Yargıtay5. Ceza DairesiCeza Hukuku
Yargıtay 5. Ceza Dairesi E.2012/5893 K.2012/6061
Özet: Uyuşmazlık, sanığın rüşvet alma suçundan mahkumiyetine ilişkin temyiz başvurusu ve yargılamada icbarın yeterli olup olmadığı konusundaki değerlendirmedir. Mahkeme, icbarın yasal unsurunu oluşturmadığını belirterek, sanığın eyleminin tamamlanmış kabul edilmesini reddederek kararını bozdu ve temyiz başvurusunu kabul etti.
MAHKEMESİ: Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ: Rüşvet alma
HÜKÜM: İrtikap suçundan mahkümiyet
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelendi;
Hükmolunan ceza tutarı itibariyle koşulları bulunmadığından sanık müdafiilerin duruşma isteminin CMUK'nın 318. maddesi uyarınca reddi ile incelemenin duruşmasız olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
Suçun 5237 sayılı Yasanın 53/1-a maddesindeki yetkinin kötüye kullanılması suretiyle işlendiğinin kabul edilmesi karşısında aynı Yasanın 53/5. maddesinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi aleyhe temyiz bulunmadığından bozma sebebi sayılmamış, yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sair temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 30/03/2010 tarih ve 2009/5-167-2010/70 sayılı Kararında da açıklandığı üzere; icbar suretiyle irtikap suçunda mağdurun iradesini baskı altında tutmaya elverişli olmak koşuluyla, doğrudan doğruya veya dolaylı biçimde yapılan her türlü zorlayıcı hareketin icbar kavramına dahil olduğu, manevi cebirin, belli bir şiddete ulaşması, ciddi olması, mağdurun baskının etkisinden kolaylıkla kurtulma olanağının bulunmamasının gerektiği, şikayetçinin aşamalardaki beyanları ve olayın oluş şekline göre somut olayda sanığın öğreti ve uygulamada kabul edildiği üzere yasanın öngördüğü anlamda icbar boyutuna varan bir davranışının bulunmadığı, bu itibarla irtikap suçunun yasal unsurunun oluşmadığı anlaşılmakla; hükme esas alınan bilirkişi Celal Yalçın tarafından düzenlenen raporda belirtilen imalatların raporda belirtildiği üzere yapılış tarihlerinin belirlenmesi, sanık müdafiin 31/03/2006 tarihli dilekçesinin ekinde sunduğu ... İş Teftiş Kurulu Başkanlığının 843 sayılı yazısının içeriğinde şikayetçiye ait işyerinin İş Müfettiş Yardımcısı Bahadır Engin tarafından
.../...
-2-
yapılan denetimi sonucunda düzenlenen 24/08/2005 tarihli genel teftiş raporunda noksanlık bulunmaması nedeniyle işletme belgesi verilmesinin uygun olduğunun belirtilmesi karşısında anılan rapor ve eklerinin temini ile şikayetçiye ait işyerine suç tarihinde işletme belgesi verilmesine engel eksiklik olup olmadığının belirlenmesi, hasıl olacak sonuca göre, suç tarihinde işletme belgesi verilmesine engel eksiklik olduğu takdirde sanığın eyleminin rüşvet almaya teşebbüs aksi halde görevi kötüye kullanma suçunu oluşturacağı gözetilmeksizin eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi,
Kabule göre de;
Sanığın eyleminin teşebbüs aşamasında kaldığı gözetilmeksizin suçun tamamlandığı kabul edilerek sanık hakkında fazla ceza tayini,
TCK'nın 53. maddesinde düzenlenen hak yoksunluklarının infaz sürelerinin gösterilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Kanuna aykırı, sanık müdafiilerin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 31/05/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
M.K
SUÇ: Rüşvet alma
HÜKÜM: İrtikap suçundan mahkümiyet
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelendi;
Hükmolunan ceza tutarı itibariyle koşulları bulunmadığından sanık müdafiilerin duruşma isteminin CMUK'nın 318. maddesi uyarınca reddi ile incelemenin duruşmasız olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
Suçun 5237 sayılı Yasanın 53/1-a maddesindeki yetkinin kötüye kullanılması suretiyle işlendiğinin kabul edilmesi karşısında aynı Yasanın 53/5. maddesinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi aleyhe temyiz bulunmadığından bozma sebebi sayılmamış, yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sair temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 30/03/2010 tarih ve 2009/5-167-2010/70 sayılı Kararında da açıklandığı üzere; icbar suretiyle irtikap suçunda mağdurun iradesini baskı altında tutmaya elverişli olmak koşuluyla, doğrudan doğruya veya dolaylı biçimde yapılan her türlü zorlayıcı hareketin icbar kavramına dahil olduğu, manevi cebirin, belli bir şiddete ulaşması, ciddi olması, mağdurun baskının etkisinden kolaylıkla kurtulma olanağının bulunmamasının gerektiği, şikayetçinin aşamalardaki beyanları ve olayın oluş şekline göre somut olayda sanığın öğreti ve uygulamada kabul edildiği üzere yasanın öngördüğü anlamda icbar boyutuna varan bir davranışının bulunmadığı, bu itibarla irtikap suçunun yasal unsurunun oluşmadığı anlaşılmakla; hükme esas alınan bilirkişi Celal Yalçın tarafından düzenlenen raporda belirtilen imalatların raporda belirtildiği üzere yapılış tarihlerinin belirlenmesi, sanık müdafiin 31/03/2006 tarihli dilekçesinin ekinde sunduğu ... İş Teftiş Kurulu Başkanlığının 843 sayılı yazısının içeriğinde şikayetçiye ait işyerinin İş Müfettiş Yardımcısı Bahadır Engin tarafından
.../...
-2-
yapılan denetimi sonucunda düzenlenen 24/08/2005 tarihli genel teftiş raporunda noksanlık bulunmaması nedeniyle işletme belgesi verilmesinin uygun olduğunun belirtilmesi karşısında anılan rapor ve eklerinin temini ile şikayetçiye ait işyerine suç tarihinde işletme belgesi verilmesine engel eksiklik olup olmadığının belirlenmesi, hasıl olacak sonuca göre, suç tarihinde işletme belgesi verilmesine engel eksiklik olduğu takdirde sanığın eyleminin rüşvet almaya teşebbüs aksi halde görevi kötüye kullanma suçunu oluşturacağı gözetilmeksizin eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi,
Kabule göre de;
Sanığın eyleminin teşebbüs aşamasında kaldığı gözetilmeksizin suçun tamamlandığı kabul edilerek sanık hakkında fazla ceza tayini,
TCK'nın 53. maddesinde düzenlenen hak yoksunluklarının infaz sürelerinin gösterilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Kanuna aykırı, sanık müdafiilerin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 31/05/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
M.K
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.