Yargıtay6. Ceza DairesiCeza Hukuku
Yargıtay 6. Ceza Dairesi E.2008/20904 K.2012/51
Özet: Uyuşmazlık konusu, 2002 yılında işlenmiş hırsızlık suçuna ilişkin sanıkların cezai sorumluluğu ve ilgili mahkeme kararlarının zamanaşımı nedeniyle iptal edilip edilmeyeceğiydir. Mahkeme, 5320 sayılı Kanun’un 8/1 maddesi uyarınca, zamanaşımının gerçekleştiğini tespit ederek sanıkların cezalarını bozdu ve davayı düşürdü.
MAHKEMESİ: Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ: Hırsızlık
HÜKÜM: Kısmen Beraat, Kısmen Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
I- Sanıklar ... ve ... hakkında kurulan hükme yönelik temyiz incelemesinde;
Sanıkların eylemine uyan 765 sayılı TCK.nun 491/3. maddesindeki hırsızlık suçu için öngörülen cezanın türü ve üst sınırına göre, aynı Yasanın 102/4 ve 104/2. maddelerinde belirtilen 7 yıl 6 aylık genel dava zamanaşımının, suç tarihi olan 05.03.2002 gününden inceleme tarihine kadar geçmiş bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ... savunmanı ve o yer Cumhuriyet Savcısının temyiz itirazları ve tebliğnamedeki düşünce bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan hükmün açıklanan nedenle BOZULMASINA, bozma sebebi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı yasanın 8/1. maddesi aracılığıyla 1412 sayılı CMUK.nun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, sanıklar hakkında açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE,
II-Sanık ... hakkında kurulan hükme yönelik temyiz incelemesine gelince;
Kartal 3. Sulh Ceza Mahkemesinin 16.12.2003 tarih ve 2002/966-2003/1202 sayılı hükümlülük kararının, sanık ... tarafından temyiz edilmeksizin adı geçen sanık yönünden kesinleştiği; anılan kararın suçun diğer sanıkları ... ve ... savunmanları tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 13.07.2005 tarih 2004/20696 esas, 2005/13313 sayılı kararı ile özetle “lehe olan yasanın belirlenmesi ve sanıkların hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesi ve bozmadan sanık ...’ya da sirayetine ” denilerek bozulmasına karar verildiği ve mahkemece yeniden yargılama yapılıp bozmaya uyularak, bozma ilamından hükmü temyiz etmeyen sanık ...’nın yararlandırılarak 02.06.2008 günlü kararın verildiği anlaşılmışsa da; 5252 Sayılı Yasanın 9. maddesinde Yasa koyucu sonradan yürürlüğe giren yasa hükümleri uyarınca yapılacak uyarlama yargılaması ve sonuçlarını özel olarak düzenlemiş bulunduğundan, somut olayda 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla halen yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’nun 325. maddesi hükmünün lehe yasa değerlendirmesi gerekçesiyle yapılan bozmalarda uygulama koşul ve olanağının bulunmadığı; sanık ... hakkında verilen 16.12.2003 tarih ve 2002/966-2003/1202 sayılı kararının kendisi yönünden temyiz edilmeksizin kesinleştiği gerçeğinin, yasa koyucunun iradesine aykırı yöntemle çözülemeyeceği, Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 18.09.2007 gün ve 2007/125-2007/186 sayılı kararında da açıklandığı üzere, bozma ilamı sonrasındaki yargılamanın, temyiz olunmaksızın kesinleşmesi nedeniyle lehe Yasanın belirlenmesine ilişkin olduğu kabul edilen ve hükümlü konumuna giren sanık ... hakkındaki uyarlama yargılaması ile genel hükümlere göre hakkındaki yargılama süren diğer sanıklar ... ve ... hakkındaki davanın, farklı hükümlere bağlı olması ve birlikte görülemeyeceği gözetilip, 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddesi uyarınca hükümlü ...’nın dosyasının diğer sanıklar ... ve ... hakkındaki davadan ayrılmasına karar verildikten sonra, uyarlama yapılması zorunluluğunun gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, o yer Cumhuriyet Savcısının temyiz itirazı ve tebliğnamedeki düşünce bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükmün açıklanan nedenle BOZULMASINA, 16.01.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
SUÇ: Hırsızlık
HÜKÜM: Kısmen Beraat, Kısmen Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
I- Sanıklar ... ve ... hakkında kurulan hükme yönelik temyiz incelemesinde;
Sanıkların eylemine uyan 765 sayılı TCK.nun 491/3. maddesindeki hırsızlık suçu için öngörülen cezanın türü ve üst sınırına göre, aynı Yasanın 102/4 ve 104/2. maddelerinde belirtilen 7 yıl 6 aylık genel dava zamanaşımının, suç tarihi olan 05.03.2002 gününden inceleme tarihine kadar geçmiş bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ... savunmanı ve o yer Cumhuriyet Savcısının temyiz itirazları ve tebliğnamedeki düşünce bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan hükmün açıklanan nedenle BOZULMASINA, bozma sebebi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı yasanın 8/1. maddesi aracılığıyla 1412 sayılı CMUK.nun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, sanıklar hakkında açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE,
II-Sanık ... hakkında kurulan hükme yönelik temyiz incelemesine gelince;
Kartal 3. Sulh Ceza Mahkemesinin 16.12.2003 tarih ve 2002/966-2003/1202 sayılı hükümlülük kararının, sanık ... tarafından temyiz edilmeksizin adı geçen sanık yönünden kesinleştiği; anılan kararın suçun diğer sanıkları ... ve ... savunmanları tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 13.07.2005 tarih 2004/20696 esas, 2005/13313 sayılı kararı ile özetle “lehe olan yasanın belirlenmesi ve sanıkların hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesi ve bozmadan sanık ...’ya da sirayetine ” denilerek bozulmasına karar verildiği ve mahkemece yeniden yargılama yapılıp bozmaya uyularak, bozma ilamından hükmü temyiz etmeyen sanık ...’nın yararlandırılarak 02.06.2008 günlü kararın verildiği anlaşılmışsa da; 5252 Sayılı Yasanın 9. maddesinde Yasa koyucu sonradan yürürlüğe giren yasa hükümleri uyarınca yapılacak uyarlama yargılaması ve sonuçlarını özel olarak düzenlemiş bulunduğundan, somut olayda 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla halen yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’nun 325. maddesi hükmünün lehe yasa değerlendirmesi gerekçesiyle yapılan bozmalarda uygulama koşul ve olanağının bulunmadığı; sanık ... hakkında verilen 16.12.2003 tarih ve 2002/966-2003/1202 sayılı kararının kendisi yönünden temyiz edilmeksizin kesinleştiği gerçeğinin, yasa koyucunun iradesine aykırı yöntemle çözülemeyeceği, Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 18.09.2007 gün ve 2007/125-2007/186 sayılı kararında da açıklandığı üzere, bozma ilamı sonrasındaki yargılamanın, temyiz olunmaksızın kesinleşmesi nedeniyle lehe Yasanın belirlenmesine ilişkin olduğu kabul edilen ve hükümlü konumuna giren sanık ... hakkındaki uyarlama yargılaması ile genel hükümlere göre hakkındaki yargılama süren diğer sanıklar ... ve ... hakkındaki davanın, farklı hükümlere bağlı olması ve birlikte görülemeyeceği gözetilip, 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddesi uyarınca hükümlü ...’nın dosyasının diğer sanıklar ... ve ... hakkındaki davadan ayrılmasına karar verildikten sonra, uyarlama yapılması zorunluluğunun gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, o yer Cumhuriyet Savcısının temyiz itirazı ve tebliğnamedeki düşünce bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükmün açıklanan nedenle BOZULMASINA, 16.01.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.