Yargıtay6. Ceza DairesiCeza Hukuku
Yargıtay 6. Ceza Dairesi E.2008/22388 K.2012/585
Özet: (1) Sanık Cazim Boztaş, 21 Haziran 2002’de okul giriş kapısı ve kantin kapısını zorlayarak hırsızlık suçunu işledi; (2) Mahkeme, gerekçesiz hüküm kurması nedeniyle kararını bozdu ve sanığın ceza süresi hakkını koruyacak şekilde yeniden değerlendirme talep etti.
MAHKEMESİ: Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ: Hırsızlık
HÜKÜM: Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hüküm Yargıtay Cumhuriyet Savcılığının 31/10/2008 günlü kenar yazısı ile Dairemize gönderilmekle başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Olay tarihinde sanığın diğer suç arkadaşları ile birlikte saat 22.00 ile 23.00 arasında 21.06.2002 günlü yapılan keşif neticesinde bilirkişi tarafından sağlam ve dayanıklı olduğu tespit edilen, okul giriş kapısı yanında bulunan pencere demir parmaklıklarını sert bir cisim ile zorlayarak kırdıktan sonra camı kırarak bina içerisine girdikleri, yakınan tarafından işletilen sağlam ve dayanıklı olduğu belirlenen kantinin ahşap kapısını ele geçirdikleri kazma ile kırarak hırsızlık suçunu işlediklerinin anlaşılması karşısında; sanığın eyleminin 765 sayılı TCY.nin 493/1-son kapsamına uyan hırsızlık suçunu oluşturduğu gözetilmeden kanıtların takdirinde yanılgıya düşerek dosya içeriği ile bağdaşmayan biçimde hüküm kurulması; karşı temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Ancak;
2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 141/3. maddesinde; “Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli yazılır.” Buna paralel hüküm içeren 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5271 sayılı CMK.nun 34. maddesinde de “Hakim ve mahkemelerin her türlü kararı, karşı oy dahil gerekçeli yazılır.” hükümleri yer almaktadır.
Gerekçe; hükmün dayanaklarının akla, hukuka ve maddi olaya uygun açıklamasıdır. Gerekçenin dosyadaki bilgi ve belgelerin yerinde değerlendirildiğini gösterir biçimde; geçerli, yasal ve yeterli olması gerekir. Yasal, yeterli ve geçerli bir gerekçeye dayanılmadan karar verilmesi yasa koyucunun amacına uygun düşmez ve uygulamada keyfiliğe yol açar.
Mahkumiyet hükmünün gerekçesinde gösterilmesi gereken noktalar ise 5271 sayılı CYY.nın 230. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre sırayla; a) İddia ve savunma, bunların dayandırıldığı ve mahkemece toplanan kanıtların neler olduğu, b) Kanıtların tartışılması, değerlendirilmesi ve reddedilen veya kanıtlama yönünden üstün tutulan ve kabul edilen kanıtlar ve nedenleri, c) Tüm bunların ışığında ulaşılan kanı; sanığın suç oluşturduğu kabul edilen eylemi, bunun yasal unsurları ve nitelendirmesi, uygulanacak kanun maddesi, d) Cezayı ağırlatan ve hafifleten yasal ve değerlendirmeye bağlı nedenlerle cezayı kaldıran yasal nedenlerin bulunup bulunmadığı, bunlara ilişkin istemlerin kabul veya reddiyle temel cezanın belirlenmesine ilişkin nedenler, e) Cezanın ertelenmesine, tedbirlerden birine çevrilmesine veya ek güvenlik tedbirinin uygulanmasına yönelik veya bu konulardaki istemlerin kabul veya reddine ilişkin dayanaklar gösterilecektir. Açıklanan bu usul kuralları buyurucu nitelikte olup, uyulmaması 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CYUY.nın 308/7 (5271 sayılı CYY.nın 289/1-e) maddesi uyarınca kesin bozma nedenini oluşturur.
Yukarıdaki açıklamalar ışığında;
Anayasanın 141, 5271 sayılı CMK’nun 34, 230, 232 ve 289. maddeleri uyarınca mahkeme kararlarının Yargıtay denetimine olanak sağlayacak şekilde açık olması ve Yargıtayın bu işlevini yerine getirebilmesi için kararın dayandığı tüm kanıtların, bu kanıtlara göre mahkemenin ulaştığı sonuçların, iddia, savunma ve dosyadaki diğer belgelere ilişkin değerlendirmelerin, sanığın eylemlerinin ne olduğunun açık olarak gerekçeye yansıtılması gerekirken bu ilkelere uyulmadan, Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 30.11.2005 günlü 2004/25535 Esas- 2005/17642 Karar sayılı bozma kararından önceki mahkemenin 03.11.2003 gün ve 2002/272 Esas- 2003/1249 Esas sayılı kararına gönderme yaparak (belirtilen kararında yukarıda ifade edilen yasal unsurları taşımaması da gözetilmeyerek) gerekçeden yoksun olarak, yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık Cazim Boztaş savunmanının temyiz itirazı bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle isteme aykırı olarak BOZULMASINA, sanığın ceza süresi bakımından kazanılmış hakkının gözetilmesine, 18.01.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
SUÇ: Hırsızlık
HÜKÜM: Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hüküm Yargıtay Cumhuriyet Savcılığının 31/10/2008 günlü kenar yazısı ile Dairemize gönderilmekle başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Olay tarihinde sanığın diğer suç arkadaşları ile birlikte saat 22.00 ile 23.00 arasında 21.06.2002 günlü yapılan keşif neticesinde bilirkişi tarafından sağlam ve dayanıklı olduğu tespit edilen, okul giriş kapısı yanında bulunan pencere demir parmaklıklarını sert bir cisim ile zorlayarak kırdıktan sonra camı kırarak bina içerisine girdikleri, yakınan tarafından işletilen sağlam ve dayanıklı olduğu belirlenen kantinin ahşap kapısını ele geçirdikleri kazma ile kırarak hırsızlık suçunu işlediklerinin anlaşılması karşısında; sanığın eyleminin 765 sayılı TCY.nin 493/1-son kapsamına uyan hırsızlık suçunu oluşturduğu gözetilmeden kanıtların takdirinde yanılgıya düşerek dosya içeriği ile bağdaşmayan biçimde hüküm kurulması; karşı temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Ancak;
2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 141/3. maddesinde; “Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli yazılır.” Buna paralel hüküm içeren 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5271 sayılı CMK.nun 34. maddesinde de “Hakim ve mahkemelerin her türlü kararı, karşı oy dahil gerekçeli yazılır.” hükümleri yer almaktadır.
Gerekçe; hükmün dayanaklarının akla, hukuka ve maddi olaya uygun açıklamasıdır. Gerekçenin dosyadaki bilgi ve belgelerin yerinde değerlendirildiğini gösterir biçimde; geçerli, yasal ve yeterli olması gerekir. Yasal, yeterli ve geçerli bir gerekçeye dayanılmadan karar verilmesi yasa koyucunun amacına uygun düşmez ve uygulamada keyfiliğe yol açar.
Mahkumiyet hükmünün gerekçesinde gösterilmesi gereken noktalar ise 5271 sayılı CYY.nın 230. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre sırayla; a) İddia ve savunma, bunların dayandırıldığı ve mahkemece toplanan kanıtların neler olduğu, b) Kanıtların tartışılması, değerlendirilmesi ve reddedilen veya kanıtlama yönünden üstün tutulan ve kabul edilen kanıtlar ve nedenleri, c) Tüm bunların ışığında ulaşılan kanı; sanığın suç oluşturduğu kabul edilen eylemi, bunun yasal unsurları ve nitelendirmesi, uygulanacak kanun maddesi, d) Cezayı ağırlatan ve hafifleten yasal ve değerlendirmeye bağlı nedenlerle cezayı kaldıran yasal nedenlerin bulunup bulunmadığı, bunlara ilişkin istemlerin kabul veya reddiyle temel cezanın belirlenmesine ilişkin nedenler, e) Cezanın ertelenmesine, tedbirlerden birine çevrilmesine veya ek güvenlik tedbirinin uygulanmasına yönelik veya bu konulardaki istemlerin kabul veya reddine ilişkin dayanaklar gösterilecektir. Açıklanan bu usul kuralları buyurucu nitelikte olup, uyulmaması 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CYUY.nın 308/7 (5271 sayılı CYY.nın 289/1-e) maddesi uyarınca kesin bozma nedenini oluşturur.
Yukarıdaki açıklamalar ışığında;
Anayasanın 141, 5271 sayılı CMK’nun 34, 230, 232 ve 289. maddeleri uyarınca mahkeme kararlarının Yargıtay denetimine olanak sağlayacak şekilde açık olması ve Yargıtayın bu işlevini yerine getirebilmesi için kararın dayandığı tüm kanıtların, bu kanıtlara göre mahkemenin ulaştığı sonuçların, iddia, savunma ve dosyadaki diğer belgelere ilişkin değerlendirmelerin, sanığın eylemlerinin ne olduğunun açık olarak gerekçeye yansıtılması gerekirken bu ilkelere uyulmadan, Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 30.11.2005 günlü 2004/25535 Esas- 2005/17642 Karar sayılı bozma kararından önceki mahkemenin 03.11.2003 gün ve 2002/272 Esas- 2003/1249 Esas sayılı kararına gönderme yaparak (belirtilen kararında yukarıda ifade edilen yasal unsurları taşımaması da gözetilmeyerek) gerekçeden yoksun olarak, yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık Cazim Boztaş savunmanının temyiz itirazı bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle isteme aykırı olarak BOZULMASINA, sanığın ceza süresi bakımından kazanılmış hakkının gözetilmesine, 18.01.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.