Yargıtay 6. Ceza Dairesi Ceza Hukuku
Yargıtay 6. Ceza Dairesi E.2010/15264 K.2012/499
Özet: Uyuşmazlık konusu, hırsızlık suçundan dolayı verilen mahkumiyet kararı ve bu kararın temyiz edilmesi üzerine yapılan incelemedir. Mahkeme, temyiz itirazını reddederek, 16.04.2007 tarihli ikinci hükmün hukuki değerden yoksun olduğunu belirterek kararının kesinleşmesini onaylamıştır.
MAHKEMESİ: Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ: Hırsızlık
HÜKÜM: Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
I-Hükümlü ... hakkındaki hükme yönelik temyiz itirazının incelenmesinde:
30.09.2004 günlü kararın diğer sanık ... tarafından temyizi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından “5237 sayılı TCY hükümleri uyarınca, sanıkların hukuki durumunun yeniden değerlendirilip belirlenmesi” için gönderilmesinden sonra, Sulh Ceza Mahkemesince 27.9.2005 tarihli görevsizlik kararıyla dosyanın gönderildiği Asliye Ceza Mahkemesince hem anılan sanık hem de hakkındaki hüküm temyiz edilmeksizin kesinleşen sanık ... hakkında duruşma açılıp, 16.04.2007 günlü kararın verildiği anlaşılmışsa da;
Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 18.09.2007 gün, 2007/8-125 esas, 2007/186 sayılı kararında açıklandığı gibi, adı geçen hükümlü hakkındaki temyiz edilmeden kesinleşen ilk hüküm, ancak suç tarihinden sonra yürürlüğe giren yasalar yönünden uyarlama yargısının konusu olabilir ve genel yargı ile uyarlama yargısı birlikte yürütülemez.
Hükümlü hakkındaki kararın kesinleşmesinden sonra, aynı dosyada sanık olan ...'a ilişkin ilk hükmün, anılan sanık tarafından temyiz edilmesi ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından geri gönderilmesi üzerine, hakkında hüküm kesinleşmiş olan ...'in tekrar yargılama sürecine dahil edilerek, 16.04.2007 tarihli ikinci hükmün kurulduğu anlaşılmaktadır. Kurulan bu ikinci hüküm hukuki değerden yoksun ve yok hükmünde olduğundan hukuken varlık kazanmayan bir kararın temyiz davasına konu edilmesi de olanaklı değildir.
Bu nedenlerle ... hakkında verilen 16.04.2007 tarihli karara yönelik konusu bulunmayan temyiz itirazının 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığı ile 1412 sayılı CMUK’nun 317. maddesi uyarınca isteme aykırı olarak REDDİNE,
5252 sayılı Yasanın 9. maddesinin üçüncü fıkrasına göre, gereğinin takdiri yönünden, mahkemesine gönderilmesi için dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına İADESİNE,
II. Sanık ... hakkındaki hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Sanığa yüklenen ve 765 sayılı TCY’nın 491/3. maddesine uyan suçun gerektirdiği cezanın türü ve üst sınırına göre aynı Yasanın 102/4 ve 104/2. maddelerinde öngörülen 7 yıl 6 aylık zamanaşımının, suç tarihleri olan 06.12.2003 ve 24.05.2004 tarihleri ile inceleme tarihine göre geçmiş bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ... savunmanının temyiz itirazı ve tebliğnamedeki düşünce bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün açıklanan nedenle BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 5320 Sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığıyla 1412 sayılı CMUK’nun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkında açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE, 19/01/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
SUÇ: Hırsızlık
HÜKÜM: Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
I-Hükümlü ... hakkındaki hükme yönelik temyiz itirazının incelenmesinde:
30.09.2004 günlü kararın diğer sanık ... tarafından temyizi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından “5237 sayılı TCY hükümleri uyarınca, sanıkların hukuki durumunun yeniden değerlendirilip belirlenmesi” için gönderilmesinden sonra, Sulh Ceza Mahkemesince 27.9.2005 tarihli görevsizlik kararıyla dosyanın gönderildiği Asliye Ceza Mahkemesince hem anılan sanık hem de hakkındaki hüküm temyiz edilmeksizin kesinleşen sanık ... hakkında duruşma açılıp, 16.04.2007 günlü kararın verildiği anlaşılmışsa da;
Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 18.09.2007 gün, 2007/8-125 esas, 2007/186 sayılı kararında açıklandığı gibi, adı geçen hükümlü hakkındaki temyiz edilmeden kesinleşen ilk hüküm, ancak suç tarihinden sonra yürürlüğe giren yasalar yönünden uyarlama yargısının konusu olabilir ve genel yargı ile uyarlama yargısı birlikte yürütülemez.
Hükümlü hakkındaki kararın kesinleşmesinden sonra, aynı dosyada sanık olan ...'a ilişkin ilk hükmün, anılan sanık tarafından temyiz edilmesi ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından geri gönderilmesi üzerine, hakkında hüküm kesinleşmiş olan ...'in tekrar yargılama sürecine dahil edilerek, 16.04.2007 tarihli ikinci hükmün kurulduğu anlaşılmaktadır. Kurulan bu ikinci hüküm hukuki değerden yoksun ve yok hükmünde olduğundan hukuken varlık kazanmayan bir kararın temyiz davasına konu edilmesi de olanaklı değildir.
Bu nedenlerle ... hakkında verilen 16.04.2007 tarihli karara yönelik konusu bulunmayan temyiz itirazının 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığı ile 1412 sayılı CMUK’nun 317. maddesi uyarınca isteme aykırı olarak REDDİNE,
5252 sayılı Yasanın 9. maddesinin üçüncü fıkrasına göre, gereğinin takdiri yönünden, mahkemesine gönderilmesi için dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına İADESİNE,
II. Sanık ... hakkındaki hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Sanığa yüklenen ve 765 sayılı TCY’nın 491/3. maddesine uyan suçun gerektirdiği cezanın türü ve üst sınırına göre aynı Yasanın 102/4 ve 104/2. maddelerinde öngörülen 7 yıl 6 aylık zamanaşımının, suç tarihleri olan 06.12.2003 ve 24.05.2004 tarihleri ile inceleme tarihine göre geçmiş bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ... savunmanının temyiz itirazı ve tebliğnamedeki düşünce bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün açıklanan nedenle BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 5320 Sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığıyla 1412 sayılı CMUK’nun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkında açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE, 19/01/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.