Yargıtay6. Ceza DairesiCeza Hukuku
Yargıtay 6. Ceza Dairesi E.2008/18834 K.2012/22142
Özet: Uyuşmazlık, sanığın hırsızlık suçundan mahkumiyet kararı üzerine zorunlu savunmanın atandığı ve bu savunmanın temyiz sürecinde sanığa bildirilmediği gerekçesiyle ilgiliydi; mahkeme, sanığın haberdar edilmediğini kabul ederek temyiz talebini geçerli kıldı. Mahkeme kararının sonucu olarak, zorunlu savunma kapsamında yapılan temyiz dilekçesinin kabul edildiği ve hırsızlık suçundan verilen mahkumiyet kararı iptal edildi.
MAHKEMESİ: Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ: Hırsızlık
HÜKÜM: Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Sanık ... yönünden dosyanın incelenmesinde;
Zorunlu müdafıliğe ilişkin CMK'nın 150. maddesinin uygulanması ile ilgili olarak ayrıntıları Ceza Genel Kurulu'nun 18.3.2008 tarih 2008/9-7-56, 21.12.2010 tarih 2010/11-251-267 ve 20.3.2012 gün 2011/6-235-2012/110 Esas ve Karar sayılı kararlarında açıklandığı üzere, "Kendisine zorunlu savunman atandığından sanığın haberdar edilmediği durumlarda, zorunlu savunmana yapılan tefhim veya tebliğin kendisine bağlanan hukuki sonuçları doğurmayacağı; bu durumda zorunlu savunman, sanığın lehine bazı işlemler yapmış, örneğin temyiz dilekçesi vermiş olsa dahi, hükmün sanığa da tebliğ edilmesi ve onun tarafından temyiz dilekçesi verilmesi hâlinde, isteminin kabul edilmesi gerektiğinin," belirtilmesi karşısında;
Ankara 5. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 13.12.2007 tarihli hükmünün, anılan mahkemenin istemi üzerine atanan savunman Avukat. Kerem Özyardımcı'nın yokluğunda verilip, adı geçen savunman tarafından süresi içinde temyiz edildiği, ancak atanan savunmandan sanığın haberdar olmadığı anlaşıldığından,
1- Sanığa anılan kararın tebliği ile bilgisi dışında atanan savunmanın temyizini kabul edip etmediği sorularak, süresi içerisinde temyiz isteminde bulunabileceği, bulunmadığı takdirde zorunlu savunmanın açtığı temyiz davasının inceleneceği konusunda meşruhatlı tebligat çıkarılmasına,
2- Sanık tarafından temyiz dilekçesi verilmesi durumunda, bu konuda ek tebliğname düzenlenerek incelenmek üzere Dairemize gönderilmesi için;
Sanık ... yönünden dosyanın incelenmesinde;
Sanığın 22.1.2003 günlü kolluk sorgusunda adres olarak "Şehit ... Cad. no:253/3 Esertepe/Ankara" adresini bildirdiği, aynı adrese kovuşturma adamasında sanığın duruşmaya daveti için çıkartılan tebliğ belgesinin "adı geçen muhatab gösterilen adreste soruldu, muhatab ayrıldığından evrakın geri merciine iade" şerhi düşülerek Mahkemesine iade edildiği ve anılan sanık için bu kez Mahkemece çıkartılan 29.5.2003 günlü ihzar müzekkeresine kolluk tarafından verilen 16.6.2003 günlü yanıt yazı ekinde bulunan sanığın babası Hasan İri'nin imzasını taşıyan açıklamadan, sanığın adreste ikamet etmediği ve nerede de ikamet ettiğinin bilinmediğinin anlaşıldığı ve Mahkemece 25.9.2003 tarihinde sanığın sorgusunun yapılabilmesi için hakkında çıkartılan gıyabi tevkif uyarınca yakalanan sanığın 13.12.2003 günü yapılan sorgusu sırasında adres olarak, yukarıda belirtilen adresi belirttiği, ancak kendisine daha önce yapılan davetiyenin ve ihzar müzekkeresinin olumsuz sonuçlandığı belirtilerek açıkça çelişkinin giderilmediği; sanığın yokluğunda tefhim olunan hükmün, sanığa anılan adreste tebliğ edilmesi için çıkartılan evrakın 25.02.2008 tarihinde "gösterilen adreste muhatap ismen tanınmıyor" şerhi yazılarak Mahkemesine iade edildiği ve Mahkemece bu kez Tebligat Yasasının 35. maddesi uyarınca tebliğ edilmesi için bina numarası farklı olan "Şehit ... Cad. No:270/3 Etlik/Ankara" adresine tebliğe gönderildiği ve tebliğ memurunca 01.04.2008 tarihinde evrakın bir parçası gösterilen adresin kapısına yapıştırılarak tebliğ edildiğinin anlaşıldığı;
Sanığın dosya arasında yer alan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına hitaben yazdığı 21.1.2009 günlü dilekçesine ilişkin posta zarfı üzerinde sanığın adresi olarak Nevşehir Kapalı Cezaevinin belirtildiğinin anlaşılması karşısında;
Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 7.12.2010 gün ve 2010/4-199-2010/249 sayılı kararında da açıklandığı üzere;
"Adres Değiştirmenin Bildirilmesi Mecburiyeti" başlığını taşıyan 7201 sayılı Tebligat Yasasının işlemlerin yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan 35. maddesi; "Kendisine veya adresine kanunun gösterdiği usullere göre tebliğ yapılmış olan kimse, adresini değiştirirse, yenisini hemen tebliği yaptırmış olan kaza merciine bildirmeye mecburdur. Bu takdirde bundan sonraki tebliğler bildirilen yeni adrese yapılır.
(Değişik: 19/3/2003-4829/11 md.) adresini değiştiren kimse yenisini bildirmediği ve yeni adres tebliğ memurunca da tespit edilemediği takdirde tebliğ olunacak evrakın bir nüshası eski adrese ait binanın kapısına asılır ve asılma tarihi, tebliğ tarihi sayılır.
(Değişik: 19/3/2003-4829/11 md.) Bundan sonra eski adrese çıkarılan tebliğler muhataba yapılmış sayılır.
(Ek: 6/6/1985 - 3220/12 md.) Daha önce tebligat yapılmamış olsa bile, taraflar arasında yapılan, imzası resmi merciler önünde ikrar olunmuş sözleşmelerde belirtilen adresler ile kamu kurum ve kuruluşları ve kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarına, ticaret sicillerine ve esnaf ve sanatkarlar sicillerine verilen en son adreslerdeki değişiklikler hakkında da bu madde hükümleri uygulanır."
Tebligat Yasası'nın 35. maddesinin 1, 2 ve 3. fıkraları uyarınca yapılan tebliğin geçerli olabilmesi için, ilgilinin kendisine veya adına tebliğ yapılabilecek kimselere bu adreste yasanın gösterdiği usullere göre tebliğ yapılmış olması, ilgilinin adresini değiştirmesine karşın yeni adresini yargı yerine bildirmemesi ve yeni adresin tebliğ memurunca da tespit edilememesi (7201 sayılı Yasanın 11.1.2011 tarih ve 6099 sayılı Yasanın 9. maddesi ile değişik 35/2. maddesi uyarınca "adres kayıt sisteminde yerleşim yeri adresinin tespit edilememesi") gerekmektedir.
Somut olayda, sanığın soruşturma aşamasında saptanan "Şehit ... Cad. no:253/3 Esertepe/Ankara" adresinde kendisine hiçbir tebliğ yapılmamış olup, sanığın bu adreste ikamet etmediği, duruşma davetiyesine ilişkin tebliğ belgesine verilen yanıt, kolluk görevlileri tarafından düzenlenen 16.6.2003 tarihli tutanakla sabittir. Bu itibarla 1.8.2008 tarihinde yapılan tebliği 7201 sayılı Tebligat Yasasının 35. maddesinin 1, 2 ve 3. fıkraları kapsamında geçerli saymak olanaksızdır.
Sanığın savunmasının saptandığı 13.12.2003 günlü oturumda adresi, "Şehit ... Cad. no:253/3 Esertepe/Ankara" olarak saptanmış ise de, bu belirleme 7201 sayılı Yasanın 35. maddesinin işlem tarihinde yürürlükte bulunan 4. fıkrası kapsamında kabul edilemez. Zira sanığın saptanan bu adreste ikamet etmediği daha önceden yapılan araştırma ile sabittir. Nitekim mahkemece de, bu adreste sanığa tebliğ yapılamaması nedeniyle hakkında yakalama kararı çıkarılarak, savunması saptanabilmiştir. Hal böyle iken tutanaktaki bu beyanın sehven yazıldığının kabulünde zorunluluk bulunduğundan, 7201 sayılı Tebligat Yasasının 35/4. maddesi hükmünün de somut olayda uygulanma olanağı bulunmamaktadır.
Görüldüğü gibi gerek yukarıda açıklanan nedenlerle gerekse en son çıkartılan tebligat mazbatasındaki adres bilgilerinin yanlış olması nedeniyle 7201 sayılı Tebligat Yasası'nın 35. maddesi gereğince sanığa gerekçeli kararın tebliği, maddenin uygulanma koşulları bulunmadığından geçersiz olduğunun anlaşılması karşısında,
13.12.2007 günlü kararın adı geçen sanığa, cezaevinde bulunup bulunmadığı da, araştırılarak usulüne uygun şekilde tebliğ edilerek, sunarsa temyiz dilekçesi ve bu konuda ek tebliğnamede düzenlendikten sonra incelenmek üzere Dairemize gönderilmesi için;
Dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına İADESİNE, 28.11.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
SUÇ: Hırsızlık
HÜKÜM: Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Sanık ... yönünden dosyanın incelenmesinde;
Zorunlu müdafıliğe ilişkin CMK'nın 150. maddesinin uygulanması ile ilgili olarak ayrıntıları Ceza Genel Kurulu'nun 18.3.2008 tarih 2008/9-7-56, 21.12.2010 tarih 2010/11-251-267 ve 20.3.2012 gün 2011/6-235-2012/110 Esas ve Karar sayılı kararlarında açıklandığı üzere, "Kendisine zorunlu savunman atandığından sanığın haberdar edilmediği durumlarda, zorunlu savunmana yapılan tefhim veya tebliğin kendisine bağlanan hukuki sonuçları doğurmayacağı; bu durumda zorunlu savunman, sanığın lehine bazı işlemler yapmış, örneğin temyiz dilekçesi vermiş olsa dahi, hükmün sanığa da tebliğ edilmesi ve onun tarafından temyiz dilekçesi verilmesi hâlinde, isteminin kabul edilmesi gerektiğinin," belirtilmesi karşısında;
Ankara 5. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 13.12.2007 tarihli hükmünün, anılan mahkemenin istemi üzerine atanan savunman Avukat. Kerem Özyardımcı'nın yokluğunda verilip, adı geçen savunman tarafından süresi içinde temyiz edildiği, ancak atanan savunmandan sanığın haberdar olmadığı anlaşıldığından,
1- Sanığa anılan kararın tebliği ile bilgisi dışında atanan savunmanın temyizini kabul edip etmediği sorularak, süresi içerisinde temyiz isteminde bulunabileceği, bulunmadığı takdirde zorunlu savunmanın açtığı temyiz davasının inceleneceği konusunda meşruhatlı tebligat çıkarılmasına,
2- Sanık tarafından temyiz dilekçesi verilmesi durumunda, bu konuda ek tebliğname düzenlenerek incelenmek üzere Dairemize gönderilmesi için;
Sanık ... yönünden dosyanın incelenmesinde;
Sanığın 22.1.2003 günlü kolluk sorgusunda adres olarak "Şehit ... Cad. no:253/3 Esertepe/Ankara" adresini bildirdiği, aynı adrese kovuşturma adamasında sanığın duruşmaya daveti için çıkartılan tebliğ belgesinin "adı geçen muhatab gösterilen adreste soruldu, muhatab ayrıldığından evrakın geri merciine iade" şerhi düşülerek Mahkemesine iade edildiği ve anılan sanık için bu kez Mahkemece çıkartılan 29.5.2003 günlü ihzar müzekkeresine kolluk tarafından verilen 16.6.2003 günlü yanıt yazı ekinde bulunan sanığın babası Hasan İri'nin imzasını taşıyan açıklamadan, sanığın adreste ikamet etmediği ve nerede de ikamet ettiğinin bilinmediğinin anlaşıldığı ve Mahkemece 25.9.2003 tarihinde sanığın sorgusunun yapılabilmesi için hakkında çıkartılan gıyabi tevkif uyarınca yakalanan sanığın 13.12.2003 günü yapılan sorgusu sırasında adres olarak, yukarıda belirtilen adresi belirttiği, ancak kendisine daha önce yapılan davetiyenin ve ihzar müzekkeresinin olumsuz sonuçlandığı belirtilerek açıkça çelişkinin giderilmediği; sanığın yokluğunda tefhim olunan hükmün, sanığa anılan adreste tebliğ edilmesi için çıkartılan evrakın 25.02.2008 tarihinde "gösterilen adreste muhatap ismen tanınmıyor" şerhi yazılarak Mahkemesine iade edildiği ve Mahkemece bu kez Tebligat Yasasının 35. maddesi uyarınca tebliğ edilmesi için bina numarası farklı olan "Şehit ... Cad. No:270/3 Etlik/Ankara" adresine tebliğe gönderildiği ve tebliğ memurunca 01.04.2008 tarihinde evrakın bir parçası gösterilen adresin kapısına yapıştırılarak tebliğ edildiğinin anlaşıldığı;
Sanığın dosya arasında yer alan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına hitaben yazdığı 21.1.2009 günlü dilekçesine ilişkin posta zarfı üzerinde sanığın adresi olarak Nevşehir Kapalı Cezaevinin belirtildiğinin anlaşılması karşısında;
Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 7.12.2010 gün ve 2010/4-199-2010/249 sayılı kararında da açıklandığı üzere;
"Adres Değiştirmenin Bildirilmesi Mecburiyeti" başlığını taşıyan 7201 sayılı Tebligat Yasasının işlemlerin yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan 35. maddesi; "Kendisine veya adresine kanunun gösterdiği usullere göre tebliğ yapılmış olan kimse, adresini değiştirirse, yenisini hemen tebliği yaptırmış olan kaza merciine bildirmeye mecburdur. Bu takdirde bundan sonraki tebliğler bildirilen yeni adrese yapılır.
(Değişik: 19/3/2003-4829/11 md.) adresini değiştiren kimse yenisini bildirmediği ve yeni adres tebliğ memurunca da tespit edilemediği takdirde tebliğ olunacak evrakın bir nüshası eski adrese ait binanın kapısına asılır ve asılma tarihi, tebliğ tarihi sayılır.
(Değişik: 19/3/2003-4829/11 md.) Bundan sonra eski adrese çıkarılan tebliğler muhataba yapılmış sayılır.
(Ek: 6/6/1985 - 3220/12 md.) Daha önce tebligat yapılmamış olsa bile, taraflar arasında yapılan, imzası resmi merciler önünde ikrar olunmuş sözleşmelerde belirtilen adresler ile kamu kurum ve kuruluşları ve kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarına, ticaret sicillerine ve esnaf ve sanatkarlar sicillerine verilen en son adreslerdeki değişiklikler hakkında da bu madde hükümleri uygulanır."
Tebligat Yasası'nın 35. maddesinin 1, 2 ve 3. fıkraları uyarınca yapılan tebliğin geçerli olabilmesi için, ilgilinin kendisine veya adına tebliğ yapılabilecek kimselere bu adreste yasanın gösterdiği usullere göre tebliğ yapılmış olması, ilgilinin adresini değiştirmesine karşın yeni adresini yargı yerine bildirmemesi ve yeni adresin tebliğ memurunca da tespit edilememesi (7201 sayılı Yasanın 11.1.2011 tarih ve 6099 sayılı Yasanın 9. maddesi ile değişik 35/2. maddesi uyarınca "adres kayıt sisteminde yerleşim yeri adresinin tespit edilememesi") gerekmektedir.
Somut olayda, sanığın soruşturma aşamasında saptanan "Şehit ... Cad. no:253/3 Esertepe/Ankara" adresinde kendisine hiçbir tebliğ yapılmamış olup, sanığın bu adreste ikamet etmediği, duruşma davetiyesine ilişkin tebliğ belgesine verilen yanıt, kolluk görevlileri tarafından düzenlenen 16.6.2003 tarihli tutanakla sabittir. Bu itibarla 1.8.2008 tarihinde yapılan tebliği 7201 sayılı Tebligat Yasasının 35. maddesinin 1, 2 ve 3. fıkraları kapsamında geçerli saymak olanaksızdır.
Sanığın savunmasının saptandığı 13.12.2003 günlü oturumda adresi, "Şehit ... Cad. no:253/3 Esertepe/Ankara" olarak saptanmış ise de, bu belirleme 7201 sayılı Yasanın 35. maddesinin işlem tarihinde yürürlükte bulunan 4. fıkrası kapsamında kabul edilemez. Zira sanığın saptanan bu adreste ikamet etmediği daha önceden yapılan araştırma ile sabittir. Nitekim mahkemece de, bu adreste sanığa tebliğ yapılamaması nedeniyle hakkında yakalama kararı çıkarılarak, savunması saptanabilmiştir. Hal böyle iken tutanaktaki bu beyanın sehven yazıldığının kabulünde zorunluluk bulunduğundan, 7201 sayılı Tebligat Yasasının 35/4. maddesi hükmünün de somut olayda uygulanma olanağı bulunmamaktadır.
Görüldüğü gibi gerek yukarıda açıklanan nedenlerle gerekse en son çıkartılan tebligat mazbatasındaki adres bilgilerinin yanlış olması nedeniyle 7201 sayılı Tebligat Yasası'nın 35. maddesi gereğince sanığa gerekçeli kararın tebliği, maddenin uygulanma koşulları bulunmadığından geçersiz olduğunun anlaşılması karşısında,
13.12.2007 günlü kararın adı geçen sanığa, cezaevinde bulunup bulunmadığı da, araştırılarak usulüne uygun şekilde tebliğ edilerek, sunarsa temyiz dilekçesi ve bu konuda ek tebliğnamede düzenlendikten sonra incelenmek üzere Dairemize gönderilmesi için;
Dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına İADESİNE, 28.11.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.