Yargıtay6. Ceza DairesiCeza Hukuku
Yargıtay 6. Ceza Dairesi E.2007/6098 K.2011/8809
**MAHKEMESİ:**Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık
**HÜKÜM:** Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
5271 sayılı CMK.nun 06.12.2006 tarih ve 5560 sayılı Yasa ile değişik 150/3 ve 26.12.2006 tarihli Ceza Genel Kurulu’nun 2006/8-317 E. ve 2006/319 sayılı Kararına göre, daha önce üst sınırı en az 5 yıl hapis cezasını gerektiren suçlarda sanıklar için zorunlu müdafi atanması öngörülmüş iken, değişiklikten sonra bu zorunluluk alt sınırı 5 yıl ve daha fazla ceza gerektiren suçlardan yargılanan sanıklarla sınırlandırıldığı ve yargılama yasalarına ilişkin hükümlerin derhal uygulanacağı nazara alındığında tebliğnamede bozma isteyen bu düşünce benimsenmemiş, 5237 sayılı TCK.nun 141 ve 142. maddelerinde tanımlanan hırsızlık suçu ile 765 sayılı TCK.nun 493/1. maddesindeki suçun öğelerinin farklı olduğu, eylemin, 5237 sayılı Yasanın 142/1-b maddesindeki hırsızlık suçunun yanı sıra yakınma bulunduğundan aynı Yasanın 116/1 ve 151/1.maddelerindeki işyeri dokunulmazlığını bozma ve mala zarar verme suçlarını da oluşturduğunun gözetilmemesi, karşı temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimin takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1- Gerekçeli kararda Cumhuriyet Savcısının esas hakkındaki görüşüne yer verilmeyerek, CMK.nun 230/1. maddesine aykırı davranılması,
2-Sanığın suçu işlemediğini savunması, yakınanın işyerinin saat 18.20 de kapandığını, ertesi gün saat 07.30 da işçilerin geldiğinde, hırsızlık olduğunu anladıklarını söylemesi, olay tarihinde de güneşin 06.00’da doğduğunun anlaşılması karşısında; öncelikle 5237 sayılı TCK.nun 6/1-e maddesine uygun olarak, hırsızlığın saat kaçta gerçekleştiği duraksamaya yer vermeyecek biçimde saptandıktan sonra, eylemin gece ya da gündüz gerçekleştiği belirlenerek, sonucuna göre TCK.nun 143. maddesinin değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı biçimde hüküm kurulması,
3- Hak yoksunluklarının seçimlik olmaması nedeniyle 5237 sayılı Yasanın 53/3. maddesi gözetilerek 53/1. maddesindeki tüm fıkraların uygulanması gerektiğinin düşünülmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ...’ın temyiz itirazları ve tebliğnamedeki düşünce bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 27.06.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
SUÇ : Hırsızlık
**HÜKÜM:** Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
5271 sayılı CMK.nun 06.12.2006 tarih ve 5560 sayılı Yasa ile değişik 150/3 ve 26.12.2006 tarihli Ceza Genel Kurulu’nun 2006/8-317 E. ve 2006/319 sayılı Kararına göre, daha önce üst sınırı en az 5 yıl hapis cezasını gerektiren suçlarda sanıklar için zorunlu müdafi atanması öngörülmüş iken, değişiklikten sonra bu zorunluluk alt sınırı 5 yıl ve daha fazla ceza gerektiren suçlardan yargılanan sanıklarla sınırlandırıldığı ve yargılama yasalarına ilişkin hükümlerin derhal uygulanacağı nazara alındığında tebliğnamede bozma isteyen bu düşünce benimsenmemiş, 5237 sayılı TCK.nun 141 ve 142. maddelerinde tanımlanan hırsızlık suçu ile 765 sayılı TCK.nun 493/1. maddesindeki suçun öğelerinin farklı olduğu, eylemin, 5237 sayılı Yasanın 142/1-b maddesindeki hırsızlık suçunun yanı sıra yakınma bulunduğundan aynı Yasanın 116/1 ve 151/1.maddelerindeki işyeri dokunulmazlığını bozma ve mala zarar verme suçlarını da oluşturduğunun gözetilmemesi, karşı temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimin takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1- Gerekçeli kararda Cumhuriyet Savcısının esas hakkındaki görüşüne yer verilmeyerek, CMK.nun 230/1. maddesine aykırı davranılması,
2-Sanığın suçu işlemediğini savunması, yakınanın işyerinin saat 18.20 de kapandığını, ertesi gün saat 07.30 da işçilerin geldiğinde, hırsızlık olduğunu anladıklarını söylemesi, olay tarihinde de güneşin 06.00’da doğduğunun anlaşılması karşısında; öncelikle 5237 sayılı TCK.nun 6/1-e maddesine uygun olarak, hırsızlığın saat kaçta gerçekleştiği duraksamaya yer vermeyecek biçimde saptandıktan sonra, eylemin gece ya da gündüz gerçekleştiği belirlenerek, sonucuna göre TCK.nun 143. maddesinin değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı biçimde hüküm kurulması,
3- Hak yoksunluklarının seçimlik olmaması nedeniyle 5237 sayılı Yasanın 53/3. maddesi gözetilerek 53/1. maddesindeki tüm fıkraların uygulanması gerektiğinin düşünülmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ...’ın temyiz itirazları ve tebliğnamedeki düşünce bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 27.06.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.