‹ Ana sayfa
Yargıtay 6. Ceza Dairesi Ceza Hukuku

Yargıtay 6. Ceza Dairesi E.2010/27242 K.2012/12775

Esas No: 2010/27242 · Karar No: 2012/12775 · Karar Tarihi: 18.06.2012
1 kez atıf aldı 1 bozma bağlamı Sonraki kararlarda bu karara yapılan atıflar
Özet: (1) Sanıkların “suç işlemek için örgüt kurmak” ve bu örgüte üye olmak, yardım etmek, kasten yaralama gibi suçlardan yargılanması; (2) Mahkeme, sanıkları mahkumiyet kararıyla cezalandırmış ve temyiz dilekçelerini 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereği reddetmiştir.
MAHKEMESİ: Ağır Ceza Mahkemesi (5271 sayılı CMK'nın 250. maddesi ile görevli)
SUÇ: Suç işlemek için örgüt kurmak ve bu örgüte üye olmak, yardım etmek, yağma, kişiyi hürriyetinden yoksun kılmak, kasten yaralama, genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması, iş ve çalışma hürriyetinin kısıtlanması, 6136 sayılı Yasaya aykırılık, tehdit

HÜKÜM: Mahkumiyet

Yerel Mahkemece verilen hüküm sanık ... savunması tarafından duruşmalı olarak da temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:

Yasal süresinde ileri sürülmediği ve hükmedilen cezaların sürelerine göre de duruşmalı incelenmesi olanaklı bulunmadığı için sanık ... savunmanının duruşmalı inceleme isteminin 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK’nın 318 ve 421. maddeleri gereğince REDDİNE,

I- Sanıklar ... ve ... haklarında yakınan ...’ın şahsına ve mal varlığına yönelik herhangi bir suçla ilgili olarak dava açılmadığı, adı geçen sanıklar hakkında, “Suç işlemek için kurulan örgütten yardım istemek suçu”ndan kamu davasının açıldığı ve bu suç için hüküm kurulduğunun anlaşılması karşısında; kamuya karşı işlendiği kabul edilen 5237 sayılı TCK’nın 220. maddesinde tanımlanan örgüt suçunda doğrudan doğruya zarar gören konumunda olmayan yakınan ...’ın belirtilen suçla ilgili olarak kamu davasına katılmasına karar verilmesi hukuki değerden yoksun olup adı geçene temyiz yetkisi vermeyeceğinden, vekilinin temyiz dilekçesinin bu nedenle 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK’nın 317. maddesi gereğince REDDİNE,

II- Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... haklarında, suç işlemek için örgüt kurmak, üye olmak ve örgüte bilerek isteyerek yardım etmek suçlarından kurulan hükümlere; mağdur ...’e yönelik kasten yaralama ve kişiyi özgürlüğünden yoksun kılma suçlarından sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... haklarında kurulan hükümler ile sanık ... hakkında bu eylem çerçevesinde işlediği genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması suçundan kurulan hükme; mağdur ...’e (... lakaplı) yönelik eylem çerçevesinde işlediği genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması suçundan sanık ... hakkında kurulan hükme; mağdur ... Altun’a yönelik eylem çerçevesinde işlediği genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması suçundan sanıklar ... ve ... haklarında kurulan hükme; 6136 sayılı Yasaya aykırılık suçlarından sanıklar ..., ..., ... ve ... haklarında kurulan hükümlere yönelik incelemede:

Sanık ...’nin yokluğunda 27.05.2010 tarihinde kurulan hükme ilişkin gerekçeli kararın adı geçen sanığa 21.09.2010 tarihinde tebliğ edildiği, sanığın öğrenme tarihi olan 16.08.2010 tarihli dilekçesi ile kararı temyiz ettiği ve bu nedenle temyiz isteminin süresinde olduğu kabul edildiğinden, tebliğnamedeki adı geçen sanık yönünden “Temyiz isteminin reddine” ilişkin düşünceye iştirak edilmemiş; toplanan ve mahkeme tarafından irdelenen ve somut olaylarla örtüşen kanıtlara, kolluk görevlileri tarafından hukuka uygun olarak gerçekleştirilen telefon görüşme kayıtları ve bunlara ilişkin iletişim tespit tutanaklarının içeriklerine göre, tebliğnamede (V) ve (VI) numaralar ile sıralanıp belirtilen bozma isteyen düşünceler benimsenmemiştir.

Sanık ...’in ruhsatsız tabanca taşıma suçunu 21.05.2008 tarihinde işlediği; 08.02.2008 tarih ve 26781 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 5728 sayılı Kanunun 156. maddesi gereğince, 6136 sayılı Yasanın 13/1. maddesinde yapılan değişiklik uyarınca, suç tarihi itibariyle anılan Yasa maddesindeki temel para cezasının 30 günden 100 güne kadar adli para cezası olarak öngörüldüğü ve bu suça ilişkin temel adli para cezasının 5237 sayılı TCK’nın 52/1-2. maddesi gereğince 600 Türk Lirasından az olmayacağı gözetilmeden eksik adli para cezasına hükmedilmesi, karşı temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.

Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulunun takdirine göre; Cumhuriyet Savcısı ile sanık ... ve savunmanı, sanıklar ... ..., ..., ...,
Tarık GÜMÜŞ, ..., ..., ..., ... savunmanları, sanık ... ve savunmanı, sanıklar ..., ... ve ... savunmanları ile sanıklar ..., ..., ... ve ...'in temyiz itirazları yerinde görülmemiş olduğundan reddiyle, eleştiri dışında usul ve yasaya uygun bulunan hükmün, tebliğnameye kısmen aykırı olarak ONANMASINA,

III- Mağdur ...’a yönelik suç için sanıklar ..., ..., ... ve ... haklarında kurulan hükümlere; mağdurlar ... ve ...’a yönelik suç için sanıklar ..., ... ve ... haklarında kurulan hükümlere; sanıklar ..., ..., ... ve ... haklarında suç örgütüne üye olmak, bilerek ve isteyerek yardım etmek suçlarından kurulan hükümlere yönelik incelemede:

Dosya içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulunun takdirine göre, örgüt suçları haricindeki suçların sanıklar tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

Ancak;

1-Medyum olarak çalışan ve yaptığı iş nedeniyle televizyon programlarına çıkan mağdur ...’ın, tanık olarak dinlenen ... lakaplı ...’e fal bakıp büyü yapması karşılığı kendisinden 5000 Türk Lirası ücret aldığı, tanık ...’in arkadaşı olan sanık ...’nin adı geçen tanığın talebi olmadığı halde, sanık ...’ın aracılığıyla tanıştığı ve televizyon programları nedeniyle çok para kazandığını öğrendiği mağdurdan bu parayı bahane ederek 5000 Türk Lirası istediği, mağdurun para vermek istememesi üzerine, sanıklar ..., ... ve ...’ın birlikte hareket ederek hukuki ilişkide taraf olmadıkları halde, suç örgütünün bilinen korkutucu gücünden de yararlanmak suretiyle mağduru tehdit edip bu parayı istediklerinin anlaşılması karşısında; sanıkların sübut bulan eylemlerin yağmaya kalkışma suçunu oluşturduğu gözetilmeden, vasıflandırmada yanılgıya düşülerek yazılı biçimde uygulama yapılması,

2- Mağdur ...’ın eşi olan diğer mağdur ...’ın piyasaya olan borçlarını ödeyememesi nedeniyle, alacaklılarının kendisini aramamaları için daha önce cezaevinden tanıdığı sanık ...’den yardım istediği, sanık ...’in yanına akrabası olan sanık ...’yi de alarak mağdur ...’i alacaklıları ile görüştürüp kendisinin de bu işyerine ortak olduğunu söylemek suretiyle aramamalarını sağladığı; 20 gün kadar sonra mağdur ...’in vergi suçundan dolayı cezaevine girmesi üzerine, sanıklar ... ve ...’un mağdur ...’ın işlettiği aynı işyerine tehdit etmek suretiyle dükkana ve içindeki eşya ve mallara el koydukları, sanıkların sosyal konumlarını bilen mağdur ...’ın tehditlerden korkarak işyerini terk etmek zorunda kaldığı, ertesi günü şahsi eşyalarını almak için gittiğinde, dükkanı sanık ...’un kardeşi sanık ...’nin çalıştırdığını gördüğü; kolluk görevlileri tarafından yapılan fiziki takip ve görüntüleme işlemlerinde de bu iş yerini sanık ...’ın çalıştırmayı sürdürdüğü anlaşılıp kabul edildiğine göre; sanıklar ... ve ...’nin gerçekleştirdikleri eylemlerin “İş ve çalışma hürriyetini ihlal” boyutunu aşıp, ekonomik değeri olan ve giyim eşyası satılan işyerine, gelir elde etmek için içindeki eşya ve mallarla birlikte el koymak olup, bu bağlamda somut eylemin tamamlanmış yağma suçunu; sanık ...’nin eyleminin de, diğer sanıkların mağdurlara ait dükkana el koyduktan sonra, işyerinin kardeşi sanık ... adına ticari işlevini sürdürmesine ve bu doğrultuda yağma suçunun amacı olan “gelir elde edilmesini” sağlamaya yönelik olduğu ve bu çerçevede 5237 sayılı TCK’nın 39/2. maddesi ışığında tamamlanmış yağma fiiline yardım etme suçunu oluşturduğu düşünülmeden, vasıflandırılmada yanılgıya düşülerek yazılı biçimde hüküm kurulması,

3- Sanıklar ..., ..., ... ve ...'ın toplanan ve irdelenen kanıtlara, dosya içerisinde bulunan telefon görüşme tutanaklarının içeriklerine göre, suç işlemek için kurulan örgüte üye olmak ve bilerek isteyerek yardım etmek kastı ile hareket etmedikleri, örgüt mensubu kişilerle yaptıkları telefon konuşmalarının özel görüşmeler vasfında olduğu ve suç unsuru taşımadığı gözetilmeden, yüklenen örgüt suçlarından beraatlerine hükmedilmesi gerekirken, kanıtların takdirinde yanılgıya düşülerek bu suçlardan mahkumiyetlerine karar verilmesi,

Bozmayı gerektirmiş, Cumhuriyet Savcısı ile sanık ... ve savunmanı, sanıklar ... ve ..., ... ve ... savunmanları, sanıklar ..., ..., ... ve ...’in temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle tebliğnameye kısmen uygun olarak BOZULMASINA, (2) numaralı bozma nedeniyle sanıklar ..., ... ve ... için 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK’nın 326/son. maddesinin gözetilmesine, 18.06.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.

AvAi

Hukuki AI Asistanı
Merhaba! Ben AvAi, Avarsis Hukuki AI Asistanınız. Size nasıl yardımcı olabilirim?