Yargıtay6. Ceza DairesiCeza Hukuku
Yargıtay 6. Ceza Dairesi E.2008/200 K.2012/2375
**MAHKEMESİ:**Asliye Ceza Mahkemesi (Kapatılan Şişli 9. Asliye Ceza Mahkemesi)
SUÇ : Hırsızlık
**HÜKÜM:** Mahkumiyet
TEMYİZ EDENLER : Sanıklar savunmanı
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
I-Sanıklar ..., ... hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükmün temyiz incelenmesinde;
Sanıklar ..., ... ve ...'nun hırsızlık suçundan cezalandırılmalarına ilişkin Şişli 9. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 12.12.2002 gün ve 2000/441-2002/895 sayılı kararı, sanık ...'ın temyizi üzerine Yargıtay 6. Ceza Dairesi'nin 22.11.2005 tarihli kararı ile sanık ... yönünden, 765 ve 5237 sayılı Yasa hükümleri uyarınca değerlendirme yapılması ve sanığın hukuki durumunun yeniden belirlenmesi gerekçesi ile eylemin eksik teşebbüs aşamasında kaldığından sanıklar yararına bozulmuş ve bozmadan diğer sanıklar ... ve ...'nunda yararlandırılmasına hükmedilmiştir.
Yerel Mahkeme bozmaya uyup yargılamaya devam etmiş ve kararı temyiz etmeyen ... ve ... hakkında 765 sayılı TCK'nın 493/1-son,61,522/1 maddeleri uyarınca 10'ar Ay 20'şer Gün hapis cezası ile cezalandırılmasına hükmetmiştir. Mahkemenin bu hükmü sanıklar ..., ... ve ... savunmanı tarafından süresi içerisinde temyiz edilmiştir.
Temyiz davasının açılabilmesi için bu konuda bir isteğin bulunması gerekir. Sanıklardan birinin temyiz istemi, diğerinin de istemi yerine geçmez. Kanun yoluna başvuru talebi yoksa verilen karar kesinleşerek, kesin olmanın hukuki sonuçlarını doğurur. Temyiz etmeyen sanıkların, hükmü temyiz edenlerden daha ağır bir ceza ile cezalandırılması adalete aykırı olduğundan, yasa koyucu, adli yanılgıları önleme ve adaleti sağlamak için genel kurallardan ayrılmış; temyiz isteminde bulunulmuş gibi inceleme yapılmasında yarar görmüş ve “bozmanın sirayeti” müessesesini kabul etmiştir. Sirayetin söz konusu olduğu durumlarda, bozma ilamı üzerine verilen uyma kararı ile temyiz etmemiş sanıklar duruşmaya çağırılarak (lehe bozmalarda tebligat yapılarak) haklarında kesin hüküm kaldırılıp yeniden hüküm kurulması gerekmektedir.
1412 sayılı CMUK’nın 325. maddesine göre, sanık bozma kararının sonucundan yararlandırılmaktadır. Ancak, temyiz etmişcesine faydalanmanın kabul edilmesi, bu kimsenin bozmadan sonra yeniden verilecek yeni ve son kararı da temyiz edebilmesine olanak tanımamaktadır. Çünkü, sirayet, yasa gereği kabul edilmiş bir haldir. Bu bağlamda sanık sadece bozma kararının sonucundan yararlandırılmaktadır.
Hal böyle olunca,
Sanıklar ... ve ... için hırsızlık suçundan kurulan 12.12.2002 tarihli hüküm temyiz edilmeden kesinleştiğinden ve sirayet müessesesinin yasal sonucu gereği Şişli 9. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 05.12.2006 gün ve 2006/745 esas, 2006/702 sayılı kararı ile kurulan hükmü temyiz etme olanağı bulunmadığından, Sanıklar ... ve ... savunmanının bu konudaki isteğinin 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK’nın 317.maddesi gereğince, tebliğnameye aykırı olarak REDDİNE,
II-Sanık ... hakkında kurulan hükmün temyiz incelemesine gelince;
5237 sayılı TCY.nın 141 ve 142. maddelerinde tanımlanan hırsızlık suçu ile 765 sayılı TCY.nın 493/1. maddesinde yer alan suçun öğelerinin farklı olduğu, eylemin hırsızlığın yanı sıra 5237 sayılı Yasanın 116/2-4.,119/1-c,151 maddelerine uyan geceleyin işyeri dokunulmazlığının ihlali ve mala zarar verme suçunu da oluşturduğu halde bu suçlarla ilgili bir uygulama yapılmaması, sanığın eylemine uyan 765 Sayılı TCY.nın 493/1-son,61, 81 maddelerine göre, 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCY.nın aynı suça uyan 142/1-b, 143, 35/2,53,116/2-4,119/1-c,53,151,53 maddelerinde öngörülen özgürlüğü bağlayıcı cezanın türü, alt ve üst sınırları ile işyeri dokunulmazlığını bozma suçunda 5271 sayılı CMK'nun 253-254.maddelerindeki uzlaşma hükümleri bakımından anılan Yasanın 7/2, 5252 sayılı Yasanın 9/3.maddeleri ışığında sanık yararına yasanın uygulamaya göre belirlenmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi sonuca etkili bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Dosya içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, uyulan bozmaya, gerekçeye ve Hakimin takdirine göre diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1-5237 sayılı yasanın sanık yararına olduğu kabul edildiği halde, 5252 sayılı Yasanın 9/3. maddesine aykırı olarak hapis cezasının ertelenmesinin 5237 sayılı TCK'nun 51.maddesine göre yapılması gerekirken 647 sayılı Yasanın 6. maddesine göre değerlendirilmesi suretiyle karma uygulama yapılması,
2- Suçları birlikte işleyen sanıklardan neden oldukları yargılama giderlerinin “ayrı ayrı” yerine,”müteselsilen” alınmasına hükmedilmesi suretiyle 5271 sayılı CMK’nın 326/2.maddesine aykırı davranılması,
3-Kasten işlemiş olduğu suçtan, hapis cezasıyla mahkumiyetinin yasal sonucu olarak sanığın, 5237 sayılı TCY’nın 53/1.maddesinin “a,b,c,d,e” bendinde yazılı haklardan aynı maddenin 2. fıkrası uyarınca cezanın infazı tamamlanıncaya kadar, kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından ise anılan maddenin 3. fıkrası uyarınca mahkum oldukları hapis cezasından koşullu salıverilinceye kadar yoksun bırakılmasına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş sanık ... savunmanının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün açıklanan nedenle BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığıyla CMUK’nun 322.maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, hüküm fıkrasından; 5237 sayılı TCY’nın 53/1. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölüm çıkarılarak yerine "Kasten işlemiş olduğu suçtan, hapis cezasıyla mahkumiyetin yasal sonucu olarak sanığın, 5237 sayılı TCY’nın 53/1.maddesinin (a), (b), (c), (d), (e) bentlerinde yazılı haklardan aynı maddenin 2. fıkrası uyarınca cezanın infazı tamamlanıncaya kadar, kendi alt soyları üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından ise anılan maddenin 3. fıkrası uyarınca mahkum olduğu hapis cezasından koşullu salıverilinceye kadar yoksun bırakılmasına,” tümcesinin eklenmesi, hükmün yargılama giderlerinin alınmasına ilişkin bölümünden “müteselsilen” kelimesinin çıkartılarak, yerine “sanıkların neden oldukları yargılama giderlerinden ayrı ayrı sorumlu tutulmalarına” tümcesinin eklenmesi ve sanık hakkında hüküm fıkrasından 647 sayılı yasanın 6.maddesinin tatbikine yer olmadığına ilişkin bölümün çıkartılarak, yerine "5237 sayılı TCY’nın 51.maddesinin uygulanmasına yer olmadığına" tümcesinin eklenmesi suretiyle eleştiri dışında diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 16.02.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi
SUÇ : Hırsızlık
**HÜKÜM:** Mahkumiyet
TEMYİZ EDENLER : Sanıklar savunmanı
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
I-Sanıklar ..., ... hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükmün temyiz incelenmesinde;
Sanıklar ..., ... ve ...'nun hırsızlık suçundan cezalandırılmalarına ilişkin Şişli 9. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 12.12.2002 gün ve 2000/441-2002/895 sayılı kararı, sanık ...'ın temyizi üzerine Yargıtay 6. Ceza Dairesi'nin 22.11.2005 tarihli kararı ile sanık ... yönünden, 765 ve 5237 sayılı Yasa hükümleri uyarınca değerlendirme yapılması ve sanığın hukuki durumunun yeniden belirlenmesi gerekçesi ile eylemin eksik teşebbüs aşamasında kaldığından sanıklar yararına bozulmuş ve bozmadan diğer sanıklar ... ve ...'nunda yararlandırılmasına hükmedilmiştir.
Yerel Mahkeme bozmaya uyup yargılamaya devam etmiş ve kararı temyiz etmeyen ... ve ... hakkında 765 sayılı TCK'nın 493/1-son,61,522/1 maddeleri uyarınca 10'ar Ay 20'şer Gün hapis cezası ile cezalandırılmasına hükmetmiştir. Mahkemenin bu hükmü sanıklar ..., ... ve ... savunmanı tarafından süresi içerisinde temyiz edilmiştir.
Temyiz davasının açılabilmesi için bu konuda bir isteğin bulunması gerekir. Sanıklardan birinin temyiz istemi, diğerinin de istemi yerine geçmez. Kanun yoluna başvuru talebi yoksa verilen karar kesinleşerek, kesin olmanın hukuki sonuçlarını doğurur. Temyiz etmeyen sanıkların, hükmü temyiz edenlerden daha ağır bir ceza ile cezalandırılması adalete aykırı olduğundan, yasa koyucu, adli yanılgıları önleme ve adaleti sağlamak için genel kurallardan ayrılmış; temyiz isteminde bulunulmuş gibi inceleme yapılmasında yarar görmüş ve “bozmanın sirayeti” müessesesini kabul etmiştir. Sirayetin söz konusu olduğu durumlarda, bozma ilamı üzerine verilen uyma kararı ile temyiz etmemiş sanıklar duruşmaya çağırılarak (lehe bozmalarda tebligat yapılarak) haklarında kesin hüküm kaldırılıp yeniden hüküm kurulması gerekmektedir.
1412 sayılı CMUK’nın 325. maddesine göre, sanık bozma kararının sonucundan yararlandırılmaktadır. Ancak, temyiz etmişcesine faydalanmanın kabul edilmesi, bu kimsenin bozmadan sonra yeniden verilecek yeni ve son kararı da temyiz edebilmesine olanak tanımamaktadır. Çünkü, sirayet, yasa gereği kabul edilmiş bir haldir. Bu bağlamda sanık sadece bozma kararının sonucundan yararlandırılmaktadır.
Hal böyle olunca,
Sanıklar ... ve ... için hırsızlık suçundan kurulan 12.12.2002 tarihli hüküm temyiz edilmeden kesinleştiğinden ve sirayet müessesesinin yasal sonucu gereği Şişli 9. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 05.12.2006 gün ve 2006/745 esas, 2006/702 sayılı kararı ile kurulan hükmü temyiz etme olanağı bulunmadığından, Sanıklar ... ve ... savunmanının bu konudaki isteğinin 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK’nın 317.maddesi gereğince, tebliğnameye aykırı olarak REDDİNE,
II-Sanık ... hakkında kurulan hükmün temyiz incelemesine gelince;
5237 sayılı TCY.nın 141 ve 142. maddelerinde tanımlanan hırsızlık suçu ile 765 sayılı TCY.nın 493/1. maddesinde yer alan suçun öğelerinin farklı olduğu, eylemin hırsızlığın yanı sıra 5237 sayılı Yasanın 116/2-4.,119/1-c,151 maddelerine uyan geceleyin işyeri dokunulmazlığının ihlali ve mala zarar verme suçunu da oluşturduğu halde bu suçlarla ilgili bir uygulama yapılmaması, sanığın eylemine uyan 765 Sayılı TCY.nın 493/1-son,61, 81 maddelerine göre, 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCY.nın aynı suça uyan 142/1-b, 143, 35/2,53,116/2-4,119/1-c,53,151,53 maddelerinde öngörülen özgürlüğü bağlayıcı cezanın türü, alt ve üst sınırları ile işyeri dokunulmazlığını bozma suçunda 5271 sayılı CMK'nun 253-254.maddelerindeki uzlaşma hükümleri bakımından anılan Yasanın 7/2, 5252 sayılı Yasanın 9/3.maddeleri ışığında sanık yararına yasanın uygulamaya göre belirlenmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi sonuca etkili bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Dosya içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, uyulan bozmaya, gerekçeye ve Hakimin takdirine göre diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1-5237 sayılı yasanın sanık yararına olduğu kabul edildiği halde, 5252 sayılı Yasanın 9/3. maddesine aykırı olarak hapis cezasının ertelenmesinin 5237 sayılı TCK'nun 51.maddesine göre yapılması gerekirken 647 sayılı Yasanın 6. maddesine göre değerlendirilmesi suretiyle karma uygulama yapılması,
2- Suçları birlikte işleyen sanıklardan neden oldukları yargılama giderlerinin “ayrı ayrı” yerine,”müteselsilen” alınmasına hükmedilmesi suretiyle 5271 sayılı CMK’nın 326/2.maddesine aykırı davranılması,
3-Kasten işlemiş olduğu suçtan, hapis cezasıyla mahkumiyetinin yasal sonucu olarak sanığın, 5237 sayılı TCY’nın 53/1.maddesinin “a,b,c,d,e” bendinde yazılı haklardan aynı maddenin 2. fıkrası uyarınca cezanın infazı tamamlanıncaya kadar, kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından ise anılan maddenin 3. fıkrası uyarınca mahkum oldukları hapis cezasından koşullu salıverilinceye kadar yoksun bırakılmasına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş sanık ... savunmanının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün açıklanan nedenle BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığıyla CMUK’nun 322.maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, hüküm fıkrasından; 5237 sayılı TCY’nın 53/1. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölüm çıkarılarak yerine "Kasten işlemiş olduğu suçtan, hapis cezasıyla mahkumiyetin yasal sonucu olarak sanığın, 5237 sayılı TCY’nın 53/1.maddesinin (a), (b), (c), (d), (e) bentlerinde yazılı haklardan aynı maddenin 2. fıkrası uyarınca cezanın infazı tamamlanıncaya kadar, kendi alt soyları üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından ise anılan maddenin 3. fıkrası uyarınca mahkum olduğu hapis cezasından koşullu salıverilinceye kadar yoksun bırakılmasına,” tümcesinin eklenmesi, hükmün yargılama giderlerinin alınmasına ilişkin bölümünden “müteselsilen” kelimesinin çıkartılarak, yerine “sanıkların neden oldukları yargılama giderlerinden ayrı ayrı sorumlu tutulmalarına” tümcesinin eklenmesi ve sanık hakkında hüküm fıkrasından 647 sayılı yasanın 6.maddesinin tatbikine yer olmadığına ilişkin bölümün çıkartılarak, yerine "5237 sayılı TCY’nın 51.maddesinin uygulanmasına yer olmadığına" tümcesinin eklenmesi suretiyle eleştiri dışında diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 16.02.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.