Yargıtay5. Ceza DairesiCeza Hukuku
Yargıtay 5. Ceza Dairesi E.2012/13052 K.2013/404
Ticari sır, bankacılık sırrı veya müşteri sırrı niteliğindeki bilgi veya belgelerin açıklanması suçundan şüpheli ... ... hakkında yapılan soruşturma evresi sonucunda, ... Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 26/12/2011 tarihli ve 2011/90643 soruşturma, 2011/44390 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddine ilişkin, İstanbul 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 09/04/2012 tarihli ve 2012/169 Değişik İş sayılı Kararının;
Dosya kapsamına göre, "...Soruşturma sonucu toplanan delil, bilgi ve belgelerden, soyut iddia dışında, şüphelinin yüklenen suçu işlediğini gösterir, dava açmaya yeter kanıt ve emare bulunamadığı..." gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 160. maddesinde yer alan "Cumhuriyet Savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hali öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar. Cumhuriyet Savcısı, maddi gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adli kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür." şeklindeki düzenleme karşısında, Cumhuriyet Savcısının soruşturma yapmak zorunda olduğu, bu bağlamda şikayetçi tarafın iddialarının dayanağı olan mail adresi ile mailin gönderildiği İP adresinin, yine mailin kaynağının ilgili yerlerden sorulup, şüpheli ile ilgisinin tespiti açısından bilirkişi incelemesi de dahil olmak üzere gerekli araştırma yapılarak sonucuna göre hareket edilmesi gerekirken, müştekinin yaptığı şikayet üzerine şüphelinin ifadesinin alınması dışında araştırma yapılmadığı, ortada 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununa uygun bir soruşturmanın bulunmadığı bir durumda, anılan Kanunun 160 ve diğer maddeleri uyarınca soruşturma yapılmasını sağlamak maksadıyla itirazın kabul edilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü ifadeli 27/09/2012 gün ve B.03.0.CİG.0.00.00.04-105-34-7666-2012/15174/ 54748 sayılı kanun yararına bozmaya atfen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile daireye ihbar ve dava evrakı ile birlikte tevdii kılınmakla gereği düşünüldü:
Dosya içeriğine nazaran kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname münderecatı yerinde olduğundan İstanbul 7. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 09/04/2012 gün ve 2012/169 Değişik İş sayılı Kararın 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesi uyarınca kanun yararına BOZULMASINA, dosyanın mahalline gönderilmesi için Yargıtay C.Başsavcılığına TEVDİİNE, 17/01/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Dosya kapsamına göre, "...Soruşturma sonucu toplanan delil, bilgi ve belgelerden, soyut iddia dışında, şüphelinin yüklenen suçu işlediğini gösterir, dava açmaya yeter kanıt ve emare bulunamadığı..." gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 160. maddesinde yer alan "Cumhuriyet Savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hali öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar. Cumhuriyet Savcısı, maddi gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adli kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür." şeklindeki düzenleme karşısında, Cumhuriyet Savcısının soruşturma yapmak zorunda olduğu, bu bağlamda şikayetçi tarafın iddialarının dayanağı olan mail adresi ile mailin gönderildiği İP adresinin, yine mailin kaynağının ilgili yerlerden sorulup, şüpheli ile ilgisinin tespiti açısından bilirkişi incelemesi de dahil olmak üzere gerekli araştırma yapılarak sonucuna göre hareket edilmesi gerekirken, müştekinin yaptığı şikayet üzerine şüphelinin ifadesinin alınması dışında araştırma yapılmadığı, ortada 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununa uygun bir soruşturmanın bulunmadığı bir durumda, anılan Kanunun 160 ve diğer maddeleri uyarınca soruşturma yapılmasını sağlamak maksadıyla itirazın kabul edilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü ifadeli 27/09/2012 gün ve B.03.0.CİG.0.00.00.04-105-34-7666-2012/15174/ 54748 sayılı kanun yararına bozmaya atfen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile daireye ihbar ve dava evrakı ile birlikte tevdii kılınmakla gereği düşünüldü:
Dosya içeriğine nazaran kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname münderecatı yerinde olduğundan İstanbul 7. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 09/04/2012 gün ve 2012/169 Değişik İş sayılı Kararın 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesi uyarınca kanun yararına BOZULMASINA, dosyanın mahalline gönderilmesi için Yargıtay C.Başsavcılığına TEVDİİNE, 17/01/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.