Yargıtay 6. Ceza Dairesi Ceza Hukuku
Yargıtay 6. Ceza Dairesi E.2007/21778 K.2012/9625
Özet: Uyuşmazlık konusu, sanığın hırsızlık ve kimliği hakkında yalan beyanda bulunmak suçlarından mahkumiyet kararının temyiz incelemesidir. Mahkeme, hatalı indirim oranı, fazla ceza ve yazılı uygulama eksikliği nedeniyle hükmü bozarak yeniden değerlendirmeye karar vermiştir.
MAHKEMESİ: Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR: Hırsızlık, kimliği hakkında yalan beyanda bulunmak
HÜKÜM: Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Hükümde sanık hakkında 5237 sayılı TCK.nun 63. maddesinin uygulanmasına karar verilmemişse de tutuklulukta geçen sürenin hükmolunan cezadan indirilmesi konusunda her zaman karar alınması olanaklı görülmüştür.
A-Sanık ... hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükmün temyiz incelemesinde;
Sanığın adli sicil kaydına göre tekerrüre esas mahkumiyetleri olduğu halde hakkında 5237 sayılı Yasanın 58/6-7. maddesi ile uygulama yapılmaması karşı temyiz bulunmadığından, bozma nedeni yapılmamış,
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimin takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak,
Sanığın, TCK’nun 53. maddesinin 2. fıkrası uyarınca hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar aynı maddenin 1. fıkrasında öngörülen hakları kullanmaktan yoksun kılınmalarına, aynı maddenin 3. fıkrası uyarınca da kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından, söz konusu yasaklamanın koşullu salıverilen sanık hakkında uygulanmamasına, karar verilmesi gerekirken, yazılı biçimde uygulama yapılması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ...'ın temyiz itirazı bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün açıklanan nedenle isteme aykırı olarak BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığıyla CMUK’nun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, hüküm fıkrasından 5237 sayılı Yasanın 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin kısım çıkarılarak yerine “Sanığın, TCK’nun 53. maddesinin 2. fıkrası uyarınca hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar aynı maddenin 1. fıkrasında öngörülen hakları kullanmaktan yoksun kılınmalarına, aynı maddenin 3. fıkrası uyarınca da kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından, söz konusu yasaklamanın koşullu salıverilen sanık hakkında uygulanmamasına” cümlesi yazılmak suretiyle, eleştiri dışında diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
B-Sanık ... hakkında kimliği hakkında yalan beyanda bulunmak suçundan kurulan hükmün temyiz incelemesine gelince;
Sanık hakkında kurulan mahkumiyet hükmünün incelenmesinde; dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimin takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak,
1-Kabule göre, 5237 sayılı TCK’nın 269/1. maddesi uygulanırken indirim oranının 4/5 yerine 5/4 olarak gösterilmesi ve hesap hatası sonucu hapis cezasının “2 ay 12 gün” yerine “2 ay 13 gün ” olarak belirlenmesi suretiyle, sonuçta fazla cezaya hükmolunması,
2-Sanığın, TCK’nun 53. maddesinin 2. fıkrası uyarınca hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar aynı maddenin 1. fıkrasında öngörülen hakları kullanmaktan yoksun kılınmalarına, aynı maddenin 3. fıkrası uyarınca da kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından, söz konusu yasaklamanın koşullu salıverilen sanık hakkında uygulanmamasına, karar verilmesi gerekirken, yazılı biçimde uygulama yapılması,
3-Sanığın adli sicil kaydında birden çok eski hükümlülüğün bulunmasına göre, 5237 sayılı TCK.nun 58. maddesinin uygulanmasına esas alınan önceki mahkumiyet hükmünün, infazda tereddüte yol açmaması ve denetime olanak sağlaması için karar yerinde açıklanıp gösterilmesi gerektiğinin düşünülmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ...'ın itirazı bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 07.05.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
SUÇLAR: Hırsızlık, kimliği hakkında yalan beyanda bulunmak
HÜKÜM: Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Hükümde sanık hakkında 5237 sayılı TCK.nun 63. maddesinin uygulanmasına karar verilmemişse de tutuklulukta geçen sürenin hükmolunan cezadan indirilmesi konusunda her zaman karar alınması olanaklı görülmüştür.
A-Sanık ... hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükmün temyiz incelemesinde;
Sanığın adli sicil kaydına göre tekerrüre esas mahkumiyetleri olduğu halde hakkında 5237 sayılı Yasanın 58/6-7. maddesi ile uygulama yapılmaması karşı temyiz bulunmadığından, bozma nedeni yapılmamış,
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimin takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak,
Sanığın, TCK’nun 53. maddesinin 2. fıkrası uyarınca hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar aynı maddenin 1. fıkrasında öngörülen hakları kullanmaktan yoksun kılınmalarına, aynı maddenin 3. fıkrası uyarınca da kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından, söz konusu yasaklamanın koşullu salıverilen sanık hakkında uygulanmamasına, karar verilmesi gerekirken, yazılı biçimde uygulama yapılması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ...'ın temyiz itirazı bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün açıklanan nedenle isteme aykırı olarak BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığıyla CMUK’nun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, hüküm fıkrasından 5237 sayılı Yasanın 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin kısım çıkarılarak yerine “Sanığın, TCK’nun 53. maddesinin 2. fıkrası uyarınca hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar aynı maddenin 1. fıkrasında öngörülen hakları kullanmaktan yoksun kılınmalarına, aynı maddenin 3. fıkrası uyarınca da kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından, söz konusu yasaklamanın koşullu salıverilen sanık hakkında uygulanmamasına” cümlesi yazılmak suretiyle, eleştiri dışında diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
B-Sanık ... hakkında kimliği hakkında yalan beyanda bulunmak suçundan kurulan hükmün temyiz incelemesine gelince;
Sanık hakkında kurulan mahkumiyet hükmünün incelenmesinde; dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimin takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak,
1-Kabule göre, 5237 sayılı TCK’nın 269/1. maddesi uygulanırken indirim oranının 4/5 yerine 5/4 olarak gösterilmesi ve hesap hatası sonucu hapis cezasının “2 ay 12 gün” yerine “2 ay 13 gün ” olarak belirlenmesi suretiyle, sonuçta fazla cezaya hükmolunması,
2-Sanığın, TCK’nun 53. maddesinin 2. fıkrası uyarınca hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar aynı maddenin 1. fıkrasında öngörülen hakları kullanmaktan yoksun kılınmalarına, aynı maddenin 3. fıkrası uyarınca da kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından, söz konusu yasaklamanın koşullu salıverilen sanık hakkında uygulanmamasına, karar verilmesi gerekirken, yazılı biçimde uygulama yapılması,
3-Sanığın adli sicil kaydında birden çok eski hükümlülüğün bulunmasına göre, 5237 sayılı TCK.nun 58. maddesinin uygulanmasına esas alınan önceki mahkumiyet hükmünün, infazda tereddüte yol açmaması ve denetime olanak sağlaması için karar yerinde açıklanıp gösterilmesi gerektiğinin düşünülmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ...'ın itirazı bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 07.05.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.