Yargıtay6. Ceza DairesiCeza Hukuku
Yargıtay 6. Ceza Dairesi E.2007/24675 K.2011/2492
Özet: Uyuşmazlık konusu, 2001/141 sayılı Adıyaman Asliye Ceza Mahkemesi kararıyla hırsızlık suçundan hüküm giymiş bir mahkumun, 2005 yılında yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) farklı hükümleriyle yeniden değerlendirilmesi ve cezanın yeniden belirlenmesidir. Mahkeme, önceki kanunun uygulanmasıyla verilen 8 yıl 4 ay hapis cezasının yerine, 5237 sayılı TCK’ye göre 2 yıl 6 ay hapis cezası koyarak kararını bozmuş ve mahkumun haklarını koruyacak şekilde yeni hüküm vermiştir.
**MAHKEMESİ:**Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık
**HÜKÜM:** Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 98 ve 101/1. maddeleriyle 5252 sayılı Türk Ceza Kanunun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9/1. maddeleri uyarınca kural; lehe olan yasanın belirlenmesi ve uyarlanmasına ilişkin kararların dosya üzerinden verilebilmesidir.
Ancak;
a)- Önceki yasaya göre, sonraki yasa suçun öğelerinde değişiklik yapmışsa,
b)- Önceki yasanın türü veya süresi bakımından erteleme dışında bıraktığı ceza, yeni yasa tarafından erteleme kapsamına alınmışsa,
c)-Önceki yasaya göre temel ceza alt sınırdan belirlenmişken, yeni yasa uyarlanırken alt sınırın üzerinde ceza saptanması konusunda veya alt ve üst sınırlar konulmuş, artırıcı ya da eksiltici bir hükmün uygulanmasında bir oranın belirlenmesi için mahkemece takdir hakkının kullanılması, böylece bireyselleştirme yapılması zorunluysa, duruşma açılmak suretiyle, tüm bunların neden ve gerekçeleri de gösterilerek hüküm kurulması gerekir.
İnceleme konusu karara gelince:
Hükümlü ...’ın, diğer iki arkadaşı ile birlikte gündüz 07.30 sıralarında yakınana ait işyerinin kapı kilidini anahtar ile açarak, içeri girip hırsızlık suçunu işledikleri ... görülerek, Adıyaman Asliye Ceza mahkemesinin kesinleşmiş 30.01.2001 tarih ve 2001/141 sayılı kararıyla; 765 sayılı TCK.nun 493/2-son, 522/1, 59/2. maddeleri gereğince 8 yıl 4 ay hapis cezasıyla hükümlendirildiği, 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK.nun uyarlanması istendiğinde; dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda 20.01.2006 tarihli ek kararla hükümlü hakkında 5237 sayılı TCK.nun 142/2-d, 62/1, 53/1. maddeleri gereğince 2 yıl 6 ay hapis cezasıyla hükümlülüğüne karar verilmiş ise de;
1- 5237 sayılı TCK.nun 141 ve 142. maddelerinde tanımlanan hırsızlık suçu ile 765 sayılı TCK.nun 493/2-son maddesindeki suçun öğelerinin farklı olduğu, eylemin, 5237 sayılı Yasanın 142/2-d maddesindeki hırsızlık suçunun yanı sıra aynı Yasanın 116/2, 119/1-c maddesindeki işyeri dokunulmazlığını ihlal suçunu da oluşturduğu, 5252 sayılı Yasanın 9/3. maddesi uyarınca hükümlü yararına olan hükmün önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümlerinin olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle bulunacağı gözetilerek, 5237 sayılı Yasaya göre hırsızlık ve işyeri dokunulmazlığını ihlal suçlarını oluşturan eylemler nedeniyle aynı Yasanın 61. maddesine uygun olarak temel cezanın ne şekilde saptanacağının belirlenmesi ve bireyselleştirmenin yapılması için duruşma açılarak, uygulama yapılıp sonucuna göre lehe olan yasanın belirlenmesi gerektiğinin düşünülmemesi,
2- Hükümlünün eylemine uyan 765 sayılı TCK.nun 493/2-son, 522/1, 59/2. maddelerine göre, 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK.nun aynı suça uyan 142/2-d, 62/1, 53/1; 116/2, 119/1-c, 62/1, 53/1. maddelerinde öngörülen özgürlüğü bağlayıcı cezanın türü, alt ve üst sınırları bakımından anılan Yasanın 7/2, 5252 sayılı Yasanın 9/3. maddeleri ışığında; işyeri dokunulmazlığını ihlal suçu ile ilgili olarak 5271 sayılı CMK.nun 253 ve 254. maddelerine göre uzlaşma hükümleri de değerlendirilerek, 5237 sayılı Yasanın hükümlü yararına olduğunun gözetilmesinde zorunluluk bulunması,
3- Hükümlü hakkında 5237 sayılı Yasanın 53/3. maddesi göz ardı edilerek, 53/1-c bendinde belirtilen haklardan hükümlünün mahkum olduğu hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına karar verilmiş olması,
Bozmayı gerektirmiş, hükümlü ...’ın temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle istem gibi BOZULMASINA, infaz aşamasında hükümlü yararına uygulamaların kazanılmış hak oluşturmayacağının gözetilmesine, 14.03.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
SUÇ : Hırsızlık
**HÜKÜM:** Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 98 ve 101/1. maddeleriyle 5252 sayılı Türk Ceza Kanunun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9/1. maddeleri uyarınca kural; lehe olan yasanın belirlenmesi ve uyarlanmasına ilişkin kararların dosya üzerinden verilebilmesidir.
Ancak;
a)- Önceki yasaya göre, sonraki yasa suçun öğelerinde değişiklik yapmışsa,
b)- Önceki yasanın türü veya süresi bakımından erteleme dışında bıraktığı ceza, yeni yasa tarafından erteleme kapsamına alınmışsa,
c)-Önceki yasaya göre temel ceza alt sınırdan belirlenmişken, yeni yasa uyarlanırken alt sınırın üzerinde ceza saptanması konusunda veya alt ve üst sınırlar konulmuş, artırıcı ya da eksiltici bir hükmün uygulanmasında bir oranın belirlenmesi için mahkemece takdir hakkının kullanılması, böylece bireyselleştirme yapılması zorunluysa, duruşma açılmak suretiyle, tüm bunların neden ve gerekçeleri de gösterilerek hüküm kurulması gerekir.
İnceleme konusu karara gelince:
Hükümlü ...’ın, diğer iki arkadaşı ile birlikte gündüz 07.30 sıralarında yakınana ait işyerinin kapı kilidini anahtar ile açarak, içeri girip hırsızlık suçunu işledikleri ... görülerek, Adıyaman Asliye Ceza mahkemesinin kesinleşmiş 30.01.2001 tarih ve 2001/141 sayılı kararıyla; 765 sayılı TCK.nun 493/2-son, 522/1, 59/2. maddeleri gereğince 8 yıl 4 ay hapis cezasıyla hükümlendirildiği, 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK.nun uyarlanması istendiğinde; dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda 20.01.2006 tarihli ek kararla hükümlü hakkında 5237 sayılı TCK.nun 142/2-d, 62/1, 53/1. maddeleri gereğince 2 yıl 6 ay hapis cezasıyla hükümlülüğüne karar verilmiş ise de;
1- 5237 sayılı TCK.nun 141 ve 142. maddelerinde tanımlanan hırsızlık suçu ile 765 sayılı TCK.nun 493/2-son maddesindeki suçun öğelerinin farklı olduğu, eylemin, 5237 sayılı Yasanın 142/2-d maddesindeki hırsızlık suçunun yanı sıra aynı Yasanın 116/2, 119/1-c maddesindeki işyeri dokunulmazlığını ihlal suçunu da oluşturduğu, 5252 sayılı Yasanın 9/3. maddesi uyarınca hükümlü yararına olan hükmün önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümlerinin olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle bulunacağı gözetilerek, 5237 sayılı Yasaya göre hırsızlık ve işyeri dokunulmazlığını ihlal suçlarını oluşturan eylemler nedeniyle aynı Yasanın 61. maddesine uygun olarak temel cezanın ne şekilde saptanacağının belirlenmesi ve bireyselleştirmenin yapılması için duruşma açılarak, uygulama yapılıp sonucuna göre lehe olan yasanın belirlenmesi gerektiğinin düşünülmemesi,
2- Hükümlünün eylemine uyan 765 sayılı TCK.nun 493/2-son, 522/1, 59/2. maddelerine göre, 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK.nun aynı suça uyan 142/2-d, 62/1, 53/1; 116/2, 119/1-c, 62/1, 53/1. maddelerinde öngörülen özgürlüğü bağlayıcı cezanın türü, alt ve üst sınırları bakımından anılan Yasanın 7/2, 5252 sayılı Yasanın 9/3. maddeleri ışığında; işyeri dokunulmazlığını ihlal suçu ile ilgili olarak 5271 sayılı CMK.nun 253 ve 254. maddelerine göre uzlaşma hükümleri de değerlendirilerek, 5237 sayılı Yasanın hükümlü yararına olduğunun gözetilmesinde zorunluluk bulunması,
3- Hükümlü hakkında 5237 sayılı Yasanın 53/3. maddesi göz ardı edilerek, 53/1-c bendinde belirtilen haklardan hükümlünün mahkum olduğu hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına karar verilmiş olması,
Bozmayı gerektirmiş, hükümlü ...’ın temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle istem gibi BOZULMASINA, infaz aşamasında hükümlü yararına uygulamaların kazanılmış hak oluşturmayacağının gözetilmesine, 14.03.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.