Yargıtay6. Ceza DairesiCeza Hukuku
Yargıtay 6. Ceza Dairesi E.2007/7399 K.2011/49685
**MAHKEMESİ:**Ağır Ceza Mahkemesi
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
1-Sanık ... bakımından; anılan sanığa yüklenen suçun gerektirdiği cezanın alt sınırı bakımından 5271 sayılı CMK’nun 150/3. maddesi uyarınca hükmün açıklandığı 14.06.2006 günlü oturumda ,aynı Yasanın 188/1.maddesi gereğince zorunlu olarak savunman bulundurulması gerektiğinin gözetilmeyerek savunmanın yokluğunda karar verilmek suretiyle savunma hakkının kısıtlanması
2-Hükümlü ... bakımından;Samsun 1.Ağır Ceza Mahkemesinin 06.12.2001 gün, 1995/162-2001/245 sayılı hükümlülük kararının, sanıklar ... ve Hüseyin Sancaktutan savunmanları tarafından temyizi üzerine, Yargıtay 6.Ceza Dairesinin 05.07.2005 günlü ilamında “ 5237 sayılı Yasa hükümleri uyarınca yeniden değerlendirme ve uygulama yapılmasında zorunluluk bulunması nedeniyle bozulmasına ve bozmanın niteliğine göre aynı yasanın 325.maddesi gereğince sanık ...'e de sirayetine ” denilerek bozulmasına karar verildiği ve dosyanın Mahkemesine gönderilmesinden sonra, yeniden yargılama yapılıp, bozma ilamından hükmü temyiz etmeyen sanık ...'te yararlandırılarak 14.04.2006 günlü kararın verildiği anlaşılmışsa da; 5252 Sayılı Yasanın 9. maddesinde Yasa koyucu sonradan yürürlüğe giren yasa hükümleri uyarınca yapılacak uyarlama yargılaması ve sonuçlarını özel olarak düzenlemiş bulunduğundan, somut olayda 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla halen yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’nun 325. maddesi hükmünün lehe yasa değerlendirmesi gerekçesiyle yapılan bozmalarda uygulama koşul ve olanağının bulunmadığı; sanık ... hakkında verilen 06.12.2001 gün, 1995/162-2001/245 sayılı hükümlülük kararının adı geçen sanık yönünden temyiz edilmeksizin kesinleştiği gerçeğinin, yasa koyucunun iradesine aykırı yöntemle çözülemeyeceği, Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 18.09.2007 gün ve 2007/125-2007/186 sayılı kararında da açıklandığı üzere, bozma ilamı sonrasındaki yargılamanın, temyiz olunmaksızın kesinleşmesi nedeniyle lehe Yasanın belirlenmesine ilişkin olduğu kabul edilen hükümlü ... hakkındaki uyarlama yargılaması ile genel hükümlere göre hakkındaki yargılama süren sanıklar ... ve ... hakkındaki davanın, farklı hükümlere bağlı olması ve birlikte görülemeyeceği gözetilip, 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanunun 9. maddesi uyarınca hükümlü ... hakkındaki davanın ayrılmasına karar verildikten sonra, uyarlama yapılması zorunluluğunun gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş,sanık ... savunmanı ile hükümlü ... savunmanının temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükmün açıklanan nedenlerle isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 22/12/2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
1-Sanık ... bakımından; anılan sanığa yüklenen suçun gerektirdiği cezanın alt sınırı bakımından 5271 sayılı CMK’nun 150/3. maddesi uyarınca hükmün açıklandığı 14.06.2006 günlü oturumda ,aynı Yasanın 188/1.maddesi gereğince zorunlu olarak savunman bulundurulması gerektiğinin gözetilmeyerek savunmanın yokluğunda karar verilmek suretiyle savunma hakkının kısıtlanması
2-Hükümlü ... bakımından;Samsun 1.Ağır Ceza Mahkemesinin 06.12.2001 gün, 1995/162-2001/245 sayılı hükümlülük kararının, sanıklar ... ve Hüseyin Sancaktutan savunmanları tarafından temyizi üzerine, Yargıtay 6.Ceza Dairesinin 05.07.2005 günlü ilamında “ 5237 sayılı Yasa hükümleri uyarınca yeniden değerlendirme ve uygulama yapılmasında zorunluluk bulunması nedeniyle bozulmasına ve bozmanın niteliğine göre aynı yasanın 325.maddesi gereğince sanık ...'e de sirayetine ” denilerek bozulmasına karar verildiği ve dosyanın Mahkemesine gönderilmesinden sonra, yeniden yargılama yapılıp, bozma ilamından hükmü temyiz etmeyen sanık ...'te yararlandırılarak 14.04.2006 günlü kararın verildiği anlaşılmışsa da; 5252 Sayılı Yasanın 9. maddesinde Yasa koyucu sonradan yürürlüğe giren yasa hükümleri uyarınca yapılacak uyarlama yargılaması ve sonuçlarını özel olarak düzenlemiş bulunduğundan, somut olayda 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla halen yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’nun 325. maddesi hükmünün lehe yasa değerlendirmesi gerekçesiyle yapılan bozmalarda uygulama koşul ve olanağının bulunmadığı; sanık ... hakkında verilen 06.12.2001 gün, 1995/162-2001/245 sayılı hükümlülük kararının adı geçen sanık yönünden temyiz edilmeksizin kesinleştiği gerçeğinin, yasa koyucunun iradesine aykırı yöntemle çözülemeyeceği, Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 18.09.2007 gün ve 2007/125-2007/186 sayılı kararında da açıklandığı üzere, bozma ilamı sonrasındaki yargılamanın, temyiz olunmaksızın kesinleşmesi nedeniyle lehe Yasanın belirlenmesine ilişkin olduğu kabul edilen hükümlü ... hakkındaki uyarlama yargılaması ile genel hükümlere göre hakkındaki yargılama süren sanıklar ... ve ... hakkındaki davanın, farklı hükümlere bağlı olması ve birlikte görülemeyeceği gözetilip, 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanunun 9. maddesi uyarınca hükümlü ... hakkındaki davanın ayrılmasına karar verildikten sonra, uyarlama yapılması zorunluluğunun gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş,sanık ... savunmanı ile hükümlü ... savunmanının temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükmün açıklanan nedenlerle isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 22/12/2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.