Yargıtay 6. Ceza Dairesi Ceza Hukuku
Yargıtay 6. Ceza Dairesi E.2010/23717 K.2012/1968
Özet: Uyuşmazlık, sanıkların hırsızlık suçundan mahkumiyetine ilişkin temyiz ve bozma işlemlerinin yasal geçerliliğiyle ilgilidir. Mahkeme, ilgili sanıklar için verilen hırsızlık kararlarını bozarak (Bursa 5. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 26.12.2006 tarihli kararı) mahkumiyetin devamını ve temyiz hakkının sona ermesini hükmedmiştir.
MAHKEMESİ: Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ: Hırsızlık
HÜKÜM: Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Sanık ... hakkında verilen “temyiz isteminin reddine” ilişkin karar temyiz edilmediğinden, sanıklar ... ve ... hakkında inceleme yapılmıştır.
I- Sanık ... hakkında yapılan incelemede:
Diğer sanık ...'nun hırsızlık suçundan cezalandırılmalarına ilişkin Bursa 5. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 23.11.2000 gün ve 2000/948 esas, 2000/1562 sayılı kararı, adı geçen sanığın temyizi üzerine Dairemizce incelenerek 02.07.2002 tarihli karar ile bozulmuştur. Bozma kararında “bozmanın diğer sanıklara (sanık ...'na) da yansıtılmasına” hükmedilmiştir.
Yerel Mahkeme bozmaya uyarak yaptığı yargılama sonucunda 26.12.2006 gün ve 2002/791 esas, 2006/1606 sayılı kararı ile sanıklar ... ve ...'nun 765 sayılı TCK'nın 491/2, (Sebahattin için 522/1), 523/1, 59/2. maddeleri uyarınca mahkumiyetlerine hükmetmiştir. Mahkemenin bu hükmü her iki sanığın savunmanı tarafından süresi içerisinde temyiz edilmiştir.
Temyiz davasının açılabilmesi için bu konuda bir isteğin bulunması gerekir. Sanıklardan birinin temyiz istemi, diğerinin de istemi yerine geçmez. Kanun yoluna başvuru talebi yoksa verilen karar kesinleşerek, kesin olmanın hukuki sonuçlarını doğurur. Temyiz etmeyen sanıkların, hükmü temyiz edenlerden daha ağır bir ceza ile cezalandırılması adalete aykırı olduğundan, yasa koyucu, adli yanılgıları önleme ve adaleti sağlamak için genel kurallardan ayrılmış; temyiz isteminde bulunulmuş gibi inceleme yapılmasında yarar görmüş ve “bozmanın sirayeti” müessesesini kabul etmiştir. Sirayetin söz konusu olduğu durumlarda, bozma ilamı üzerine verilen uyma kararı ile temyiz etmemiş sanıklar duruşmaya çağırılarak (lehe bozmalarda tebligat yapılarak) haklarında kesin hüküm kaldırılıp yeniden hüküm kurulması gerekmektedir.
1412 sayılı CMUK’nın 325. maddesine göre, sanık ... bozma kararının sonucundan yararlandırılmaktadır. Ancak, temyiz etmişcesine faydalanmanın kabul edilmesi, bu kimsenin bozmadan sonra yeniden verilecek yeni ve son kararı da temyiz edebilmesine olanak tanımamaktadır. Çünkü, sirayet, yasa gereği kabul edilmiş bir haldir. Bu bağlamda sanık sadece bozma kararının sonucundan yararlandırılmaktadır.
Hal böyle olunca,
Sanık ... için hırsızlık suçundan kurulan 23.11.2000 tarihli hüküm temyiz edilmeden kesinleştiğinden ve sirayet müessesesinin yasal sonucu gereği Bursa 5. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 26.12.2006 gün ve 2002/791 esas, 2006/1606 sayılı kararı ile kurulan hükmü temyiz etme olanağı bulunmadığından, adı geçen sanık savunmanının bu konudaki isteğinin 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK’nın 317. maddesi gereğince, tebliğnameye aykırı olarak REDDİNE,
II- Sanık ... hakkında kurulan hükmün incelenmesinde:
Sanığın eylemine uyan ve 765 sayılı TCK’nın 491/2-son. maddesinde tanımlanan hırsızlık suçunun aynı Yasanın 102/4. maddesinde öngörülen 5 yıllık olağan zamanaşımına bağlı olduğu ve suçun işlendiği 08.05.2000 tarihinden incelemenin yapıldığı tarihe kadar 104/2. maddesinde belirtilen 7 yıl 6 aylık sürenin geçmiş bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ... savunmanının temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan hükmün açıklanan nedenle tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK’nın 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkında açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE, 13.02.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.
SUÇ: Hırsızlık
HÜKÜM: Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Sanık ... hakkında verilen “temyiz isteminin reddine” ilişkin karar temyiz edilmediğinden, sanıklar ... ve ... hakkında inceleme yapılmıştır.
I- Sanık ... hakkında yapılan incelemede:
Diğer sanık ...'nun hırsızlık suçundan cezalandırılmalarına ilişkin Bursa 5. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 23.11.2000 gün ve 2000/948 esas, 2000/1562 sayılı kararı, adı geçen sanığın temyizi üzerine Dairemizce incelenerek 02.07.2002 tarihli karar ile bozulmuştur. Bozma kararında “bozmanın diğer sanıklara (sanık ...'na) da yansıtılmasına” hükmedilmiştir.
Yerel Mahkeme bozmaya uyarak yaptığı yargılama sonucunda 26.12.2006 gün ve 2002/791 esas, 2006/1606 sayılı kararı ile sanıklar ... ve ...'nun 765 sayılı TCK'nın 491/2, (Sebahattin için 522/1), 523/1, 59/2. maddeleri uyarınca mahkumiyetlerine hükmetmiştir. Mahkemenin bu hükmü her iki sanığın savunmanı tarafından süresi içerisinde temyiz edilmiştir.
Temyiz davasının açılabilmesi için bu konuda bir isteğin bulunması gerekir. Sanıklardan birinin temyiz istemi, diğerinin de istemi yerine geçmez. Kanun yoluna başvuru talebi yoksa verilen karar kesinleşerek, kesin olmanın hukuki sonuçlarını doğurur. Temyiz etmeyen sanıkların, hükmü temyiz edenlerden daha ağır bir ceza ile cezalandırılması adalete aykırı olduğundan, yasa koyucu, adli yanılgıları önleme ve adaleti sağlamak için genel kurallardan ayrılmış; temyiz isteminde bulunulmuş gibi inceleme yapılmasında yarar görmüş ve “bozmanın sirayeti” müessesesini kabul etmiştir. Sirayetin söz konusu olduğu durumlarda, bozma ilamı üzerine verilen uyma kararı ile temyiz etmemiş sanıklar duruşmaya çağırılarak (lehe bozmalarda tebligat yapılarak) haklarında kesin hüküm kaldırılıp yeniden hüküm kurulması gerekmektedir.
1412 sayılı CMUK’nın 325. maddesine göre, sanık ... bozma kararının sonucundan yararlandırılmaktadır. Ancak, temyiz etmişcesine faydalanmanın kabul edilmesi, bu kimsenin bozmadan sonra yeniden verilecek yeni ve son kararı da temyiz edebilmesine olanak tanımamaktadır. Çünkü, sirayet, yasa gereği kabul edilmiş bir haldir. Bu bağlamda sanık sadece bozma kararının sonucundan yararlandırılmaktadır.
Hal böyle olunca,
Sanık ... için hırsızlık suçundan kurulan 23.11.2000 tarihli hüküm temyiz edilmeden kesinleştiğinden ve sirayet müessesesinin yasal sonucu gereği Bursa 5. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 26.12.2006 gün ve 2002/791 esas, 2006/1606 sayılı kararı ile kurulan hükmü temyiz etme olanağı bulunmadığından, adı geçen sanık savunmanının bu konudaki isteğinin 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK’nın 317. maddesi gereğince, tebliğnameye aykırı olarak REDDİNE,
II- Sanık ... hakkında kurulan hükmün incelenmesinde:
Sanığın eylemine uyan ve 765 sayılı TCK’nın 491/2-son. maddesinde tanımlanan hırsızlık suçunun aynı Yasanın 102/4. maddesinde öngörülen 5 yıllık olağan zamanaşımına bağlı olduğu ve suçun işlendiği 08.05.2000 tarihinden incelemenin yapıldığı tarihe kadar 104/2. maddesinde belirtilen 7 yıl 6 aylık sürenin geçmiş bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ... savunmanının temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan hükmün açıklanan nedenle tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK’nın 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkında açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE, 13.02.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.