Yargıtay6. Ceza DairesiCeza Hukuku
Yargıtay 6. Ceza Dairesi E.2010/27240 K.2012/342
Özet: (1) Uyuşmazlık, Zorla senet imzalatmak suçundan şüpheli olan kişinin soruşturma evresinin eksik kalması nedeniyle Cumhuriyet Başsavcısının soruşturmayı tamamlaması gerektiği hususundadır. (2) Mahkeme, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309/4.fıkrası gereğince Kadıköy 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 26.03.2010 tarihli kararını bozdu ve soruşturma evresinin Cumhuriyet Başsavcısı tarafından tamamlanmasını emrederek dosyanın yeniden incelenmesini talep etti.
Zorla senet imzalatmak suçundan şüpheli ... hakkındaki soruşturma evresi sonucunda Pendik Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 16/12/2009 tarihli ve 2009/20618 soruşturma, 2009/11390 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itiraz üzerine, bir kısım eksikliklerin ikmâl edilerek evrakın yeniden gönderilmesine dair, mercii KADIKÖY 2. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığınca verilen 26/03/2010 tarihli ve 2010/324 müteferrik sayılı kararına karşı Adalet Bakanlığının 03/10/2010 gün ve 2010/11462/60503 sayılı kanun yararına bozma istemine dayalı Yargıtay C.Başsavcılığının 21.10.2010 gün ve KYB/2010/ 255741 sayılı ihbar yazısı ile infaz dosyası 22.11.2010 tarihinde Dairemize gönderilmekle incelendi:
Anılan Yazıda;
(Kadıköy 2. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığınca bir kısım eksik hususların tamamlanması için evrak Pendik Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmiş ise de, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 173/3. maddesinde yer alan, "Başkan, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer sulh ceza hakimini görevlendirebilir." şeklindeki düzenleme karşısında, soruşturma eksikliklerinin Cumhuriyet başsavcılığınca tamamlanmasına yönelik olarak yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiş olduğundan bahisle 5271 sayılı CMK’nun 309.maddesi uyarınca anılan kararın bozulması) Dairemizden istenilmiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 04.12.2007 gün, 2007/2-247 esas, 2007/257 sayılı kararında açıklandığı gibi “Cumhuriyet Savcısı tarafından ceza yargılamasının temel hedefi olan maddi gerçeğe ulaşma amacına yönelik olarak gerekli kanıtların toplanmadığı, başka bir anlatımda soruşturma evresinin tamamlanmadığı net bir biçimde tespit edilmekteyse, soruşturma evresi Cumhuriyet Savcısınca tamamlanmalıdır. Aksinin kabulü halinde, soruşturma safhasının asıl yetkilisi olan Cumhuriyet savcısı varken istisnai yetkili olan sulh ceza hâkiminin soruşturmayı yapması sonucuna ulaşılır ki bu CYY’nın getirdiği sisteme ve yasanın amacına aykırıdır. Bununla birlikte bu yolun sadece yapılması gerekli soruşturmanın
Cumhuriyet Savcısı tarafından hiç yapılmaması veya şeklen yapılanın olaya göre oldukça yetersiz ve yüzeysel kaldığının açıkça anlaşılması durumuna özgü olarak geçerli olabilecek istisnai bir durum olduğu da göz ardı edilmemelidir. ” şeklinde karar verildiği görülmüşse de; inceleme konusu Kadıköy 2.Ağır Ceza Mahkemesinin 26.03.2010 gün, 2010/324 müt. Sayılı kararında soruşturmada yapılan eksikler belirtilerek itirazla ilgili bir karar verilmesi yerine “ikmal edilecek evrakın itirazen incelenmek üzere Başkanlığımıza gönderilmek üzere Pendik Cumhuriyet Başsavcılığına iadesine” şeklinde karar verilmiş olması karşısında;
Kanun yararına bozma istemine dayanan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının ihbar yazısı, incelenen dosya içeriğine göre, yerinde görüldüğünden kabulü ile Kadıköy Ağır Ceza Mahkemesinin 26.03.2010 gün ve 2010/324 müt. sayılı kararının 5271 sayılı CMK.nun 309. maddesinin 4.fıkrası (a) bendi gereğince BOZULMASINA, sonraki işlemlerin yerinde yerine getirilmesine, 17.01.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Anılan Yazıda;
(Kadıköy 2. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığınca bir kısım eksik hususların tamamlanması için evrak Pendik Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmiş ise de, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 173/3. maddesinde yer alan, "Başkan, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer sulh ceza hakimini görevlendirebilir." şeklindeki düzenleme karşısında, soruşturma eksikliklerinin Cumhuriyet başsavcılığınca tamamlanmasına yönelik olarak yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiş olduğundan bahisle 5271 sayılı CMK’nun 309.maddesi uyarınca anılan kararın bozulması) Dairemizden istenilmiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 04.12.2007 gün, 2007/2-247 esas, 2007/257 sayılı kararında açıklandığı gibi “Cumhuriyet Savcısı tarafından ceza yargılamasının temel hedefi olan maddi gerçeğe ulaşma amacına yönelik olarak gerekli kanıtların toplanmadığı, başka bir anlatımda soruşturma evresinin tamamlanmadığı net bir biçimde tespit edilmekteyse, soruşturma evresi Cumhuriyet Savcısınca tamamlanmalıdır. Aksinin kabulü halinde, soruşturma safhasının asıl yetkilisi olan Cumhuriyet savcısı varken istisnai yetkili olan sulh ceza hâkiminin soruşturmayı yapması sonucuna ulaşılır ki bu CYY’nın getirdiği sisteme ve yasanın amacına aykırıdır. Bununla birlikte bu yolun sadece yapılması gerekli soruşturmanın
Cumhuriyet Savcısı tarafından hiç yapılmaması veya şeklen yapılanın olaya göre oldukça yetersiz ve yüzeysel kaldığının açıkça anlaşılması durumuna özgü olarak geçerli olabilecek istisnai bir durum olduğu da göz ardı edilmemelidir. ” şeklinde karar verildiği görülmüşse de; inceleme konusu Kadıköy 2.Ağır Ceza Mahkemesinin 26.03.2010 gün, 2010/324 müt. Sayılı kararında soruşturmada yapılan eksikler belirtilerek itirazla ilgili bir karar verilmesi yerine “ikmal edilecek evrakın itirazen incelenmek üzere Başkanlığımıza gönderilmek üzere Pendik Cumhuriyet Başsavcılığına iadesine” şeklinde karar verilmiş olması karşısında;
Kanun yararına bozma istemine dayanan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının ihbar yazısı, incelenen dosya içeriğine göre, yerinde görüldüğünden kabulü ile Kadıköy Ağır Ceza Mahkemesinin 26.03.2010 gün ve 2010/324 müt. sayılı kararının 5271 sayılı CMK.nun 309. maddesinin 4.fıkrası (a) bendi gereğince BOZULMASINA, sonraki işlemlerin yerinde yerine getirilmesine, 17.01.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.