Yargıtay5. Ceza DairesiCeza Hukuku
Yargıtay 5. Ceza Dairesi E.2012/5378 K.2012/10735
Özet: (1) Uyuşmazlık, sanıkların nitelikli zimmet, zimmete sebebiyet vermek ve kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçlarından hüküm verilmesiyle ilgili temyiz davasıdır; (2) Mahkeme, zimmet suçundan beraet edilen sanıkları korurken, zimmete sebebiyet vermekten zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırma kararını bozmakta ve sahtecilik suçunun ayrıca mahkumiyetini kabul etmektedir.
MAHKEMESİ: Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ: Nitelikli zimmet, zimmete sebebiyet vermek, kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği
HÜKÜM: ... ve ...'in zimmete sebebiyet vermekten zamanaşımı nedeniyle davanın ortadan kaldırılmasına, ... ve ...'un zimmetten beraetlerine, ...'nın zimmet ve sahtecilikten, ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ...'nin sahtecilikten mahkümiyetlerine
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
Katılan vekilinin temyizinin sanıklar ..., ..., ... ve ... hakkında verilen ortadan kaldırma ve beraet hükümlerine yönelik olduğu gözetilerek yapılan inceleme;
Sanık ... hakkında zimmet suçundan verilen mahkümiyet kararının yapılan temyiz incelemesinde;
Sanığın lehine olduğu kabul edilen 5237 sayılı TCK'nın 212. maddesindeki “sahte resmi veya özel belgenin bir başka suçun işlenmesi sırasında kullanılması halinde, hem sahtecilik hem de ilgili suçtan dolayı ayrı ayrı cezaya hükmolunur” şeklindeki düzenleme ve dava konusu olayda suçun zimmetin açığa çıkmamasını sağlamaya yönelik sahte belgeler düzenlenerek işlenmesi nedeniyle mahkümiyete konu sahtecilik eylemleri dışındaki diğer eylemlerde de sahtecilik suçunun unsurlarının bulunup bulunmadığının karar yerinde tartışılması ve sahteciliğin varlığının kabulü halinde bu suçtan da ayrıca mahkümiyet hükmü kurularak, buna göre lehe yasanın belirlenmesi gerektiğinin düşünülmemesi ve taşıma bedeli ile İller Bankası kredisini zimmete geçirme eylemlerinin ... Milli Eğitim Müdürlüğünden ve İller Bankasından yapılan ödemeler sorularak, hibe edilen mazot ve Belediye kepçesinin satış bedelleri ile kiralık kepçeye yapılan ödemelere dair zimmet eylemlerinin de 3. kişilerin beyanlarına müracaatla belirlenmesi, bir başka anlatımla suçun zimmetin açığa çıkmamasını sağlamaya yönelik hileli davranışlarla işlenip daire dışı araştırmalarla ortaya çıkması nedeniyle, eylemin nitelikli zimmet suçunu oluşturduğu gözetilmeden basit zimmet kabul edilerek karar verilmesi ile suçun 5237 sayılı TCK'nın 53/1-a maddesindeki yetkinin kötüye kullanılması suretiyle işlenmesine rağmen, aynı Yasanın 53/5. madde ve fıkrası gereğince cezanın infazından sonra başlamak üzere, hükmolunan cezanın yarısından bir katına kadar bu hak ve yetkinin kullanılmasının yasaklanmasına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Suç tarihlerinde ... Beldesi Belediye Başkanı olarak görev yapan sanığın zincirleme zimmet suçunu işlediği, tüm dosya kapsamından anlaşılmakla delillerle iddia ve savunma duruşma gözönünde tutularak tahlil ve takdir edilmiş, sübutu kabul olunan fiilin unsurlarına uygun şekilde tavsif ve tatbikatı yapılmış bulunduğundan, sanık müdafiin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,
Sanıklar ... ve ... hakkında zimmet suçundan verilen beraet hükümlerinin yapılan temyiz incelemesinde;
Delilleri takdir ve gerekçesi gösterilmek suretiyle sanıklar hakkında verilen beraet hükümleri usul ve kanuna uygun olduğundan katılan vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA,
Sanıklar ... ve ... hakkında zimmete sebebiyet vermekten verilen ortadan kaldırma kararının yapılan temyiz incelemesinde:
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Sanıklar hakkında zimmete sebebiyet vermek suçuna ilişkin açılan kamu davalarının 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesi uyarınca zamanaşımı nedeniyle düşmesine karar verilmesi gerekirken, ortadan kaldırılmasına karar verilmesi,
Kanuna aykırı ve katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu cihet yeniden yargılamayı gerektirmediğinden CMUK'nın 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak hükümlerde yer alan "ortadan kaldırılmasına" ibaresinin çıkartılıp, yerine "düşmesine" yazılmak suretiyle hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında sahtecilik suçundan verilen mahkümiyet hükümlerinin yapılan temyiz incelemesinde;
Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında ... İl İdare Kurulu'nun 29/09/1998 tarihli Lüzumu Muhakeme kararı ile zimmet eyleminin ortaya çıkmaması amacıyla sahte ihale evrakları hazırladıklarından bahisle sahtecilik suçundan açılan kamu davasında; sanıkların işlediği iddia edilen 765 sayılı TCK'nın 339. maddesinde düzenlenen sahtecilik suçuna öngörülen cezanın üst sınırı itibariyle aynı Yasanın 102/3 ve 104/2. maddelerinde belirlenen on yıllık asli ve onbeş yıllık ilave dava zamanaşımına tabi olduğu, zamanaşımını kesen son işlem tarihi olan sanıkların sorgularının yapıldığı 26/06/2000 ve 05/07/2000 tarihlerinden itibaren mahkümiyet hükümlerinin verildiği 02/03/2011 gününe kadar on yıllık asli zamanaşımı süresinin dolduğu bu itibarla sanıklar hakkında açılan davaların zamanaşımı nedeniyle düşürülmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı biçimde mahkümiyet hükümleri tesis edilmesinin kanuna aykırı olduğu anlaşılmakla, temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden 5237 sayılı TCK'nın 7/2 ile 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddeleri de gözetilmek suretiyle hükümlerin CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Yasanın 322 ve 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddeleri uyarınca sanıklar haklarında açılan kamu davalarının zamanaşımı sebebiyle DÜŞÜRÜLMESİNE,
Sanıklar ..., ... ve ... hakkında sahtecilik suçundan verilen mahkümiyet hükümlerinin yapılan temyiz incelemesinde ise;
Sanıklar ... ve ... hakkında 12/02/2009 tarihli iddianame ile ... Milli Eğitim Müdürlüğü'nün taşıma ihalesini alan ... Belediyesine taşıma bedeli olarak verilen paranın zimmete geçirilmesi eyleminin ortaya çıkmaması amacıyla sahte ihale evrakları hazırladıklarından bahisle kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçundan açılan kamu davasında; sanıklar müdafiileri tarafından zamanaşımı süresinin dolduğunun temyiz davasına konu edilmesi nedeniyle öncelikle zamanaşımı süresi yönünden yapılan incelemede; sanıklar hakkında suç tarihinde yürürlükte bulunan 765 sayılı TCK'nın 102, 104, 106. maddeleri ile 5237 sayılı TCK'nın 66 ve 67. maddelerinin karşılaştırılmasında, somut olaydaki zamanaşımını kesen sebeplerin her iki yasada da mevcut olması karşısında, 765 sayılı TCK'da öngörülen zamanaşımı süresine nazaran anılan yasanın sanıkların lehlerine olduğu ve uygulanması gerekeceği anlaşılmakla, TCK'nın 339. maddesinde düzenlenen sahtecilik suçuna öngörülen cezanın üst sınırı itibariyle aynı Yasanın 102/3 ve 104/2. maddelerinde belirlenen on yıllık asli ve onbeş yıllık ilave dava zamanaşımına tabi olduğu, TCK'nın 104. maddesindeki "Hukuku amme davasının müruru zamanı, mahkumiyet hükmü, yakalama, tevkif, celb veya ihzar müzekkereleri, adli makamlar huzurunda maznunun sorguya çekilmesi, maznun hakkında son tahkikatın açılmasına dair olan karar veya C. müddeiumumisi tarafından mahkemeye yazılan iddianame ile kesilir. Bu halde müruru zaman, kesilme gününden itibaren yeniden işlemeğe başlar" hükmü ile 106. maddesindeki "Bir suçtan dolayı yapılan ve müruru zamanı kesen muameleler o suçlarda her ne suretle olursa olsun iştiraki olup da aleyhlerinde takibat veya tahkikat yapılmamış olan kimseler hakkında dahi müruru zamanı keser" hükümleri dikkate alınarak somut olay değerlendirildiğinde; sanıklar ... ve ... ile birlikte iştirak halinde 25/02/1998 tarihli yazı ve ekindeki sahte ihale evraklarını hazırladıkları iddia edilen sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında ... İl İdare Kurulu'nun 29/09/1998 tarihli iddianame yerine geçen Lüzumu Muhakeme kararı ile dava açıldığı halde, sanıklar ... ve ... hakkında takibat ve tahkikat yapılmadığı gözetildiğinde, haklarında ... İl İdare Kurulu'nun 29/09/1998 tarihli Lüzumu Muhakeme kararı ile dava açılan diğer dokuz sanık hakkındaki zamanaşımını kesen işlemlerin TCK'nın 106. maddesine göre sanıklar ... ve ...'nın işledikleri iddia edilen ancak takibat ve tahkikata konu yapılmayan sahtecilik suçunun zamanaşımı süresine sirayetinin söz konusu olacağı, sanıklar ... ve ... hakkında 27/02/2007 tarihinde düzenlenen fakat iade edildiği için hukuken geçerlilik kazanmayan iddianamenin zamanaşımını kesmeyeceği, bir başka ifade ile ancak kabul edilmesi koşuluyla iddianamenin düzenlendiği tarihte zamanaşımının kesileceği kabul edilerek, 25/02/1998 suç tarihli sahtecilik eyleminde zamanaşımını kesen muameleler incelendiğinde, ... İl İdare Kurulu'nun diğer dokuz sanık hakkındaki Lüzumu Muhakeme kararı tarihi olan 29/09/1998'de, diğer dokuz sanığın ilk sorgularının yapıldığı 26/06/2000, 05/07/2000 ve 14/04/2001 tarihlerinde, sanıklar ... ve ... hakkında düzenlenen ve kabul edilerek geçerlilik kazanan iddianamenin düzenlendiği 12/02/2009 tarihinde ve son olarak sanıklar hakkında mahkümiyet kararı verildiği 02/03/2011 tarihinde zamanaşımı süresinin kesileceği ve yeniden işlemeye başlayacağı ayrıca suç tarihinden itibaren işleyecek olan onbeş yıllık eklemeli zamanaşımı süresinin de dolmadığı anlaşılmakla; sanıklar ... ve ...'nin iştirak halinde kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçunu işlediklerinin iddia edilmesi karşısında, 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun hükümleri uyarınca yetkili merciden soruşturma izni alındıktan sonra dava açılması gerektiği gözetilmeden, genel hükümlere göre açılan davaya devamla yazılı şekilde hüküm kurulması,
Suç tarihinde ... Belde Belediye Başkanlığında zabıta memuru olarak görev yapan sanık ... hakkında ... İl İdare Kurulu'nun 29/09/1998 tarihli Lüzumu Muhakeme kararı ile zimmet eyleminin ortaya çıkmaması amacıyla sahte ihale evrakları hazırladığından bahisle TCK'nın 339. maddesi gereğince yargılanması talebiyle açılan davada sanığın kontrolöre verdiği ilk ifadesinde söz konusu belgeyi amirlerinin korkutma ve tehditleri sonucu hazırlayıp imzaladığını savunması ve kabul edilen oluş karşısında TCK'nın 28. maddesinin sanık hakkında uygulanıp uygulanmayacağının karar yerinde tartışılması gerektiği gözetilmeden eksik değerlendirmeyle yazılı şekilde hüküm kurulması, Kanuna aykırı, sanıklar müdafiilerin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükümlerin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 01/11/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
SUÇ: Nitelikli zimmet, zimmete sebebiyet vermek, kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği
HÜKÜM: ... ve ...'in zimmete sebebiyet vermekten zamanaşımı nedeniyle davanın ortadan kaldırılmasına, ... ve ...'un zimmetten beraetlerine, ...'nın zimmet ve sahtecilikten, ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ...'nin sahtecilikten mahkümiyetlerine
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
Katılan vekilinin temyizinin sanıklar ..., ..., ... ve ... hakkında verilen ortadan kaldırma ve beraet hükümlerine yönelik olduğu gözetilerek yapılan inceleme;
Sanık ... hakkında zimmet suçundan verilen mahkümiyet kararının yapılan temyiz incelemesinde;
Sanığın lehine olduğu kabul edilen 5237 sayılı TCK'nın 212. maddesindeki “sahte resmi veya özel belgenin bir başka suçun işlenmesi sırasında kullanılması halinde, hem sahtecilik hem de ilgili suçtan dolayı ayrı ayrı cezaya hükmolunur” şeklindeki düzenleme ve dava konusu olayda suçun zimmetin açığa çıkmamasını sağlamaya yönelik sahte belgeler düzenlenerek işlenmesi nedeniyle mahkümiyete konu sahtecilik eylemleri dışındaki diğer eylemlerde de sahtecilik suçunun unsurlarının bulunup bulunmadığının karar yerinde tartışılması ve sahteciliğin varlığının kabulü halinde bu suçtan da ayrıca mahkümiyet hükmü kurularak, buna göre lehe yasanın belirlenmesi gerektiğinin düşünülmemesi ve taşıma bedeli ile İller Bankası kredisini zimmete geçirme eylemlerinin ... Milli Eğitim Müdürlüğünden ve İller Bankasından yapılan ödemeler sorularak, hibe edilen mazot ve Belediye kepçesinin satış bedelleri ile kiralık kepçeye yapılan ödemelere dair zimmet eylemlerinin de 3. kişilerin beyanlarına müracaatla belirlenmesi, bir başka anlatımla suçun zimmetin açığa çıkmamasını sağlamaya yönelik hileli davranışlarla işlenip daire dışı araştırmalarla ortaya çıkması nedeniyle, eylemin nitelikli zimmet suçunu oluşturduğu gözetilmeden basit zimmet kabul edilerek karar verilmesi ile suçun 5237 sayılı TCK'nın 53/1-a maddesindeki yetkinin kötüye kullanılması suretiyle işlenmesine rağmen, aynı Yasanın 53/5. madde ve fıkrası gereğince cezanın infazından sonra başlamak üzere, hükmolunan cezanın yarısından bir katına kadar bu hak ve yetkinin kullanılmasının yasaklanmasına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Suç tarihlerinde ... Beldesi Belediye Başkanı olarak görev yapan sanığın zincirleme zimmet suçunu işlediği, tüm dosya kapsamından anlaşılmakla delillerle iddia ve savunma duruşma gözönünde tutularak tahlil ve takdir edilmiş, sübutu kabul olunan fiilin unsurlarına uygun şekilde tavsif ve tatbikatı yapılmış bulunduğundan, sanık müdafiin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,
Sanıklar ... ve ... hakkında zimmet suçundan verilen beraet hükümlerinin yapılan temyiz incelemesinde;
Delilleri takdir ve gerekçesi gösterilmek suretiyle sanıklar hakkında verilen beraet hükümleri usul ve kanuna uygun olduğundan katılan vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA,
Sanıklar ... ve ... hakkında zimmete sebebiyet vermekten verilen ortadan kaldırma kararının yapılan temyiz incelemesinde:
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Sanıklar hakkında zimmete sebebiyet vermek suçuna ilişkin açılan kamu davalarının 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesi uyarınca zamanaşımı nedeniyle düşmesine karar verilmesi gerekirken, ortadan kaldırılmasına karar verilmesi,
Kanuna aykırı ve katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu cihet yeniden yargılamayı gerektirmediğinden CMUK'nın 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak hükümlerde yer alan "ortadan kaldırılmasına" ibaresinin çıkartılıp, yerine "düşmesine" yazılmak suretiyle hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında sahtecilik suçundan verilen mahkümiyet hükümlerinin yapılan temyiz incelemesinde;
Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında ... İl İdare Kurulu'nun 29/09/1998 tarihli Lüzumu Muhakeme kararı ile zimmet eyleminin ortaya çıkmaması amacıyla sahte ihale evrakları hazırladıklarından bahisle sahtecilik suçundan açılan kamu davasında; sanıkların işlediği iddia edilen 765 sayılı TCK'nın 339. maddesinde düzenlenen sahtecilik suçuna öngörülen cezanın üst sınırı itibariyle aynı Yasanın 102/3 ve 104/2. maddelerinde belirlenen on yıllık asli ve onbeş yıllık ilave dava zamanaşımına tabi olduğu, zamanaşımını kesen son işlem tarihi olan sanıkların sorgularının yapıldığı 26/06/2000 ve 05/07/2000 tarihlerinden itibaren mahkümiyet hükümlerinin verildiği 02/03/2011 gününe kadar on yıllık asli zamanaşımı süresinin dolduğu bu itibarla sanıklar hakkında açılan davaların zamanaşımı nedeniyle düşürülmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı biçimde mahkümiyet hükümleri tesis edilmesinin kanuna aykırı olduğu anlaşılmakla, temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden 5237 sayılı TCK'nın 7/2 ile 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddeleri de gözetilmek suretiyle hükümlerin CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Yasanın 322 ve 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddeleri uyarınca sanıklar haklarında açılan kamu davalarının zamanaşımı sebebiyle DÜŞÜRÜLMESİNE,
Sanıklar ..., ... ve ... hakkında sahtecilik suçundan verilen mahkümiyet hükümlerinin yapılan temyiz incelemesinde ise;
Sanıklar ... ve ... hakkında 12/02/2009 tarihli iddianame ile ... Milli Eğitim Müdürlüğü'nün taşıma ihalesini alan ... Belediyesine taşıma bedeli olarak verilen paranın zimmete geçirilmesi eyleminin ortaya çıkmaması amacıyla sahte ihale evrakları hazırladıklarından bahisle kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçundan açılan kamu davasında; sanıklar müdafiileri tarafından zamanaşımı süresinin dolduğunun temyiz davasına konu edilmesi nedeniyle öncelikle zamanaşımı süresi yönünden yapılan incelemede; sanıklar hakkında suç tarihinde yürürlükte bulunan 765 sayılı TCK'nın 102, 104, 106. maddeleri ile 5237 sayılı TCK'nın 66 ve 67. maddelerinin karşılaştırılmasında, somut olaydaki zamanaşımını kesen sebeplerin her iki yasada da mevcut olması karşısında, 765 sayılı TCK'da öngörülen zamanaşımı süresine nazaran anılan yasanın sanıkların lehlerine olduğu ve uygulanması gerekeceği anlaşılmakla, TCK'nın 339. maddesinde düzenlenen sahtecilik suçuna öngörülen cezanın üst sınırı itibariyle aynı Yasanın 102/3 ve 104/2. maddelerinde belirlenen on yıllık asli ve onbeş yıllık ilave dava zamanaşımına tabi olduğu, TCK'nın 104. maddesindeki "Hukuku amme davasının müruru zamanı, mahkumiyet hükmü, yakalama, tevkif, celb veya ihzar müzekkereleri, adli makamlar huzurunda maznunun sorguya çekilmesi, maznun hakkında son tahkikatın açılmasına dair olan karar veya C. müddeiumumisi tarafından mahkemeye yazılan iddianame ile kesilir. Bu halde müruru zaman, kesilme gününden itibaren yeniden işlemeğe başlar" hükmü ile 106. maddesindeki "Bir suçtan dolayı yapılan ve müruru zamanı kesen muameleler o suçlarda her ne suretle olursa olsun iştiraki olup da aleyhlerinde takibat veya tahkikat yapılmamış olan kimseler hakkında dahi müruru zamanı keser" hükümleri dikkate alınarak somut olay değerlendirildiğinde; sanıklar ... ve ... ile birlikte iştirak halinde 25/02/1998 tarihli yazı ve ekindeki sahte ihale evraklarını hazırladıkları iddia edilen sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında ... İl İdare Kurulu'nun 29/09/1998 tarihli iddianame yerine geçen Lüzumu Muhakeme kararı ile dava açıldığı halde, sanıklar ... ve ... hakkında takibat ve tahkikat yapılmadığı gözetildiğinde, haklarında ... İl İdare Kurulu'nun 29/09/1998 tarihli Lüzumu Muhakeme kararı ile dava açılan diğer dokuz sanık hakkındaki zamanaşımını kesen işlemlerin TCK'nın 106. maddesine göre sanıklar ... ve ...'nın işledikleri iddia edilen ancak takibat ve tahkikata konu yapılmayan sahtecilik suçunun zamanaşımı süresine sirayetinin söz konusu olacağı, sanıklar ... ve ... hakkında 27/02/2007 tarihinde düzenlenen fakat iade edildiği için hukuken geçerlilik kazanmayan iddianamenin zamanaşımını kesmeyeceği, bir başka ifade ile ancak kabul edilmesi koşuluyla iddianamenin düzenlendiği tarihte zamanaşımının kesileceği kabul edilerek, 25/02/1998 suç tarihli sahtecilik eyleminde zamanaşımını kesen muameleler incelendiğinde, ... İl İdare Kurulu'nun diğer dokuz sanık hakkındaki Lüzumu Muhakeme kararı tarihi olan 29/09/1998'de, diğer dokuz sanığın ilk sorgularının yapıldığı 26/06/2000, 05/07/2000 ve 14/04/2001 tarihlerinde, sanıklar ... ve ... hakkında düzenlenen ve kabul edilerek geçerlilik kazanan iddianamenin düzenlendiği 12/02/2009 tarihinde ve son olarak sanıklar hakkında mahkümiyet kararı verildiği 02/03/2011 tarihinde zamanaşımı süresinin kesileceği ve yeniden işlemeye başlayacağı ayrıca suç tarihinden itibaren işleyecek olan onbeş yıllık eklemeli zamanaşımı süresinin de dolmadığı anlaşılmakla; sanıklar ... ve ...'nin iştirak halinde kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçunu işlediklerinin iddia edilmesi karşısında, 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun hükümleri uyarınca yetkili merciden soruşturma izni alındıktan sonra dava açılması gerektiği gözetilmeden, genel hükümlere göre açılan davaya devamla yazılı şekilde hüküm kurulması,
Suç tarihinde ... Belde Belediye Başkanlığında zabıta memuru olarak görev yapan sanık ... hakkında ... İl İdare Kurulu'nun 29/09/1998 tarihli Lüzumu Muhakeme kararı ile zimmet eyleminin ortaya çıkmaması amacıyla sahte ihale evrakları hazırladığından bahisle TCK'nın 339. maddesi gereğince yargılanması talebiyle açılan davada sanığın kontrolöre verdiği ilk ifadesinde söz konusu belgeyi amirlerinin korkutma ve tehditleri sonucu hazırlayıp imzaladığını savunması ve kabul edilen oluş karşısında TCK'nın 28. maddesinin sanık hakkında uygulanıp uygulanmayacağının karar yerinde tartışılması gerektiği gözetilmeden eksik değerlendirmeyle yazılı şekilde hüküm kurulması, Kanuna aykırı, sanıklar müdafiilerin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükümlerin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 01/11/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.