‹ Ana sayfa
Yargıtay6. Ceza DairesiCeza Hukuku

Yargıtay 6. Ceza Dairesi E.2007/9640 K.2012/10100

Esas No: 2007/9640 · Karar No: 2012/10100 · Karar Tarihi: 09.05.2012
Özet: (1) Uyuşmazlık, sanığın sahtecilik ve dolandırıcılık suçlamasıyla ilgili mahkeme kararı ve bu kararın tebligatının avukat üzerinden yapılması gerektiği hususundaki temyiz dosyasına ilişkin prosedürdür. (2) Mahkeme, sanığın vekilini atadığına dair vekaletnameyi dikkate alarak kararını avukata tebliğ ettiğini ve temyiz dilekçesinin de aynı şekilde vekile iletilmesi gerektiğini belirterek, dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına iadesine oybirliğiyle karar verdi.
MAHKEMESİ: Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ: Sahtecilik, Dolandırıcılık

HÜKÜM: Mahkumiyet

Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 29/09/2004 ve 16/03/2007 günlü tebliğnameleri ve 25/10/2005 günlü kenar yazısı ile Dairemize gönderilmekle başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Müdafi, 5271 sayılı Yasanın 2/c maddesinde “Şüpheli veya sanığın ceza muhakemesinde savunmasını yapan avukat” olarak tanımlanmış, yine aynı Yasanın 149. maddesinin 1. fıkrası “Şüpheli veya sanık, soruşturma ve kovuşturmanın her aşamasında bir veya birden fazla müdafiin yardımından yararlanabilir” düzenlemesini içermekte olup anılan maddede “soruşturma ve kovuşturma” denilerek hukuki yardımın muhakemenin tüm evresini kapsadığı belirtilmiştir. Ceza muhakemesinde müdafi, şüpheli veya sanığın yardımcısı olarak kabul edilmektedir. Nitekim, bunun sonucu olarak Tebligat Kanununun 11/1. maddesinde vekil ile takip edilen işlerde tebligatın vekile yapılacağı öngörülmüştür. Bilindiği üzere, 5271 sayılı Yasaya göre bir ceza davasında avukat ile şüpheli, sanık veya hükümlü arasında iki yöntemden birisi ile ilişki kurulur. Bunlardan birincisi; “koşulları oluştuğunda baroca Avukat atanması; ikincisi ise “şüpheli, sanık veya hükümlünün vekaletname ile bir Avukat tayin etmesidir. 5271 sayılı Yasada bu iki hal de müdafi olarak tanımlanmıştır. Ancak birinci halde görevlendirme, ikinci durumda ise sözleşmeden kaynaklanan bir ilişki söz konusudur. Bu yönüyle iki kurum görevin başlaması, yürütülmesi, sona ermesi, yetkinin devri ve ücret konusunda farklılık arzeder. Somut olayda sanık ...’nun 17.10.2001 tarihli ... nolu vekaletname ile Av. ...'ı vekil olarak atadığı, adı geçen Avukatın sanık ile birlikte duruşmalarda savunma yapmasına ve adı geçen sanık tarafından vekilini azlettiğine ilişkin bir beyanın bulunmamasına veya vekilin vekillikten istifasına ilişkin bildiriminin de bulunmaması gözetilmeden, mahkemece sanık ...’na 27.05.2004 günlü hüküm 30.06.2004 tarihinde tebliğ edilip, adı geçen sanık tarafından 09.07.2004 günlü dilekçe ile temyiz ettiği anlaşılmış ise de Tebligat Kanununun 11/1. maddesi gereğince vekille takip edilen işlerde vekile tebligat yapılması gerektiğinden;
Av. ...’a anılan kararın tebliği, sunarsa temyiz dilekçesi de eklenerek, temyizi durumunda da, bu konuda ek tebliğname düzenlenerek incelenmek üzere Dairemize gönderilmesi için dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına İADESİNE, 09.05.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.

AvAi

Hukuki AI Asistanı
Merhaba! Ben AvAi, Avarsis Hukuki AI Asistanınız. Size nasıl yardımcı olabilirim?