Yargıtay6. Ceza DairesiCeza Hukuku
Yargıtay 6. Ceza Dairesi E.2009/110 K.2012/8124
Özet: Uyuşmazlık, Fatih 2. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından hırsızlık suçundan verilen mahkumiyet kararı ve bu kararın temyiz edilip edilmediğiyle ilgilidir. Mahkeme, temyiz itirazının hukuki dayanağı olmadığını belirterek, yeniden kurulan ikinci hükmü reddederek dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına iade edilmesini ve kararın kesinleşmiş hâliyle mahkumiyetin devam ettirilmesini kararlaştırmıştır.
MAHKEMESİ: Asliye Ceza Mahkemesi (Kapatılan Fatih 2.Asliye Ceza Mahkemesi)
SUÇ : Hırsızlık
HÜKÜM: Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
I- Hükümlü ... hakkında kurulan hükmün incelenmesinde;
Hükümlü ... hakkında kurulan Fatih 2.Asliye Ceza Mahkemesi'nin 21.02.2003 gün ve 2002/287-2003/33 sayılı önceki hükmünün temyiz edilmeksizin kesinleştiğinin anlaşılması karşısında;
Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 18.09.2007 gün, 2007/8-125 esas, 2007/186 sayılı kararında açıklandığı gibi, adı geçen hükümlü hakkındaki temyiz edilmeden kesinleşen ilk hüküm, ancak suç tarihinden sonra yürürlüğe giren yasalar yönünden uyarlama yargısının konusu olabilir ve genel yargı ile uyarlama yargısı birlikte yürütülemez.
Hükümlü hakkındaki kararın kesinleşmesinden sonra, aynı dosyada sanık olan ...'e ilişkin ilk hükmün, sanık ... tarafından temyiz edilmesi ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca, 5320 sayılı Kanunun 8/2. maddesinin verdiği yetki çerçevesinde iadesi üzerine, hakkında hüküm kesinleşmiş olan ...'in tekrar yargılanma sürecine dahil edilerek, ikinci hükmün kurulduğu anlaşılmaktadır. Kurulan bu ikinci hüküm, hukukî değerden yoksun ve yok hükmünde olduğundan, hukuken varlık kazanmayan bir kararın temyiz davasına konu edilmesi de mümkün değildir.
Bu nedenlerle; ... hakkında yeniden kurulan ikinci hükme yönelik, konusu bulunmayan temyiz itirazının 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi yollaması ile CMUK’nun 317. maddesi uyarınca, isteme uygun olarak REDDİNE,
5252 sayılı Kanun’un 9/3. maddesine göre, gereğinin taktiri yönünden, mahkemesine gönderilmesi için dosyanın incelenmeden Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına İADESİNE,
II- Sanık ... hakkında kurulan hükmün incelenmesine gelince;
Dosya içeriğine,toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimin takdirine göre, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1-Sanığın suç tarihinde geceleyin saat 23.00 sıralarında, hakkındaki hüküm kesinleşen ... ile birlikte, şahsi çeviklik suretiyle, altıncı katta bulunan yakınanın evinin banyo penceresini kırarak içeri girip bir kısım eşyaları çaldığı, bu suç tamamlandıktan sonra olay yerine tekrar geldiği, sanığın aynı şekilde evin içine girip önceden hazırladığı eşyaları alarak çıktığı, apartmanın önünde polislerce yakalandığı, yakalandığında yanında bulunan eşyaları çaldığı yeri ve yakınanın evine ilk girdiğinde aldığı bir kısım altının yerini göstererek iadesini sağladığı, yakınana ait çalınan bazı eşyaların ise bulunamadığı olayda sanığın hırsızlık ve konut dokunulmazlığını bozma suçlarından 5237 sayılı TCY'nın 43/1. maddesi uyarınca zincirleme suç hükümlerine göre cezasından artırım yapılması gerektiğinin gözetilmemesi,
2- 5237 sayılı TCY'nın 168/son maddesi anlamında yakınandan kısmi geri vermeye rızası bulunup bulunmadığı sorulduktan sonra, sonucuna göre, sanık hakkında aynı Yasanın 168/1. maddesinin değerlendirilmemesi,
3-Temel cezanın alt sınırdan belirlenmiş olmasına karşın, gece vakti nedeniyle yapılan uygulamada, cezanın en üst oranda artırılması,
4- 5252 sayılı Yasanın 9/3. maddesi uyarınca sanık yararına olan hükmün önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümlerinin olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle bulunacağı 765 sayılı Yasa
hükümleri uyarınca uygulanan yasa maddeleri ve ceza sürelerinin denetime olanak sağlanması bakımından karar yerinde gösterilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
5- Sanığın eylemine uyan 765 sayılı TCY.nın 493/1, 80, 522/1. maddeleriyle 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCY'nın aynı suça uyan 142/1-b, 143, 43, 168 (yakınandan kısmi geri vermeye rızası bulunup bulunmadığı sorulduktan sonra, sonucuna göre), 53, 116/1-4, 43, 53, 151/1, 53. maddelerinde öngörülen özgürlüğü bağlayıcı cezanın alt ve üst sınırları bakımından, anılan Yasanın 7/2, 5252 sayılı Yasanın 9/3.maddeleri ışığında ,konut dokunulmazlığını bozma ve mala zarar verme suçları bakımından 5271 sayılı CMK'nın 253-254.maddelerindeki uzlaşma hükümleri de gözetilerek uygulamaya göre sanık yararına Yasa hükümlerinin belirlenmesinde zorunluluk bulunması,
6-Kasten işlemiş olduğu suçtan, hapis cezasıyla mahkumiyetinin yasal sonucu olarak sanığın, 5237 sayılı TCY’nın 53/1.maddesinin “a,b,c,d,e” bendinde yazılı haklardan aynı maddenin 2. fıkrası uyarınca cezanın infazı tamamlanıncaya kadar, kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından ise anılan maddenin 3. fıkrası uyarınca mahkum olduğu hapis cezasından koşullu salıverilinceye kadar yoksun bırakılmasına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ...'in temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle kısmen isteme uygun olarak BOZULMASINA, 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK’nın 326/son maddesinin gözetilmesine, 09.04.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
SUÇ : Hırsızlık
HÜKÜM: Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
I- Hükümlü ... hakkında kurulan hükmün incelenmesinde;
Hükümlü ... hakkında kurulan Fatih 2.Asliye Ceza Mahkemesi'nin 21.02.2003 gün ve 2002/287-2003/33 sayılı önceki hükmünün temyiz edilmeksizin kesinleştiğinin anlaşılması karşısında;
Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 18.09.2007 gün, 2007/8-125 esas, 2007/186 sayılı kararında açıklandığı gibi, adı geçen hükümlü hakkındaki temyiz edilmeden kesinleşen ilk hüküm, ancak suç tarihinden sonra yürürlüğe giren yasalar yönünden uyarlama yargısının konusu olabilir ve genel yargı ile uyarlama yargısı birlikte yürütülemez.
Hükümlü hakkındaki kararın kesinleşmesinden sonra, aynı dosyada sanık olan ...'e ilişkin ilk hükmün, sanık ... tarafından temyiz edilmesi ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca, 5320 sayılı Kanunun 8/2. maddesinin verdiği yetki çerçevesinde iadesi üzerine, hakkında hüküm kesinleşmiş olan ...'in tekrar yargılanma sürecine dahil edilerek, ikinci hükmün kurulduğu anlaşılmaktadır. Kurulan bu ikinci hüküm, hukukî değerden yoksun ve yok hükmünde olduğundan, hukuken varlık kazanmayan bir kararın temyiz davasına konu edilmesi de mümkün değildir.
Bu nedenlerle; ... hakkında yeniden kurulan ikinci hükme yönelik, konusu bulunmayan temyiz itirazının 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi yollaması ile CMUK’nun 317. maddesi uyarınca, isteme uygun olarak REDDİNE,
5252 sayılı Kanun’un 9/3. maddesine göre, gereğinin taktiri yönünden, mahkemesine gönderilmesi için dosyanın incelenmeden Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına İADESİNE,
II- Sanık ... hakkında kurulan hükmün incelenmesine gelince;
Dosya içeriğine,toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimin takdirine göre, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1-Sanığın suç tarihinde geceleyin saat 23.00 sıralarında, hakkındaki hüküm kesinleşen ... ile birlikte, şahsi çeviklik suretiyle, altıncı katta bulunan yakınanın evinin banyo penceresini kırarak içeri girip bir kısım eşyaları çaldığı, bu suç tamamlandıktan sonra olay yerine tekrar geldiği, sanığın aynı şekilde evin içine girip önceden hazırladığı eşyaları alarak çıktığı, apartmanın önünde polislerce yakalandığı, yakalandığında yanında bulunan eşyaları çaldığı yeri ve yakınanın evine ilk girdiğinde aldığı bir kısım altının yerini göstererek iadesini sağladığı, yakınana ait çalınan bazı eşyaların ise bulunamadığı olayda sanığın hırsızlık ve konut dokunulmazlığını bozma suçlarından 5237 sayılı TCY'nın 43/1. maddesi uyarınca zincirleme suç hükümlerine göre cezasından artırım yapılması gerektiğinin gözetilmemesi,
2- 5237 sayılı TCY'nın 168/son maddesi anlamında yakınandan kısmi geri vermeye rızası bulunup bulunmadığı sorulduktan sonra, sonucuna göre, sanık hakkında aynı Yasanın 168/1. maddesinin değerlendirilmemesi,
3-Temel cezanın alt sınırdan belirlenmiş olmasına karşın, gece vakti nedeniyle yapılan uygulamada, cezanın en üst oranda artırılması,
4- 5252 sayılı Yasanın 9/3. maddesi uyarınca sanık yararına olan hükmün önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümlerinin olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle bulunacağı 765 sayılı Yasa
hükümleri uyarınca uygulanan yasa maddeleri ve ceza sürelerinin denetime olanak sağlanması bakımından karar yerinde gösterilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
5- Sanığın eylemine uyan 765 sayılı TCY.nın 493/1, 80, 522/1. maddeleriyle 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCY'nın aynı suça uyan 142/1-b, 143, 43, 168 (yakınandan kısmi geri vermeye rızası bulunup bulunmadığı sorulduktan sonra, sonucuna göre), 53, 116/1-4, 43, 53, 151/1, 53. maddelerinde öngörülen özgürlüğü bağlayıcı cezanın alt ve üst sınırları bakımından, anılan Yasanın 7/2, 5252 sayılı Yasanın 9/3.maddeleri ışığında ,konut dokunulmazlığını bozma ve mala zarar verme suçları bakımından 5271 sayılı CMK'nın 253-254.maddelerindeki uzlaşma hükümleri de gözetilerek uygulamaya göre sanık yararına Yasa hükümlerinin belirlenmesinde zorunluluk bulunması,
6-Kasten işlemiş olduğu suçtan, hapis cezasıyla mahkumiyetinin yasal sonucu olarak sanığın, 5237 sayılı TCY’nın 53/1.maddesinin “a,b,c,d,e” bendinde yazılı haklardan aynı maddenin 2. fıkrası uyarınca cezanın infazı tamamlanıncaya kadar, kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından ise anılan maddenin 3. fıkrası uyarınca mahkum olduğu hapis cezasından koşullu salıverilinceye kadar yoksun bırakılmasına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ...'in temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle kısmen isteme uygun olarak BOZULMASINA, 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK’nın 326/son maddesinin gözetilmesine, 09.04.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.