Yargıtay5. Ceza DairesiCeza Hukuku
Yargıtay 5. Ceza Dairesi E.2011/8371 K.2011/21653
Özet: Uyuşmazlık, sanığın mühr fekki suçundan mahkumiyetine ilişkin cezanın yargıtayca incelenmesi ve adli para cezasının yanlış hesaplanması iddialarıdır; Mahkeme, 05.10.2011 tarihinde oybirliğiyle kararla, sanığın temyiz itirazlarını kabul ederek kararını bozmuştur.
Mühür fekki suçundan sanık ...’nın yapılan yargılanması sonunda; atılı suçtan mahkümiyetine dair, Bolu 2. Asliye Ceza Mahkemesinden verilen 05.03.2007 gün ve 2005/546 Esas, 2007/39 Karar sayılı hükmün süresi içinde Yargıtay’ca incelenmesi sanık tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı Yargıtay C.Başsavcılığından tebliğname ve Yüksek 4. Ceza Dairesi'nden gönderme kararı ile daireye verilmekle incelenerek gereği düşünüldü:
Sanığın adli sicil kaydına göre silinme koşulları gerçekleşmemiş mahkümiyeti olduğundan, CMK.nun 231. maddesinde düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin düzenlemenin uygulanıp uygulanmayacağının değerlendirilmesinde zorunluluk bulunduğu yönünde bozma isteyen tebliğnamedeki düşünceye iştirak edilmemiş, yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 13.12.2005 gün ve 2005/8-155 Esas, 2005/164 sayılı Kararında açıklandığı üzere, 01.01.2005 ila 31.05.2005 tarihleri arasında temel adli para cezasının alt sınırının 5252 sayılı Kanunun 5/2. maddesi uyarınca 450 TL. olarak hesaplanması gerektiği gözetilmeden fazla ceza tayini,
5237 sayılı TCK.nun 61/9. maddesinde belirtilen “adli para cezasının seçimlik ceza olarak öngörüldüğü suçlarda bu cezaya ilişkin gün biriminin alt sınırı, o suç tanımındaki hapis cezasının alt sınırından az, üst sınırı da, hapis cezasının üst sınırından fazla olamaz”, şeklindeki düzenlemenin 19.12.2006 tarihinde 5560 sayılı Kanunla yürürlüğe girdiği, bu tarihten önceki seçimlik cezalarda temel adli para cezasının alt sınırının 5237 sayılı TCK.nun 52/2. maddesi uyarınca 5 gün olduğu nazara alındığında seçimlik cezalardan adli para cezasının tercih edilmesi halinde 5237 sayılı Yasanın sanık lehine olacağının gözetilmemesi,
Kanuna aykırı, sanığın temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 05.10.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Sanığın adli sicil kaydına göre silinme koşulları gerçekleşmemiş mahkümiyeti olduğundan, CMK.nun 231. maddesinde düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin düzenlemenin uygulanıp uygulanmayacağının değerlendirilmesinde zorunluluk bulunduğu yönünde bozma isteyen tebliğnamedeki düşünceye iştirak edilmemiş, yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 13.12.2005 gün ve 2005/8-155 Esas, 2005/164 sayılı Kararında açıklandığı üzere, 01.01.2005 ila 31.05.2005 tarihleri arasında temel adli para cezasının alt sınırının 5252 sayılı Kanunun 5/2. maddesi uyarınca 450 TL. olarak hesaplanması gerektiği gözetilmeden fazla ceza tayini,
5237 sayılı TCK.nun 61/9. maddesinde belirtilen “adli para cezasının seçimlik ceza olarak öngörüldüğü suçlarda bu cezaya ilişkin gün biriminin alt sınırı, o suç tanımındaki hapis cezasının alt sınırından az, üst sınırı da, hapis cezasının üst sınırından fazla olamaz”, şeklindeki düzenlemenin 19.12.2006 tarihinde 5560 sayılı Kanunla yürürlüğe girdiği, bu tarihten önceki seçimlik cezalarda temel adli para cezasının alt sınırının 5237 sayılı TCK.nun 52/2. maddesi uyarınca 5 gün olduğu nazara alındığında seçimlik cezalardan adli para cezasının tercih edilmesi halinde 5237 sayılı Yasanın sanık lehine olacağının gözetilmemesi,
Kanuna aykırı, sanığın temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 05.10.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.