Yargıtay6. Ceza DairesiCeza Hukuku
Yargıtay 6. Ceza Dairesi E.2011/4852 K.2013/19064
**MAHKEMESİ:**Asliye Ceza MahkemesiSUÇ : Hırsızlık, Genel güvenliği kasten tehlikeye sokmak
**HÜKÜM:** Mahkumiyet Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:I-Sanık hakkında, genel güvenliği tehlikeye sokmak eyleminden kurulan hükmün incelemesinde; Sanığın eylemi nedeniyle 5326 sayılı Kabahatler Kanunu 36.maddesi gereğince verilen hükmün, aynı yasanın 3 ve 29. maddelerine göre temyizi olanaklı bulunmadığı ancak itiraz yolu açık bulunduğu anlaşılmakla, itirazı incelemeye yetkili ve görevli mahkemeye, Mahkemesince iletilmek üzere dosyanın incelenmeksizin Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına İADESİNE,II- Sanık hakkında, hırsızlık suçundan kurulan hükmün incelemesine gelince; Kasıtlı suçtan önceki hükümlülüğü bulunan sanık hakkında 8.2.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5728 sayılı Yasanın 562. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK.nın 231. maddesindeki hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanamayacağının anlaşılmasıyla yapılan incelemede; Sanığın hükmü temyiz etmeyen suç arkadaşı ... ile birlikte gece 21.30 sıralarında yakınana ait sokakta park halinde kilitli otobüsün kapısını zorlamak suretiyle araçtan 20 TL bozuk para bulunan plastik para kasasını çaldıkları sonrasında sanığın suç arkadaşının elindeki para ile kaçması üzerine sanık ...'in elindeki kuru sıkı tabancayla peşinden ateş ettiği bundan korkan diğer sanığın suça konu paraları sanık ...'a bırakarak kaçtığı, suç mahallinde durumdan şüphelenen tanık ... ... ve arkadaşları tarafından sanığın çaldıkları paralar ile yakalandığı olayda, sanıkların olay yerinden uzaklaşırken, kesintisiz izleme olmaksızın tesadüfen çevreden gelen vatandaşlarca yakalandığının anlaşılması karşısında; park halinde kapıları kilitli araçtan yapılan hırsızlık eylemin 5237 sayılı TCK.nun 142/1-b maddesine uyduğu halde aynı yasanın 142/1-e maddesiyle uygulama yapılması, suçun tamamlandığı gözetilmeden kalkışma aşamasında kaldığının kabulü ile yazılı biçimde hüküm kurulması,Sanık ...'ın suç arkadaşı ... ile önceden anlaşmak suretiyle, yaptıkları işbölümü gereğince eyleme doğrudan doğruya katıldığı gözetilmeden, hakkında TCY.nın 37/1. maddesi yerine 39. maddesinin uygulanması,Sanığın suç arkadaşıyla birlikte yakınana ait araçtan içinde 20 TL bozuk para bulunan plastik para kasasını çaldığı olayda 5237 sayılı TCK’nın 145.maddesinde yer alan, “değerin azlığının” anılan yasaya özgü ayrı ve yeni bir kavram olduğu,Yasa koyucunun amacı ile suçun işleniş biçimi, olayın özelliği ve sanığın özgülenen kastı da gözetilmek suretiyle, daha çoğunu alma olanağı varken yalnızca gereksinimi kadar ve değer olarak da gerekiyorsa ceza vermekten vazgeçilebileceği ölçüdeki düşük değerler esas alınmak, yasal ve yeterli gerekçeleri de açıklanmak koşuluyla uygulanabileceği düşünülmeden, bu maddeye düzenleniş amacının dışında yorumlar getirilerek cezadan indirim yapılması,Sanığın durumdan şüphelenen çevreden gelen tanık ... ... ve arkadaşları tarafından çaldıkları para ile yakalandığı, el koymanın kaçınılmaz olduğu durumda rızai iade şartlarının gerçekleşmediği gözetilmeksizin, olayda koşulları bulunmayan TCK’nun 168.maddesinin uygulanması suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulması, karşı temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır. Dosya içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimin takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak; 1-Kasten işlenen suçlardan hapis cezasına mahkumiyetin yasal sonucu olan ve 5237 sayılı TCK’nın 53.maddesinin 1. fıkrasında öngörülen belirli hakları kullanmaktan yoksun bırakılma tedbirlerinin seçimlik olmadığı gözetilmeden, anılan fıkranın (c) bendinde yazılı tedbirlere hükmedilmemesi,2-Suçları diğer sanık ... ile birlikte işleyen sanık ...'in neden oldukları yargılama giderlerinin “ayrı ayrı” yerine, “müteselsilen” alınmasına hükmedilmesi suretiyle 5271 sayılı CMK’nın 326/2.maddesine aykırı davranılması, Bozmayı gerektirmiş, sanık ... savunmanın temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle isteme aykırı olarak BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK’nın 322.maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, hükümden 5237 sayılı TCY’nın 53/1. maddesinin uygulanmasına ve yargılama giderlerinin müteselsilen alınmasına ilişkin bölümler çıkartılarak, yerine "sanığın 5237 sayılı TCK’nın 53/1.maddesinin (a), b), d) ve (e) bentlerinde yazılı haklardan aynı maddenin 2. fıkrası uyarınca cezasının infazı tamamlanıncaya kadar, (c) bendinde yazılı kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından ise anılan maddenin 3. fıkrası uyarınca mahkum olduğu hapis cezasından koşullu salıverilinceye kadar yoksun bırakılmasına,” ve “sanıkların neden oldukları yargılama giderlerinden ayrı ayrı sorumlu tutulmalarına” kelimelerinin eklenmesi suretiyle diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 07.10.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
**HÜKÜM:** Mahkumiyet Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:I-Sanık hakkında, genel güvenliği tehlikeye sokmak eyleminden kurulan hükmün incelemesinde; Sanığın eylemi nedeniyle 5326 sayılı Kabahatler Kanunu 36.maddesi gereğince verilen hükmün, aynı yasanın 3 ve 29. maddelerine göre temyizi olanaklı bulunmadığı ancak itiraz yolu açık bulunduğu anlaşılmakla, itirazı incelemeye yetkili ve görevli mahkemeye, Mahkemesince iletilmek üzere dosyanın incelenmeksizin Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına İADESİNE,II- Sanık hakkında, hırsızlık suçundan kurulan hükmün incelemesine gelince; Kasıtlı suçtan önceki hükümlülüğü bulunan sanık hakkında 8.2.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5728 sayılı Yasanın 562. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK.nın 231. maddesindeki hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanamayacağının anlaşılmasıyla yapılan incelemede; Sanığın hükmü temyiz etmeyen suç arkadaşı ... ile birlikte gece 21.30 sıralarında yakınana ait sokakta park halinde kilitli otobüsün kapısını zorlamak suretiyle araçtan 20 TL bozuk para bulunan plastik para kasasını çaldıkları sonrasında sanığın suç arkadaşının elindeki para ile kaçması üzerine sanık ...'in elindeki kuru sıkı tabancayla peşinden ateş ettiği bundan korkan diğer sanığın suça konu paraları sanık ...'a bırakarak kaçtığı, suç mahallinde durumdan şüphelenen tanık ... ... ve arkadaşları tarafından sanığın çaldıkları paralar ile yakalandığı olayda, sanıkların olay yerinden uzaklaşırken, kesintisiz izleme olmaksızın tesadüfen çevreden gelen vatandaşlarca yakalandığının anlaşılması karşısında; park halinde kapıları kilitli araçtan yapılan hırsızlık eylemin 5237 sayılı TCK.nun 142/1-b maddesine uyduğu halde aynı yasanın 142/1-e maddesiyle uygulama yapılması, suçun tamamlandığı gözetilmeden kalkışma aşamasında kaldığının kabulü ile yazılı biçimde hüküm kurulması,Sanık ...'ın suç arkadaşı ... ile önceden anlaşmak suretiyle, yaptıkları işbölümü gereğince eyleme doğrudan doğruya katıldığı gözetilmeden, hakkında TCY.nın 37/1. maddesi yerine 39. maddesinin uygulanması,Sanığın suç arkadaşıyla birlikte yakınana ait araçtan içinde 20 TL bozuk para bulunan plastik para kasasını çaldığı olayda 5237 sayılı TCK’nın 145.maddesinde yer alan, “değerin azlığının” anılan yasaya özgü ayrı ve yeni bir kavram olduğu,Yasa koyucunun amacı ile suçun işleniş biçimi, olayın özelliği ve sanığın özgülenen kastı da gözetilmek suretiyle, daha çoğunu alma olanağı varken yalnızca gereksinimi kadar ve değer olarak da gerekiyorsa ceza vermekten vazgeçilebileceği ölçüdeki düşük değerler esas alınmak, yasal ve yeterli gerekçeleri de açıklanmak koşuluyla uygulanabileceği düşünülmeden, bu maddeye düzenleniş amacının dışında yorumlar getirilerek cezadan indirim yapılması,Sanığın durumdan şüphelenen çevreden gelen tanık ... ... ve arkadaşları tarafından çaldıkları para ile yakalandığı, el koymanın kaçınılmaz olduğu durumda rızai iade şartlarının gerçekleşmediği gözetilmeksizin, olayda koşulları bulunmayan TCK’nun 168.maddesinin uygulanması suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulması, karşı temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır. Dosya içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimin takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak; 1-Kasten işlenen suçlardan hapis cezasına mahkumiyetin yasal sonucu olan ve 5237 sayılı TCK’nın 53.maddesinin 1. fıkrasında öngörülen belirli hakları kullanmaktan yoksun bırakılma tedbirlerinin seçimlik olmadığı gözetilmeden, anılan fıkranın (c) bendinde yazılı tedbirlere hükmedilmemesi,2-Suçları diğer sanık ... ile birlikte işleyen sanık ...'in neden oldukları yargılama giderlerinin “ayrı ayrı” yerine, “müteselsilen” alınmasına hükmedilmesi suretiyle 5271 sayılı CMK’nın 326/2.maddesine aykırı davranılması, Bozmayı gerektirmiş, sanık ... savunmanın temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle isteme aykırı olarak BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK’nın 322.maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, hükümden 5237 sayılı TCY’nın 53/1. maddesinin uygulanmasına ve yargılama giderlerinin müteselsilen alınmasına ilişkin bölümler çıkartılarak, yerine "sanığın 5237 sayılı TCK’nın 53/1.maddesinin (a), b), d) ve (e) bentlerinde yazılı haklardan aynı maddenin 2. fıkrası uyarınca cezasının infazı tamamlanıncaya kadar, (c) bendinde yazılı kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından ise anılan maddenin 3. fıkrası uyarınca mahkum olduğu hapis cezasından koşullu salıverilinceye kadar yoksun bırakılmasına,” ve “sanıkların neden oldukları yargılama giderlerinden ayrı ayrı sorumlu tutulmalarına” kelimelerinin eklenmesi suretiyle diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 07.10.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.