Yargıtay5. Ceza DairesiCeza Hukuku
Yargıtay 5. Ceza Dairesi E.2012/8095 K.2013/5599
Özet: Uyuşmazlık, sanığın mağdurlara yönelik eylemlerinin (çalışma için rüşvet alma ve görevi kötüye kullanma) suç teşkil edip etmediği ve zamanaşımı uygulanıp uygulanmayacağıdır; mahkeme, sanığın eylemlerinin 5237 sayılı TCK’nın 66/1’e göre 8 yıllık asli zamanaşımına tabi olduğunu belirleyerek kararın bozulmasına karar verdi. Bu nedenle, davanın zamanaşımı nedeniyle düşmesine hükmedildi.
MAHKEMESİ: Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ: Cebri irtikap
HÜKÜM: Sanığın eylemlerinin görevi kötüye kullanma suçunu oluşturduğunun kabulüyle davanın zamanaşımı nedeniyle düşmesine
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
Sanığın mağdur ...’ya yönelik eylemine ilişkin olarak, delilleri takdir ve gerekçesi gösterilmek suretiyle sanık hakkında verilen düşme hükmü usul ve kanuna uygun olduğundan katılan vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,
Sanığın diğer mağdurlara yönelik eylemlerine ilişkin temyiz itirazlarına gelince;
Sanığın yapması gereken sevk işlemini yapmak amacıyla bir kısım mağdurlardan menfaat temin etmesi şeklindeki eylemlerinin 765 sayılı Yasanın 212/1. maddesine uyan yapması gereken işi yapmak için rüşvet almak suçuna vücut vereceği; 765 sayılı Yasanın 212. maddesinin bir ve ikinci fıkralarında basit ve nitelikli rüşvet alma suçları ayrı ayrı düzenlenip yaptırım altına alındığı halde, sonradan yürürlüğe giren 6352 sayılı Yasa ile yapılan değişiklik öncesinde 5237 sayılı TCK'nın rüşveti tanımlayan 252/3. maddesinde “rüşvet, bir kamu görevlisinin, görevinin gereklerine aykırı olarak bir işi yapması veya yapmaması için kişiyle vardığı anlaşma çerçevesinde bir yarar sağlamasıdır" denilerek sadece nitelikli rüşvete yer verildiği, kamu görevlisinin yapması gereken bir işi yapması ya da yapmaması gereken işi yapmaması için yarar sağlanmasının rüşvet suçu kapsamından çıkarıldığı cihetle, sanığın eyleminin aynı Yasanın 257/3. maddesinde düzenlenen görevinin gereklerine uygun davranmak için çıkar sağlama suçu niteliğinde olduğu ve bu suçun tabi olduğu yasa maddesinde öngörülen cezanın tutarına nazaran 5237 sayılı TCK'nın 66/1-e maddesinde belirlenen 8 yıllık asli zamanaşımına tabi olduğu, sorgu tarihi ile inceleme günü arasında bu sürenin gerçekleştiği anlaşıldığından 5237 sayılı TCK'nın 7/2 ile 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddeleri gözetilmek suretiyle hükmün CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden sanık hakkında açılan kamu davasının aynı Yasanın 322 ve 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddeleri uyarınca zamanaşımı sebebiyle DÜŞMESİNE, 23/05/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
SUÇ: Cebri irtikap
HÜKÜM: Sanığın eylemlerinin görevi kötüye kullanma suçunu oluşturduğunun kabulüyle davanın zamanaşımı nedeniyle düşmesine
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
Sanığın mağdur ...’ya yönelik eylemine ilişkin olarak, delilleri takdir ve gerekçesi gösterilmek suretiyle sanık hakkında verilen düşme hükmü usul ve kanuna uygun olduğundan katılan vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,
Sanığın diğer mağdurlara yönelik eylemlerine ilişkin temyiz itirazlarına gelince;
Sanığın yapması gereken sevk işlemini yapmak amacıyla bir kısım mağdurlardan menfaat temin etmesi şeklindeki eylemlerinin 765 sayılı Yasanın 212/1. maddesine uyan yapması gereken işi yapmak için rüşvet almak suçuna vücut vereceği; 765 sayılı Yasanın 212. maddesinin bir ve ikinci fıkralarında basit ve nitelikli rüşvet alma suçları ayrı ayrı düzenlenip yaptırım altına alındığı halde, sonradan yürürlüğe giren 6352 sayılı Yasa ile yapılan değişiklik öncesinde 5237 sayılı TCK'nın rüşveti tanımlayan 252/3. maddesinde “rüşvet, bir kamu görevlisinin, görevinin gereklerine aykırı olarak bir işi yapması veya yapmaması için kişiyle vardığı anlaşma çerçevesinde bir yarar sağlamasıdır" denilerek sadece nitelikli rüşvete yer verildiği, kamu görevlisinin yapması gereken bir işi yapması ya da yapmaması gereken işi yapmaması için yarar sağlanmasının rüşvet suçu kapsamından çıkarıldığı cihetle, sanığın eyleminin aynı Yasanın 257/3. maddesinde düzenlenen görevinin gereklerine uygun davranmak için çıkar sağlama suçu niteliğinde olduğu ve bu suçun tabi olduğu yasa maddesinde öngörülen cezanın tutarına nazaran 5237 sayılı TCK'nın 66/1-e maddesinde belirlenen 8 yıllık asli zamanaşımına tabi olduğu, sorgu tarihi ile inceleme günü arasında bu sürenin gerçekleştiği anlaşıldığından 5237 sayılı TCK'nın 7/2 ile 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddeleri gözetilmek suretiyle hükmün CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden sanık hakkında açılan kamu davasının aynı Yasanın 322 ve 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddeleri uyarınca zamanaşımı sebebiyle DÜŞMESİNE, 23/05/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.