Yargıtay 6. Ceza Dairesi Ceza Hukuku
Yargıtay 6. Ceza Dairesi E.2007/17709 K.2010/856
Özet: Uyuşmazlık, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun infaz rejimi hükümleriyle ilgili olarak Adana 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2005 ek kararının kanun yararına bozulması talebidir. Mahkeme, bu talebi kabul ederek ek kararı bozmuş ve sanıkların hapis cezalarının mükerrir infaz rejimine göre yeniden değerlendirilmesini emredmiştir.
Tebliğname: Kanun Yararına Bozma/2007119466
Silahla gasp suçundan sanıklar ... ve ...’in, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 497/2, 80, 59/2. maddeleri gereğince ayrı ayrı 19 yıl 5 ay 10 gün ağır hapis cezası ile cezalandırılmalarına dair, ADANA 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 18/11/2004 tarihli ve 2004/160-282 sayılı kararının infazı sırasında, 01/06/2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun lehe hükümlerinin uygulanması talebi üzerine, 5237 sayılı Kanun’un 149/l-a-c-h, 150/2 (iki kez), 35/2, 62/1. maddeleri uyarınca 4 yıl 2 ay ve 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına, aynı Kanun’un 58/6. maddesi uyarınca sanıklardan ...’in cezasını mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine dair, aynı Mahkemenin 28/09/2005 tarihli ve 2004/160-282 sayılı ek kararına karşı Adalet Bakanlığının 30/05/2007 gün ve 2007/28450 sayılı kanun yararına bozma istemine dayalı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 05/07/2007 gün ve KYB/2007119466 sayılı ihbar yazısı ile infaz dosyası 17/07/2007 tarihinde Dairemize gönderilmekle incelendi:
Anılan yazıda;
(Dosya kapsamına göre, Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 12/09/2006 tarihli ve 2006/359-7944 sayılı ilamında da belirtildiği üzere, infaz aşamasında verilen uyarlama kararlarının kazanılmış hak oluşturmayacağı nazara alınarak yapılan incelemede,
1-5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 145. maddesindeki “malın değerinin azlığı” kavramı ile, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 522. maddesindeki hafif ve pek hafif ölçütleriyle, her iki maddeııin de cezadan indirim olanağı sağlaması dışında benzerlik bulunmadığı, “değer azlığının” 5237 sayılı Kanun’a özgü ayrı ve yeni bir kavram olduğu, bunun daha çoğunu alabilme olanağı varken, yalnızca gereksinimi kadar, değer olarak da az olan şeyi alma durumunda, olayın özelliği ve sanığın kişiliği de değerlendirilerek, yasal ve yeterli gerekçeleri de açıklanarak uygulanabileceği gözetilmeden, sanığın cezasından 5237 sayılı Kanun’un 150/2. maddesi gereğince indirim yapılmasında,
2-Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 28/12/2005 tarihli ve 2005/11724-19669 sayılı ilamında da belirtildiği üzere, 01/06/2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 7. maddesinin 2. fıkrasında “Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur.” 3. fikrasında “Hapis cezasının
Tebliğname: Kanun Yararına Bozma/2007119466
ertelenmesi, koşullu salıverilme ve tekerrürle ilgili olanlar hariç; infaz rejimine ilişkin hükümler, derhal uygulanır.” şeklinde infaz rejimi ile ilgili düzenlemelere yer verilmesi karşısında, sanık ... hakkında Adana Sulh Ceza Mahkemesinin 18/04/2002 gün ve 1999/2396 esas-2002/590 sayılı kararından dolayı mükerrir bulunduğundan bahisle suç tarihinde yürürlükte olmayan, infaz rejimi ile ilgili bulunan ve sanık aleyhine hüküm doğuracak surette, hakkında hükmedilen hapis cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmesinde isabet görülmemiş olduğundan bahisle 5271 sayılı CMK.nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması) Dairemizden istenilmiş ise de;
TÜRK MİLLETİ ADINA
Kanun yararına bozma istemine dayanan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın ihbar yazısı ve incelenen dosya içeriğine göre;
Adana 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 28/09/2005 tarihli ve 2004/282 sayılı ek kararı ile, “İsteğe uygun, iddia makamında C. Savcısı ... hazır olduğu halde, sanıklar ..., ..., sanık ... müdafi Av. ..., sanık ... müdafi Av. ... ’in yüzünde, 7 gün içerisinde yazılı dilekçe ile Yargıtay’da temyiz yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup tefhimle yasa yolu anlatıldı” şeklinde yazılması suretiyle yasa yoluna başvuru şekli, süresi ve merciinin usulüne uygun olarak gösterilmediğinin anlaşılması karşısında, Ceza Genel Kurulunun 23.12.2008 gün ve 2008/6-258-240 sayılı kararı uyarınca hükmün kesinleşmediği ve kanun yararına bozmanın hakim ve mahkemelerce gerekli işlemler veya yargılama yapılarak verilen ve Yargıtay’dan geçmeksizin kesinleşen karar ve hükümlere karşı istenebileceği gözetilerek;
1-İstanbul 9. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 30/11/2006 gün ve 2006/857 sayılı kararı kesinleşmediğinden kanun yararına bozma isteminin bu aşamada REDDİNE,
2-Hükümlüler ... ve savunmanı Av. ... ile hükümlü ... ve savunmanı Av. ... ’e anılan karara karşı; “başvurabilecekleri yasa yolu, süresi ve sürenin hangi tarihten itibaren başlayacağı, incelemeyi yapacak merci, başvurunun hangi makamlara ve ne şekilde yapılacağı” hususlarını gösterir biçimde açıklamalı olarak yeniden yöntemine göre tebligatlar yapılıp, buna ilişkin belge ve sunarlarsa temyiz dilekçesi de eklendikten ve hükmün temyizi halinde, esas hakkında görüş içeren tebliğname düzenlendikten
Tebliğname: Kanun Yararına Bozma/2007119466
sonra incelenmek üzere Dairemize gönderilmesinin sağlanması için dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na İADESİNE, 09.02.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Silahla gasp suçundan sanıklar ... ve ...’in, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 497/2, 80, 59/2. maddeleri gereğince ayrı ayrı 19 yıl 5 ay 10 gün ağır hapis cezası ile cezalandırılmalarına dair, ADANA 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 18/11/2004 tarihli ve 2004/160-282 sayılı kararının infazı sırasında, 01/06/2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun lehe hükümlerinin uygulanması talebi üzerine, 5237 sayılı Kanun’un 149/l-a-c-h, 150/2 (iki kez), 35/2, 62/1. maddeleri uyarınca 4 yıl 2 ay ve 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına, aynı Kanun’un 58/6. maddesi uyarınca sanıklardan ...’in cezasını mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine dair, aynı Mahkemenin 28/09/2005 tarihli ve 2004/160-282 sayılı ek kararına karşı Adalet Bakanlığının 30/05/2007 gün ve 2007/28450 sayılı kanun yararına bozma istemine dayalı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 05/07/2007 gün ve KYB/2007119466 sayılı ihbar yazısı ile infaz dosyası 17/07/2007 tarihinde Dairemize gönderilmekle incelendi:
Anılan yazıda;
(Dosya kapsamına göre, Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 12/09/2006 tarihli ve 2006/359-7944 sayılı ilamında da belirtildiği üzere, infaz aşamasında verilen uyarlama kararlarının kazanılmış hak oluşturmayacağı nazara alınarak yapılan incelemede,
1-5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 145. maddesindeki “malın değerinin azlığı” kavramı ile, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 522. maddesindeki hafif ve pek hafif ölçütleriyle, her iki maddeııin de cezadan indirim olanağı sağlaması dışında benzerlik bulunmadığı, “değer azlığının” 5237 sayılı Kanun’a özgü ayrı ve yeni bir kavram olduğu, bunun daha çoğunu alabilme olanağı varken, yalnızca gereksinimi kadar, değer olarak da az olan şeyi alma durumunda, olayın özelliği ve sanığın kişiliği de değerlendirilerek, yasal ve yeterli gerekçeleri de açıklanarak uygulanabileceği gözetilmeden, sanığın cezasından 5237 sayılı Kanun’un 150/2. maddesi gereğince indirim yapılmasında,
2-Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 28/12/2005 tarihli ve 2005/11724-19669 sayılı ilamında da belirtildiği üzere, 01/06/2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 7. maddesinin 2. fıkrasında “Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur.” 3. fikrasında “Hapis cezasının
Tebliğname: Kanun Yararına Bozma/2007119466
ertelenmesi, koşullu salıverilme ve tekerrürle ilgili olanlar hariç; infaz rejimine ilişkin hükümler, derhal uygulanır.” şeklinde infaz rejimi ile ilgili düzenlemelere yer verilmesi karşısında, sanık ... hakkında Adana Sulh Ceza Mahkemesinin 18/04/2002 gün ve 1999/2396 esas-2002/590 sayılı kararından dolayı mükerrir bulunduğundan bahisle suç tarihinde yürürlükte olmayan, infaz rejimi ile ilgili bulunan ve sanık aleyhine hüküm doğuracak surette, hakkında hükmedilen hapis cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmesinde isabet görülmemiş olduğundan bahisle 5271 sayılı CMK.nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması) Dairemizden istenilmiş ise de;
TÜRK MİLLETİ ADINA
Kanun yararına bozma istemine dayanan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın ihbar yazısı ve incelenen dosya içeriğine göre;
Adana 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 28/09/2005 tarihli ve 2004/282 sayılı ek kararı ile, “İsteğe uygun, iddia makamında C. Savcısı ... hazır olduğu halde, sanıklar ..., ..., sanık ... müdafi Av. ..., sanık ... müdafi Av. ... ’in yüzünde, 7 gün içerisinde yazılı dilekçe ile Yargıtay’da temyiz yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup tefhimle yasa yolu anlatıldı” şeklinde yazılması suretiyle yasa yoluna başvuru şekli, süresi ve merciinin usulüne uygun olarak gösterilmediğinin anlaşılması karşısında, Ceza Genel Kurulunun 23.12.2008 gün ve 2008/6-258-240 sayılı kararı uyarınca hükmün kesinleşmediği ve kanun yararına bozmanın hakim ve mahkemelerce gerekli işlemler veya yargılama yapılarak verilen ve Yargıtay’dan geçmeksizin kesinleşen karar ve hükümlere karşı istenebileceği gözetilerek;
1-İstanbul 9. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 30/11/2006 gün ve 2006/857 sayılı kararı kesinleşmediğinden kanun yararına bozma isteminin bu aşamada REDDİNE,
2-Hükümlüler ... ve savunmanı Av. ... ile hükümlü ... ve savunmanı Av. ... ’e anılan karara karşı; “başvurabilecekleri yasa yolu, süresi ve sürenin hangi tarihten itibaren başlayacağı, incelemeyi yapacak merci, başvurunun hangi makamlara ve ne şekilde yapılacağı” hususlarını gösterir biçimde açıklamalı olarak yeniden yöntemine göre tebligatlar yapılıp, buna ilişkin belge ve sunarlarsa temyiz dilekçesi de eklendikten ve hükmün temyizi halinde, esas hakkında görüş içeren tebliğname düzenlendikten
Tebliğname: Kanun Yararına Bozma/2007119466
sonra incelenmek üzere Dairemize gönderilmesinin sağlanması için dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na İADESİNE, 09.02.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.