‹ Ana sayfa
Yargıtay6. Ceza DairesiCeza Hukuku

Yargıtay 6. Ceza Dairesi E.2011/828 K.2011/939

Esas No: 2011/828 · Karar No: 2011/939 · Karar Tarihi: 02.02.2011
**MAHKEMESİ:**Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Yağma

**HÜKÜM:** Mahkumiyet

Yerel Mahkemece verilen hüküm sanık ... savunmanı tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmekle; Yargıtay C. Başsavcılığının 11/01/2011 tarihli kenar yazısı ile Daireye gönderilerek başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre tayin edilen günde yapılan duruşma sonunda dosya okunarak gereği görüşülüp düşünüldü;

Soruşturmanın sonuçlarını içeren tutanaklar, belgeler ve duruşmalı inceleme sırasında ileri sürülen savunma doğrultusunda yapılan incelemede;

Yargıtay Ceza Kurulunun 04.04.2006 günlü, 2006/3-35/97 sayılı ve benzer kararlarında ayrıntıları açıklandığı üzere, ceza yargılamasının en önemli ilkelerinden biri olan "in dubio pro reo" kuşkudan sanık yararlanır kuralı uyarınca, sanığın bir suçtan cezalandırılmasının temel koşulu, suçun kuşkuya yer vermeyen bir kesinlikle ispat edilmesine bağlıdır. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın cezalandırılması bakımından taşıdığı önemden dolayı gözönünde tutulması gereken herhangi bir meselede başgösteren kuşkunun, sanığın yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, bir suçun işlenip işlenmediği veya işlenmiş ise gerçekleştirilme biçimi konusunda kuşku belirmesi halinde uygulanabilecektir.

Şüpheli ve aydınlatılmamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak hüküm tesis edilemez. Ceza mahkumiyeti bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalıdır. Bu ispat teorikte olsa hiçbir kuşku ve başka türlü bir oluşa olanak vermemelidir. Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza yargılamasının en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermektir. O halde ceza yargılamasında mahkumiyet, büyük veya küçük bir ihtimale değil, kuşkudan
uzak bir kesinliğe dayanmalıdır. Adli hataların önüne geçilmesinin tek yolu budur.

Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
Mağdurların aşamalardaki anlatımları özünde benzer olsa da önemli ayrıntılarda tutarlı olmadığı, mağdurların anlatımlarına göre ilk yağma eyleminin 02.04.2002 günü saat 23:00 sıraları olduğu, sınırı geçmeyip olay yeri civarına dönüp kendilerine yönelik ilk eylemi gerçekleştiren kişilerle yeniden karşılaştıkları gün ve saatin 03.04.2002, 02:30 sıraları olduğu, dosyada bulunan nöbet çizelgeleri ile dinlenen tanık beyanlarına göre ise, sanıkların 02.04.2002 günü saat 21:00 - 24:00 saatleri arasında olay bölgesinde devriye nöbeti tuttuklarının belirlendiği, bu durumda mağdurların ilk olayın gerçekleşmesinden 3 - 4 saat sonra tekrar geri geldiklerinde sanıkların nöbeti devrettiklerinden olanaklı bulunmaması, mağdurlar aşamalarda elbiselerinin soyulup üstlerindeki tüm para ve değerli eşyaların zorla alındığını belirtmelerine karşın, Bulgaristan polis görevlilerince iki devlet arasındaki protokol uyarınca 05.04.2002 günü Türk Polis görevlilerine teslim edildiklerinde üzerlerinde yapılan aramada özellikle mağdur ...'ın üzerinde 800 dolar, mağdur ...'ın üzerinde de bir miktar para ile Seiko marka saatin ele geçirilmesi, soruşturma ve kovuşturma evrelerinin hiçbir aşamasında mağdurlarla sanıkların yüzleştirme ve teşhis işleminin yaptırılmaması ve olayın geçtiği yer ve saat ile mağdurların aşamalardaki "olay yerinin karanlık olması nedeniyle teşhis yapamayabileceklerine" ilişkin beyanları ve aradan geçen süre de dikkate alındığında bu aşamadan sonra sağlıklı bir teşhis yaptırılmasının olanaklı bulunmaması; maddi gerçek ve somut kanıtlarla desteklenmeyen varsayımlarla hükümlülük kararı verilemeyeceği, sanıkların atılı suçu işledikleri yönünde her türlü kuşkudan uzak, hukuken geçerli somut ve inandırıcı kanıtların bulunmadığı gözetilmeden yerinde ve yeterli olmayan gerçeklerle hükümlülüklerine karar verilmesi,

Bozmayı gerektirmiş, Yerel Cumhuriyet Savcısı ile sanık ... ve savunmanlarının temyiz dilekçelerinde ve adı geçen sanık savunmanı Av. Belgi Melisa Birsen'in duruşmada ileri sürdüğü tüm itiraz ve savunmaları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, duruşmalı temyiz incelemesi yapılan hükmün açıklanan nedenle istem gibi BOZULMASINA, bozma nedenine göre sanık ...'in tahliyesine, başka bir suçtan tutuklu veya hükümlü değilse telle salıverilmesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına müzekkere yazılmasına, ilişkin oybirliğiyle verilen karar 02/02/2011 gününde Yargıtay Cumhuriyet Savcısı ... 'ın katıldığı oturumda, sanık savunmanının yüzüne karşı açıkça ve yöntemince okunup anlatıldı.

Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.

AvAi

Hukuki AI Asistanı
Merhaba! Ben AvAi, Avarsis Hukuki AI Asistanınız. Size nasıl yardımcı olabilirim?