Yargıtay6. Ceza DairesiCeza Hukuku
Yargıtay 6. Ceza Dairesi E.2009/7082 K.2010/10175
Özet: Uyuşmazlık konusu: 15 yaşından küçük iki sanığın hırsızlık suçundan cezalandırılması ve 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’nun 23/1 maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı. Mahkeme sonucu: Hüküm hâlâ kesinleşmemiş olduğu için “yasa yararına bozma” yoluyla denetlenemeyecek, dolayısıyla kararın hukuki geçerliliği ve uygulanabilirliği konusunda belirsizlik devam ediyor.
Tebliğname: Kanun Yararına Bozma/200953956
Hırsızlık suçundan sanık ... ... ve ...’nun 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 142/l-b (2 defa), 35 (2 defa), 31/2, 31/3, 62 (2 defa), 50/l-a.(2 defa) maddeleri uyarınca 4.000,00 ve 3.000,00 yeni Türk Lirası adli para cezaları ile cezalandırılmalarına, 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’nun 23/1. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, 5 yıllık süre ile denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulmalarına, bu süre zarfında kasıtlı bir suç iş1ememeleri ha1inde davanın düşürüleceğine aksi halde hükmün açıklanacağına dair, DENİZLİ Çocuk Mahkemesinin 14/11/2006 tarihli ve 2005/60 esas. 2006/409 sayılı kararına karşı Adalet Bakanlığının 25/02/2009 gün ve 2007/2160-11534 sayılı kanun yararına bozma istemine dayalı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 17/03/2009 gün ve KYB/2009/53956 sayılı ihbar yazısı ile infaz dosyası 27/03/2009 tarihinde Dairemize gönderilmekle incelendi:
Anılan yazıda;
(Tüm dosya kapsamına göre, kayden 12/12/1990 doğumlu olup, suçun işlendiği 06/11/2005 tarihinde 15 yaşını ikmal etmediği anlaşı1an sanık ... ... hakkında tayin olunan cezadan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 31/2. maddesi yerine 31/3. maddesi gereğince indirim yapılmak suretiyle fazla ceza tayininde,
Kayden 07/06/1989 doğumlu olup, suçun işlendiği 06/11/2005 tarihinde 15 yaşını ikmal ettiği an1aşı1an sanık ... hakkında tayin olunan cezadan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 31/3. maddesi yerine 31/2. maddesi gereğince indirim yapılmak suretiyle eksik ceza tayininde, isabet görülmemiş olduğundan bahisle 5271 sayılı CMK.nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması” Dairemizden istenilmiş ise de;
TÜRK MİLLETİ ADINA
Sanıklar ... ve ... hakkına hırsızlık suçundan cezalandırılmalarına ilişkin kararda, her iki sanık yönünden 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanununun 23. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına (ertelenmesine) karar verildiği anlaşılmıştır.
Tebliğname: Kanun Yararına Bozma/200953956
Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 07.04.2009 gün ve 2009/6-67 esas, 2009/84 sayılı kararı ışığında, hükmün içeriğindeki hukuka aykırılıklar ancak hükmün hukuken varlık kazanması halinde olağan ve olağanüstü yasa yolları denetimine konu olabileceğinden, henüz hukuken varlık kazanmayan bir hükmün ne olağan ne de olağanüstü yasayolu denetimine konu olması mümkün değildir. Bu itibarla, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının verildiği ahvalde hükmün içeriğine dahil bulunan hukuka aykırılıkların, “yasa yararına bozma” yasa yoluyla denetlenmesi olanağı bulunmamaktadır. Yasa koyucu, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının üzerine inşa edildiği mahkûmiyet hükmünün olağan yasayolu olan temyizen incelenmesini dahi yasaklamışken, henüz doğmamış bu hükümdeki hukuka aykırılıkların olağan denetim süreci sonlanmadan, olağanüstü yasa yararına bozma yasayoluyla denetlenebileceğini kabul etmek yasa yollarında hakim olan ... ilkelere açıkça aykırılık oluşturacağı gibi, temyiz ve yasa yararına bozma yasayolunun gerek başvuru koşulları, gerekse sonuçlarındaki farklılıklar ile olağanüstü bir yasayolu olan “yasa yararına bozma” kurumunun konuluş amacı nazara alındığında ileride telafisi mümkün olmayan sorunlara da yol açabileceği gözetilmelidir.
Ayrıca, Mahkeme'nin incelemeye konu olan 14.11.2006 gün ve 2005/60 esas, 2006/409 sayılı kararının tefhim bölümünde, itiraz yolu açık olduğu halde, temyiz yolunun açık olduğunun belirtildiği, yasa yoluna başvuru merciinin gösterilmediği ve sanıklar savunmanının yüzüne karşı verilen kararda, yasa yolu başvuru süresinin tefhim veya tebliğden itibaren başalayacağının belirtilmesi suretiyle yanılgılı ifade kullanıldığı, bu bağlamda tefhimin T.C. Anayasası’nın 40/2, 5271 sayılı CMK’nın 34/2,231/2 ve 232/6. maddelerinde öngörülen yöntemlere uygun olarak yapılmadığı ve hükmün bu nedenle kesinleşmiş sayılamayacağı anlaşılmıştır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın hukuken varlık kazanmamış ve kesinleşmemiş bir karara yönelik ileri sürdüğü kanun yararına bozma isteminin REDDİNE, 21.06.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Hırsızlık suçundan sanık ... ... ve ...’nun 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 142/l-b (2 defa), 35 (2 defa), 31/2, 31/3, 62 (2 defa), 50/l-a.(2 defa) maddeleri uyarınca 4.000,00 ve 3.000,00 yeni Türk Lirası adli para cezaları ile cezalandırılmalarına, 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’nun 23/1. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, 5 yıllık süre ile denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulmalarına, bu süre zarfında kasıtlı bir suç iş1ememeleri ha1inde davanın düşürüleceğine aksi halde hükmün açıklanacağına dair, DENİZLİ Çocuk Mahkemesinin 14/11/2006 tarihli ve 2005/60 esas. 2006/409 sayılı kararına karşı Adalet Bakanlığının 25/02/2009 gün ve 2007/2160-11534 sayılı kanun yararına bozma istemine dayalı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 17/03/2009 gün ve KYB/2009/53956 sayılı ihbar yazısı ile infaz dosyası 27/03/2009 tarihinde Dairemize gönderilmekle incelendi:
Anılan yazıda;
(Tüm dosya kapsamına göre, kayden 12/12/1990 doğumlu olup, suçun işlendiği 06/11/2005 tarihinde 15 yaşını ikmal etmediği anlaşı1an sanık ... ... hakkında tayin olunan cezadan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 31/2. maddesi yerine 31/3. maddesi gereğince indirim yapılmak suretiyle fazla ceza tayininde,
Kayden 07/06/1989 doğumlu olup, suçun işlendiği 06/11/2005 tarihinde 15 yaşını ikmal ettiği an1aşı1an sanık ... hakkında tayin olunan cezadan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 31/3. maddesi yerine 31/2. maddesi gereğince indirim yapılmak suretiyle eksik ceza tayininde, isabet görülmemiş olduğundan bahisle 5271 sayılı CMK.nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması” Dairemizden istenilmiş ise de;
TÜRK MİLLETİ ADINA
Sanıklar ... ve ... hakkına hırsızlık suçundan cezalandırılmalarına ilişkin kararda, her iki sanık yönünden 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanununun 23. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına (ertelenmesine) karar verildiği anlaşılmıştır.
Tebliğname: Kanun Yararına Bozma/200953956
Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 07.04.2009 gün ve 2009/6-67 esas, 2009/84 sayılı kararı ışığında, hükmün içeriğindeki hukuka aykırılıklar ancak hükmün hukuken varlık kazanması halinde olağan ve olağanüstü yasa yolları denetimine konu olabileceğinden, henüz hukuken varlık kazanmayan bir hükmün ne olağan ne de olağanüstü yasayolu denetimine konu olması mümkün değildir. Bu itibarla, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının verildiği ahvalde hükmün içeriğine dahil bulunan hukuka aykırılıkların, “yasa yararına bozma” yasa yoluyla denetlenmesi olanağı bulunmamaktadır. Yasa koyucu, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının üzerine inşa edildiği mahkûmiyet hükmünün olağan yasayolu olan temyizen incelenmesini dahi yasaklamışken, henüz doğmamış bu hükümdeki hukuka aykırılıkların olağan denetim süreci sonlanmadan, olağanüstü yasa yararına bozma yasayoluyla denetlenebileceğini kabul etmek yasa yollarında hakim olan ... ilkelere açıkça aykırılık oluşturacağı gibi, temyiz ve yasa yararına bozma yasayolunun gerek başvuru koşulları, gerekse sonuçlarındaki farklılıklar ile olağanüstü bir yasayolu olan “yasa yararına bozma” kurumunun konuluş amacı nazara alındığında ileride telafisi mümkün olmayan sorunlara da yol açabileceği gözetilmelidir.
Ayrıca, Mahkeme'nin incelemeye konu olan 14.11.2006 gün ve 2005/60 esas, 2006/409 sayılı kararının tefhim bölümünde, itiraz yolu açık olduğu halde, temyiz yolunun açık olduğunun belirtildiği, yasa yoluna başvuru merciinin gösterilmediği ve sanıklar savunmanının yüzüne karşı verilen kararda, yasa yolu başvuru süresinin tefhim veya tebliğden itibaren başalayacağının belirtilmesi suretiyle yanılgılı ifade kullanıldığı, bu bağlamda tefhimin T.C. Anayasası’nın 40/2, 5271 sayılı CMK’nın 34/2,231/2 ve 232/6. maddelerinde öngörülen yöntemlere uygun olarak yapılmadığı ve hükmün bu nedenle kesinleşmiş sayılamayacağı anlaşılmıştır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın hukuken varlık kazanmamış ve kesinleşmemiş bir karara yönelik ileri sürdüğü kanun yararına bozma isteminin REDDİNE, 21.06.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.