Yargıtay5. Ceza DairesiCeza Hukuku
Yargıtay 5. Ceza Dairesi E.2012/5376 K.2012/9702
**MAHKEMESİ:**Ağır Ceza Mahkemesi
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelendi;
YCGK'nın 07/11/2006 gün ve 2006/213-229 sayılı Kararında ayrıntısı açıklandığı üzere; CMK'nın 34/2, 231/2 ve 232/6. maddeleri gereğince kararda başvurulacak yasa yolu, süresi, mercii ve başvuru şeklinin açıkça gösterilmesi gerektiği, aksi halde aynı Kanunun 40. maddesi uyarınca eski hale getirme nedenlerinin oluşacağı, 28/04/2009 günlü kararda ise, ... temsilcisinin yüzüne karşı verilmekle birlikte hükmün temyiz başvuru süresinin tefhim ve tebliğden itibaren demek suretiyle hangi andan itibaren başlayacağının açıkça gösterilmediği ve böylece anılan hükümlere aykırı davranıldığı, bu itibarla katılan ... Genel Müdürlüğü vekilinin 29/06/2009 tarihli temyiz isteminin süresinde olduğu, yine, sanıklardan ... hakkında verilen kararın ve bu karara karşı yapılan temyiz başvurusunun reddine dair ek kararın, adı geçen sanığın mahkemede verdiği savunması öncesinde beyan edilen en son adresine olmak üzere Tebligat Kanunun 35. maddesine göre tebliğ edilmiş olduğu, fakat, dosya arasında bulunan ve ne konuda tebligat yapıldığı hususunun yazılı olmadığı tebligat parçalarından asıl kararın ve ek kararın tebligata eklenmemiş olduğu, asıl kararın sonradan dosyada beyan edilmemiş bir başka adrese usulsüz tebliğ edilmiş olmasının da sonucu değiştirmeyeceği, dolayısıyla, sanık ... açısından temyiz başvuru sürelerinin, öğrenme tarihinden (temyiz başvuru gününden) itibaren işleyeceği gözetilerek, sanık ...´ın asıl karara karşı yaptığı temyiz başvurusu ile sanık ... müdafiin temyizin reddine dair ek karara karşı yaptığı temyiz başvurusunun süresinde olduğu ve bu itibarla 24/02/2010 günlü temyizin reddine dair ek kararın da hukuken geçerliliğinin bulunmadığı anlaşılmakla, katılan ... Genel Müdürlüğü vekilinin ve sanık ... müdafiin ek karara karşı yaptığı temyiz taleplerinin reddini isteyen tebliğnamedeki görüşlere iştirak edilmemiş olup, sanık ... hakkında verilen temyiz isteminin reddine dair ek karar kaldırılarak, sanık ... müdafii ve katılan ... Genel Müdürlüğü vekilinin temyiz taleplerinin süresinde olduğuna ve ayrıca, sonuç ceza miktarlarına nazaran sanıklar ... ve ... müdafiilerinin, sanık ... ile müdafiin ve sanık ...´in, duruşmalı temyiz taleplerinin CMUK'nın 318. maddesi uyarınca reddiyle, incelemenin duruşmasız yapılmasına, sanıklar ..., ..., ... ve ...´ün haklarında verilen mahkümiyet kararlarına karşı temyize gelmedikleri de gözetilerek, incelemenin, mahkümiyet kararları yönünden temyize gelen bazı sanıklar ve müdafiileri ile sadece vekalet ücreti yönünden kararı temyiz eden katılan ... Genel Müdürlüğü vekili ve tüm sanıklar hakkında verilen beraet kararları yönünden kararı temyiz eden 3628 sayılı Kanunun 18 ve CMK'nın 260. maddeleri gereğince temyiz talebi kabul edilen Hazine vekilinin temyizlerine hasren yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
... C.Başsavcılığınca tanzim edilen 01/02/2001 tarihli iddianame içeriğine göre sanık ... hakkında ayrıca 765 sayılı TCK'nın 346. maddesinde tanımlanan resmi belgede sahtecilik suçundan ve ... C.Başsavcılığınca tanzim edilen 03/04/2001 tarihli iddianame içeriğine göre de, sanık ... hakkında 765 sayılı TCK'nın 65. maddesi yollaması ile aynı Kanunun 339. maddesinde tanımlanan resmi belgede sahtecilik suçundan, kamu davası açılmış ve bu suçlarla ilgili olarak adı geçen sanıklar hakkında hüküm kurulmamış ise de; dosyanın mahkemesince ele alınarak söz konusu suçlar açısından zamanaşımı süresince karar verilmesi mümkün görülmüştür.
Sanık ... hakkında rüşvet vermek suçundan kurulan mahkümiyet hükmünün incelenmesinde;
Sanık savunması ve diğer delillere göre, sanık ...'nun sahte diploma alabilmek için, 1997 yılı Temmuz ayında rüşvet verdiği anlaşılmış olup, buna göre, sanığa isnat olunan rüşvet vermek suçunun Kanunda öngörülen cezasının üst sınırı itibariyle 765 sayılı TCK'nın 102/3 ve 104/2. maddelerle belirlenen 15 yıllık ilave zamanaşımına tabi olduğu, suç tarihinden inceleme gününe kadar bu sürelerin gerçekleştiği anlaşıldığından hükmün 5237 sayılı TCK'nın 7/2. madde ile 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilmek suretiyle 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Yasanın 322/1 ve 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddeleri uyarınca davanın zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE,
Diğer sanıklar hakkındaki rüşvet almak, rüşvet vermek ve resmi belgede sahtecilik suçlarına ilişkin olarak suç tarihlerinin, suça konu sahte belgelerin tanzim tarihleri olduğu kabul edilerek yapılan incelemede;
Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan beraet hükümlerinin incelenmesinde;
Sanıkların üzerlerine atılı resmi belgede sahtecilik suçuna ilişkin 765 sayılı TCK'nın 339. maddesinde öngörülen cezanın miktarına göre aynı Yasanın 102/3 ve 102/4. maddelerinde on yıllık dava zamanaşımı süresinin öngörüldüğü, zamanaşımını kesen sorgu işlemleri ile inceleme tarihleri arasında bu sürenin gerçekleştiği anlaşıldığından, 1412 sayılı CMUK'nın 322/1 ve 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddeleri uyarınca davaların zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE,
Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan beraet hükümlerinin incelenmesinde;
Sanıklara isnat olunan resmi belgede sahtecilik suçlarının kanunda öngörülen cezasının üst sınırı itibariyle 765 sayılı TCK'nın 102/3 ve 104/2. maddelerle belirlenen 15 yıllık ilave zamanaşımına tabi olduğu, suç tarihleri ile inceleme günü arasında bu sürelerin gerçekleştiği anlaşıldığından hükümlerin 5237 sayılı TCK'nın 7/2. madde ile 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilmek suretiyle 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Yasanın 322/1 ve 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddeleri uyarınca davaların zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE,
Sanık ... hakkında rüşvet vermek suçundan kurulan beraet hükmünün incelenmesinde;
Sanığın üzerine atılı rüşvet vermek suçuna ilişkin 765 sayılı TCK'nın 213/1. maddesinde öngörülen cezanın miktarına göre aynı Yasanın 102/3 ve 102/4. maddelerinde
on yıllık dava zamanaşımı süresinin öngörüldüğü, zamanaşımını kesen sorgu işlemi ile inceleme tarihi arasında bu sürenin gerçekleştiği anlaşıldığından, 1412 sayılı CMUK'nın 322/1 ve 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddeleri uyarınca davanın zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE,
Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında rüşvet vermek suçundan kurulan mahkümiyet hükümlerinin incelenmesinde,
Sanıklara isnat olunan rüşvet vermek suçunun kanunda öngörülen cezasının üst sınırı itibariyle 765 sayılı TCK'nın 102/3 ve 104/2. maddelerle belirlenen 15 yıllık asli ve ilave zamanaşımına tabi olduğu, suç tarihleri ile inceleme günü arasında bu sürelerin gerçekleştiği anlaşıldığından hükümlerin 5237 sayılı TCK'nın 7/2. madde ile 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilmek suretiyle 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Yasanın 322/1 ve 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddeleri uyarınca davaların zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE,
Sanık ... hakkında rüşvet almak suçundan kurulan mahkümiyet hükmünün incelenmesinde,
Sanığa isnat olunan rüşvet almak suçunun kanunda öngörülen cezasının üst sınırı itibariyle 765 sayılı TCK'nın 102/3 ve 104/2. maddelerle belirlenen 15 yıllık asli ve ilave zamanaşımına tabi olduğu, suç tarihi ile inceleme günü arasında bu sürenin gerçekleştiği anlaşıldığından hükmün 5237 sayılı TCK'nın 7/2. madde ile 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilmek suretiyle 1412 sayılı CMUK´nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Yasanın 322/1 ve 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddeleri uyarınca kamu davasının zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE,
Sanık ... hakkında zincirleme resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan mahkümiyet hükmünün incelenmesinde,
Suça konu en son tarihli belgenin, sanıklardan ... adına düzenlenmiş 12/11/1997 tarihli diploma yerine kaim çıkma ibareli belge olduğu da gözetilerek, sanığın suç tarihlerinde ... Ticaret Lisesi müdürü olduğu ve görev yaptığı bu dönemde okulda herhangi bir öğrencilik kaydı bulunmayan birçok kişiye görev yaptığı okulun öğrencisi gibi sahte diploma veya çıkış belgesi düzenlediği anlaşılmakla,
Sanığın eylemi 765 sayılı TCK'nın 341/1 ve 80. maddelerinde tanımlanan resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturmakta olup, bunun yerine sanık hakkında TCK'nın 339/1 ve 80. maddelerinde tanımlanan resmi belgede sahtecilik suçundan mahkümiyet kararı verilmiş ise de, 765 sayılı TCK'nın 339/1 ve 341/1. maddelerindeki cezaların alt sınırlarının aynı olup, sanık hakkında alt sınırından uzaklaşılmaksızın ceza tayin edilmiş olması nedeniyle, sonuca etkili görülmediğinden, bu husus bozma nedeni yapılmamıştır.
Delillerle iddia ve savunma, duruşma gözününde tutularak tahlil ve takdir edilmiş sübutu kabul olunan fiilin unsurlarına uygun şekilde tavsif ve tatbikatı yapılmış bulunduğundan yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün tebliğname gibi ONANMASINA,
Sanıklar ... ve ... hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan beraet hükümlerinin incelenmesinde,
Sanık ...´nun, sanık ...´in iştirakiyle, sanık ...´dan ... Ticaret Lisesinden mezun olmuş gibi, 12/11/1997 tarihli diploma yerine kaim çıkma ibareli belgeyi aldığı, böylece sanık ...´nun resmi belgede sahteciliğe azmettirme suçunu, sanık ...´in ise, birçok kişinin sahte diploma alması hususunda sanık ...´ı azmettirerek zincirleme resmi belgede sahtecilik suçunu işlediği anlaşıldığından, adı geçen sanıkların müsnet suçtan mahkümiyetleri yerine yazılı şekilde beraetlerine karar verilmesi,
Kanuna aykırı, katılan ... Hazinesi vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de nazara alınmak suretiyle CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 02/10/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelendi;
YCGK'nın 07/11/2006 gün ve 2006/213-229 sayılı Kararında ayrıntısı açıklandığı üzere; CMK'nın 34/2, 231/2 ve 232/6. maddeleri gereğince kararda başvurulacak yasa yolu, süresi, mercii ve başvuru şeklinin açıkça gösterilmesi gerektiği, aksi halde aynı Kanunun 40. maddesi uyarınca eski hale getirme nedenlerinin oluşacağı, 28/04/2009 günlü kararda ise, ... temsilcisinin yüzüne karşı verilmekle birlikte hükmün temyiz başvuru süresinin tefhim ve tebliğden itibaren demek suretiyle hangi andan itibaren başlayacağının açıkça gösterilmediği ve böylece anılan hükümlere aykırı davranıldığı, bu itibarla katılan ... Genel Müdürlüğü vekilinin 29/06/2009 tarihli temyiz isteminin süresinde olduğu, yine, sanıklardan ... hakkında verilen kararın ve bu karara karşı yapılan temyiz başvurusunun reddine dair ek kararın, adı geçen sanığın mahkemede verdiği savunması öncesinde beyan edilen en son adresine olmak üzere Tebligat Kanunun 35. maddesine göre tebliğ edilmiş olduğu, fakat, dosya arasında bulunan ve ne konuda tebligat yapıldığı hususunun yazılı olmadığı tebligat parçalarından asıl kararın ve ek kararın tebligata eklenmemiş olduğu, asıl kararın sonradan dosyada beyan edilmemiş bir başka adrese usulsüz tebliğ edilmiş olmasının da sonucu değiştirmeyeceği, dolayısıyla, sanık ... açısından temyiz başvuru sürelerinin, öğrenme tarihinden (temyiz başvuru gününden) itibaren işleyeceği gözetilerek, sanık ...´ın asıl karara karşı yaptığı temyiz başvurusu ile sanık ... müdafiin temyizin reddine dair ek karara karşı yaptığı temyiz başvurusunun süresinde olduğu ve bu itibarla 24/02/2010 günlü temyizin reddine dair ek kararın da hukuken geçerliliğinin bulunmadığı anlaşılmakla, katılan ... Genel Müdürlüğü vekilinin ve sanık ... müdafiin ek karara karşı yaptığı temyiz taleplerinin reddini isteyen tebliğnamedeki görüşlere iştirak edilmemiş olup, sanık ... hakkında verilen temyiz isteminin reddine dair ek karar kaldırılarak, sanık ... müdafii ve katılan ... Genel Müdürlüğü vekilinin temyiz taleplerinin süresinde olduğuna ve ayrıca, sonuç ceza miktarlarına nazaran sanıklar ... ve ... müdafiilerinin, sanık ... ile müdafiin ve sanık ...´in, duruşmalı temyiz taleplerinin CMUK'nın 318. maddesi uyarınca reddiyle, incelemenin duruşmasız yapılmasına, sanıklar ..., ..., ... ve ...´ün haklarında verilen mahkümiyet kararlarına karşı temyize gelmedikleri de gözetilerek, incelemenin, mahkümiyet kararları yönünden temyize gelen bazı sanıklar ve müdafiileri ile sadece vekalet ücreti yönünden kararı temyiz eden katılan ... Genel Müdürlüğü vekili ve tüm sanıklar hakkında verilen beraet kararları yönünden kararı temyiz eden 3628 sayılı Kanunun 18 ve CMK'nın 260. maddeleri gereğince temyiz talebi kabul edilen Hazine vekilinin temyizlerine hasren yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
... C.Başsavcılığınca tanzim edilen 01/02/2001 tarihli iddianame içeriğine göre sanık ... hakkında ayrıca 765 sayılı TCK'nın 346. maddesinde tanımlanan resmi belgede sahtecilik suçundan ve ... C.Başsavcılığınca tanzim edilen 03/04/2001 tarihli iddianame içeriğine göre de, sanık ... hakkında 765 sayılı TCK'nın 65. maddesi yollaması ile aynı Kanunun 339. maddesinde tanımlanan resmi belgede sahtecilik suçundan, kamu davası açılmış ve bu suçlarla ilgili olarak adı geçen sanıklar hakkında hüküm kurulmamış ise de; dosyanın mahkemesince ele alınarak söz konusu suçlar açısından zamanaşımı süresince karar verilmesi mümkün görülmüştür.
Sanık ... hakkında rüşvet vermek suçundan kurulan mahkümiyet hükmünün incelenmesinde;
Sanık savunması ve diğer delillere göre, sanık ...'nun sahte diploma alabilmek için, 1997 yılı Temmuz ayında rüşvet verdiği anlaşılmış olup, buna göre, sanığa isnat olunan rüşvet vermek suçunun Kanunda öngörülen cezasının üst sınırı itibariyle 765 sayılı TCK'nın 102/3 ve 104/2. maddelerle belirlenen 15 yıllık ilave zamanaşımına tabi olduğu, suç tarihinden inceleme gününe kadar bu sürelerin gerçekleştiği anlaşıldığından hükmün 5237 sayılı TCK'nın 7/2. madde ile 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilmek suretiyle 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Yasanın 322/1 ve 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddeleri uyarınca davanın zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE,
Diğer sanıklar hakkındaki rüşvet almak, rüşvet vermek ve resmi belgede sahtecilik suçlarına ilişkin olarak suç tarihlerinin, suça konu sahte belgelerin tanzim tarihleri olduğu kabul edilerek yapılan incelemede;
Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan beraet hükümlerinin incelenmesinde;
Sanıkların üzerlerine atılı resmi belgede sahtecilik suçuna ilişkin 765 sayılı TCK'nın 339. maddesinde öngörülen cezanın miktarına göre aynı Yasanın 102/3 ve 102/4. maddelerinde on yıllık dava zamanaşımı süresinin öngörüldüğü, zamanaşımını kesen sorgu işlemleri ile inceleme tarihleri arasında bu sürenin gerçekleştiği anlaşıldığından, 1412 sayılı CMUK'nın 322/1 ve 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddeleri uyarınca davaların zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE,
Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan beraet hükümlerinin incelenmesinde;
Sanıklara isnat olunan resmi belgede sahtecilik suçlarının kanunda öngörülen cezasının üst sınırı itibariyle 765 sayılı TCK'nın 102/3 ve 104/2. maddelerle belirlenen 15 yıllık ilave zamanaşımına tabi olduğu, suç tarihleri ile inceleme günü arasında bu sürelerin gerçekleştiği anlaşıldığından hükümlerin 5237 sayılı TCK'nın 7/2. madde ile 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilmek suretiyle 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Yasanın 322/1 ve 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddeleri uyarınca davaların zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE,
Sanık ... hakkında rüşvet vermek suçundan kurulan beraet hükmünün incelenmesinde;
Sanığın üzerine atılı rüşvet vermek suçuna ilişkin 765 sayılı TCK'nın 213/1. maddesinde öngörülen cezanın miktarına göre aynı Yasanın 102/3 ve 102/4. maddelerinde
on yıllık dava zamanaşımı süresinin öngörüldüğü, zamanaşımını kesen sorgu işlemi ile inceleme tarihi arasında bu sürenin gerçekleştiği anlaşıldığından, 1412 sayılı CMUK'nın 322/1 ve 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddeleri uyarınca davanın zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE,
Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında rüşvet vermek suçundan kurulan mahkümiyet hükümlerinin incelenmesinde,
Sanıklara isnat olunan rüşvet vermek suçunun kanunda öngörülen cezasının üst sınırı itibariyle 765 sayılı TCK'nın 102/3 ve 104/2. maddelerle belirlenen 15 yıllık asli ve ilave zamanaşımına tabi olduğu, suç tarihleri ile inceleme günü arasında bu sürelerin gerçekleştiği anlaşıldığından hükümlerin 5237 sayılı TCK'nın 7/2. madde ile 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilmek suretiyle 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Yasanın 322/1 ve 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddeleri uyarınca davaların zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE,
Sanık ... hakkında rüşvet almak suçundan kurulan mahkümiyet hükmünün incelenmesinde,
Sanığa isnat olunan rüşvet almak suçunun kanunda öngörülen cezasının üst sınırı itibariyle 765 sayılı TCK'nın 102/3 ve 104/2. maddelerle belirlenen 15 yıllık asli ve ilave zamanaşımına tabi olduğu, suç tarihi ile inceleme günü arasında bu sürenin gerçekleştiği anlaşıldığından hükmün 5237 sayılı TCK'nın 7/2. madde ile 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilmek suretiyle 1412 sayılı CMUK´nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Yasanın 322/1 ve 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddeleri uyarınca kamu davasının zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE,
Sanık ... hakkında zincirleme resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan mahkümiyet hükmünün incelenmesinde,
Suça konu en son tarihli belgenin, sanıklardan ... adına düzenlenmiş 12/11/1997 tarihli diploma yerine kaim çıkma ibareli belge olduğu da gözetilerek, sanığın suç tarihlerinde ... Ticaret Lisesi müdürü olduğu ve görev yaptığı bu dönemde okulda herhangi bir öğrencilik kaydı bulunmayan birçok kişiye görev yaptığı okulun öğrencisi gibi sahte diploma veya çıkış belgesi düzenlediği anlaşılmakla,
Sanığın eylemi 765 sayılı TCK'nın 341/1 ve 80. maddelerinde tanımlanan resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturmakta olup, bunun yerine sanık hakkında TCK'nın 339/1 ve 80. maddelerinde tanımlanan resmi belgede sahtecilik suçundan mahkümiyet kararı verilmiş ise de, 765 sayılı TCK'nın 339/1 ve 341/1. maddelerindeki cezaların alt sınırlarının aynı olup, sanık hakkında alt sınırından uzaklaşılmaksızın ceza tayin edilmiş olması nedeniyle, sonuca etkili görülmediğinden, bu husus bozma nedeni yapılmamıştır.
Delillerle iddia ve savunma, duruşma gözününde tutularak tahlil ve takdir edilmiş sübutu kabul olunan fiilin unsurlarına uygun şekilde tavsif ve tatbikatı yapılmış bulunduğundan yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün tebliğname gibi ONANMASINA,
Sanıklar ... ve ... hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan beraet hükümlerinin incelenmesinde,
Sanık ...´nun, sanık ...´in iştirakiyle, sanık ...´dan ... Ticaret Lisesinden mezun olmuş gibi, 12/11/1997 tarihli diploma yerine kaim çıkma ibareli belgeyi aldığı, böylece sanık ...´nun resmi belgede sahteciliğe azmettirme suçunu, sanık ...´in ise, birçok kişinin sahte diploma alması hususunda sanık ...´ı azmettirerek zincirleme resmi belgede sahtecilik suçunu işlediği anlaşıldığından, adı geçen sanıkların müsnet suçtan mahkümiyetleri yerine yazılı şekilde beraetlerine karar verilmesi,
Kanuna aykırı, katılan ... Hazinesi vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de nazara alınmak suretiyle CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 02/10/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.