Yargıtay5. Ceza DairesiCeza Hukuku
Yargıtay 5. Ceza Dairesi E.2012/6697 K.2013/3975
Özet: Uyuşmazlık konusu, Konut Yapı Kooperatifinin denetim kurulu üyesi sanığın kooperatif hesaplarını kontrol etmemesi ve 15/03/2006 tarihli raporu imzalayarak görevini ihmal ettiği iddiasıdır. Mahkeme, sanığı Görevi kötüye kullanma suçundan mahkum ederek hapis cezası öngörmüş ve kararını bozmuştur.
MAHKEMESİ: Sulh Ceza Mahkemesi
SUÇ: Görevi kötüye kullanma
HÜKÜM: Mahkümiyet
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
S.S. ... Konut Yapı Kooperatifinin 12/02/2006 tarihinde yapılan 2005 yılı genel kurul toplantısında denetim kurulu asil üyeliğine seçilen ve 21/04/2006'da yapılan olağanüstü genel kurul toplantısına kadar bu görevini sürdüren sanığın; kooperatif hesaplarını kontrol etmemesine rağmen yönetim kurulu tarafından düzenlendiği bildirilen 15/03/2006 tarihli denetim kurulu raporunu imzalayarak görevini ihmal ettiğinin iddia olunması karşısında;
1163 sayılı Kooperatifler Kanununun 62/3. maddesine göre; sadece yönetim kurulu üyeleri ve kooperatif memurlarının, kendi kusurlarından ileri gelen zararlardan sorumlu olup, bunların suç teşkil eden fiil ve hareketlerinden ve özellikle kooperatifin para ve malları bilanço, tutanak, rapor ve başka evrak, defter ve belgeleri üzerinde işledikleri suçlardan dolayı kamu görevlisi gibi cezalandırılmalarının mümkün olduğu, denetçilerin ise yönetim kurulu üyeleri ve kooperatif memurlarıyla birlikte kooperatif aleyhine suç işlemeleri halinde TCK'nın 40/2. maddesi kapsamında hukuki durumlarının değerlendirilmesi gerektiği, ancak somut olayda sanığın Kooperatifler Kanununun 66. maddesindeki yükümlülüklere aykırılık teşkil eden eyleminin aynı Kanunun Ek 2/3. maddesinde özel olarak yaptırıma bağlanan suçu oluşturduğu gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule göre de;
Hüküm tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6086 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik sonucu, sanık hakkında uygulanan TCK'nın 257/2. maddesindeki hürriyeti bağlayıcı cezanın alt sınırı 3 ay hapis cezası olmasına rağmen yasal ve yeterli gerekçe gösterilmeksizin alt sınırdan ayrılmak suretiyle temel cezanın belirlenmesi ve bu maddede seçimlik ceza öngörülmemesine rağmen, dosya kapsamına uymayacak şekilde, TCK'nın 50/2. maddesine dayanılarak kısa süreli hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesine yer olmadığına karar verilmesi,
.../...
-2-
5271 sayılı CMK'nın 231/5. maddesinde düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının verilebilmesi için, aynı maddenin 6. fıkrasında zararın ödenmesi koşulu öngörülmüş ise de, bu koşulun aranabilmesi için suçun niteliği veya işleniş biçimine ve doğurduğu sonuçlarına göre ortada maddi bir zararın bulunmasının zorunlu olduğu, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun, Dairemizce de benimsenen 03/02/2009 tarih ve 2008/11-250 Esas, 2009/13 sayılı Kararında da açıklandığı üzere, CMK’nın 231/6-c maddesinde düzenlenen "giderilmesi gereken zarar" kavramının, somut, belirlenebilir maddi zarar olduğu, buna karşın somut olayda dava konusu edilen eylem itibariyle, katılanın giderilmesi gereken somut ve maddi bir zararının bulunmadığı gözetilerek, daha önce işlediği kasıtlı bir suç bulunmayan sanığın kişilik özellikleri ve duruşmadaki tutum ve davranışları irdelenerek yeniden suç işleyip işlemeyeceği hususunda ulaşılacak kanaate göre, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının gerekip gerekmediğine karar verilmesi gerekirken, 231/6. maddedeki objektif ve subjektif koşullar değerlendirilmeksizin, dosya içeriğine uymayan "katılanın zararının karşılanmadığı" şeklindeki gerekçe ile sanık hakkında CMK'nın 231/5. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesi,
Kanuna aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 29/04/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
...
SUÇ: Görevi kötüye kullanma
HÜKÜM: Mahkümiyet
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
S.S. ... Konut Yapı Kooperatifinin 12/02/2006 tarihinde yapılan 2005 yılı genel kurul toplantısında denetim kurulu asil üyeliğine seçilen ve 21/04/2006'da yapılan olağanüstü genel kurul toplantısına kadar bu görevini sürdüren sanığın; kooperatif hesaplarını kontrol etmemesine rağmen yönetim kurulu tarafından düzenlendiği bildirilen 15/03/2006 tarihli denetim kurulu raporunu imzalayarak görevini ihmal ettiğinin iddia olunması karşısında;
1163 sayılı Kooperatifler Kanununun 62/3. maddesine göre; sadece yönetim kurulu üyeleri ve kooperatif memurlarının, kendi kusurlarından ileri gelen zararlardan sorumlu olup, bunların suç teşkil eden fiil ve hareketlerinden ve özellikle kooperatifin para ve malları bilanço, tutanak, rapor ve başka evrak, defter ve belgeleri üzerinde işledikleri suçlardan dolayı kamu görevlisi gibi cezalandırılmalarının mümkün olduğu, denetçilerin ise yönetim kurulu üyeleri ve kooperatif memurlarıyla birlikte kooperatif aleyhine suç işlemeleri halinde TCK'nın 40/2. maddesi kapsamında hukuki durumlarının değerlendirilmesi gerektiği, ancak somut olayda sanığın Kooperatifler Kanununun 66. maddesindeki yükümlülüklere aykırılık teşkil eden eyleminin aynı Kanunun Ek 2/3. maddesinde özel olarak yaptırıma bağlanan suçu oluşturduğu gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule göre de;
Hüküm tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6086 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik sonucu, sanık hakkında uygulanan TCK'nın 257/2. maddesindeki hürriyeti bağlayıcı cezanın alt sınırı 3 ay hapis cezası olmasına rağmen yasal ve yeterli gerekçe gösterilmeksizin alt sınırdan ayrılmak suretiyle temel cezanın belirlenmesi ve bu maddede seçimlik ceza öngörülmemesine rağmen, dosya kapsamına uymayacak şekilde, TCK'nın 50/2. maddesine dayanılarak kısa süreli hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesine yer olmadığına karar verilmesi,
.../...
-2-
5271 sayılı CMK'nın 231/5. maddesinde düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının verilebilmesi için, aynı maddenin 6. fıkrasında zararın ödenmesi koşulu öngörülmüş ise de, bu koşulun aranabilmesi için suçun niteliği veya işleniş biçimine ve doğurduğu sonuçlarına göre ortada maddi bir zararın bulunmasının zorunlu olduğu, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun, Dairemizce de benimsenen 03/02/2009 tarih ve 2008/11-250 Esas, 2009/13 sayılı Kararında da açıklandığı üzere, CMK’nın 231/6-c maddesinde düzenlenen "giderilmesi gereken zarar" kavramının, somut, belirlenebilir maddi zarar olduğu, buna karşın somut olayda dava konusu edilen eylem itibariyle, katılanın giderilmesi gereken somut ve maddi bir zararının bulunmadığı gözetilerek, daha önce işlediği kasıtlı bir suç bulunmayan sanığın kişilik özellikleri ve duruşmadaki tutum ve davranışları irdelenerek yeniden suç işleyip işlemeyeceği hususunda ulaşılacak kanaate göre, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının gerekip gerekmediğine karar verilmesi gerekirken, 231/6. maddedeki objektif ve subjektif koşullar değerlendirilmeksizin, dosya içeriğine uymayan "katılanın zararının karşılanmadığı" şeklindeki gerekçe ile sanık hakkında CMK'nın 231/5. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesi,
Kanuna aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 29/04/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
...
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.