Yargıtay 6. Ceza Dairesi Ceza Hukuku
Yargıtay 6. Ceza Dairesi E.2007/24242 K.2012/2822
Özet: Uyuşmazlık: Sanığın hırsızlık suçundan mahkumiyet kararıyla ilgili temyiz başvurusu; Mahkeme: Haksız ele geçirme eyleminin 765/5237 sayılı yasalar çerçevesinde değerlendirilip, cezanın indirim ve uygulama kuralları dikkate alınarak mahkumiyet kararının kesinleşmesine hükmedildi.
MAHKEMESİ: Asliye Ceza Mahkemesi (Kapatılan Şişli 2. Asliye Ceza Mahkemesi)
SUÇ: Hırsızlık
HÜKÜM: Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Sanığın kabul edilen eylemi nedeniyle hükmün açıklanmasının geri bırakılması kapsamı dışında kalan bir cezanın hükmolunması gerekirken, yanılgılı uygulama sonucu hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumunun uygulanabilme sınırı içerisine giren bir cezanın verilmesi halinde, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyeceği, aksi halin, sanığın; önceki yanılgılı uygulama sebebiyle ortaya çıkacak sonuçtan ikinci kez yararlandırılmasının sağlanmasına, hakkaniyete aykırı sonuçlar doğmasına, adalet ve eşitlik ilkelerinin zedelenmesine yol açacağını belirten Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 04.03.2008 gün ve 2008/6-47 esas-2008/43 sayılı kararı gereğince ve önceden kasıtlı suçtan hükümlülüğünün bulunması nedeniyle, 5271 sayılı CMK’nun 231. maddesindeki hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanma olanağının bulunmadığı anlaşılmakla yapılan incelemede;
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimin takdirine göre, suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1-) İddianame ve gerekçeli karar başlığına suç tarihinin, 01.01.2003 yerine, 31.12.2002 olarak yanlış yazılması,
2-) 5252 sayılı Yasanın 9/3. maddesi uyarınca, sanık yararına olan hüküm önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle bulunacağından, 765 ve 5237 sayılı Yasalara göre hırsızlık suçunu oluşturan eylemi nedeniyle uygulama yapılıp, her iki Yasaya göre uygulanan Yasa maddeleriyle, verilmesi gereken cezalar denetime olanak sağlayacak şekilde ayrı ayrı tespit edilip, sonuç cezalar karşılaştırılarak lehe olan yasanın belirlenmesi gerekirken, kıyaslanan 765 sayılı yasa maddesinin soyut olarak sayılmasıyla yetinilmesi suretiyle eksik ve denetime olanak vermeyecek biçimde karar verilmesi,
3-) Sanığın, yakınanın çantasından 240 TL para ve kilitli odaya ait anahtarı aldıktan sonra haksız ele geçirdiği bu anahtarla kapısını açıp odada bulunan ziynet eşyası, cep telefonları ve parayı da aldığının anlaşılması karşısında; eyleminin 765 sayılı TCK’nun 493/2 ve 5237 sayılı yasanın 142/2-d maddelerine uyan hırsızlık suçunu oluşturduğu gözetilmeden, yazılı biçimde hüküm kurulması,
4-) Suça konu ziynet eşyası, cep telefonları ve paranın değeri bilirkişi marifetiyle belirlenip sonucuna göre değerlendirme yapılması gerektiğinin düşünülmemesi,
5-) Sanığın eylemine uyan 765 sayılı TCY'nın 493/2, 522, 81/2. maddeleriyle, 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCY'nın aynı suça uyan 142/2-d, maddesinde öngörülen cezaların alt ve üst sınırları bakımından, anılan Yasanın 7/2, 5252 sayılı Yasanın 9/3. maddeleri ışığında; lehe olan yasanın uygulamaya göre belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
6-) Kabul ve uygulamaya göre de;
a-) 5237 sayılı TCY’nın 145. maddesindeki “malın değerinin azlığı” kavramının 765 sayılı Yasanın 522/1. maddesindeki "hafif" ve "pek hafif" ölçütleriyle her iki maddenin de cezadan indirim olanağı sağlaması dışında benzerliğinin bulunmadığı, “değerin azlığı”nın 5237 sayılı Yasaya özgü, ayrı ve yeni bir kavram olduğu, Yasa koyucunun amacı ile suçun işleniş biçimi, olayın özelliği ve sanığın özgülenen kastı da gözetilmek suretiyle, daha çoğunu alma olanağı varken yalnızca gereksinimi kadar ve değer olarak da gerekiyorsa ceza vermekten vazgeçilebileceği ölçüdeki düşük değerler esas alınmak, yasal ve yeterli gerekçeleri de açıklanmak koşuluyla uygulanabileceği düşünülmeden, bu maddeye düzenleniş amacı dışında yorumlar getirilerek cezadan indirim yapılması,
b-) Sanık hakkında 5237 sayılı TCY. hükümleri uyarınca uygulama yapılmasına rağmen, 647 sayılı Yasanın 4. maddesinin uygulanması suretiyle hesap hatası sonucu daha az cezaya da hükmedilerek karma uygulama yapılması,
Bozmayı gerektirmiş, üst Cumhuriyet Savcısı ile sanık ... savunmanının temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığı ile 1412 sayılı CMUK’nun 326/son maddesi uyarınca 08.02.2005 tarihli ilk hükümdeki ceza süresi bakımından sanığın kazanılmış hakkının korunmasına, 21.02.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
SUÇ: Hırsızlık
HÜKÜM: Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Sanığın kabul edilen eylemi nedeniyle hükmün açıklanmasının geri bırakılması kapsamı dışında kalan bir cezanın hükmolunması gerekirken, yanılgılı uygulama sonucu hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumunun uygulanabilme sınırı içerisine giren bir cezanın verilmesi halinde, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyeceği, aksi halin, sanığın; önceki yanılgılı uygulama sebebiyle ortaya çıkacak sonuçtan ikinci kez yararlandırılmasının sağlanmasına, hakkaniyete aykırı sonuçlar doğmasına, adalet ve eşitlik ilkelerinin zedelenmesine yol açacağını belirten Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 04.03.2008 gün ve 2008/6-47 esas-2008/43 sayılı kararı gereğince ve önceden kasıtlı suçtan hükümlülüğünün bulunması nedeniyle, 5271 sayılı CMK’nun 231. maddesindeki hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanma olanağının bulunmadığı anlaşılmakla yapılan incelemede;
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimin takdirine göre, suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1-) İddianame ve gerekçeli karar başlığına suç tarihinin, 01.01.2003 yerine, 31.12.2002 olarak yanlış yazılması,
2-) 5252 sayılı Yasanın 9/3. maddesi uyarınca, sanık yararına olan hüküm önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle bulunacağından, 765 ve 5237 sayılı Yasalara göre hırsızlık suçunu oluşturan eylemi nedeniyle uygulama yapılıp, her iki Yasaya göre uygulanan Yasa maddeleriyle, verilmesi gereken cezalar denetime olanak sağlayacak şekilde ayrı ayrı tespit edilip, sonuç cezalar karşılaştırılarak lehe olan yasanın belirlenmesi gerekirken, kıyaslanan 765 sayılı yasa maddesinin soyut olarak sayılmasıyla yetinilmesi suretiyle eksik ve denetime olanak vermeyecek biçimde karar verilmesi,
3-) Sanığın, yakınanın çantasından 240 TL para ve kilitli odaya ait anahtarı aldıktan sonra haksız ele geçirdiği bu anahtarla kapısını açıp odada bulunan ziynet eşyası, cep telefonları ve parayı da aldığının anlaşılması karşısında; eyleminin 765 sayılı TCK’nun 493/2 ve 5237 sayılı yasanın 142/2-d maddelerine uyan hırsızlık suçunu oluşturduğu gözetilmeden, yazılı biçimde hüküm kurulması,
4-) Suça konu ziynet eşyası, cep telefonları ve paranın değeri bilirkişi marifetiyle belirlenip sonucuna göre değerlendirme yapılması gerektiğinin düşünülmemesi,
5-) Sanığın eylemine uyan 765 sayılı TCY'nın 493/2, 522, 81/2. maddeleriyle, 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCY'nın aynı suça uyan 142/2-d, maddesinde öngörülen cezaların alt ve üst sınırları bakımından, anılan Yasanın 7/2, 5252 sayılı Yasanın 9/3. maddeleri ışığında; lehe olan yasanın uygulamaya göre belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
6-) Kabul ve uygulamaya göre de;
a-) 5237 sayılı TCY’nın 145. maddesindeki “malın değerinin azlığı” kavramının 765 sayılı Yasanın 522/1. maddesindeki "hafif" ve "pek hafif" ölçütleriyle her iki maddenin de cezadan indirim olanağı sağlaması dışında benzerliğinin bulunmadığı, “değerin azlığı”nın 5237 sayılı Yasaya özgü, ayrı ve yeni bir kavram olduğu, Yasa koyucunun amacı ile suçun işleniş biçimi, olayın özelliği ve sanığın özgülenen kastı da gözetilmek suretiyle, daha çoğunu alma olanağı varken yalnızca gereksinimi kadar ve değer olarak da gerekiyorsa ceza vermekten vazgeçilebileceği ölçüdeki düşük değerler esas alınmak, yasal ve yeterli gerekçeleri de açıklanmak koşuluyla uygulanabileceği düşünülmeden, bu maddeye düzenleniş amacı dışında yorumlar getirilerek cezadan indirim yapılması,
b-) Sanık hakkında 5237 sayılı TCY. hükümleri uyarınca uygulama yapılmasına rağmen, 647 sayılı Yasanın 4. maddesinin uygulanması suretiyle hesap hatası sonucu daha az cezaya da hükmedilerek karma uygulama yapılması,
Bozmayı gerektirmiş, üst Cumhuriyet Savcısı ile sanık ... savunmanının temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığı ile 1412 sayılı CMUK’nun 326/son maddesi uyarınca 08.02.2005 tarihli ilk hükümdeki ceza süresi bakımından sanığın kazanılmış hakkının korunmasına, 21.02.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.