Yargıtay 6. Ceza Dairesi Ceza Hukuku
Yargıtay 6. Ceza Dairesi E.2008/25992 K.2012/13301
Özet: (1) Uyuşmazlık, yakınının motosikletini çalmak için evinin bahçesine giren sanığın hırsızlık suçundan mahkum edilmesi ve bu karara karşı yapılan temyiz başvurusu üzerine konut dokunulmazlığı ihlalinden dolayı zamanaşımı içinde işlem yapılmasıdır. (2) Mahkeme, sanığın sabıkasızlığını, suç sonrası pişmanlık ve yeniden suç işlemeyeceği kanaatini göz önünde bulundurarak 51. maddesi uyarınca hapis cezasının ertelenmesine karar vererek hükmün açıklanmasını geri bıraktı.
MAHKEMESİ: Çocuk Mahkemesi
SUÇ: Hırsızlık
HÜKÜM: Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Yakınana ait motosikleti çalmak için evinin bahçesine giren sanık hakkında konut dokunulmazlığı ihlal suçundan dava zamanaşımı içerisinde işlem yapılması olanaklı kabul edilmiştir.
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimin takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
I- Hapis cezasının ertelenmesi, sanığın kişiliğine uydurulmasını öngören bir kurum olup talep halinde veya resen ele alınıp olumlu veya olumsuz bir karar verilirken gerekçe gösterilmesi zorunludur.
Sanığın kişiliği, sair halleri dahilince sanığın sabıkasının bulunup bulunmadığı, medeni hali, işi, muhitindeki durumu, duruşmadaki tutum ve davranışları mahkemeye karşı tavrı,
Bunların olup olmadıkları mahkemece belirlenip bir yargıya varılıp,
Suçun işlenmesindeki özellikler ise; sanığı suç işlemeye iten sebep ve sair, kast ve yoğunluk suç işlenmesinden sonraki davranışlar gözetilip, 51. maddelerindeki hapis cezasının ertelenmesinde suçlunun yargılama süresinde gösterdiği pişmanlığı gözetilir. Maddede pişmanlık şartı getirilmiş, gerekçede pişmanlıktan söz edilmemiştir. Bu koşul suçu kabul etme ve işlendiğinden dolayı pişman olduğunu belirtme şeklinde ele alınmamalıdır. Sanığın duruşmadaki davranışları, mağdura yönelik hareketleri, zararı karşılaması, yardım etmesi gibi olay sonrası ve yargılama sürecindeki tutumu gözetilerek, pişmanlık duyup duymadığı saptanmalıdır. TCK.nun 51. maddesinde cezanın ertelenmesi için pişmanlık yanı sıra bir daha suç işlemeyeceği yönünde yargıç üzerinde olumlu etki halinde cezanın ertelenmesi olumsuz etki halinde de bunun gerekçesinin gösterilmesi gerektiği, cezanın şahsilendirilmesi, 5237 sayılı TCK.nun 51. maddelerinde öngörülen normlar olup,
Suç tarihi itibarı ile olayda uygulanma imkanı bulunan 15.07.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanununun 23. maddesi ise doğurduğu sonuçlar itibariyle karma özelliğe olan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurallarını getirmiştir.
Bu kurallar;
1) Yargılama sonunda hükmolunan ceza 3 yıla kadar hapis veya adli para cezası ise hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir.
2) Hükmün açıklanmasının geri bırakılması için daha önce kasıtlı bir suçtan dolayı mahkûm olmamış bulunması, yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaat gelmiş olması, kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları itibariyle bir cezaya hükmedilmesine gerek görülmemesi, mağdurun veya kamunun uğradığı zararın, aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi, ancak bu koşul, çocuğun ailesinin veya kendisinin ekonomik durumunun elverişli olmaması halinde aranmayabilir.
Hal böyle olunca;
Daha önceden herhangi bir suç kaydı bulunmayan, kovuşturma aşamasında üzerine atılı suçu kabul eden, duruşma tutanaklarına yansıyan olumsuz bir hareketi de bulunmayan ve “suç sonrası durumu ve sabıkasızlığı” gözetilerek hürriyeti bağlayıcı cezasının 5237 sayılı TCK’nun 51. maddesi uyarınca ertelenmesine karar verilen sanık hakkında, yakınanın motosikletini teslim aldığı yönündeki beyanına karşın, yakınanın zararının ne olduğu belirtilmeden, kabul edilen zararı giderip gidermeyeceği sorularak, zararı giderme olanağı tanınmadan (çocuğun ailesinin veya kendisinin ekonomik durumunun elverişli olmaması halinde zarar giderme koşulunun aranmayabileceği de gözetilerek); nesnel ve öznel koşulları değerlendirilmeden, “yakınanın zararını gidermediğinden ve ayrıca suça konu eşyanın tespiti ile ele geçirilmesi ve rızai iade bulunmaması” gerekçe gösterilerek sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmek suretiyle gerekçeler arasında çelişkiye düşülmesi ile anılan maddenin uygulanmamasına karar verildiğinin anlaşılması karşısında; suç tarihine göre 5395 sayılı Çocuk Koruma Yasasının 23. maddesinin, 5237 sayılı TCK.nun 51/1. maddesine göre daha lehe hükümler içerdiği gözetilerek, hüküm tarihinden önce yürürlüğe giren 5395 sayılı Çocuk Koruma Yasasının 23. maddesi yönünden denetime olanak sağlayacak gerekçe yazılarak değerlendirme yapılıp, anılan Yasa ve maddenin uygulanmamasına karar verilmesi halinde, 5237 sayılı Yasanın 51/1. maddesi uyarınca değerlendirme yapılması gerektiği düşünülmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
II- Kabul ve uygulamaya göre de;
Yakınanın aracını saat 21:00 sıralarında park ettiğini, saat 01:30’da su içmek için kalktığında motosikletin bahçede olmadığını görerek hırsızlık olayını fark ettiğini belirtmesi suç tarihinde güneşin 20:34’te battığı, gece vaktinin 21.35’ te başladığının anlaşılması karşısında eylemin geceleyin gerçekleştirildiğine ilişkin delillerin nelerden ibaret olduğu karar yerinde gösterilip tartışılmadan 5237 sayılı Yasanın 143. maddesiyle uygulama yapılması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ... savunmanının temyiz itirazı bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 02/07/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
SUÇ: Hırsızlık
HÜKÜM: Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Yakınana ait motosikleti çalmak için evinin bahçesine giren sanık hakkında konut dokunulmazlığı ihlal suçundan dava zamanaşımı içerisinde işlem yapılması olanaklı kabul edilmiştir.
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimin takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
I- Hapis cezasının ertelenmesi, sanığın kişiliğine uydurulmasını öngören bir kurum olup talep halinde veya resen ele alınıp olumlu veya olumsuz bir karar verilirken gerekçe gösterilmesi zorunludur.
Sanığın kişiliği, sair halleri dahilince sanığın sabıkasının bulunup bulunmadığı, medeni hali, işi, muhitindeki durumu, duruşmadaki tutum ve davranışları mahkemeye karşı tavrı,
Bunların olup olmadıkları mahkemece belirlenip bir yargıya varılıp,
Suçun işlenmesindeki özellikler ise; sanığı suç işlemeye iten sebep ve sair, kast ve yoğunluk suç işlenmesinden sonraki davranışlar gözetilip, 51. maddelerindeki hapis cezasının ertelenmesinde suçlunun yargılama süresinde gösterdiği pişmanlığı gözetilir. Maddede pişmanlık şartı getirilmiş, gerekçede pişmanlıktan söz edilmemiştir. Bu koşul suçu kabul etme ve işlendiğinden dolayı pişman olduğunu belirtme şeklinde ele alınmamalıdır. Sanığın duruşmadaki davranışları, mağdura yönelik hareketleri, zararı karşılaması, yardım etmesi gibi olay sonrası ve yargılama sürecindeki tutumu gözetilerek, pişmanlık duyup duymadığı saptanmalıdır. TCK.nun 51. maddesinde cezanın ertelenmesi için pişmanlık yanı sıra bir daha suç işlemeyeceği yönünde yargıç üzerinde olumlu etki halinde cezanın ertelenmesi olumsuz etki halinde de bunun gerekçesinin gösterilmesi gerektiği, cezanın şahsilendirilmesi, 5237 sayılı TCK.nun 51. maddelerinde öngörülen normlar olup,
Suç tarihi itibarı ile olayda uygulanma imkanı bulunan 15.07.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanununun 23. maddesi ise doğurduğu sonuçlar itibariyle karma özelliğe olan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurallarını getirmiştir.
Bu kurallar;
1) Yargılama sonunda hükmolunan ceza 3 yıla kadar hapis veya adli para cezası ise hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir.
2) Hükmün açıklanmasının geri bırakılması için daha önce kasıtlı bir suçtan dolayı mahkûm olmamış bulunması, yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaat gelmiş olması, kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları itibariyle bir cezaya hükmedilmesine gerek görülmemesi, mağdurun veya kamunun uğradığı zararın, aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi, ancak bu koşul, çocuğun ailesinin veya kendisinin ekonomik durumunun elverişli olmaması halinde aranmayabilir.
Hal böyle olunca;
Daha önceden herhangi bir suç kaydı bulunmayan, kovuşturma aşamasında üzerine atılı suçu kabul eden, duruşma tutanaklarına yansıyan olumsuz bir hareketi de bulunmayan ve “suç sonrası durumu ve sabıkasızlığı” gözetilerek hürriyeti bağlayıcı cezasının 5237 sayılı TCK’nun 51. maddesi uyarınca ertelenmesine karar verilen sanık hakkında, yakınanın motosikletini teslim aldığı yönündeki beyanına karşın, yakınanın zararının ne olduğu belirtilmeden, kabul edilen zararı giderip gidermeyeceği sorularak, zararı giderme olanağı tanınmadan (çocuğun ailesinin veya kendisinin ekonomik durumunun elverişli olmaması halinde zarar giderme koşulunun aranmayabileceği de gözetilerek); nesnel ve öznel koşulları değerlendirilmeden, “yakınanın zararını gidermediğinden ve ayrıca suça konu eşyanın tespiti ile ele geçirilmesi ve rızai iade bulunmaması” gerekçe gösterilerek sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmek suretiyle gerekçeler arasında çelişkiye düşülmesi ile anılan maddenin uygulanmamasına karar verildiğinin anlaşılması karşısında; suç tarihine göre 5395 sayılı Çocuk Koruma Yasasının 23. maddesinin, 5237 sayılı TCK.nun 51/1. maddesine göre daha lehe hükümler içerdiği gözetilerek, hüküm tarihinden önce yürürlüğe giren 5395 sayılı Çocuk Koruma Yasasının 23. maddesi yönünden denetime olanak sağlayacak gerekçe yazılarak değerlendirme yapılıp, anılan Yasa ve maddenin uygulanmamasına karar verilmesi halinde, 5237 sayılı Yasanın 51/1. maddesi uyarınca değerlendirme yapılması gerektiği düşünülmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
II- Kabul ve uygulamaya göre de;
Yakınanın aracını saat 21:00 sıralarında park ettiğini, saat 01:30’da su içmek için kalktığında motosikletin bahçede olmadığını görerek hırsızlık olayını fark ettiğini belirtmesi suç tarihinde güneşin 20:34’te battığı, gece vaktinin 21.35’ te başladığının anlaşılması karşısında eylemin geceleyin gerçekleştirildiğine ilişkin delillerin nelerden ibaret olduğu karar yerinde gösterilip tartışılmadan 5237 sayılı Yasanın 143. maddesiyle uygulama yapılması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ... savunmanının temyiz itirazı bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 02/07/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.