Yargıtay5. Ceza DairesiCeza Hukuku
Yargıtay 5. Ceza Dairesi E.2011/9560 K.2011/23849
Özet: Uyuşmazlık, sanığın mühür bozma suçundan hüküm giymesine ilişkin 19/06/2008 tarihli Kalkandere Asliye Ceza Mahkemesi kararı ve bu kararın Yargıtay tarafından incelenmesiyle ilgilidir; Mahkeme, usul hatalarını ve 5271 sayılı CYY’nin ilgili maddelerinin yanlış uygulanmasını tespit ederek, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına gerek olmadığını belirlemiş ve kararı bozarak sanığın temyiz hakkını kabul etmiştir.
Mühür bozma suçundan sanık ...'ın yapılan yargılanması sonunda; atılı suçtan mahkümiyetine dair, Kalkandere Asliye Ceza Mahkemesinden verilen 19/06/2008 gün ve 2008/21 Esas, 2008/49 Karar sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi sanık tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı Yargıtay C. Başsavcılığından tebliğname ve Yüksek 4. Ceza Dairesi'nden gönderme kararı ile Daireye verilmekle incelendi;
CGK.nun 07.11.2006 gün ve 2006/213-229 sayılı Kararında ayrıntısı açıklandığı üzere CMK.nun 34/2, 231/2 ve 232/6. maddeleri gereğince kararda başvurulacak yasa yolu, süresi, mercii ve başvuru şeklinin açıkça gösterilmesi gerektiği, aksi halde aynı Yasanın 40. maddesi uyarınca eski hale getirme nedenlerinin oluşacağı, 19/06/2008 günlü kararda ise bu husular belirtilmeyerek usul hükümlerine aykırı davranıldığı, bu itibarla sanığın 01.08.2008 günlü temyiz isteminin süresinde olduğunun kabulü ile işin esasının incelenmesine karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun Dairemizce de benimsenen 2010/4-71 Esas, 2010/76 sayılı Kararında da belirtildiği üzere; 1 Haziran 2005 tarihinden önceki mahkümiyetlerin adli sicilden silinme koşullarının oluşması durumunda, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının objektif koşullarının değerlendirilmesinde engel bir neden olarak kabul edilmeyeceğinin gözetilmemesi,
5271 sayılı CYY.nın 231/5. maddesinde düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının verilebilmesi için, aynı maddenin 6. fıkrasında zararın ödenmesi koşulu öngörülmüş ise de, bu koşulun aranabilmesi için suçun niteliği veya işleniş biçimine ve doğurduğu sonuçlarına göre ortada maddi bir zararın bulunmasının zorunlu bulunması, buna karşın mühür bozma suçunun devlete ve millete karşı suçlar arasında yer alıp, kamu idaresinin mühür koymaya yönelik iradesine karşı işlenmesi nedeniyle, mühür bozma eyleminin meydana getirdiği bir zarardan söz edilemeyeceği gözetilerek, daha önce işlediği kasıtlı bir suç bulunmayan sanığın kişilik özellikleri ve duruşmadaki tutum ve davranışları irdelenerek yeniden suç işleyip işlemeyeceği hususunda ulaşılacak kanaate göre, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının gerekip gerekmediğine karar verilmesi gerekirken, 231/6. maddedeki objektif ve subjektif koşullar değerlendirilmeksizin, dosya içeriğine uymayan "sanık hakkında hükmedilen cezanın, kamu zarar durumu" şeklindeki gerekçe ile sanık hakkında 5271 sayılı CMK.nun 231/5. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesi,
765 sayılı TCK ile 5237 sayılı TCK.nun karşılaştırılmasında, 5560 sayılı Kanun ile TCK.nun 61. maddesinde yapılan değişikliğin suç tarihinde yürürlükte olmadığının gözetilmemesi,
Kanuna aykırı, sanığın temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gözetilerek CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 18.11.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
CGK.nun 07.11.2006 gün ve 2006/213-229 sayılı Kararında ayrıntısı açıklandığı üzere CMK.nun 34/2, 231/2 ve 232/6. maddeleri gereğince kararda başvurulacak yasa yolu, süresi, mercii ve başvuru şeklinin açıkça gösterilmesi gerektiği, aksi halde aynı Yasanın 40. maddesi uyarınca eski hale getirme nedenlerinin oluşacağı, 19/06/2008 günlü kararda ise bu husular belirtilmeyerek usul hükümlerine aykırı davranıldığı, bu itibarla sanığın 01.08.2008 günlü temyiz isteminin süresinde olduğunun kabulü ile işin esasının incelenmesine karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun Dairemizce de benimsenen 2010/4-71 Esas, 2010/76 sayılı Kararında da belirtildiği üzere; 1 Haziran 2005 tarihinden önceki mahkümiyetlerin adli sicilden silinme koşullarının oluşması durumunda, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının objektif koşullarının değerlendirilmesinde engel bir neden olarak kabul edilmeyeceğinin gözetilmemesi,
5271 sayılı CYY.nın 231/5. maddesinde düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının verilebilmesi için, aynı maddenin 6. fıkrasında zararın ödenmesi koşulu öngörülmüş ise de, bu koşulun aranabilmesi için suçun niteliği veya işleniş biçimine ve doğurduğu sonuçlarına göre ortada maddi bir zararın bulunmasının zorunlu bulunması, buna karşın mühür bozma suçunun devlete ve millete karşı suçlar arasında yer alıp, kamu idaresinin mühür koymaya yönelik iradesine karşı işlenmesi nedeniyle, mühür bozma eyleminin meydana getirdiği bir zarardan söz edilemeyeceği gözetilerek, daha önce işlediği kasıtlı bir suç bulunmayan sanığın kişilik özellikleri ve duruşmadaki tutum ve davranışları irdelenerek yeniden suç işleyip işlemeyeceği hususunda ulaşılacak kanaate göre, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının gerekip gerekmediğine karar verilmesi gerekirken, 231/6. maddedeki objektif ve subjektif koşullar değerlendirilmeksizin, dosya içeriğine uymayan "sanık hakkında hükmedilen cezanın, kamu zarar durumu" şeklindeki gerekçe ile sanık hakkında 5271 sayılı CMK.nun 231/5. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesi,
765 sayılı TCK ile 5237 sayılı TCK.nun karşılaştırılmasında, 5560 sayılı Kanun ile TCK.nun 61. maddesinde yapılan değişikliğin suç tarihinde yürürlükte olmadığının gözetilmemesi,
Kanuna aykırı, sanığın temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gözetilerek CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 18.11.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.