Yargıtay6. Ceza DairesiCeza Hukuku
Yargıtay 6. Ceza Dairesi E.2008/27646 K.2012/582
Özet: Uyuşmazlık, sanığın Devlet Hastanesi bahçesinde bankamatik makinesine yerleştirdiği kağıt parçalarıyla yakınının kartını çalarak hırsızlık ve banka kartı kötüye kullanmaya kalkışma suçlarıyla ilgiliydi. Mahkeme, sanığı hırsızlık ve banka kartı kötüye kullanmaya kalkışma suçlarından mahkum etti.
MAHKEMESİ: Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR: Hırsızlık, Banka ve Kredi Kartını kötüye kullanmaya kalkışma
HÜKÜM: Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Sanığın olay tarihinde Devlet Hastanesi bahçesinde bulunan bankamatik makinesine önceden yerleştirdiği kağıt parçaları vasıtasıyla yakınanın bankamatik kartını sıkıştırdığı, para çekme işlemi sırasında da kart şifresini görmeye çalıştığı, yakınanın makinanın yanından yardım istemeye gitmek amacıyla ayrılması üzerine degovaj tabir edilen alet yardımı ile kartı makinadan çıkarıp cebine koyup olay yerinden uzaklaşmaya çalıştığı sırada yakınanın sanığı görüp kartı istediği sanığın da para çekmek ve kullanmak amacıyla haksız olarak ele geçirdiği kartı kullanamadan iade ettiği, ihbar üzerine olay yerine gelen kolluk kuvvetleri tarafından sanığın yakalanması biçiminde gerçekleşen eylemin, 765 sayılı TCK’nun 491/ilk, 525/b-2, 61. maddeleri kapsamında kalıp lehe olan yasanın belirlenmesi sırasında 765 sayılı TCK'nın 493/2. maddesi ile uygulama yapılması kanuna aykırı ise de; 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCY.nın 7/2 ve 5252 sayılı TCK.nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Yasanın 9/3. maddeleriyle Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu’nun 23.02.1938 günlü 1937/23–1938/9 sayılı, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 25.05.1999 günlü 133/142 sayılı kararları ışığında, somut olayla ilgili sanığın belirtilen eylemine uyan 5237 sayılı TCK.nun 245/1, 35, 66/1-e, 67/4, maddeleriyle 765 sayılı TCK.nun 491/ilk, 525/b-2, 61, 102/4 ve 104/2. maddelerinin ayrı ayrı ve bir bütün olarak uygulanması sonucunda; zamanaşımı hükümleri yönünden 765 sayılı Yasa hükümlerinin sanık yararına bulunduğunun anlaşılmasıyla yapılan incelemede;
Sanığın eylemine uyan ve 765 sayılı TCK.nın 491/ilk, 525/b-2, 61. maddelerindeki suçların gerektirdiği cezanın türü ve üst sınırına göre; aynı Yasanın 102/4 ve 104/2. maddelerinde öngörülen 7 yıl 6 aylık zamanaşımının suç tarihi olan 05.09.2003 tarihinden inceleme tarihine kadar geçmiş bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ... Balaoğlu savunmanının temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan hükmün açıklanan nedenle tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, bozma sebebi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığıyla 1412 sayılı CMUK.nun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, sanık hakkında açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE, 18.01.2012 gününde oybirliğiyle
SUÇLAR: Hırsızlık, Banka ve Kredi Kartını kötüye kullanmaya kalkışma
HÜKÜM: Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Sanığın olay tarihinde Devlet Hastanesi bahçesinde bulunan bankamatik makinesine önceden yerleştirdiği kağıt parçaları vasıtasıyla yakınanın bankamatik kartını sıkıştırdığı, para çekme işlemi sırasında da kart şifresini görmeye çalıştığı, yakınanın makinanın yanından yardım istemeye gitmek amacıyla ayrılması üzerine degovaj tabir edilen alet yardımı ile kartı makinadan çıkarıp cebine koyup olay yerinden uzaklaşmaya çalıştığı sırada yakınanın sanığı görüp kartı istediği sanığın da para çekmek ve kullanmak amacıyla haksız olarak ele geçirdiği kartı kullanamadan iade ettiği, ihbar üzerine olay yerine gelen kolluk kuvvetleri tarafından sanığın yakalanması biçiminde gerçekleşen eylemin, 765 sayılı TCK’nun 491/ilk, 525/b-2, 61. maddeleri kapsamında kalıp lehe olan yasanın belirlenmesi sırasında 765 sayılı TCK'nın 493/2. maddesi ile uygulama yapılması kanuna aykırı ise de; 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCY.nın 7/2 ve 5252 sayılı TCK.nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Yasanın 9/3. maddeleriyle Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu’nun 23.02.1938 günlü 1937/23–1938/9 sayılı, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 25.05.1999 günlü 133/142 sayılı kararları ışığında, somut olayla ilgili sanığın belirtilen eylemine uyan 5237 sayılı TCK.nun 245/1, 35, 66/1-e, 67/4, maddeleriyle 765 sayılı TCK.nun 491/ilk, 525/b-2, 61, 102/4 ve 104/2. maddelerinin ayrı ayrı ve bir bütün olarak uygulanması sonucunda; zamanaşımı hükümleri yönünden 765 sayılı Yasa hükümlerinin sanık yararına bulunduğunun anlaşılmasıyla yapılan incelemede;
Sanığın eylemine uyan ve 765 sayılı TCK.nın 491/ilk, 525/b-2, 61. maddelerindeki suçların gerektirdiği cezanın türü ve üst sınırına göre; aynı Yasanın 102/4 ve 104/2. maddelerinde öngörülen 7 yıl 6 aylık zamanaşımının suç tarihi olan 05.09.2003 tarihinden inceleme tarihine kadar geçmiş bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ... Balaoğlu savunmanının temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan hükmün açıklanan nedenle tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, bozma sebebi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığıyla 1412 sayılı CMUK.nun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, sanık hakkında açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE, 18.01.2012 gününde oybirliğiyle
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.