‹ Ana sayfa
Yargıtay 6. Ceza Dairesi Ceza Hukuku

Yargıtay 6. Ceza Dairesi E.2008/3312 K.2012/5817

Esas No: 2008/3312 · Karar No: 2012/5817 · Karar Tarihi: 26.03.2012
Özet: Uyuşmazlık, Gaziantep 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2003 tarihli hırsızlık kararı ve sonrasında Yargıtay’ın 2005‑2007 yıllarında verilen bozma kararlarıyla ilgili temyiz ve uyarlama yargılamasıdır. Mahkeme, 1412 sayılı CMUK’nun 325. maddesinin uygulanabilir koşullarının bulunmadığını belirterek, hükmün bozulmasının diğer sanıklara sirayet etmediğine karar vererek, ilgili kararı geçersiz kıldı ve yeniden yargılama yapılmasını emretti.
MAHKEMESİ: Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ: Hırsızlık

HÜKÜM: Mahkumiyet Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü: A- Hükümlü ... hakkında kurulan hükmün temyiz incelemesinde; Gaziantep

2. Asliye Ceza Mahkemesinin 20.10.2003 günlü, 2000/123-2003/949 sayılı hükümlülük kararı sanık ... yönünden temyiz edilmeksizin kesinleştiği, anılan karar, dosyanın diğer sanığı ...’nın yasal süresi içerisindeki temyizi üzerine, Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 25.10.2005 günlü kararı ile, 5237 sayılı Yasa hükümleri uyarınca değerlendirme yapılması için, “diğer yönleri incelenmeksizin hükmün bozulmasına, bozmanın 5320 sayılı Yasanın 8/1. ve 1412 sayılı Yasanın 325. maddesi uyarınca hükmü temyiz etmeyen sanık ... yönünden de geçerli sayılmasına” denilerek bozulmasına karar verildiği ve Mahkemece yeniden yargılama yapılıp bozmaya uyulup, bozma ilamından hükmü temyiz etmeyen diğer sanık ...’da yararlandırılarak 07.02.2007 günlü kararın verildiği anlaşılmışsa da; 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla halen yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’nun 325. maddesinin düzenleniş amacının, aynı hükümle cezalandırılan sanıklar hakkında birbiriyle çelişen hükümlerin verilmesinin engellenmesi ve temyiz yoluna başvurmayanlar aleyhine doğabilecek adaletsizlikleri önlemektir. Anılan maddenin uygulanabilmesi için; aynı mahkemece aynı kararla birden çok sanığın hükümlendirilmesi, sanıkların fiilinde bağlantı bulunması, hükmün Cumhuriyet savcısı, katılan veya sanıklardan bir veya birkaçı tarafından ve sanıkların tümünü kapsamayacak şekilde temyiz edilmiş olması, hükmün cezanın belirlenmesinde hukuka aykırılık nedeniyle sanık yararına bozulması ve bu bozmanın hükmü temyiz etmeyen veya kendileriyle ilgili temyiz bulunmayan sanıklara da uygulanma olanağına sahip olması gerekecektir. Suç unsurlarının oluşmaması, fiilin suç olmaması, cezanın azaltılması veya ortadan kaldırılmasını gerektiren nedenlerde cezanın belirlenmesinde hukuka aykırılık olarak değerlendirilebilecektir. Sirayetin uygulanabilmesi için bozma nedeni ortak olmalıdır. Hükmün temyiz davası açanın şahsında mevcut olan cezayı azaltan ya da cezayı kaldıran bir nedenden dolayı bozulmuş olması halinde bozma diğer hükümlülere sirayet etmez. Kanıtlama araçlarına, Ceza Yargılama Yasasına ilişkin bozmalarla, şahsi hakka ilişkin bozmalarda sirayet olanağı yoktur. Bu nedenle hükmün diğer yönleri incelenmeden bozulmasından, hükmü temyiz etmeyen sanıkların yararlanma olanağı bulunmadığı gibi, somut olayda da 1412 sayılı CMUK’nun 325. maddesinin uygulama koşullarının bulunmadığı, ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 18.09.2007 günlü, 2007/125-186 sayılı ve benzer kararlarında açıklandığı üzere; adı geçen hükümlü hakkında temyiz edilmeksizin kesinleşen ilk hüküm, ancak suç tarihinden sonra yürürlüğe giren yasalar yönünden talep üzerine yada resen uyarlama yargılamasının konusu olabilir ve genel yargı ile uyarlama yargısı birlikte yürütülemez. Yukarıdaki açıklanan nedenlerle, bozma ilamı sonrasında ki yargılamanın, temyiz olunmaksızın kesinleşmesi nedeniyle lehe Yasanın belirlenmesine ilişkin olduğu kabul edilen hükümlü ... hakkındaki uyarlama yargılaması ile genel hükümlere göre hakkındaki yargılama süren sanık ... hakkındaki davanın, farklı hükümlere bağlı olması ve birlikte görülemeyeceği gözetilip, 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddesi uyarınca adı geçen hükümlü hakkındaki davanın ayrılmasına karar verildikten sonra, uyarlama yapılması zorunluluğunun gözetilmemesi, B- Sanık ... hakkında kurulan hükme yönelik temyize gelince; Kasıtlı suçtan hükümlülüğü bulunan sanık ... hakkında hükümden sonra 08.02.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5728 sayılı Yasanın 562. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nun 231. maddesindeki hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulama olanağı bulunmadığı anlaşılmakla yapılan incelemede; Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimin takdirine göre; suçların sanıklar tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, diğer temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir. Ancak; 1- Hırsızlık suçundan tekerrüre esas hükümlülüğü bulunan sanık hakkında 765 sayılı TCK'nın 81/2-3. maddesi ile cezada arttırma yapılması ve anılan Yasanın 522. maddesinin son fıkrası gereğince, sanığın aynı cins suçtan mükerrir olduğundan, anılan maddenin 1. fıkrasında öngörülen indirim hükümlerinden yararlanamayacağının gözetilmemesi, 2-Sanığın yakalandıktan sonra suça konu teybi sakladığı yeri söyleyerek bulunan teybin yakınana iadesini sağladığının anlaşılması karşısında 765 sayılı TCK’nın 523 (5237 sayılı TCK 168) maddesinin uygulama koşullarının karar yerinde tartışmasız bırakılması, 3- 5252 sayılı Yasanın 9/3. maddesi uyarınca, sanıklar yararına olan hüküm önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle bulunacağından, somut olayla ilgili 765 sayılı TCY’nın, 493/1, 523/2, 81/2-3.; 5237 sayılı TCY’nın 142/1-b, 143, 168/1. maddelerinin ayrı ayrı ve bir bütün olarak uygulanarak, verilmesi gereken cezalar ayrı ayrı tespit edilip, sonuç cezalar karşılaştırılarak lehe olan yasa belirlenip uygulama yapılması gerekirken, yazılı şekilde eksik ve denetime olanak vermeyecek biçimde hüküm kurulması, Bozmayı gerektirmiş, hükümlü ... ve sanık ... savunmanının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlü ... yönünden diğer yönleri incelenmeyen hükümlerin açıklanan nedenlerle isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK’nun 326/son maddesinin gözetilmesine, 26.03.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.

AvAi

Hukuki AI Asistanı
Merhaba! Ben AvAi, Avarsis Hukuki AI Asistanınız. Size nasıl yardımcı olabilirim?