Yargıtay5. Ceza DairesiCeza Hukuku
Yargıtay 5. Ceza Dairesi E.2012/5699 K.2012/5684
Hakaret ve görevli memura direnme suçlarından sanık ...'ın, 5237 sayılı TCK'nın 265/1, 265/4, 62, 125/3 ve 43. maddeleri uyarınca iki kez 7 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına dair, Bursa 10. Asliye Mahkemesinin 19/04/2011 tarihli ve 2010/1232 Esas, 2011/494 sayılı Kararının sanık tarafından 28/12/2011 tarihli dilekçe ile temyiz edilmesi üzerine, aynı Mahkemece verilen temyiz talebinin reddine ilişkin 29/12/2011 tarihli ve 2010/1232 Esas, 2011/494 sayılı ek Kararın;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 07/11/2006 tarihli ve 2006/6/213 Esas, 2006/229 sayılı ilamı ile Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 13/07/2009 tarihli 2009/8068-10789 sayılı ilamında da belirtildiği üzere, Anayasa'nın 40/2, 5271 sayılı CMK'nın 34/2, 231/2, 232/6 ve 291/1-2 maddeleri uyarınca karar ve hükümlerde, başvurulabilecek kanun yolu, süresi, sürenin ne zaman başlayacağı, mercii, başvuru şekli ve kanun yollarına başvurulmadığı takdirde hükmün kesinleşeceğinin tereddüte yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesinin gerekmesi karşısında, söz konusu Bursa 10. Asliye Ceza Mahkemesinin 19/04/2011 tarihli kararında kanun yoluna başvuru süre başlangıç zamanı “tebliğinden ve tefhiminden itibaren” şeklinde gösterilmek suretiyle tereddüte neden olunduğu ve kanun yoluna başvurulmadığı takdirde hükmün kesinleşeceğinin de gösterilmediği gibi, ayrıca kanun yolu, süresi, sürenin ne zaman başlayacağı, mercii, başvuru şekli ve kanun yollarına başvurulmadığı takdirde hükmün kesinleşeceğinin açıkça gösterildiği meşruhatlı davetiye de gönderilmediği cihetle, anılan kararın bu haliyle kesinleşmemiş bulunduğu anlaşılmakla, temyiz talebinin kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü ifadeli 30/03/2012 gün ve B.03.0.CIG.0.00.00.04-105-16-1756-2012/5393/19345 sayılı kanun yararına bozmaya atfen C.Başsavcılığından tebliğname ile daireye ihbar ve dava evrakı ile birlikte tevdii kılınmakla gereği düşünüldü:
Bursa 10. Asliye Ceza Mahkemesince sanığın yüzüne karşı tefhim edilen 19/04/2011 günlü Kararı, yasal süre geçtikten sonra 28/12/2011 tarihinde temyiz ettiğinden bahisle 2010/1232 Esas, 2011/494 Karar sayılı ve 29/12/2011 günlü ek Karar ile temyiz talebinin reddine karar verildiği, redde dair kararın 04/01/2012 günü cezaevinde tebliğ edilmesini müteakip İnfaz Koruma memurlarının dilekçedeki şerhlerine ve Bursa H Tipi Kapalı Ceza ve İnfaz Kurumu Müdürlüğünün 10/01/2012 tarihli üst yazısına göre 09/01/2012 günlü dilekçe ile yasada öngörülen bir haftalık süre içerisinde temyiz edildiği, sanığın dilekçesinin tarihini sehven 09/02/2012 olarak gösterdiği, açıklanan nedenlerle karar kesinleşmediği ve üzerinde temyiz incelemesi yapılması gerektiği için kanun yararına bozma yoluna başvurulamayacağı anlaşıldığından CMK'nın 309. maddesi uyarınca yerinde görülmeyen istemin REDDİNE, dosyanın mahalline gönderilmesi için Yargıtay C.Başsavcılığına TEVDİİNE, 23/05/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 07/11/2006 tarihli ve 2006/6/213 Esas, 2006/229 sayılı ilamı ile Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 13/07/2009 tarihli 2009/8068-10789 sayılı ilamında da belirtildiği üzere, Anayasa'nın 40/2, 5271 sayılı CMK'nın 34/2, 231/2, 232/6 ve 291/1-2 maddeleri uyarınca karar ve hükümlerde, başvurulabilecek kanun yolu, süresi, sürenin ne zaman başlayacağı, mercii, başvuru şekli ve kanun yollarına başvurulmadığı takdirde hükmün kesinleşeceğinin tereddüte yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesinin gerekmesi karşısında, söz konusu Bursa 10. Asliye Ceza Mahkemesinin 19/04/2011 tarihli kararında kanun yoluna başvuru süre başlangıç zamanı “tebliğinden ve tefhiminden itibaren” şeklinde gösterilmek suretiyle tereddüte neden olunduğu ve kanun yoluna başvurulmadığı takdirde hükmün kesinleşeceğinin de gösterilmediği gibi, ayrıca kanun yolu, süresi, sürenin ne zaman başlayacağı, mercii, başvuru şekli ve kanun yollarına başvurulmadığı takdirde hükmün kesinleşeceğinin açıkça gösterildiği meşruhatlı davetiye de gönderilmediği cihetle, anılan kararın bu haliyle kesinleşmemiş bulunduğu anlaşılmakla, temyiz talebinin kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü ifadeli 30/03/2012 gün ve B.03.0.CIG.0.00.00.04-105-16-1756-2012/5393/19345 sayılı kanun yararına bozmaya atfen C.Başsavcılığından tebliğname ile daireye ihbar ve dava evrakı ile birlikte tevdii kılınmakla gereği düşünüldü:
Bursa 10. Asliye Ceza Mahkemesince sanığın yüzüne karşı tefhim edilen 19/04/2011 günlü Kararı, yasal süre geçtikten sonra 28/12/2011 tarihinde temyiz ettiğinden bahisle 2010/1232 Esas, 2011/494 Karar sayılı ve 29/12/2011 günlü ek Karar ile temyiz talebinin reddine karar verildiği, redde dair kararın 04/01/2012 günü cezaevinde tebliğ edilmesini müteakip İnfaz Koruma memurlarının dilekçedeki şerhlerine ve Bursa H Tipi Kapalı Ceza ve İnfaz Kurumu Müdürlüğünün 10/01/2012 tarihli üst yazısına göre 09/01/2012 günlü dilekçe ile yasada öngörülen bir haftalık süre içerisinde temyiz edildiği, sanığın dilekçesinin tarihini sehven 09/02/2012 olarak gösterdiği, açıklanan nedenlerle karar kesinleşmediği ve üzerinde temyiz incelemesi yapılması gerektiği için kanun yararına bozma yoluna başvurulamayacağı anlaşıldığından CMK'nın 309. maddesi uyarınca yerinde görülmeyen istemin REDDİNE, dosyanın mahalline gönderilmesi için Yargıtay C.Başsavcılığına TEVDİİNE, 23/05/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.