli ve kesin bir delilin olup olmadığının tespiti bakımından;
Sanığın savunması duraksamaya yer bırakmayacak şekilde resen araştırılıp, yakınan Ulaş Varol'dan da olay günü araç içinde arkada oturan iki kişiden birinin sanık ... olup olmadığı duruksamaya yer vermeyecek şekilde saptanıp gerekli teşhisinin yaptırılması sağlanıp, gerektiğinde yukarıda anılan kolluk tutanağında imzası bulunan görevlilerin de antlı beyanları da alındıktan sonra, sonucuna göre delillerin bir bütün halinde takdiri gerektiği gözetilmeden eksik inceleme ile yetinilip yerinde ve yeterli olmayan gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
2-Uygulamaya göre de;
Sanığın, TCK’nın 53. maddesinin 2. fıkrası uyarınca hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar aynı maddenin 1. fıkrasında öngörülen hakları kullanmaktan yoksun kılınmasına, aynı maddenin 3. fıkrası uyarınca da kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından, söz konusu yasaklamanın koşullu salıverilen sanık hakkında uygulanmamasına, karar verilmesi gerekirken, yazılı biçimde uygulama yapılması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ... savunmanının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 25.12.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.