Yargıtay5. Ceza DairesiCeza Hukuku
Yargıtay 5. Ceza Dairesi E.2011/9980 K.2012/10303
**MAHKEMESİ:**Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Mühür bozma
**HÜKÜM:** Mahkümiyet
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
Sanığın oturduğu evin elektriğinin 10/03/2006 tarihinde kesilerek sayacın mühürlendiği, 19/07/2006 tarihinde yapılan kontrolde mühür bozulmak suretiyle elektriğin açıldığının tespiti üzerine yeniden mühürleme yapıldığı, bu kez 29/11/2007 tarihinde yapılan kontrolde tekrar mühür bozulmak suretiyle elektriğin açıldığının tespit edildiği, sanığın mühürleri bozduğunu kabul ettiğinin anlaşılması karşısında;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Sanığın her iki fiiline konu yerin aynı olduğu, her iki olayın tek iddianameye bağlandığı, fiilleri arasında hukuki kesintinin bulunmadığı, hukuki ve fiili bağlantının bulunduğu nazara alındığında, zincirleme suç niteliğinde kabulü ile hakkında TCK'nın 43. maddesinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,
Kabule göre de;
19/12/2006 tarihinde yürürlüğe giren 5560 sayılı Kanun ile TCK'nın 61. maddesine 9. fıkra olarak eklenen düzenlemeye göre, adli para cezasının seçimlik ceza olarak öngörüldüğü suçlarda, bu cezaya ilişkin gün biriminin alt sınırı, o suç tanımındaki hapis cezasının alt sınırından az, üst sınırı da hapis cezasının üst sınırından fazla olamayacak ise de bu düzenlemenin 19/12/2006 tarihinden itibaren işlenen suçlar için uygulanması olanaklı olup ilk mühür bozma suçunun tarihine göre hükmolunacak cezaya ilişkin gün biriminin alt sınırının 5 gün olduğu nazara alındığında, 19/07/2006 tarihli ilk fiil ile ilgili olarak bu husus değerlendirilmeden, adli sicil kaydı bulunmayan sanık hakkında neden hapis cezası yaptırımının iki ayrı kez tercih edildiğinin denetime olanak verecek bir şekilde gerekçeleri gösterilmek suretiyle açıklanmaması,
5271 sayılı CMK'nın 231/5. maddesinde düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının verilebilmesi için, aynı maddenin 6. fıkrasında zararın ödenmesi koşulu öngörülmüş ise de, bu koşulun aranabilmesi için suçun niteliği veya işleniş biçimine ve doğurduğu sonuçlarına göre ortada maddi bir zararın bulunmasının zorunlu olduğu, buna karşın mühür bozma suçunun kamu güvenine karşı suçlar arasında yer alıp, kamu idaresinin mühür koymaya yönelik iradesine karşı işlenmesi nedeniyle, mühür bozma eyleminin meydana getirdiği bir zarardan söz edilemeyeceği gözetilerek, daha önce işlediği kasıtlı bir suçtan mahkümiyeti bulunmayan sanığın kişilik özellikleri ve duruşmadaki tutum ve davranışları irdelenerek yeniden suç işleyip işlemeyeceği hususunda ulaşılacak kanaate göre, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının gerekip gerekmediğine karar verilmesi gerekirken, CMK'nın 231/6. maddesinde yer alan objektif ve subjektif koşullar değerlendirilmeksizin, "Sanığın katılan kurumun uğradığı zararını gidermemesi ve gerekli şartların oluşmaması" şeklindeki yasal olmayan gerekçe ile sanık hakkında 5271 sayılı CMK'nın 231/5. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesi,
Kanuna aykırı, sanığın temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 16/10/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
SUÇ : Mühür bozma
**HÜKÜM:** Mahkümiyet
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
Sanığın oturduğu evin elektriğinin 10/03/2006 tarihinde kesilerek sayacın mühürlendiği, 19/07/2006 tarihinde yapılan kontrolde mühür bozulmak suretiyle elektriğin açıldığının tespiti üzerine yeniden mühürleme yapıldığı, bu kez 29/11/2007 tarihinde yapılan kontrolde tekrar mühür bozulmak suretiyle elektriğin açıldığının tespit edildiği, sanığın mühürleri bozduğunu kabul ettiğinin anlaşılması karşısında;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Sanığın her iki fiiline konu yerin aynı olduğu, her iki olayın tek iddianameye bağlandığı, fiilleri arasında hukuki kesintinin bulunmadığı, hukuki ve fiili bağlantının bulunduğu nazara alındığında, zincirleme suç niteliğinde kabulü ile hakkında TCK'nın 43. maddesinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,
Kabule göre de;
19/12/2006 tarihinde yürürlüğe giren 5560 sayılı Kanun ile TCK'nın 61. maddesine 9. fıkra olarak eklenen düzenlemeye göre, adli para cezasının seçimlik ceza olarak öngörüldüğü suçlarda, bu cezaya ilişkin gün biriminin alt sınırı, o suç tanımındaki hapis cezasının alt sınırından az, üst sınırı da hapis cezasının üst sınırından fazla olamayacak ise de bu düzenlemenin 19/12/2006 tarihinden itibaren işlenen suçlar için uygulanması olanaklı olup ilk mühür bozma suçunun tarihine göre hükmolunacak cezaya ilişkin gün biriminin alt sınırının 5 gün olduğu nazara alındığında, 19/07/2006 tarihli ilk fiil ile ilgili olarak bu husus değerlendirilmeden, adli sicil kaydı bulunmayan sanık hakkında neden hapis cezası yaptırımının iki ayrı kez tercih edildiğinin denetime olanak verecek bir şekilde gerekçeleri gösterilmek suretiyle açıklanmaması,
5271 sayılı CMK'nın 231/5. maddesinde düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının verilebilmesi için, aynı maddenin 6. fıkrasında zararın ödenmesi koşulu öngörülmüş ise de, bu koşulun aranabilmesi için suçun niteliği veya işleniş biçimine ve doğurduğu sonuçlarına göre ortada maddi bir zararın bulunmasının zorunlu olduğu, buna karşın mühür bozma suçunun kamu güvenine karşı suçlar arasında yer alıp, kamu idaresinin mühür koymaya yönelik iradesine karşı işlenmesi nedeniyle, mühür bozma eyleminin meydana getirdiği bir zarardan söz edilemeyeceği gözetilerek, daha önce işlediği kasıtlı bir suçtan mahkümiyeti bulunmayan sanığın kişilik özellikleri ve duruşmadaki tutum ve davranışları irdelenerek yeniden suç işleyip işlemeyeceği hususunda ulaşılacak kanaate göre, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının gerekip gerekmediğine karar verilmesi gerekirken, CMK'nın 231/6. maddesinde yer alan objektif ve subjektif koşullar değerlendirilmeksizin, "Sanığın katılan kurumun uğradığı zararını gidermemesi ve gerekli şartların oluşmaması" şeklindeki yasal olmayan gerekçe ile sanık hakkında 5271 sayılı CMK'nın 231/5. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesi,
Kanuna aykırı, sanığın temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 16/10/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.