‹ Ana sayfa
Yargıtay6. Ceza DairesiCeza Hukuku

Yargıtay 6. Ceza Dairesi E.2010/3170 K.2013/17023

Esas No: 2010/3170 · Karar No: 2013/17023 · Karar Tarihi: 10.09.2013
**MAHKEMESİ:**Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık, resmi belgede sahtecilik, kamu görevlisine yalan beyanda bulunmak

**HÜKÜM:** Mahkumiyet

Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
I-) Sanık ... hakkında sahtecilik suçundan kurulan hükmün temyiz incelemesinde;
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimin takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak,
Kasten işlemiş olduğu suç için hapis cezasıyla mahkûmiyetinin yasal sonucu olarak sanığın, 5237 sayılı TCY’nın 53/1. maddesinin (c) bendinde yazılı haklardan aynı maddenin 2. fıkrası uyarınca cezanın infazı tamamlanıncaya kadar, yalnızca kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından ise anılan maddenin 3. fıkrası uyarınca mahkum olduğu hapis cezasından koşullu salıverilinceye kadar yoksun bırakılmasına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ... savunmanının temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle isteme aykırı olarak BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK’nın 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, hüküm fıkralarından 5237 sayılı TCY’nın 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümlerin çıkartılması ve “sanığın 5237 sayılı TCK’nın 53/1. maddesinin (a), (b), (c), (d) ve (e) bentlerinde yazılı haklardan aynı maddenin 2. fıkrası uyarınca cezasının infazı tamamlanıncaya kadar, (c) bendinde yazılı kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından ise anılan maddenin 3. fıkrası uyarınca mahkum olduğu hapis cezasından koşullu salıverilinceye kadar yoksun bırakılmasına,” cümlelerinin eklenmesi suretiyle, diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
II-) Sanık ... hakkında hırsızlık suçundan, sanık ... hakkında yalan beyanda bulunma suçundan kurulan hükümlerin temyiz incelemesine gelince;
Etkin pişmanlık hükümlerinin hükmün esasını teşkil eden kısa kararda uygulandığının anlaşılması karşısında, tebliğnamedeki bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiş,
Diğer temyiz itiraları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1-Sanık ...'nin, katılanın yanına gelerek "pantolonunda lekeler var, git yıka" demesi üzerine; katılanın pisliği görüp tuvalete doğru yöneldiği; sanığın ise,"Dur sana yardım edeyim" dediği; katılanın, yeleği ile birlikte ceketini ağaca astığı; sanığın, ceketinin olduğu yere yanaşması üzerine durumdan şüphelenen katılanın, ceketini ve yeleğini kontrol ettiğinde iç cebinde bulunan suça konu paranın yerinde olmadığını fark ettiği, etraftakilere “şahsın nereye gittiğini” sorduğu, “mescide birinin girdiğinin” söylenmesi üzerine, mescide giren katılanın sanığı gördüğü ve ona hitaben " paramı ver " dediği; sanığın ise, "Ben paranı almadım, sen düşürmüşsün" diyerek parayı iade ettiği; ardından sanığın ... plakalı araç ile olay yerinden uzaklaştığı, şeklinde gelişen olayda; eylemin gerçekleştiği yer ile sanığın yakalandığı yer arasındaki mesafe de nazara alınarak, sanığın girdiği yeri katılana söyleyen kişilerin olaya genel hakimiyetleri, katılanın sanığı bulmaya yönelik araştırmasının boyutu ve süresi katılanın ayrıntılı beyanları ile tespit edilip sanığın yakalanmasına yönelik takibin kesintiye uğrayıp uğramadığı araştırılmaksızın, eksik inceleme ile eylem tamamlanmış kabul edilip yazılı şekilde karar verilmesi,
2- Sanık ... hakkında yapılan adli soruşturma sırasında ismini ... olarak bildirdiği anlaşılmakla, ... isimli şahsın gerçek kişi olup olmadığı araştırılıp, kimlik bilgilerinin gerçekte var olan kişiye ait olduğunun belirlenmesi durumunda sanığın eyleminin 5237 sayılı TCK'nun 268/1. maddesi yollamasıyla, 267/1. maddesindeki "iftira" suçunu oluşturacağı, bu durumda vaki rücu nedeniyle aynı Yasanın 269. maddesinin de uygulanmasının gerekeceği; hayali kişiye ait olduğunun anlaşılması durumunda ise, anılan Yasanın 206/1. maddesinin uygulanması gerektiği gözetilmeden, eksik soruşturmayla yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar ... ve ... savunmanı ile Üst Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları ile tebliğnameki düşünce bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan hükmün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 10.09.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.

AvAi

Hukuki AI Asistanı
Merhaba! Ben AvAi, Avarsis Hukuki AI Asistanınız. Size nasıl yardımcı olabilirim?